Kadın ve Oruç

1. Kadınlar Hayız ve Nifas Hallerinde Oruç Tutabilirler mi?

Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz, 1; Müslim,Hayz, 14, 15). Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Bu konuda müçtehitler görüş birliği içindedirler.

2. Oruçlu İken Hayız/ Adet Gören Kadın Ne Yapar?

Oruçlu iken hayız olan/âdet gören kadının orucu bozulmuş olduğundan yiyip içer. Şu kadar var ki, böyle bir kadın, yiyip içebileceği gibi edeben oruçlu gibi davranmaya devam eder.

3. İmsak Vaktinden Sonra Temizlenen Bir Kadın Oruç Tutabilir mi?

İmsak vaktinden sonra temizlenen” yani âdeti sona eren bir kadın, o gün hiçbir şey yiyip içmemiş olsa bile, oruç tutmuş sayılmaz.

4. Kadınların Ramazanda Adet Geciktirici İlaç Kullanmaları Caiz midir? Ayrıca Kullandığı İlaç Sebebiyle Adeti Geciken Bir Bayanın Tuttuğu Oruçlar Geçerli midir?

Ay hali oruç tutmaya manidir. Bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz. İlaç sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadığından tutulan oruç sahihtir. Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dışarı atıldığından, vücudun sıhhati bakımından ay halini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.

Sağlık Problemleri ve Oruç

Tıbbın gelişmesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi yöntemleri
ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı ise bozmamaktadır. Bu
yöntemlerle ilgili belli başlı sorular ve cevapları şöyledir:

Astım Hastalarının Oksijen Spreyi Kullanmaları Orucu Bozar mı?

Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az
bir miktar ağıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları
cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye
ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken ağızda kalan su ile
kıyaslandığında, bu miktarın çok az olduğu görülmektedir. Halbuki oruçlu, abdest
alırken ağzına verdiği sudan geri kalan miktarın mideye ulaşması halinde orucun
bozulmayacağı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı
vardır. Hz. Peygamber’in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer
almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diğer taraftan, “kesin olarak
bilinen, şüphe ile bozulmaz” kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda
şüphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz.
Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza
püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.

Göz Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?

Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar
olarak çok az (1 mililitrenin 1/20’si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün
kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren
kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın
yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali
bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz
damlası orucu bozmaz.

Burun Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?

Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3 tür.
Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise
mideye ulaşmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte ağza su vermede olduğu gibi af
kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz.

Kalp Hastalarının Dilaltı Hapı Kullanması Orucu Bozar mı?

Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu
tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde
emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı kullanmak
orucu bozmaz.

Her Gün Hap Kullanmak Zorunda Olan Hastaların Oruç Tutmaları
Gerekir mi?

Hastalık, Ramazan’da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin
oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya
tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. İyi olunca da yalnız yediği günler sayısınca
kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerimede “Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa
tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar” buyrulmuştur (Bakara, 2/184).
Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir fidye verirler.
Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse
gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır.

Endoskopi, Kolonoskopi Yaptırmak, Makat Veya Ferçten Ultrason
Çektirmek Orucu Bozar mı?

Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide,
ağız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra
çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini
görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara
cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen
daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla
cihaz içinden su verilmektedir.

Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır.
Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı
da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı
vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek
suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir.
Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.

Kulak Damlası Kullanmak Ve Kulak Yıkattırmak Orucu Bozar mı?

Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu
kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç
veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulağa
damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da
çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar oruçta affedilmiştir. Ancak
kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması
mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması halinde oruç
bozulur.

Fitil Kullanmak, Lavman Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar sindirim sistemine dahil
olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği
bulunmadığı için orucu bozmaz. Aynı şekilde kadınların da tedavi amaçlı
vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.
Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın
bağırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara
verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta
kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra
bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte
bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da, çok az
olduğu için oruç bozulmaz.

İğne Yaptırmak, Hastaya Serum Ve Kan Vermek Orucu Bozar mı?

İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir.
Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi
amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar,
yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya
keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı
hükme tabidir.

Diyaliz Uygulaması Orucu Bozar mı?

Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz
olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon
aracılığı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden
arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut
dışında bir makina yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir. Kan bir iğne
aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinası, diyalizör denen bir
filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen
temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen,
gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi
verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde
ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur.

Anjiyo Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon, teşhise veya
tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının
görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve
kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde
edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar
hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler
edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir.
Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar
açılması için yapılır. Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti
operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz.

