Kur’an’dan Bilime Işık Tutan Ayetler

Bilimsel Kur'an
Bilimsel Kur'an
Kur’an’dan Bilime Işık Tutan Ayetler

Allah (c.c) 17. Cüz’de yer alan Hac Suresi’nin 5. ayetinde diyor ki: “Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, Biz sizi, topraktan, sonra nutfe’den (sperm), sonra alaka’dan (embriyo), sonra yaratılışı belirli belirsiz bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size açıktan göstereceğimizi gösterelim”..

Yine 18. Cüz’de yer alan Mü’minun suresinin 12-14. ayetlerinde diyor ki: “Andolsun ki Biz insanı, çamurdan meydana gelen bir öz ve süzmeden yarattık. Sonra onu bir nutfe (sperma) olarak sağlam bir karargaha koyduk. Sonra nutfeyi alaka (embriyo)ya çevirdik. Arkasından alakayı bir çiğnem et yaptık. Onun arkadasından da, bir çiğnem eti kemik yaptım ve kemiklere et (adale) giydirdik. Sonra da onu başka bir yaratık olarak inşa ettik (yani belli bir devreden sonra diğer canlılardan ayırarak istidadına göre bir şekil verdik).

23. Cüz’de yer alan Zümer Suresi’nin 6. ayetinde de diyor ki: “Sizi annelerinizin karnında, üç karanlık içinde hilkatten hilkate (nutfe, alaka, mutga) intikal ettirerek yaratmaktadır…”. Bilindiği gibi rahim, dışından içe doğru üç dokudan meydana gelir: Parametrium, miometrium, endometrium. Bu dokuları, su, ısı, ve ışık geçirmez zarlar sarmıştır. Kur’an bu dokulara (zulmet) diyor ve insanın bu üç zulmet içinde yaratıldığını ifade ediyor.

Kur’anın nazil olan ilk ayetinin “Oku” diye başlamasındaki hikmet

ikra oku

Read with the name of your lord who created… “Oku” ilahi emri, O en şerefli varlığın zatında tecelli ile beşere emanet edilen sonsuz kemalata muhatap ve mükellef olmak için bir vazife verme ve bir davettir.

Şahit olunacak, mana ve muhtevası anlaşılacak, anlaşıldıkça da, Halık’ın nizam ve kudretinin büyüklüğüne, ihtişam ve güzelliğine vukuf kazanılacak olan bu kainat, Levh-i Mahfuz’un yani “Olmuş ve o gün olacak herşeyin yazıldığı asıl kütük”ün bir gerçekleşmesi ve yansımasıdır. “Kur’anın nazil olan ilk ayetinin “Oku” diye başlamasındaki hikmet” yazısını okumaya devam et

Hastalık’lardaki Hikmetler

Haftalık RisalesiHasta olduğumuz zaman üzülüyoruz. Bir an önce iyileşmeye

çalışıyoruz, ancak hastalıktaki hikmetlerin farkına varabiliyor muyuz?

Hastalık olduğumuzda sabretmemiz gerekiyor. Muhakkak ki hastalığın dert değil, bir nevi derman olduğunu hatırlamamız lazım. Bir sermaye olan ömrümüzü büyük karlarla meyvedar eden ve ömrü dakikalarımızı ibadet hükmüne getiren hastalıklar sayesinde ne kadar aciz ve fakir olduğumuzu anlar Allah’a (c.c) iltica eder ve ibadetimizi kuvvetlendirebiliriz.

Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur.

“O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır’ derler.” Bakara Sûresi: 2:156.

“Beni yediren ve içiren Odur. Hastalandığımda bana şifa veren de Odur.” Şuarâ Sûresi: 26:79-80.

Veda Hutbesi

Veda hutbesi

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v), Kasva adlı devesinin üzerinde, vefatından önce bir Cuma günü (yani Zilhicce aynın 9. gününde) Arafat’ta  o zamanki rakamlar 124.000 müslümanın şahsında insanlığa son hutbesini verdi.

Veda hutbesinde efendimizin insanlığı kendisinden sonra sapıklığa ve hatalara düşmemesi için belirttiği birtakım uyarılar bulunuyor.

Faiz: “Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Lakin  anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.”. 

Yorum: İnsanların hala çeşitli kisvelere altında, paranın değer kaybetmesi-enflasyon vb. gibi konulara sığınarak faizle uğraşmaları hayret verici. Peygamber efendimiz (s.a.v) veda hutbesinde faizi kesinlikle yasaklıyor.

Kan Davası: “Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia’nın kan davasıdır.”

Yorum: Ülkemizde özellikle güneydoğu anadolu bölgesinde hala kan davalarına rastlanıyor. İçinde Şanlıurfa gibi bir Peygamber şehrini bulunduran bu bölgemizde, dindar halkın daha yoğunlukta bulunduğu nüfusun içinden kan davalarının çıkması çok üzücü.

Kadınlar: “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.”

Yorum: Kadınların ihtiyaçlarının eşleri tarafından karşılanması gerekiyor. Bu ihtiyaçlar zaten kadınların erkekler/eşleri üzerindeki hakları olarak gösteriliyor. Ancak hala kendisi çalışmayıp, eşini çalıştıran kişilerin ülkemizde sıkça bulunduğu da bir gerçek.

 

Veda Hutbesi’nin tamamına Diyanet İşleri’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz. Önümüzdeki yazılarda veda hutbesinden alıntılara yine devam edeceğiz.