Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın Evliliği

tarafından yazıldı

Miladi 609 yılında Mekke’de dünyaya gelen Hz. Fâtıma (rah) Hz. Peygamber’in (sav) en küçük kızıdır. Lakabı “beyaz, parlak ve aydınlık yüzlü kadın” anlamında Zehra olmakla beraber, kendisi “iffetli ve namuslu kadın” anlamındaki Betül ismiyle de tanınmıştır.

Hazret-i Fâtıma’ya daha önce Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer gibi Kureyş eşrâfından birçok kimse tâlip olmuş, Resûlullâh:

“Ben onun hakkında ilâhî hükmü bekliyorum.” buyurmuştu.

Bu sebeple Hazret-i Ali, akrabalarının teşviklerine rağmen böyle bir şeye cesaret edemiyordu. Bir müddet sonra yakınlarının da ısrarı ile Resulullah’ın huzuruna çıktı.

Hz. Muhammed (s.a.v) birkaç talibi geri çevirdikten sonra Ali b. Ebi Talib’in (a.s) Hz. Fatıma (s.a) ile evlilik isteğini kabul ederek, bu yüce evliliğin Allah’ın emri üzerine gerçekleştiğini ve Hz. Fatıma’yı Ali’yle Allah’ın evlendirdiğini açıkladı.

İslam peygamberi (s.a.v) Bilal Habeşi’yi yanına çağırarak şöyle buyurdu:

“Kızım ve amcamın oğlunun düğünüdür. Benim ümmetimin sünnetlerinden birinin düğünlerde velime vermek olmasını severim. Şimdi Ensar ve Muhacirleri davet etmem için git ve bir koyun ve beş müd arpa al.”

Evlilik hicretten beş ay sonra Receb ayında gerçekleşti. Hz. Fâtıma (sav) ile evlenmeye karar verdiği sırada son derece fakir bir delikanlı olan Hz. Ali (ra) nikahta geline mehir verecek kadar mala sahip değildi.

Bu halini kendisi şöyle anlatır:

“Hz. Peygamber’e kızıyla evlenmek istediğimi bildirdim, ancak kendisine hiçbir şeyimin olmadığını söyledim.”

Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.v):

“Hani şöyle şöyle bir günde sana verdiğim el-Hutamiyye denen zırhın nerede?” diye sorunca onun yanımda olduğunu söyledim. Bana mehir olarak bu zırhı Fâtıma’ya vermemi söyledi.”

Resulullah, kızı Fâtıma’ya (r.a) çeyiz olarak kadife bir örtü, bir su kabı ve içerisi izhir otuyla doldurulmuş bir minder verdi.

Hz. Ali de düğün esnasındaki mal varlıklarını şöyle özetler:

“Fâtıma ile evlendiğimde bir koç derisi dışında yatağımız yoktu. Onu gece yatak, gündüz de oturmak üzere sergi olarak kullanırdık. Bu zamanda herhangi bir hizmetçimiz de yoktu.”

Düğünden birkaç gün geçtikten sonra, Fatıma’dan (s.a) uzak kalmak Allah Resulüne (s.a.v) zor gelmeye başladı. Çünkü Fatıma yıllarca onun yanındaydı ve vasfında “Kim Hatice’nin yerini alabilir? Halkın beni yalancı olarak saydıklarında, beni doğru sözlü bildi. Herkesin beni yalnız bıraktığında, Allah’ın dinine canıyla ve malıyla yardımda bulunmuştur” dediği Hatice’nin anısını her zaman canlı tutmaktaydı. Bundan dolayı gelin ve damada kendi evinde yer vermek ve Hatice’nin yadigarının sürekli yanında olmasını istiyordu.

Bu durumu öğrenen Harise b. Numan adlı sahabe Peygamberimizin yanına gelerek şöyle arz etti:

“Benim evlerimin hepsi senin evine yakındır. Kendim ve neyim varsa hepsi senindir. Benden aldığın mal, geride bıraktığın maldan daha çok sevimli gelir bana. Allah Resulü onun bu sözlerine şöyle cevap verdi: “Allah sana ecir versin.”

O günden sonra Hz. Ali (a.s) ve Fatıma(s.a) Harise’nin evlerinden birine taşındılar.

Hz. Ali ile Hz. Fâtıma zor şartlarda evliliklerini yürütmeye çalıştılar. Zira diğer Müslümanlar gibi onlar da rahat geçinebilmek için maddi imkanlardan mahrumdular. Her ailede olduğu gibi bilhassa evliliklerinin ilk yıllarında Hz. Ali (ra) ile Fâtıma (rah) arasında küçük çaplı bazı anlaşmazlıklar meydana gelmiştir.

Hz. Fâtıma (rah) Hicretin 3. yılının Ramazan ayında ilk çocuğu olan Hasan’ı, bundan bir yıl sonra Şaban ayında Hüseyin’i dünyaya getirmiştir. Daha sonraki yıllarda küçük yaşta ölen Muhassin ile Ümmü Gülsüm ve Zeyneb doğmuştur.

Bir erkek ve bir kadının sevgilerini paylaşmanın en güzel yolu evliliktir. Sevgi, zamanla aşka dönüşür ve eşlerin bağlılıklarını sıklaştırarak aile hayatının sıcak ve samimi bir şekil almasını sağlar. Sevgi göstermek ve sevgi görmek eşlere huzur vererek onların psikolojik dengelerinin korunmasına sebep oluyor. Sevgi, insan’a hayat veriyor ve kalpleri güzelleştiriyor.

Hz Ali ve Hz Fatıma sevgi göstermenin en güzel örnekleridirler. Temiz ve aşk dolusu bir hayat yaşadılar ve aynı şekilde Allah’a koştular.

Allah’ın selamı onların üzerine olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s