Biyopsi Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi),
orucu bozmaz.

Kan Aldırmak Orucu Bozar mı?

Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve oruçlu
bulunduğu sırada kan aldırmıştır ( Buharî, Tıb,11, Sayd, 11, Savm, 22). Ayrıca Hz.
Peygamber :”Üç şey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak.”
(Tirmizi, Savm, 24 ) buyurmuştur.

Oruçlu Kimse Akupunktur Yaptırabilir mi?

Akupunktur; vücutta belirli noktalara iğne batırmak suretiyle çeşitli hastalıkları
tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması halinde, vücudun beslenmesi, gıda
alması söz konusu olmadığından, akupunktur yaptırmak orucu bozmaz.
17. Merhem Ve İlaçlı Bant Kullanmak Orucu Bozar mı?
Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda
sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu
emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da
gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar
orucu bozmaz.

Oruçlu Kimsenin Dişlerini Tedavi Ettirmesi Orucu Bozar mı?

Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi
veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan
maddelerden herhangi bir şeyin yutulması orucu bozar.

Susuz Olarak Hap Yutmak Orucu Bozar mı?

Oruçlu bir kimse gıda veya deva (ilaç) cinsinden bir şeyi ister su ile, ister susuz
olarak yer veya içerse orucu bozulur. Şafiî mezhebine göre; kendisine yalnız kaza
gerekir. Hanefi mezhebine göre ise; hem kaza hem de kefaret lazım gelir. Ancak oruç
bozmayı mübah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç almış ise, orucu bozulur
ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez.

Fidye Nedir? Fidye Miktarı Ne Kadardır?

Fidye Ne Demektir?

Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya
da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde ödenen dînî-malî
yükümlülüktür. İbadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. İhtiyarlık ve şifa
ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi
mümkün olmadığından oruç tutamadığı her güne karşılık bir fidye öder. Bu
durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur’an-ı Kerim’de, “Oruç tutmaya güç
yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara 2/184) buyurulmaktadır.
Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak
anlaşılmıştır.
Yaşlılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kişi, her gün için bir sadaka-i
fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah’tan af diler. Fakat böyle bir kişi,
kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulaşırsa tutamadığı oruçları, o
günlerde kaza etmesi gerekir. Zira ramazan ayında oruç tutmaya gücü yetmeyen
kimseler ile iyileşme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç tutabilecek duruma
gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin
hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır.

Fidye Miktarı Ne Kadardır?
Fidye miktarı bir sadaka-ı fıtır miktarıdır. Din İşleri Yüksek Kurulu, 26/04/2017 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş’in başkanlığında toplandı. 2017 yılı Sadaka-ı Fıtır miktarı konusu görüşüldü. Yapılan değerlendirmeler neticesinde fıtır sadakasının, müslüman toplumların neredeyse tamamına yakın bir kesimi tarafından veriliyor olması dikkate alınarak, mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak 2017 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2018 yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede 16,00 TL olarak belirlenmesine karar verildi.

Oruç Hakkında Bilmeniz Gerekenler

1. Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?
Akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan her Müslümanın Ramazan orucunu tutması farzdır.
2. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir?
İslam dini, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:

a) Yolculuk:
Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyrulmaktadır (Bakara 2/183-184).

Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse, dilerse bu orucunu bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur (Buharî, Savm, 34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun bozulabileceğini göstermektedir.

b) Hastalık:
Oruç tuttuğu zaman, hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen kimse ile, hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin Ramazan ayında oruç tutmayıp, iyileştikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmiştir. Yukarıda zikredilen ayet buna işaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması halinde hasta olacağı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.

c) Hamilelik ve Çocuk Emzirme:
Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi halinde, hamile kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve çocuklarının zarar görebileceği durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna müsaade etmiştir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; İbn Mace, Sıyam,3).

d) Zor Ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak:
Oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli olduğu günler veya uygun zamanlarda tutamadıkları oruçları kaza ederler. Bir zorunluluk olarak, ağır işlerde çalışmak zorunda olan kişilerin oruçlu olarak çalıştıkları takdirde sağlıkları risk altında kalacaksa ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.

Kur’an bu durumu şu ayetlerle açıklar: “Ey iman edenler! Allah’a karşı
gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz
kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.” (Bakara, 2/183-185)

e) Yaşlılık:
Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler. Bakara suresinin 184. ayetinde, bu şekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç tutmayıp fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.

