Arafat Duası

mekke-dua

Ey Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan, rahmeti her şeyi kuşatan Yüce Allah!

Ey göklerin yerin ve ikisi arasındaki her şeyin sahibi olan Allah!

Ey bizleri evine davet edip, bahtiyar misafirleri arasına kabul buyuran Yüce Rabbimiz!

Ey bu mübarek ayda, günahların en çok affedildiği bu mübarek Arefe gününde; duaların geri çevrilmediği bu mübarek Arafat meydanında bizlere vakfeyi lütfeden Yüce Mevla’mız,

Sana sonsuz hamdü senalar ediyoruz,

Yâ İlâhe’l-Âlemin!

Âlemlere rahmet, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdiğin, güzel ahlakıyla bütün insanlığa önder ve rehber kıldığın, başımızın tacı, gönlümüzün siracı, Fahr-i Kainat Efendimiz Muhammed Mustafa başta olmak üzere bütün Peygamberan-ı İzama ba husus Adem, İbrahim ve İsmail’e sayısız salatü selam ediyoruz,

Ya Rabbe’l-Âlemin,

Sen bizleri var ettin, varlığından haberdar ettin, aşkını ve sevgini gönlümüze nakşettin ve bu mukaddes yerde huzuruna kabul ettin! Sana sonsuz şükürler olsun Allah’ım!

Bizler büyük bir aşk, heyecan ve vecd ile hac görevimizi yaparak Senin rızana nail olmaya, ihramımızı kefen bilerek, dünyanın dört bir yanından gelen Müslüman kardeşlerimizle birlikte kulluğumuzu sana arz etmeye ve mahşer burada tecrübe etmeye geldik!

Sayısız günahlarımıza rağmen, sonsuz affına sığınarak ve “Bana dua edin, duanıza icabet edeyim” emrine uyarak, yanık gönüllerimiz, yaşlı gözlerimiz, mahcup yüzlerimizle Arafat’ta boynumuzu büktük, ellerimizi Sana açtık,

Şimdi hep birlikte söylediğimiz;

“Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur ”

Nidalarıyla sana yalvarıyoruz, halimizi arz ediyoruz. Yüce dergahına iltica ediyor, Senden af ve mağfiret diliyoruz:

Dua

Dua ve niyazlarımızı kabul eyle! Sa’yimizi meşkur eyle! Vakfemizi mübarek eyle! Günahlarımızı affeyle!

Bu mübarek yerde sana açılan ellerimizi, aşkınla yanan gönüllerimizi boş çevirme! Bizi Sana, Senin kulluğuna, sevgine, cennetine layık eyle. Bizleri affolunanlar zümresine ilhak eyle ya Rabbi!

Ya İlahi!

Atamız Âdem (a.s.)’in tövbesini kabul ettiğin, Peygamberimiz Efendimize Veda Haccında binlerce Mümine “Veda Hutbesi”ni irad etmeyi müyesser kıldığın, bugüne kadar sayısız kulunu misafir ettiğin bu mübarek mekânda Yüce Kitabı’nda bizlere öğrettiğin dualarla sana yalvarıyoruz, kabul buyur Allah’ım:

“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz, mutlaka hüsrana uğrayacağız.”

Bizi hüsrana uğratma Allah’ım!

“Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize katından rahmet ver. Şüphesiz sen çok lütufkârsın.”

“Rabbimiz! Günahlarımızı ve aşırılıklarımızı bağışla ve bizi ayakları yere sağlam basanlardan eyle. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

“Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.”

Resul-i Ekrem’in miraç hediyesi olarak getirdiği ayetlerle sana yakarıyoruz kabul et Allah’ım!

“Rabbimiz! Eğer unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!

Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yükler yükleme.

Rabbimiz! Bize taşıyamayacağımız şeyleri de yükleme!

Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

Yâ Rabbe’l-Âlemin!

Bizleri İslâm’ın ve Kur’an’ın yolundan ayırma!

Kur’an’ı; kalplerimizin gıdası, ruhlarımızın şifası, kabirlerimizin ziyası, maddî ve manevî dertlerimizin devası eyle Allah’ım!

Allah’ım!

Sen bizleri en güzel surette yarattın, sayısız nimetlerle donattın, bizler bunun kadrini kıymetini bilemedik! Nefsimize ve şeytana uyduk! Hadsiz günah işledik! Defalarca tövbe ettik ve her defasında tövbemizi bozduk! Şimdi ise Senin;

“Ey kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!…”

Müjdene güvenerek kapına geldik, hidayetine sığındık, lütfuna geldik, kulluk edemedik affına geldik, mahcup etme bizi, boş çevirme kapından! Lütf-u ihsanını eksik etme üzerimizden!

Allahım! Şüphesiz Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri affeyle!

Allah’ım Sen bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Batılı da batıl olarak göster ve ondan kaçınmayı nasip eyle!

Bundan böyle yolumuzu ve yönümüzü şaşırtma! Kalplerimizi doğruluktan, haktan ve hakikatten ayırma!

Hata, kusur ve aşırılıklarımızdan dolayı Sen bizleri yakma Allah’ım!

Bizleri nimetlerine şükreden, takdirine rıza gösteren, bela ve musibetlere sabreden, korktuklarından emin, umduklarına nâil olan bahtiyar kullarından eyle
Allah’ım!

Yâ Rabbi!

Sevgili Peygamberimizin ümmeti için yaptığı;

“Allah’ım! Haccedenleri bağışla! Onların bağışlanmasını istediği kişileri de bağışla!”

Duası bereketine; sen bizleri, anamızı-babamızı, eşimiz ve evlatlarımızı affeyle! Hocalarımızı, üzerimizde emeği ve hakkı olan herkesi bağışla Allah’ım!

Dostlarımıza, arkadaşlarımıza, bizden hayır dua umanlara, buralara bizimle selâm gönderenlere mağfiret eyle Allah’ım!

İman ile bu dünyadan ahirete göçen bütün kullarını bağışla!

Hepsinden hoşnut ve razı ol, hepsini sevgine ve muhabbetine mazhar eyle Allah’ım!

Rabbimiz!

Gönlümüzü Kur’an’ın nuru ile tenvir eyle.

Sen bizleri Peygamber Efendimize lâyık ümmet eyle, yolunda ve sünnetinde daim ve kaim eyle. O’nun ahlâkıyla ahlakımızı tezyin eyle, sevgisine lâyık eyle, şefaatine mazhar eyle Allah’ım!

Mahşer gününde Efendimizin “Hamd Sancağı” altında toplanmayı, Cennet-i Ala’da O’na komşu olmayı cümlemize nasip eyle Allah’ım!

Efendimiz asırlar önce biz müminleri “kardeşlerim” diyerek şereflendirmişti. Onun kardeşliğine layık olabilmeyi, bu sorumluluğu hakkıyla taşıyabilmeyi bizlere nasip eyle Allah’ım!

Yâ İlahi!

