Kudüs ve Dini Önemi

Kudüs, Yahudiliğe aşağı yukarı 3000 yıl, Hristiyanlığa 2000 yıl ve İslam’a ise 1400 yıl civarında kutsaldır. 2000 yılı Kudüs’ün İstatistiki yıllığına göre, Kudüs’te 1204 Sinagog, 158 Kilise ve 73 Cami vardır. Durmaksızın süren, dinlerin beraber barış içinde yaşanmasını sağlamaya çalışan çabalara rağmen, Tapınak Dağı gibi bazı alanlar ayrışmanın ve tartışmanın bitmediği alanlardır. Kudüs, Yahudilere Kral Davud’un şehri Milattan Önce 10. yüzyılda ele geçirmesinden itibaren kutsallaşmıştır. Kudüs Süleyman’ın ve İkinci Tapınağın bulunduğu alandı. Tevrat’ta belirtilmemesine rağmen, İncil’de 632 defa görülür bu bilgi.

Günümüzde, İkinci Tapınağın bir kalıntısı olan Ağlama Duvarı, Kutsalların Kutsalı Tapınak Dağından sonra ikinci en kutsal alandır Yahudiler için. Dünya’nın her tarafında sinagoglar, önü Kudüs’e dönük Tevrat sandukalarına sahiptir ve Kudüs’teki sandukalar ise Tapınak Dağı’na dönüktür. Mişna tarif edildiği gibi ve Şulhan Aruh’ta kodlandığı gibi, Yahudiler dua ederken Kudüs’e ve Tapınak Dağı’na dönerler. Birçok Yahudi bu yönü göstermesi amaçlı evlerinide o yöne Mizrah yerleştirirler. Hristiyanlar, Kudüs’e hem Tevrat tarihiyle ilgili hem de İsa’nın hayatındaki öneminden dolayı, saygı gösterir. Yeni Ahit’e göre, İsa, doğumun hemen sonra Kudüs’e getirildi ve büyüdüğünde İkinci Tapınağı temizlerdi. Bazı din adamları İsa’nın son akşam yemeğinin Kudüs’te olması ve İsa’nın çarmıha gerildiği, Golgotha’da Hristiyanlar için önemli alanlar arasındadır. Adından da anlaşılacağı gibi Golgotha’nın bulunduğu yerde günümüzde Kutsal Kabir Kilisesi vardır ve Hristiyanlar için bu kilise hac alanıdır. Tapınak Dağı Kudüs, Sünni Müslümanlar için, üçüncü en kutsal şehirdir. Kıble, Mekke’deki Kabe’den önce Kudüs’tü. Şehrin Müslümanlar için en büyük önem noktası, Hz. Muhammed’in cennete Kudüs’ten çıkmasıdır. İslamiyet’e göre, Hz. Muhammed bir gece mucizevi bir şekilde Mekke’den Kudüs’e gelip cennete yükseldi. İsra Süresi’nin ilk Cüzü, Hz. Muhammed’in cennete olan bu gezisinin Mescid-i Aksa’dan gerçekleştiğini belirtir. Bu aynı zamanda Hadisler’de de belirtilmiştir.

Esma-ül Hüsna “El Kuddüs”

el-Kuddûs esmasının sözlük anlamı, hatadan, gafletten, her türlü eksiklikten ve noksanlıktan münezzeh; pak, temiz olan, bütün kemal sıfatları üzerinde toplamış olan ve ne kadar övülürse övülsün tüm övgülerin üstünde olan demektir.

Haşr sûresi (59), 23: “O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. Melik (mülkünde istediği gibi tasarruf eden)tir, Kuddûs (her noksanlıktan münezzeh olan)dür, Selam (her kusurdan ve âfetten sâlim olan)dır, Müheymin (her zaman gözetip, koruyan)dir, Aziz (kudreti daima üstün gelen)dir, Cebbâr (dilediğini yaptıran)dır, Mütekebbir (büyüklük ve yücelik kendisine mahsûs olan)dir. Allah, müşriklerin şirk koştuklarından münezzehdir.”

Makro ve mikro alemde, görebildiğimiz ve göremediğimiz her şeyin yaratıcısı olan Yüce Allah, kâinatı akıllara durgunluk verecek bir intizam ile yaratmıştır. İlim sahibi her insan, bu muhteşem nizam ile alemin sürekliliğini müşahede eder. Alem, adeta, muhteşem bir orkestra gibi işlemekte, etrafa yayılan musiki, her nesneyi sarmakta, mest etmektedir! Her olay, bir kanun çerçevesinde cereyan ederek, sebep-sonuç ilişkileri ile insanoğluna bu kainat sarayının sahibini anlatmaktadır.