Oruç İbadetinin Faziletleri

Allah’ın emir ve yasakları elbetteki kulların iyiliği içindir. İslâm bilginleri, bütün hükümlerin insanların yararlarını gerçekleştirme amacına yönelik olduğu konusunda görüş birliği içindedirler. Allah’ın yapılmasını istediği şeylerde kullar için çok büyük
faydalar, yasakladığı şeylerde ise büyük zararlar bulunduğu kaçınılmaz bir gerçektir.
İslâmi öğretinin kendilerine yüklediği misyon gereği İslâm âlimleri çeşitli ibadetlerin
yarar ve hikmetleri konusunda öteden beri kafa yormuş, bunların kişisel pratik
yararlarından çok, insan nefsinin arındırılması ve yükseltilmesi yolunda fonksiyonel
hale getirilmesine çalışmışlardır. Bu bağlamda kulların yapmakla yükümlü tutulduğu
ibadetlerin sağladığı bazı faydalar ya da hikmetler tespit edilebildiği gibi, bu faydaların
veya gerçekleştirilmek istenen amaçların tamamının tespit edilemediği de bir
hakikattir.

Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı
Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız ve takvaya erişmeniz
için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara: 2/183–
184) şeklinde ifade edilmektedir.

İnsanı manevi bir eğitim sürecine taşıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve
ruhu üzerinde birikmiş günah tortusundan sıyrılmasını sağlar. Böylece oruç, insanı
“kad eflaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini kötülüklerden
arındıranın, kurtuluşa erdiğinin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları
günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe: 9/103) bedenin zekâtı olan
oruç da (İbn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır.
Oruç tutan kişi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine sarılmış olur. Nefis
insanı bencilleştirip yalnızlığa iterken, insan Allah’ın ipine sarılmakla sosyal bir varlık
olduğunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan ramazan boyunca toplu hâlde yapılan
ibadetler birlik duygusunu ruhlara işler. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı
sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dağılımındaki dengesizliğe adeta can
suyu olur.

Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade
eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimine
dönüşmektedir. Kişinin yaşam sürecinde başarılı bir periyoda sahip olabilmesi
şüphesiz irade eğitiminden geçmektedir. İradesi zayıf insanlar hayatta başarılı
olamadığı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi değildir. Çünkü ibadetler hemen hemen
bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebileceği bir konum ve nitelik arz
etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun
arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun değişik biçimlerde de olsa
hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak benimsenmiş olması
bu gerçeği ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.

Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer. Açlık çeken insan
yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık
israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir hazinedir (Beyhakî, Zühd,
2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden daha çok kadrini
bilen insan, Allah’a olan şükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile olduğunu anlar. Allah Resulü’nün “iktisat eden geçim sıkıntısı çekmez” (İbn Ebî
Şeybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatında tezahür etmeye başlar. Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih namazlarıyla, diğer ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır.

Oruç ayı olan ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek, günahlarının bağışlanması için hayat yoluna yerleştirilmiş fırsat ve hazinelerle doludur. Kişi, Kur’an üzerinde daha fazla düşünme imkânı yakalar. Ramazanın getirdiği bereketle, günahların kalp ve beyin üzerinde örttüğü perdeyi kaldırmasıyla insan, bazı ayetleri daha derinden hisseder ve anlar.

Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmiş zararlı unsurların defi için metabolizmaya büyük bir imkân sağlar. İnsanın, vücudunu diğer canlılardan daha farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birleşimi olarak görmeye başladığı bu ayda, vücutlar yenilenir, dimağlar parlar… Allah Resulü’nün “Sûmû tesıhhû” “oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine bedenlerimiz sağlık bulur. (Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb, 2/206)

Ramazan orucu ümitsiz insanların bağışlanma ümitlerini yeşerttikleri bir zaman dilimidir. Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karşı insanlara dayanıklı olmayı öğreten bir
öğretmendir. Çocuklarımıza keyifle dinlerini öğrenme ve yaşama fırsatı veren bir aydır
ramazan…

Allah Resulü, inanıp karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazanı değerlendirenlerin
geçmiş günahlarının bağışlanacağını söylemiştir. (Nesâî, İman, 21) Aynı şekilde Allah
Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz kişinin Müslüman oluşuna
delildir. Oruç ise sağlam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun, ateşi söndürdüğü gibi
günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek teşekkül eden et ve kemiklere
ancak ateşte olmak yaraşır. (Tirmizî, Cum’a, 79)” diye söylemiştir. Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bağ vardır. Orucun fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucumuzu Allah Resulü’nün bize hikmet olarak bıraktığı sünnetine uygun oruçlar tutmamıza imkân tanıyacaktır.