Sevgili Peygamberimizin;

Makbul bir haccın bir tek mükâfatı vardır, o da cennettir!”

Müjdesi gereğince haccımızı mebrûr eyle! Sa’yimizi meşkûr eyle! Günahlarımızı mağfûr eyle! Amellerimizi makbûl eyle!

Allah’ım!

Resûl-i Zişan Efendimiz;

“Hac Arafat’tır!”

“Duanın en hayırlısı, Arefe günü yapılan duadır” buyuruyor!

Bizler de bugün Arafat’ı idrak ediyoruz! Arafat’taki feyiz ve bereket hürmetine, Arafat’taki açık ayetler, derin manalar hürmetine; bizleri Arafat’ta irfana erenler
ve bağışlananlar zümresine dâhil eyle Allah’ım!

İhram ile hürmete, mikat ile vakti kuşanmaya, tavaf ile sevgiye, sa’y ile ab-u hayata eriştir.

Arafat’ta marifete, Meş’aril-Haram’da şuura, Mina’da muhabbete ermeyi, kurbanlarımız ile Sana yakınlaşmayı, Cemeratta bütün nefsanî isteklerden kurtulmayı bizlere lütfeyle Allah’ım!

Taşlayacağımız şeytanla birlikte; içimizdeki bencilliği, öfkeyi, kibri, gururu, nefreti, ihtirası, hasedi, fitne ve fesadı gönül dünyamızdan atmayı, buna mukabil tevazuyu, diğergamlığı, sevgiyi, hayırda yarışmayı ve cömertliği bizlere lütfeyle Allah’ım,
Ziyaret tavafı ile de Mescid-i Haram’da rızana ve rahmetine erişmeyi, bizlere nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Rabbimiz!

Habib-i Edibin’in;

“Öyle günahlar var ki, onları ancak Arafat’ta vakfeye durmak affettirebilir!”

Müjdesi gereğince lütfu kereminle dua ve niyazlarımızı kabul eyle Allah’ım!

Daha buradan ayrılmadan; affedilmedik hiç bir günahımızı, setredilmedik hiç bir ayıbımızı, giderilmedik hiç bir sıkıntımızı, karşılanmadık hiç bir ihtiyacımızı,ödenmeyecek hiç bir borcumuzu, şifâ bulmayacak hiç bir hastalığımızı, deva bulmayacak hiç bir derdimizi bırakma Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Bizlere hayırlı işler, helâl ve bereketli kazançlar nasip eyle!

Yuvalarımıza, aile ocağımıza mutluluk, huzur ve saadetler ihsan eyle!

Bizlere; Allaha ve Peygambere itaat eden, ana ve babasına hürmet eden, insanlığa hizmet eden hayırlı evlatlar ve nesiller bahşeyle Allah’ım!

Evlatlarımızın kalplerini iman nuru ile tenvir eyle Allah’ım!

Yavrularımıza, hayırlı kısmetler, başarı, huzur, bereket ve sağlık içinde bir ömür lütfeyle! Onları her türlü kötülüklerden ve zararlı alışkanlıklardan muhafaza eyle Allah’ım!

Yâ Erhame’r-Rahimin!

Ey kimsesizlerin kimsesi, gariplerin sığınağı Yüce Allah’ım!

Yetimleri, öksüzleri, garipleri, kimsesizleri mahzun ve boynu bükük bırakma!Onlara yardım elini uzatacak müşfik ve hayır sahibi kullarını eksik etme!

Bizleri de merhamet ve cömertlikte yarışan kullarından eyle Allah’ım!

Ya Rabbe’l-Âlemin!

Bizleri, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, bütün günahlardan, hayatın ve ölümün fitnesinden ve kabir azabından koru.

Bizleri ödeyemeyeceğimiz borçtan, taşıyamayacağımız kederden, tahammül edemeyeceğimiz acıdan muhafaza eyle Allah’ım!

Ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınıyoruz, bizleri koru Allah’ım!

Zalimlerin baskı ve zulmünden, hâinlerin hile ve hıyanetinden, kıskançların hasedinden bizleri muhafaza eyle Allah’ım!

Nefislerimizin bitmez tükenmez kötü arzu ve isteklerinden, heva ve heveslerimizin peşinde koşmaktan, şeytanın vesvese ve şerrinden; bizleri bildiğimiz bilmediğimiz bütün yarattıklarının şerrinden emin ve muhafaza eyle Allah’ım!

mekkeYâ Rabbi!

Bizlere sağlam ve sarsılmaz bir iman ve güzel ahlak ihsan eyle. İbadetlerimizi hakkıyla yapabilmeyi nasip ve müyesser eyle.

Senden hayırlı işler yapmayı, kötülüklerden uzak kalmayı istiyoruz, nasip eyle Allah’ım!

Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi, sevgine ulaştıran amelleri yapmayı niyaz ediyoruz lütfeyle Allah’ım!

Bizleri sevdiğin kullar zümresine dahil eyle Allah’ım.

Senden cenneti, cennete götüren amelleri yapabilmeyi istiyoruz, lütfeyle Allah’ım! Cehennemden, cehenneme sürükleyen davranışlardan,cehennem azabıyla inim inim inlemekten Sana sığınıyoruz, muhafaza eyle Allah’ım!

Bizleri, dünya ve ahirette rezil-rüsvay olmaktan, düşmanlarımızı güldürecek işler yapmaktan, şeytanları sevindirecek hata ve günahlar işlemekten koru Allah’ım!

Bizi bizden, nefsimizin şerrinden koru Allah’ım!

Kalbimizi nifaktan, amelimizi riyadan, dilimizi yalandan, gözümüzü, malımızı mülkümüzü haramdan muhafaza eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Bizlerlayık-ı veçhiyle senden istemeyi bilmiyor, dua etmekte aciz kalıyoruz. Buna rağmen sen bize nice lütuf ve ihsanlarda bulunuyorsun.

Allah’ım! Sen gönlümüzden geçirip de istemeyi bilemediğimiz şeylerden hakkımızda hayırlı olanları bizlere ihsan eyle!

Ka’beyi görmeyi nasip ettiğin gözlerimize cennette cemalini de görmeyilütfeyle Allah’ım!

Kimi yüzlerin kara, kimi yüzlerin ak olacağı o günde,Ka’bene döndüğümüz şu mahcup yüzlerimizi karartma Allah’ım!

Aşkınla yanan gönüllerimizi nar-ı cehennemden azad eyle Allah’ım!

Ya Rabbi!

Kalbimizde sevgini daim eyle!

Şu mübarek beldede seni canı gönülden sevdiğimizi, sana kayıtsız şartsız itaatimizi ve kulluğumuzu arz ediyoruz. Bizi aşkına ve muhabbetine gark eyle Allah’ım!

Bizlere faydalı ilim, helal ve bereketli kazanç, hayırlı, sağlıklı bir ömür ihsan eyle Allah’ım.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nınSenden istediği bütün hayırları biz de istiyoruz, lütfeyle! Efendimizin sığındığı bütün şerlerden bizde sana sığınıyoruz, muhafaza eyle Allah’ım!

