Hz. Yuşa’nın Hayatı

Yuşa peygamber, Yusuf (a.s)’ın neslinden olup, Hz. Musa’nın çağdaşıdır. Orta boylu, buğday benizli, yassı göğüslü, büyük gözlü bir zat idi. Yüzünün güzelliği Yusuf aleyhisselama çok benzerdi. Cesur, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde yetenekliydi.

Musa (a.s) vefat edeceği sıralarda Allahü teala, Musa (a.s)’a, bereketinin ona geçmesi için elini Yuşa (a.s)’ın üzerine koymasını, kendisinden sonra İsrailoğullarının idaresini, üzerine almasını ona vasiyet etmesini emir buyurdu. Bunun üzerine Musa (a.s) İsrailoğullarına: “Bu Yuşa’ b. Nun, benden sonra, içinizde sizi yönetecektir. Onun sözlerini, dinleyiniz! Emirlerine, itaat ediniz! O, aranızda hak ve adalet üzere hükmedecektir. Ona, muhalefet ve isyan eden, mel’undur!” dedi. Musa (a.s) vefat ettikten sonra, Yüce Allah, Yuşa’ b.Nun (a.s)’ı, İsrailoğullarına peygamber olarak gönderdi.

Ayrıca Hz. Musa’nın Hızır (A.S) ile buluşmaya giderken yanında Yuşa(a.s)’ın olduğu Kur’an-ı Kerim’de Kehf Suresi’nin 60-65. ayetlerinde anlatılır.

“Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.Genç, “Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti” dedi. Musa: “İşte aradığımız bu idi” dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.” (Kehf,60-65)

Yuşa Aleyhisselam, Musa (a.s)’dan sonra, İsrailoğullarını Tevrat hükümlerine göre, 29 veya 27 yıl idare etti. Yuşa’ b. Nun Aleyhisselam net olarak bilinmese de yüz yirmi veya  yüz yirmi yedi yaşında vefat edip Efraim dağına gömüldü.

Hz.Yuşa Mucizeleri

1.Yuşa aleyhisselam, Eriha’yı fethetmek üzere İsrailoğullarını topladı. Yolculuk esnasında Şeria (Ürdün) Nehrinin suları çok olduğu için geçemediler. Nehrin üstünde köprü de yoktu. Yuşa aleyhisselam dua edince Şeria Nehrinden bir yol açıldı. İsrailoğulları o yoldan geçtikten sonra sular tekrar eskisi gibi akmaya devam etti.

2.Bir şehrin fethi esnasında kuşatma uzun sürmüştü. Bütün çalışmalara rağmen surlarda gedik açılmamıştı. Yuşa aleyhisselam’ın dua etmesi üzerine Allahü tealanın kudretiyle yer sarsılıp kalenin surları yıkıldı. Yuşa aleyhisselam ve ona inananlar şehre girip fethettiler.

3.Yuşa aleyhisselam Kudüs şehrini fethetmek için kuşattıktan sonra bir cuma günü akşam üzeri güneş batarken, güneşin bir müddet daha batmaması için Allahü tealaya “Ey Allah’ım! Güneşi geri al!” diye dua etti. Allahü tealanın emri ve takdiri ile batmak üzere olan güneş yükseldi. Bir müddet daha gündüz devam edip Kudüs fethedildikten sonra battı.

Ahmed bin Hanbel’in bildirdiği hadis-i şerifte; “Güneş hiçbir kimse için batmaktan alıkonulmaz. Ancak Beyt-i Mukaddesi fethetmek için gittiği gecelerden birinde Yuşa aleyhisselam için batmaktan alıkondu.” buyuruldu.

Hz. İdris’in Hayatı

Hz. İdris’in (a.s) Babil taraflarında doğduğu rivayet edilir. Hz. Adem’in (a.s) altıncı kuşaktan torunudur.Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya Eşvet’tir. İslam alimlerinin belirttiğine göre, İdris’in asıl adı “Uhnuh”dur fakat Kur’an-ı Kerim’de İdris diye bildirilmiştir. İdris (a.s) ‘a Peygamberlik gelmeden önce de ibadetle meşgul olur, salih kimselerle beraber bulunur, geçimini el emeğiyle kendi sağlardı. İnsanlık tarihinde ilk defa terzilik mesleği İdris (a.s) ile başlamıştır. İdris (a.s) beyaz tenli, uzun boylu, büyük karınlı, geniş göğüslü, kaba sakallı, iri kemikli, güzel yüzlü idi. Yürürken, adımını, kısa atar, önüne bakardı. Vücudunda, yaratılıştan beyaz bir nokta vardı. Sesi, ince ve konuşması mülayimdi.

Hz. İdris’in içinde yaşadığı toplum, Kabil soyundan gelmekteydi. Şit’in (a.s) gösterdiği yoldan ayrılmışlar, kulluk vazifesini terk etmişlerdi. Her türlü haram ve kötülüğü, helal sayarak işliyorlardı. Doğru yoldan ayrılan bu kavme İdris aleyhisselam peygamber olarak gönderildi. Cebrail (a.s) Hz.İdris’e dört defa gelmiştir. Kendisine otuz sayfa nazil olmuştur. Bu sayfalarda Allah’ın emir ve yasakları bildirilmiş, İdris(a.s) ise bu emir ve yasakları cemaatine iletmiştir. Onun şeriatında; “Allah’a, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine, meleklere, peygamberlere ve ahir zamanda gelecek olan son peygambere inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, domuz, köpek ve eşek eti yememek, aklı gideren maddelerden sakınmak” emredilmiştir. İdris aleyhisselam, kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, Hz. Muhammed(s.a.v) ‘in vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan Nuh Tufanını bütün ayrıntılarıyla anlattı. Peygamber olduğunu ispat eden birçok mucizeler gösterdi. Fakat kendisine kavminden pek az kimse itaat etmiş, pek çoğu ise karşı gelmiştir. Bunun üzerine yaşamış olduğu Babil’den Mısır’a hicret etti.

astronomi-nedir-astronominin-dogusuAllah Teala ona yetmiş iki lisanla konuşmayı nasip etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dine davet etmiştir. Savaş aletleri yapıp, kafirlerle cihat etmiştir.İnsanlara şehir kurma sanatını ve idarecilik ilmini öğretmiştir. Yüz kadar şehir kurmuş, bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Reha şehridir. Her millet de öğrendikleri bu şartlara göre kendi bölgelerinde pek çok şehirler kurmuştur.İnsanlara hikmet ve matematik dersleri verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla ilgili ince ve derin meselelerden bahsetti. Allahü Teala ona göklerin birleşimini, neden meydana geldiklerini, yıldızlarla ilgili derin bilgileri, senelerin sayısını ve hesap ilmini öğretti. Hz. İdris kavmine yazı yazmayı, dikiş dikmeyi öğretti.

Kur’an-ı Kerim’de İdris peygamberden iki yerde doğrudan bahsedilmektedir. “Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.Onu yüce bir makama yükselttik.” (Meryem,56-57) Bu olaydan hadislerde şu şekilde bahsedilir;Peygamberimiz (s.a.v) Miraca çıktığı zaman, Hazret-i İdris’i dördüncü kat semada gördüğünü bildirmiştir.

“İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi. Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.” (Enbiya,85-86)