Bu dünya fabrikasının O Yüce Mühendisi, her şeyi öylesine güzel işler hale getirmiştir ki, bir taraftan “üretim” yapılmakta, diğer taraftan da “atıklar” olağanüstü mekanizmalar ile temizlenmektedir.

Etrafını, tefekkür ile seyreden her göz, doğadaki temizliği fark eder. Hayvanlar âleminde, yarattığı her canlıya temizliği öğretmiştir Kuddûs olan Yaratan! Kimi yalanarak, kimi binbir metotla yıkanarak, kimi de kendinden küçük yaratıkları âdeta “temizlikçi” gibi kullanarak vücutlarını tertemiz tutarlar.
Yeşil her ağaç, tabiatın ciğerleri hükmünde soluk alıp verirken, havadaki “oksijen ve karbondioksit” dengesini düzenler ve havayı temizler.

el-Kuddûs’tür O!

Bu muhteşem düzen, Kuddûs isminin tecellileri ile olur dostlar! Çevre kirliliğinin bütün sebebi, bu düzeni kendi lehine bozmaya çalışan insanoğludur!

Beşerin “bulaşık eli” karışmamak şartıyla, doğadaki bu harika dengenin bozulması mümkün değildir.

Allah’ın Kuddûs ismini tefekkür eden her insan, secdelere kapanır, çevreyi ve doğal dengeleri korumak için elinden geleni yapar. Müslüman bilir ki, o kainat ile aynı inancı paylaşmakta, O Yüce Yaradan’a farklı boyutlarda kulluk etmektedir.

İnsanlar ve ağaçlar kıyamdadır.

Hayvanlar rukûdadır.

Sular ve yerdekiler secde halindedir.

O, Zât-ı Mukaddes (cc), toprağı yaratmış, Kuddûs isminin tecellisi ile ona, içine aldığı her şeyi sevgiyle kucaklayıp, öğütüp, temizleme emri vermiştir.

el-Kuddûs olanın emriyle ‘çöp’ gömersiniz toprağa, ‘gül’ biter onun bağrından! Settâr isminin tecellilerini de sergiler toprak, bakana dostlar! Örter, tüm çirkinlikleri…

Seyretmeyi bilene, ölümü sevdirir toprak! Ana kucağı gibi, bağrını açar insana ve haşre kadar ağırlar her gelen misafirini, “kabir” adlı bekleme salonlarında.

O Kuddûs olan Sâni-i Zü’l-celâl, suyu yaratmıştır ve her şeyin bileşimine bu mucizeyi yerleştirmiş, suyu adeta “hayat” kılmıştır. Ve ona da temizleme gücü vermiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s.):
“Sizden birinizin kapısı önünden bir ırmak geçse, günde beş defa o ırmakta yıkansa bedeninde kir kalır mı? Kalmaz. İşte su nasıl kiri giderirse, namaz da günahları öyle giderir” (İbn Mâce, İkâme, 193; Ahmed b. Hanbel, I, 72; Müslim, Mesâcid, 283.)

Sen, Yüce Rabbim, kulunu, sular ile maddi kirlerden arıtan, namaz ile de manevi kirlerden temizleyensin!

Tövbe kapılarını ecele dek açık tutup, gözyaşlarıyla yıkanan ruhları Tevvâb isminle sarmalayansın!

Her türlü noksanlıktan uzak, pak ve temiz olansın!

Hata bizden, gaflet bizden, af ve mağfiret Senden Rabbim!

İnsan unutkandır, yanılır, yanlışlara düşer. Her konuda acz içindedir. Yeri gelir, bir minicik virüse yenilir, yataklara düşer… Uykusuz, susuz, aç kalamaz, yalnız hiç yaşayamaz!

Ama Sen, Yüce Rabbim!
Sen, Allah’sın, Senden başka ilâh yok!
Sen, dirisin, ölümsüzsün!
Seni uyku ve uyuklama tutmaz!
Göklerde ve yerde ne varsa her şeyin sahibisin!
İlmin her şeyi kuşatmıştır,
Sen en Yüce olansın, Alîm’sin, Mütekebbir’sin!
Seyyiâtımızı, hasenâta çevirerek,
Bize, Kuddûs isminle muamele et Allah’ım!
Temizle bizi Allah’ım! Âmin.

 

 

Kaynak: www.esmaulhusna.net