Ya Rabbi!

Bizlere bu mübarektopraklara gelmeyi lütfettiğin gibi çoluk çocuğumuza ve isteyip dileyen bütün müminlere de gelme imkânı nasip eyle! Bu manevi ziyafetten onları da hissedar eyle Allah’ım!

Dünyada Zemzem suyundan kana kana içme imkânı verdiğin gibi, âhirette de Kevser Havzı’ndan içmeyi, beratımızı sağ elimize alarak Sıratı kolayca geçmeyi, sevdiklerimizle birlikte cennetine girmeyi bizlere nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Allah’ım içtiğimiz zemzemi; cümle hastalıklarımıza şifa, maddî ve manevî dertlerimize deva, ruhlarımıza gıda, akıllarımıza ziya eyle.

Yâ Rabbi!

Hac yolculuğu boyunca karşılaştığımız sıkıntıları, çektiğimiz zahmet ve meşakkatleri günahlarımızın affına, hatalarımızın bağışlanmasına vesilesi eyle!

Hatır yıkıp gönül incitmiş isek, bundan dolayı şu anda birbirimizle helalleşiyor, haklarımızı birbirimize helâl ediyoruz; şahit ol ve kabul eyle Allah’ım!!

Yâ İlahi!

Ülkemizi ve İslâmaleminiher türlü felâket ve tehlikelerdenemin ve muhafaza eyle Allah’ım!

Ülkemizi ve İslam beldelerini rahmet, bereket ve inayetinden mahrum eyleme Allah’ım!

Dinimiz, milletimiz için çalışanları hayırlı işlerde muvaffak eyle.

Güvenliğimiz için hayatını tehlikeye atanları daima başarılı ve muzaffer eyle Allah’ım!

Ya İlahi!

Senin yolunda, vatan ve millet uğruna şehit düşen ciğer parelerimize, aziz şehitlerimizin hepsine gani gani rahmet eyle! Kederli ailelerine bol ecir, sabır ve metanet ihsan eyle!

Gazilerimizden vefat edenlere rahmet, sağ olanlara sıhhat ve afiyetler ihsan eyle Allah’ım!

Van ve Erciş’te meydana gelen depremde ve diğer depremlerde;yangın, sel, kasırgagibi felaketlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet ve mağfiret eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Sen kardeşliği, barışı, adaleti ve doğruluğu bizlere emrettin! Bizler de bu ağır yükleri taşımak için sana söz verdik Allah’ım! Bizleri sözüne sadık kalanlardan eyle Allah’ım!

Biz aciz kullarını, senin rızan için, sabır, metanet ve fedakarlık göstermeye çağırdın!

Bize insan hayatına, emeğe, hakka, hukuka ve en güzel şekilde yarattığın fıtrata saygılı olmayı emrettin.

Bizler ise senin bu çağrını, buyruğunu ve Sana verdiğimiz sözü unuttukAllah’ım! Bizi ahdini hatırlayanlardan eyle Allah’ım!

Sen isyanlarımıza bakmayıp bizlere umut, inanç, güven, azim ve gayret aşılayan rehberler gönderdin Allah’ım!

Bize emanet ettiğin dünyayı adaletsizlik ve haksızlıklarımızla yaşanmaz hale getirdik. Dünyamızı bu imtihan yurdunu, barınacak evi, onurluca yaşayacak işi, ailesi, kimliği, güvenliği, saygınlığı ve umudu olmayan milyonların inlediği bir yere çevirdik! Bütün insanlığa imdat eyle Allah’ım!

Biz senin buyruklarını, mazlumların çığlıklarını kulak ardı ettik Allah’ım! Bizi zalimlerden eyleme Allah’ım!

Ya Rabbi Sen, mükerrem kıldığın kullarının dualarına icabet edeceğini, günahlarını itiraf edip bağışlanma dilediklerinde onları bağışlayacağını müjdeledin!

İşte suçlarımız. İşte itiraflarımız. İşte bağışlanma yakarışlarımız. Bizleri bağışla Allah’ım!

Ya Rabbe’l-Âlemin!

Biz insanlar, ayrımcılık ve dışlamayı, şiddeti, çatışmayı, savaşı sıradan işlerimiz haline getirdik.

Cinselliğe, kazanma ve tüketme şehvetine, nüfuz ve itibar hırsına ve sarhoşluğuna daldık Allah’ım!

Bencilliğe düştük, dünyaya saplandık, kendimizi unuttuk, insanlığımıza yabancılaştık, kendimize kötülük ettik, kendimizi yalnızlaştırdık ve kendimizi değersizleştirdik Allah’ım!

Suçlarımız çok büyük. Sen bizi sonsuz rahmetinle bağışla Allah’ım!

Ya Rabbi!

Sen bize güvendin, biz senin güvenine layık olamadık. Sana verdiğimiz sözlerimizi tutamadık Allah’ım!

Senin doğru yolundan ayrılan bizler, bugün insanlığın bütün umutlarını tüketmek üzereyiz Allah’ım.

İnsanoğluna bahşettiğin yeryüzünü biz kendi ellerimizle nasıl da güvensiz bir yer haline getirdik.

Silahların ölüm kusma gücüyle övünür olduk.

Kendi ürettiğimiz korkularla acı bir hüsranı kendimize yakın ettik Allah’ım.

Biz insanlar, insanın yaşama hakkını hiçe sayan silahlar ürettik. Menfaatlerimiz uğruna savaşlar çıkarttık. Özgürlük adına katliamlar yaptık. Bütün insanlığı bu yanlışlardan kurtar Allah’ım!

Bunları ihtiraslarımız uğruna kendi ellerimizle biz yaptık ve bize karşı biz kullandık Allah’ım!

Nimetlerinle bezediğin dünyamızı, bu “karar ve sükunet yurdu”nu doymak bilmez arzularımızın peşinde nasıl da hor kullandık Allah’ım!

Şehvetlerimizin peşinde dünyamızı kirlettik, ormanlarımızı, nehirlerimizi, denizlerimizi tükettik, senin emanetine biz insanlık olarak hıyanet ettik Allah’ım!

Ya İlahi,

Nazargahın olan kalplerimizin, kendi yaktığımız ateşlerde kararmış birer taş parçası haline gelmesine izin verme Allah’ım!

Senin kulların uzayı, ayı fethe çıktı, ama dünyayı açlık ve sefalete terk etti Allah’ım!

Lütuf ve rahmeti sonsuz olan Allah’ım! Bizleri bu utanç yükünden kurtar!

Yüce Rabbim!

Bizleri işitip akleden, düşünüp kavrayan, adaletle tedbir
alan kullarından eyle!

Bu isyanlarımız karşısında yardımını, lütfunu bizAdem oğullarından esirgeme Allah’ım!

