Hastalık’lardaki Hikmetler

Haftalık RisalesiHasta olduğumuz zaman üzülüyoruz. Bir an önce iyileşmeye

çalışıyoruz, ancak hastalıktaki hikmetlerin farkına varabiliyor muyuz?

Hastalık olduğumuzda sabretmemiz gerekiyor. Muhakkak ki hastalığın dert değil, bir nevi derman olduğunu hatırlamamız lazım. Bir sermaye olan ömrümüzü büyük karlarla meyvedar eden ve ömrü dakikalarımızı ibadet hükmüne getiren hastalıklar sayesinde ne kadar aciz ve fakir olduğumuzu anlar Allah’a (c.c) iltica eder ve ibadetimizi kuvvetlendirebiliriz.

Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur.

“O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır’ derler.” Bakara Sûresi: 2:156.

“Beni yediren ve içiren Odur. Hastalandığımda bana şifa veren de Odur.” Şuarâ Sûresi: 26:79-80.

Veda Hutbesi

Veda hutbesi

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v), Kasva adlı devesinin üzerinde, vefatından önce bir Cuma günü (yani Zilhicce aynın 9. gününde) Arafat’ta  o zamanki rakamlar 124.000 müslümanın şahsında insanlığa son hutbesini verdi.

Veda hutbesinde efendimizin insanlığı kendisinden sonra sapıklığa ve hatalara düşmemesi için belirttiği birtakım uyarılar bulunuyor.

Faiz: “Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir. Lakin  anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.”. 

Yorum: İnsanların hala çeşitli kisvelere altında, paranın değer kaybetmesi-enflasyon vb. gibi konulara sığınarak faizle uğraşmaları hayret verici. Peygamber efendimiz (s.a.v) veda hutbesinde faizi kesinlikle yasaklıyor.

Kan Davası: “Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia’nın kan davasıdır.”

Yorum: Ülkemizde özellikle güneydoğu anadolu bölgesinde hala kan davalarına rastlanıyor. İçinde Şanlıurfa gibi bir Peygamber şehrini bulunduran bu bölgemizde, dindar halkın daha yoğunlukta bulunduğu nüfusun içinden kan davalarının çıkması çok üzücü.

Kadınlar: “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.”

Yorum: Kadınların ihtiyaçlarının eşleri tarafından karşılanması gerekiyor. Bu ihtiyaçlar zaten kadınların erkekler/eşleri üzerindeki hakları olarak gösteriliyor. Ancak hala kendisi çalışmayıp, eşini çalıştıran kişilerin ülkemizde sıkça bulunduğu da bir gerçek.

 

Veda Hutbesi’nin tamamına Diyanet İşleri’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz. Önümüzdeki yazılarda veda hutbesinden alıntılara yine devam edeceğiz.