Biliyoruz ki, ne özgürlük vadeden sistemlerimiz, ne refah vadeden ekonomilerimiz, ne barış ve işbirliği vadeden küresel örgütlerimiz, ne huzur vadeden ahlak nazariyelerimizin hiçbiri, ama hiçbiri bu hale geleceğimizi bize gösteremediler.

Bizi sen uyardın, rahmetinle bize gönderdiğin elçilerin uyardı, bize sadece onlar doğruyu hatırlattı Allah’ım!

Alçak gönüllü olmayı, haddini bilmeyi, tevazuyu, hakkaniyeti, birlik olmayı, adaleti, israf etmemeyi bize Sen hatırlattın, bize Sen öğrettin Allah’ım!

Şehevi aşırılıklara değil aile kurmaya, iffete ve sadakate bizi sen çağırdın Allah’ım!

Biliyoruz ki bütün Peygamberlerin, On emrinde Musa, Dağdaki vaazında İsa, Arafat’taki hutbesinde Muhammed Mustafa bizi bunlara çağırdı Allah’ım.

Bu mübarek mekanda bizlere selim akıl, rahmet yüklü kalp, şefkat odağı gönül bağışla ki yeniden senin çağrına uyabilelim Allah’ım!

Ya Rabbe’l-Âlemin!

Dünyanın dört bir yanından gelen; dilleri, ırkları, renkleri ve adetleri farklı, ama iman, niyet, duygu ve düşünceleri aynı olan milyonlarca Müslümanı Arafat’ta buluşturduğun gibi, kalplerimizi de sevginle buluştur ve kaynaştır Allah’ım!

Bizleri ayrılıklardan uzaklaştır, maddî ve manevî güçlerimizi birleştir, aramızdaki dayanışmayı güçlendir, ahirette de cennetinde buluştur yâ Rabbi!

Yâ Rabbe’l-Âlemin!

Dünyanın her neresinde olursa olsun ezilen, üzülen, horlanan, işkence gören; açlık, kıtlık ve sefalet çeken mazlumlara, biçarelere imdat eyle, himmetini, yardımını üzerlerinden esirgeme!

Büyük bir açlık, kuraklık ve kıtlık felaketiyle karşı karşıya olan Afrika’daki kardeşlerimize yardım eyle. Onların bu felaketlerden bir an önce kurtulmalarını, rahmete, bolluk ve berekete kavuşmalarını nasip eyle Allah’ım!

Allah’ım, Afrika’daki açlığın gerçek sebebi olan insanlığın aç gözlülüğünden bizleri koru.

Allah’ım, Afrika’daki kuraklığın en büyük sebebi olan yüreklerdeki merhamet kuraklığından bizleri koru.

Allah’ım, Afrika’daki kıtlığın asıl nedeni olan şefkat yoksunluğundan hepimizi muhafaza eyle!

Rabbimiz!

Server-i Asfiya Efendimizin;

“Kim Allah için hacceder; hayâsızlıkve günahlardan sakınırsa anasından doğduğu günkü gibi masum/günahsız olarak memleketine döner”

Hadisi Şerifine uygun bir şekilde haccımızı yapabilmeyi ve günahlarımızdan tamamen arınarak yurdumuza, yuvamıza kavuşabilmeyi nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım,

Evimize döndükten sonra da; hata ve günahlarımızı tekrarlamadan, haramlara sapmadan, haksızlıklara arka çıkmadan, tefrikaya düşmeden, kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmeden, hatır gönül yıkmadan, şeytana, nefisimize, heva ve hevesimize uymadan, rızana ve dinine uygun bir şekilde yeni bir aşk, ihlas ve samimiyetle hayatımızı sürdürebilmeyi bizlere nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Arafat’ta arınan yüreklerimizi tertemiz tutabilmeyi bizlere ihsan eyle Allah’ım!

Bizlere hacı olmayı nasip ettiğin gibi ömür boyu hacı olarak kalmayı da nasip ve müyesser eyle.

Yâ Rabbe’l-Âlemin!

Aşkınla tutuşan gönüller hürmetine, zikrinle coşan diller hürmetine, gözlerden akan yaşlar hürmetine, huzurunda eğilen başlar hürmetine;

Ahir ve âkıbetimizi hayreyle Allah’ım! Dünya ve ahiretimizi ma’mur eyle Allah’ım! Bizleri sağlık ve afiyette dâim eyle! Ahlâkımızı güzel eyle! Kötülerle ve
kötülüklerle karşılaştırma Allah’ım!

Dert verip derman aratma! Dayanılmaz acılar verme! Bizleri darda ve zorda koyma! Senden başkasına muhtaç etme Allah’ım!

Son nefesimizde bizleri iman-ı kâmilden ayırma! Şeytanı imanımıza musallat eyleme! Bizlere ölüm acısı çektirme, kabir azabı yaşatma Allah’ım!

Mahşer günü yüzlerimizi kara çıkartma! Bizleri naîm Cennetinin vârislerinden eyle Allah’ım!

Ya İlahi!

Bu mübarek yerde okunan Kur’an-ı Kerimleri, hatm-i şerifleri ve kelime-i tevhitleri; yapılan tavafları, zikirleri, tesbihatı, dua ve niyazları, va’z-u nasihatleri ve getirilen salât-ü selamları Yüce katında en güzel şekliyle kabul eyle Allah’ım!

Bunlardan hâsıl olan ecir ve sevâbı;

Öncelikle Sevgili Peygamberimiz, Muhammed Mustafa’nın aziz, latif rûhuna hediye eyledik, vâsıl eyle Allah’ım!

Diğer bütün peygamberlerin, ehli beytin, ezvâc-ı tâhirâtın, ashâb-ı kiramın, tabiinin, alimlerin, salihlerin, şehitlerin, ahirete göç eden gaziler ile bütün ehl-i imanın ruhlarına hediye eyledik kendilerini haberdar eyle Allah’ım!

Şu anda mübarek Arafat meydanında bu duaya “amin” “amin” diyen bütün huccac-ı kiramın cümle geçmişlerinin ruhlarına da hediye ediyoruz, onları da hissedar eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Bizlerden önce bu mübarek Arafat’ta vakfe yapmış olanları, şu anda vakfeye duranları, buradaki dualarımıza çok uzaklardan “amin” diyenleri iki cihanda aziz eyle!

Cümle geçmişlerinin ruhlarını şâd, makamlarını âli, mekânlarını cennet eyle! Kabirlerini Kur’an’ın nuruyla pür nûr eyle Allah’ım!

Bizlere de ecel şerbetini içeceğimiz son nefesimizde, Kelime-i şahadet ki buyurun:

Diyerek, ruhumuzu teslim edebilmeyi, iman ve selim bir kalp ile huzuruna gelebilmeyi cümlemize müyesser eyle Allah’ım!

Allah’ım!

Hac farizasını ifa etmek üzere yola çıkan, ancak Arafat’a ulaşamadan vefat eden kardeşlerimize de rahmetinle muamele eyle! Sen onların haclarını da yapılmış kabul eyle!

Bizlere de haccımızın kalan menasikini, kazasız belasız, elemsiz kedersiz tamamlayarak yurdumuza, yuvamıza salimen ve gânimen kavuşmayı nasip eyle Allah’ım!

Hacılarımızın hac ibadetlerini usulüne uygun ve kolay bir şekilde yapmalarını sağlamak amacıyla canla başla görev yapan her kademedeki görevliler ile maddî ve manevî emeği geçenlerden razı ol. Onları muvaffak eyle! İşlerini âsân eyle! İşlerinde kendilerine yardım
eyle Allah’ım!

Amin…

Hatim Duası

Yüce Allah’ın son kelamı olan Kur’an-ı Kerim’i okumak, ecir ve sevabı en yüksek olan bir ibadettir. Hatta selef alimlerinin ifadelerine göre ibadetler içerisinde hiç birisi Kur’an okumaya denk değildir. Nitekim ayette de, Kur’an okumanın asla zarar etmeyecek bir kazanç olduğu belirtilmiştir:Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.” (Fatır, 35/29)

Bir başka ayette ise müminler, gece hayatlarını Kur’an ile meşgul olarak geçirdikleri için övülürler:Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okuyan bir topluluk da vardır. (Al-i İmran, 3/113)

Kur’an okumanın, Müslümanların asla vaz geçemeyeceği bir görev olması gerektiğini beyan eden Peygamberimiz (a.s), şu güzel benzetmeyle bizleri Kur’an okumaya teşvik etmiştir:

Kur’an okuyan mü’min, kokusu ve tadı güzel olan turunç gibidir. Kur’an okumayan mü’min, tadı güzel ve fakat kokusu olmayan hurma gibidir. Kur’an okuyan münafık, kokusu güzel fakat tadı acı olan fesleğen otu gibidir. Kur’an okumayan münafık ise, kokusu olmayan acı yaban keleği gibidir.” (Buhari, Fedailu’l-Kur’an, 36, Tevhid, 57)

Kur’an-ı Kerim’in hatmedilmesi ve sonrasında yapılacak uygulamayı belirten bir hadiste, İbn Abbas (r.a)’dan rivayete göre, bir adam Peygamberimiz (a.s)’e, Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir, diye sordu. O da: Konup göçendir dedi. O kişi: Konup göçen kimdir, diye sorunca, Peygamberimiz (a.s): Kur’an’ı başından sonuna kadar okuyan, bitirince hemen tekrar başlayandır” dedi” (Tirmizi, Kıraat, 4)

Bu hadisin müjdesine nail olmak ümidiyle Müslümanlar son sureyi (Nas Suresi) okuduktan sonra Fatiha ile Bakara Suresinin başından ilk beş ayeti okumaktadırlar ki, halk arasında bu uygulama oldukça yaygın bir hale gelmiştir.
Bu uygulamanın dayanağını teşkil eden yukarıdaki hadis ile sahabe ve tabiinden nakledilen birçok rivayete göre, Kur’an’ın hatminden sonra dua etmek sünnettir. Kuvvetli derecede müstehab olduğu da söylenmiştir. (bk. Nevevi, el-Ezkar, s.136)

mekke-dua

Hatim bittikten sonra, duanın kabul olma şartlarına da riayet ederek, hatim duasına şu cümlelerle başlamak uygun görülmüştür:

Okunuşu: Sadekallahü’l-‘azim ve belleğa Rasûlühü’l-Kerim.
Ve nahnü ‘ala zalike mineş-şahidin.

Rabbena amenna bima enzelte vet-teba’ner-Rasûle fektübna meaş-şahidin.

Anlamı:

Yüce olan Allah şüphesiz doğru söylemiştir. Onu Peygamberimiz (a.s) bize ulaştırmıştır.

Biz de bu duruma şahit olanlardanız.

Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi şahidlerle beraber yaz. (Al-i İmran, 3/53)

Ya da kısaca:

Okunuşu:

Sübhane Rabbiyel-‘aliyyil-a’lel-vehhab.

Anlamı:

“Yüce, ulu ve lütufkar olan Rabbimi tesbih ederim” dedikten sonra duaya başlanır.

Yukarıdaki kısa hatim duasından başka, bir örnek olarak aşağıda yer alan Arapça hatim duası veya Türkçesi de okunabilir:

Okunuşu:

“El-hamdü lillahi Rabbil-‘alemin.

Vel-‘akibetü lil-müttekin. Vela ‘udvane illa ‘alezzalimin.

Ves-salatü ves-selamü ‘ala Rasûlina Muhammedin ve ‘alihi ve sahbihi ecme’in.

Rabbena takabbel minna inneke ente’s-semi’ul-‘alim.

Ve tüb ‘aleyna ya Mevlana inneke ente’t-tevvabür-Rahim.

Vehdina ve veffikna ilel-hakkı ve ila tarikın müstekim. Bi beraketil-Kur’anil-‘azim.

Ve bi hürmeti men erseltehû rameten lil-‘alemin.

Va’fü ‘anna ya Kerim. Va’fü ‘anna ya Rahim.

Vağfir lena zünûbena bi fadlike ve keramike ya ekramel-ekramin.

Allahümme zeyyinna bi zinetil-Kur’an.

Ve ekrimna bi kerametil-Kur’an.

Ve şerrifna bi şerafetil-Kur’an.

Ve elbisna bi hil’atil-Kur’an.

Ve edhilnel-cennete bi şefaatil-Kur’an.

Ve ‘afina min külli belaid-dünya ve ‘azabil-ahirati bi hurmetil-Kur’an.

Verham cemi’a ümmet-i Muhammedin ya Rahimü ya Rahman.

Allahümec’alil-Kur’ane lena fid-dünya karina.

Ve fil-kabri mûnisa.

Ve fil-kıyameti şefi’an ve ‘ales-sırati nûra.

Ve ilel-cenneti rafika.

Ve minennari sitran ve hicaba.

Ve ilel-hayrati külliha delilen ve imama. Bi fadlike ve cûdike ve keramike ya Kerim.

Allahümmeh-dina bi hidayetil-Kur’an.

Ve neccina minen-nirani bi kerametil-Kur’an.

Verfa’ deracatina bi fadiletil-Kur’an.

Ve keffir ‘anna seyyiatina bi tilavetil-Kur’an. Ya zel-fadli vel-ihsan.

Allahümme tahhir kulûbena.

Vestur ‘uyûbena.

Veşfi merdana.

Vekdi duyûnena.

Ve beyyid vücûhena.

Verfa’ deracatina.

Verham abaena.

Veğfir ümmehatina.

Ve eslih dinena ve dünyana.

Ve şeddid şemle a’daina.

Vehfaz ehlena ve emvalena ve biladena min cemi’l-afati ve’l-emradi ve’l-belaya.

Ve sebbit akdamena, ven-surna ‘alel-kavmil-kafirin. Bi hurmetil-Kur’anil-‘azim.

Allahümme belliğ sevabe ma kara’nahü.

Ve nevvir ma televnahü ila rûhi seyyidina Muhammedin sallallahü te’ala ‘aleyhi ve selem.

Ve ila ervahi cemi’ı ihvanihi minel-enbiyai vel-murselin. Salevatullahi ve selamühû ‘aleyhim ecma’in.

Ve ila ervahi alihi ve evladihi ve ezvacihi ve ashabihi ve etba’ıhi ve cemiı’ zürriyyatihi rıdvanullahi te’ala ‘aleyhim ecma’in.

Ve ila ervahi abaina ve ümmehatina ve ihvanina ve ehavatina ve evladina ve akribaina ve ehibbaina ve asdikaina ve esatizina ve limen kane lehû hakkun ‘aleyna ve li cemi’ıl-mü’minine vel-mü’minati vel-müslimine vel-müslimati, el-ahyai minhüm vel-emvati.
Ya kadiyel-hacati! Ya mücibed-d’avati! İstecib du’aena bi rahmetike ya erhamer-rahimin.
Sübhane Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘amma yasıfûn. Ve selamün ‘alel-mürselin. Vel-hamdü lillahi Rabbil-‘alemin. el-Fatiha

Anlamı:

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. İyi sonuç müttakilerindir. Düşmanlık ancak zalimler içindir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s)’e, onun bütün ehl-i beytine ve ashabına salat ve selam olsun.

Ey Rabbimiz! Bizden ibadetlerimizi kabul buyur! Şüphesiz ki sen her şeyi işiten ve her şeyi bilensin.

Ey Mevlamız! Bizim tövbelerimizi kabul eyle!. Şüphesiz ki sen tövbeleri çok çok kabul eden ve merhametli olansın. Bize hidayet ver! Hak yola ve sırat-ı müstakime ulaşmayı bizi muvaffak eyle!. Yüce Kur’an’ın hürmetine, alemlere rahmet olarak gönderdiğin Peygamber hürmetine.

Ey Kerim olan Allah! Bizi bağışla. Ey Rahim olan Allah! Bizi bağışla. Ey ikram edenlerin en keremlisi olan Allah! Lütfunla ve ihsanınla bizim günahlarımızı bağışla.
Allah’ım! Bizi Kur’an süsü ile süsle. Kur’an ile bize lütfet! Kur’an ile bizi şereflendir. Kur’an elbisesini bize giydir. Kur’an hürmetine bizi cennetine koy. Kur’an hürmetine dünyadaki belalardan ve ahiret azabından bizi koru. Ey Rahim, Ey Rahman! Ümmet-i Muhammed’in tamamına merhamet et.

Allah’ım! Kur’an’ı bize dünyada yoldaş eyle. O’nu bize kabirde dost eyle. Kıyamet günü onu bize şefaatçi kıl, sırat köprüsü üzerinde onu bize nur eyle. Cennette onu bize yoldaş eyle. Cehennem ateşine karşı onu bize perde ve engel kıl. İhsanın, cömertliğin ve keremin ile tüm hayırlı yollar için onu bize önder kıl.

Kur’an hidayeti ile bizi hidayete eriştir. Kur’an’ın hürmetine bizi ateşten koru. Kur’an hürmetine bizim derecemizi yükselt. Okunan Kur’an hürmetine günahlarımızı bağışla. Ey Lütuf ve ihsan sahibi!.

Allah’ım! Kalplerimizi temizle. Kusurlarımızı ört. Hastalarımıza şifa ver. Borçlarımızı ödemeye yardım et. Yüzümüzü aydınlat. Derecemizi yükselt. Babalarımıza merhamet et. Annelerimizi bağışla. Din ve dünya işlerimizi islah et. Düşmanlarımızın bize saldırısını bertaraf eyle. Ailemizi, mallarımızı, memleketimizi her türlü afetlerden, hastalıklardan ve belalardan koru. Ayaklarımızı sabit eyle, kafir toplumlara karşı bize yardım et. Yüce Kur’an hürmetine.

Allah’ım! Okuduğumuz ve tilavet ettiğimiz Kur’an’ın sevabını ve nurunu Efendimiz Hz. Muhammed (a.s)’in ruhuna ulaştır. Ve onun kardeşleri olan tüm peygamberlerin (a.s) ruhlarına ulaştır. Ve Peygamberimiz (a.s)’in ehlinin, çocuklarının, hanımlarının, ashabının, tabiinin ve bütün zürriyetinin ruhlarına ulaştır.

Hayatta olan veya vefat etmiş olan babalarımızın, annelerimizin, kardeşlerimizin, evladımızın, akrabalarımızın, sevdiklerimizin, dostlarımızın, hocalarımızın, üzerimizde hakkı olan herkesin ve Müslüman olan bütün kadın ve erkeğin ruhlarına ulaştır.
Ey ihtiyaçları gideren Allah! Ey dualara icabet eden Allah! Ey merhametlilerin en merhametlisi! Dualarımızı kabul et. Tüm peygamberlere salat ve selam olsun.
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

Fatiha denir ve Kur’an’ın birinci suresi (Fatiha) okunur.

 

 

Kaynak: dua.diyanet.gov.tr

Dünya – Ahiret Dengesi

kuran dua

Kuran-Allah

Aziz Kardeşlerim!

Resûl-i Ekrem (s.a.s) Efendimiz, bir gün hasta bir sahabîyi ziyaret etti. Ona nasıl dua ettiğini sordu. O da, “‘Allah’ım! Beni ahirette ne ile cezalandıracaksan onu şimdiden dünyada bana ver!’ şeklinde dua ediyorum” dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü, böyle dua etmemesi konusunda onu uyardı. Kendisine, “Allah’ım, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!”1 şeklinde dua etmesini tavsiye etti.”

Kardeşlerim!

Aslında bu dua, Yüce Rabbimizin Kerim Kitabımızda bizlere öğrettiği hikmet yüklü bir duadır. İtidali, yakarışı, ibadeti hayatının vazgeçilmezi kabul eden Efendimiz (s.a.s), bu dua ile dünya ve ahiret arasında dengeli bir tutuma, ölçülü bir hayata dikkat çekmiştir.3 Bu dua, insanı bu dünyada ve ahirette mutlu kılacak olan şeyin iyilik, salih amel, güzel ahlak olduğunu hatırlatır bizlere. İşte bugün bizler, bu duayı her gün beş defa huşuyla eda ettiğimiz ve huzura erdiğimiz namazlarımızda okuyoruz. Böylelikle, dünya ve ahiret dengesini gözettiğimizi her daim dile getiriyoruz. Dünyadaki sorumluluğumuzu, ahiretteki hesabı, mizanı, sıratı, mükâfat ve cezayı bir an olsun unutmadığımızı ikrar ediyoruz.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Kerim Kitabımızda, “Allah’ın sana verdiğinden O’nun yolunda harcayarak ahiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma…” buyurmaktadır. Rabbimizin bizden istediği, ne dünya için ahireti feda etmek, ne de ahiret için dünyayı terk etmektir. Bizden istenen, bu iki hayat arasında bir denge kurabilmektir. Dünya hayatını ahirete tercih etmemektir, menfaatin esiri olmamaktır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya bağlanmamaktır, heva ve hevesi Allah’ın rızasından üstün tutmamaktır.

Kardeşlerim!

Dünya ve ahiret arasındaki dengenin nasıl olması gerektiğini Peygamberimizin örnekliğinde görmekteyiz. Allah Resûlü, ibadetimizde, gündelik hayatımızda, dahası bütün yaşantımızda ölçülü olmamız gerektiğini bildirmiştir. Onun hayatı, bu denge ekseni üzerine kurulmuştur. Efendimiz, dünyadan el çekip sadece ahiret için yaşamaya karar veren bazı sahabileri bedenin, ailenin ve sahip olunan nimetlerin hakkını vermeleri hususunda uyarmıştır. O, “Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” uyarısıyla kendisinin böyle bir hayat tarzının olmadığını ifade etmiştir.

Kardeşlerim!

Kimileri, zaman zaman bu dünyanın ahiret yurduna açılan bir kapı, bir imtihan alanı olduğunu göz ardı edebilmektedir. Kimileri, ahireti uğruna, doğru olmayan bir inançla dünyanın meşru nimetlerinden kendini mahrum bırakabilmektedir. Kimileri ise kendi anlayışlarından kaynaklanan aşırılıkları dine mal ederek, rahmet yüklü mesajlarıyla hayat veren yüce dinimize şiddet, vahşet ve katliamlarla ihanet edebilmektedir. Kimileri, dini ruhundan, ibadetleri özünden koparmak suretiyle dar kalıplara mahkum etmekte ve sadece şekle indirgeyebilmektedir. Kimileri ise, yaşantı boyutunu tamamen ihmal ederek dini sadece vicdanlara hapsedebilmektedir. Gerçek şu ki; bütün bu algı ve anlayışlar, Peygamberimizin insanlığa takdim ettiği örnekliğin ve Müslüman kimliğinin doğru idrak edilemeyişinin sonuçlarıdır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, kâinattaki her şeyi bir denge üzere yaratmıştır. Fakat günümüz insanının bu dengeyi ve hayat ölçüsünü yitirmesinin acı neticeleri bütün ibretiyle karşımızda durmaktadır. Bugün niceleri, modern dünyanın, daha çok kazanma ve haz alma tutkusunun, bilerek ya da bilmeyerek adeta esiri olmaktadır. Dünyanın bir köşesinde insanlar yiyecek ekmeğe muhtaçken, diğer bir köşesinde israf, savurganlık, vurdumduymazlık, bencillik had safhadadır. Kimileri, daha konforlu, daha ışıltılı bir hayat arzularken, sığınacak bir barınak uğruna nice canlar okyanusların derin ve karanlık sularında umutları ve yarınlarıyla birlikte yok olmaktadır. Bu olumsuzluklar karşısında insanlığın, bugün topyekûn bir itidal çağrısına muhtaç olduğu açıktır. Ancak bu itidalin, sadece çağrılarla değil, sağlam ve sarsılmaz bir imanla, paslanmamış yüreklerle, tükenmemiş gönüllerle hayata geçirilebileceği asla unutulmamalıdır.

Kardeşlerim!

Geliniz, Yüce Kitabımızın ve Peygamberimizin bize öğrettiği itidale dair duayı kendimize şiar edinelim. Sevgimizde, yergimizde, yaşantımızda, ibadetimizde, dünya ve ahirete bakışımızda bu dengeyi hakim kılalım. Unutmayalım ki; bu bakış ve tutum, sahih ve makbul bir kulluğun gereğidir. Yine unutmayalım ki; niyeti en yüce olanımız, hem dünyasının hem de ahiretinin işlerine önem verenlerimizdir.

Hutbemizi, Peygamberimiz (s.a.s)’in anlam dolu şu duası ile bitirmek istiyorum:

“Allah’ım! İçinde yaşadığım, geçimimi sağladığım dünyamı ve ebedî yaşayacağım ahiretimi benim için hayırlı kıl. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle.” 

 

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

En Sevgiliye İltica

hzmuhammed-arapca

Bismilahirrahmanirrahim.

Her türlü tahiyyat, her türlü salavat, her türlü tayyibat alemlerin Rabbine mahsustur. Bütün hamdü senalar, bütün selamlar, bütün iyilikler yalnız Allah içindir.

Her türlü salatü selam, her türlü tahiyyatü ikram, her türlü ihtiram, alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa (sav), ehl-i beyti ve ashabı içindir.

Bize selamı, duayı, iyiliği sen getirdin ey Nebi! Bize hamdi, senayı, şükrü sen öğrettin ey Allah’ın Resulü! Miracımız olan namazın her tahiyyatında, “Selam sana ey Nebi!’ diye sana selam gönderiyoruz.

Bize hakkı, hakikati, hidayeti sen getirdin. Rahmet yüklü adaleti, hikmet yüklü ahlakı sen öğrettin. “Mekarim-i ahlak”ı sen tamamladın. Yüce Rabbimiz insanlığa olan büyük nimetini seninle kemale erdirdi.

Dünyamızı sen anlamlandırdın. İnsanlık seninle anlam buldu ey Allah’ın Sevgilisi! Bize hayat veren ’Kerim Kitab’ı sen getirdin. ‘Kitap’la beraber furkanı, mizanı, hikmeti getirdin. ‘Kitab’ı örnek hayatınla beyan ettin. Onu yaşanan bir hayata sen dönüştürdün. Bize ‘Mahaccet-i beyza’, gecesi gündüz gibi apaydınlık bir yol bıraktın. Hikmetli sözlerin, örnek davranışların ‘hadis’ ve ‘sünnet’ oldu ve insanlığa yol gösterdi. Sözün ve sünnetin bize tarih sahnesinde süreklilik kazandırdı. Ümmetin bütün fertleri arasında bilgi, duygu ve davranış birliği oluşturarak kalplerimizi ve gönüllerimizi birleştirdi. ‘Sünnet’ ve ‘hadis’in, asr-ı saadeti, bütün zamanlara taşıyarak yolumuzu aydınlattı.

Selam sana ey Nebi!

Ümmetin alimleri mübarek sıretini, sünnetini ve hadislerini sonraki nesillere aktarmak için hayatlarını vakfetti; müsnedler, sünenler, camiler, mucemler ve musannefler, senin hadislerini bir araya getirdi. Siyerler ve meğaziler, senin örnek hayatını bize tarif etti. Delail, şemail ve hilyeler, senin vasıflarını bize anlattı. Naatlar, kasideler, mevlitler, sana olan aşkımızı ve sevgimizi dile getirdi. Nice telif ve tasnifler hep seni anlatmak için imla edildi. Sana gül terennümünde besteler yapıldı; ilahiler söylendi, divanlar dolduruldu. Mesnevilere senin adınla başlandı. Hattatlar en güzel tablolarına senin adını nakşetti. Ne yana baksak senden bir iz bulduk ey Nebi! Ne yöne dönsek seni gördük ey Nebi!

Ancak ne diller hakkıyla seni söyleyebildi ne de kalemler hakkıyla seni yazabildi!

Selam sana ey Nebi!

İnsanlık tarihine altın harflerle yazılması gereken Veda Hutbesi’nde ashabına seslendin. Ashabına Ben Allah’ın dinini hakkıyla tebliğ ettim mi? diye sordun. Aslıab-ı Güzin’in. “Elbette sen hakkıyla tebliğ ettin ya Resülallah!  diyerek karşılık verdiler.

Biz de haddimiz olmayarak diyoruz ki: Elbette tebliğ elim ey Allah’ın Resülü! Elbette tebliğ etim.”

Selam sana ey Nebi!

Yine Veda Hutbesi’nde ashabına: “Burada bulunanlar bulunmayanlara benden dinlediklerini tebliğ etsinler! Umulur ki, sonradan tebliğ edilenler burada bulunanlardan daha iyi anlarlar.” buyurdun.

Ey Nebi! Bu müjdenden umut devşirdik. Bir avuç hadis talebesi olarak ümmetine bıraktığın hadis mirasından, sünnet hazinenden anlayabildiklerimizi topladık. Zayıf idraklerimizle şerh ettik. İstedik ki hadislerinden süzülüp gelen kutlu nefesin hissedilsin! Gönüllere hayat veren ab-ı kevseriden kana kana içilsin! Hakikat çağrına kulak verilsin! İmanına, ibadetine, ahlakına, örnekliğine, değerlerine, dualarına, beşeri münasebetlerine tanıklık edilsin! Varlık ve bilgi ufkunda seyredilsin! Tarihin ve medeniyetin kavşaklarında izin sürülsün! Bize bildirdiğin hakikatin ışığında varlık aleminin ve sonsuzluğun bilgisine ulaşılsın! İstedik ki günümüz insanı senin çağrınla buluşsun! Senin davetim anlasın! Kavrasın! Bu niyet ve düşüncelerle yola çıktık ve umutlandık. Yanımızda bulunmayanların bulunanlardan daha iyi anlayacaklarını umut ettik. Umudumuzu boşa çevirmemesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz.

Bir hadisinde ‘Her kim benim sözlerimi işitip koruyup anlayıp başkasına tebliğ ederse Allah onun yüzünü ağartsın! Nice fıkıh taşıyıcıları vardır ki kendisinden daha fakih olanlara tebliğ ederler.” buyuruyorsun.

Selam sana ey Nebi!

Cenab-ı Hak’tan istediğin hayırları biz de istiyoruz ey Nebi! Sen dünyada da ahirette de iyilik, güzellik ve nimet istedin.

Sen Allah sevgisini, Allah’ı sevenlerin sevgisini ve Allah’ın sevgisine ulaştıracak tutum ve davranıştan istedin.

Sen cenneti ve cenneti kazandıracak amelleri işleyebilmeyi nasip etmesini istedin.

Sen doğru olanı kalbine ilham etmesini ve nefsinin şerrinden korumasını istedin. Biz de istiyoruz ey Nebi!

Sen nasıl ki, kalbini İslam üzere sabit kılmasını, ayaklarını ‘Sırat-ı Müstakim’den kaydırmamasını, dinde sebat etmeyi ve doğrulukta kararlı olmayı istedin. Biz de istiyoruz ey Nebi!

Sen nasıl ki, fayda verecek ilimleri öğrenmeyi lütfetmesini, öğrendiğin ilimlerin hakkında hayırlı olmasını ve ilmini artırmasını istedin. Biz de istiyoruz ey Nebi!

Sen ilimle beraber hilm ve vakar istedin. Biz de istiyoruz ey Nebi!

Sen bidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istedin.

Sen Allah’ı zikretmeyi, O’nun nimetlerine şükretmeyi ve ibadetleri güzel yapmayı istedin.

Sen sadık bir dil, selim bir kalp ve müstakim bir ahlak istedin.

Sen yaratılışını güzel yaptığı gibi ahlakını da güzelleştirmesini istedin.

Sen dinin, dünyan, ailen ve malın hakkında af ve afiyet istedin.

Sen helal rızık istedin. Sen işlenenlerin hayırlısını; duanın, amelin, sevabın ve kurtuluşun hayırlısını istedin. Biz de bunları istiyoruz ey Nebi!

Selam sana ey Nebi!

Cenah-ı Hakk’a sığındığın kötülüklerden biz de sığınıyoruz ey Nebi! Sen gazabından rızasına, cezasından affına, O’ndan yine O’na sığındın. Sen huşu duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul edilmeyen duadan O’na sığındın. Biz de sığınıyoruz ey Nebi!

Sen kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve bunaklıktan O’na sığındın.

Sen katı kalpli olmaktan, gafletten, fakirlikten, yokluktan, zilletten, miskinlikten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan yine O’na sığındın. Bizde sığınıyoruz ey Nebi!

Sen kulağının, gözünün, dilinin ve kalbinin şerrinden O’na sığındın.

Sen kötü ahlaktan, kötü işlerden ve çirkin arzulardan O’na sığındın. Sen kötü bir ömür sürmekten, kalp fitnesinden, kabir azabından ve nefis vesvesesinden O’na sığındın. Biz de sığmıyoruz ey Nebi!

Sen bela ve musibetlerin şerrinden O’na sığındın. Sen işlerin dağınıklığından, altından kalkamayacağın borçtan, düşmanın galip gelmesinden ve düşmanları sevindirecek bir musibete düçar olmaktan O’na sığındın. Sen işlediklerinin ve işlemediklerinin şerrinden O’na sığındın. Sen hayatın ve ölümün, dünyanın ve ahiretin fitnesinden O’na sığındın. Sen cehennemden ve cehenneme sürükleyecek amellerden O’na sığındın. Biz de yolundan giderek aynı kötülüklerden Allah’a sığınıyoruz ey Nebi!

Selam sana ey Nebi!

Cenab-ı Hak’tan sürekli ümmetini diledin. Dilinde ve kalbinde hep ümmetin oldu. Ümmetin olduğumuz devlet yeter. Hizmetinde olduğumuz izzet yeter. Senden sonra gelen ve seni görmediği halde sana imarı edenleri ‘kardeşlerin’ diyerek görmeyi çok arzu ettin. Bizi de. ‘Havz-ı kevser’in başında karşıladığın kardeşlerinin arasına kabul buyur ey Nebi!

Selam sana ey Nebi!

Salat sana ey Rasul!

Tahiyyat sana ey Ahmed-i Mustafa!

Her türlü ihtiram sana ey Alemlerin Efendisi!

 

 

Kaynak: Hadislerle İslam I kitabı.