Hac İbadeti

Hac, dinimiz İslam’ın temel ibadetlerinden biridir. Sözcük olarak olarak hac, “gitmek, yönelmek, ziyaret etmek” gibi anlamlara gelmektedir. Hac, imkanı olan her müslümanın, yılın belli günlerinde ihrama girerek vakfe yapıp kabeyi tavaf etmeleridir ve dinimizin gerektirdiği görevleri yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder.

Hac ibadeti Müslümanlara hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır.

Hicretin 9. yılında nazil olan:

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكاً وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ فِيهِ آيَاتٌ بَيِّـنَاتٌ مَّقَامُ
إِبْرَاهِيمَ وَمَن دَخَلَهُ كَانَ آمِناً وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْت مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ الله غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, Mekke’de alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kabe’dir. Onda apaçık deliller, Makâm-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnîdir” ( Âl-i İmran, 96-97)

Kuran-ı Kerim’de geçen ayetler ile Müslümanlar üzerine farz kılınan Hac, Hz. Peygamber tarafından putperest âdetlerinden arındırılarak İslâmî usullere uygun hale getirilmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav):

“Ey inananlar, Allah size haccı farz kılmıştır. O halde haccediniz.” buyurarak haccın farz olduğunu belirtmiştir.

Her Müslümanın ömründe en az bir kez hacca gitmesi gerekir. Fakat Hac ibadetinin yerine getirilebilmesi için bazı şartlar vardır.

•Bir kimseye haccın farz olması için onun;
•Müslüman olması,
•Akıllı, bâliğ (ergen) olması ,
•Sağlıklı olması,
•Özgür olması,
•Yurtdışına çıkma kısıtlılığı bulunmaması,
•Yol güvenliğinin bulunması,
•Hac mevsime yetişmiş olması,
•Can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması,
•Ekonomik yönden hac görevini yapma imkanına sahip bulunması gerekir.
Son şart, hac yolculuğuna çıkacak kişinin, gidip dönünceye kadar hem kendisinin, hem de bakmakla yükümlü olduğu kimselerin sosyal seviyelerine uygun biçimde geçimlerini sağlayacak parasal güce ve hac için yeterli zamana sahip olması anlamına gelmektedir.

Hac, Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak, verdiği sağlık ve zenginlik nimetinden dolayı şükretmek ve Allah’a (c.c.) yakınlaşmak için yapılır. Hac ibadeti dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan, dilleri ve ırkları farklı olan Müslümanları aynı amaç için bir araya getirir. İnsanlara takva dışında bir üstünlük olmadığı şuurunu hissettirir. Hacca gelen Müslümanlar, sosyal ve ekonomik statülerinden sıyrılırlar. Allah’ın (c.c.) huzurunda mal, makam gibi farklılıkların önemsiz olduğunu ve tüm Müslümanların eşit olduğunu anlarlar. Hacı adayları giydikleri beyaz kıyafetlerle ölümü hatırlarlar ve ölmeden önce tövbe etme fırsatı bulurlar. Bu ibadet sayesinde hacılar diğer insanlara saygı gösterir, kırıcı davranışlardan kaçınır, canlılara zarar vermemeye özen gösterirler. Bu nedenle hac ibadetinin fazileti saymakla bitmez.

Peygamber Efendimiz de haccın faziletini şu hadislerinde dile getirmişlerdir:

مَنْ حَجَّ لِلَّهِ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ

“Kim Allah için hacceder, çirkin söz ve günahlardan sakınırsa, annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olarak döner.”

Hac ibadetini yerine getiren müslümanlar yaşamlarına geri döndükten sonra Hz.Peygamberin müjdesinden hareketle, “anasından doğmuş gibi günahlarından temizlendikleri” inancıyla da, özel ve sosyal hayatlarında daha özenli ve dikkatli davranmalılar. Bu dikkati ve özeni ömür boyu sürdürmeliler. Hac ibadeti sırasında kalp kırmaktan kaçındıkları gibi kalp kırmamalı, kül hakkından kesinkes uzak durmalı, Allah’ı bolca zikrederek, yüce Rabbimizin rızası için ibadetlerine devam etmelidirler.

Dua ve Sevgi ile..

Fil Vakası

Fil Suresi

Kafirun suresinden sonra, Felak suresinden önce Mekke’de inmiştir. 5 ayettir. Fillerle donanmış ordusuyla Kabeyi yıkmaya gelen Habeşistan Kralı Ebrehe’nin fil ordusunun, Allah tarafından gönderilen ebabil kuşları ile helakını anlatan mukaddes bir suredir. Bu olay İslam Tarihinde kayıtlara Fil Vakası olarak geçmiştir. Fil Vakası, bizlere yüce Allah-u Teala’nın yüceliğini en somut şekilde göstermiş olan bir hadisedir.

Fil Suresi Arapça Okunuşu

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ ﴿١﴾اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ ﴿٢﴾ وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ ﴿٣﴾ تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ ﴿٤﴾ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ ﴿

Fil Suresinin Türkçe Yazılışı ve Okunuşu

-Bismillâhirrahmanirrahim.
1- Elemtera keyfe fe’ale Rabbuk bi-ashâbi’l-fîl.
2- Elem yec’al keydehum fî tadlîl.
3- Ve ersele ’aleyhim tayran ebâbîl.
4- Termîhim bi-hicâratin min siccîl.
5- Fece’alehum ke’asfin me’kûl.

Fil Suresinin Türkçe Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1-Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine!
2-Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3-Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
4-Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
5-Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.

Fil Suresi’nin Faziletleri

Kullarına derdi veren Allah dermanını dahi vermiştir. Kur’an Surelerini okumanın aynı zamanda birer zikir olduğunu da düşünürsek, bu surelerin özelliklerindeki hikmet ve incelikleri anlamış oluruz. Fil Suresinin özellikleri şöyledir:

“Hasımlarına karşı Fil Suresini okuyan kimse, hasımlarını (düşmanlarını) mağlup eder.” Sureleri okuma adeti ise en az üç, beş, yedi kere olur. Sonra (100) yüz kere olabildiği gibi daha fazla da olabilir. Nitekim bunun örnekleri geçmektedir.

“Akşamlan bilhassa, akşam ile yatsı arasında (1000) bin kere okuyan kimse, her türlü muradına kavuşur, tüm dilekleri gerçekleşir ” buyrulmuş Fil Suresi hakkında.

Dinimizde Akraba İlişkilerinin Önemi

Yüce Allah tarafından en üstün vasıflarla yaratılmış olan insan, ailesine, anne babasına ve bütün akrabalarına karşı sorumlu bir varlıktır. Kuşkusuz İslam dini, akrabalık ve aile ilişkilerine büyük önem vermiş, bu ilişkilerin ilkeli, sağlam ve devamlı olmasına da özen göstermiştir.

Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Fakat akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır. Bu nedenle akrabaya ziyaret ve ilişkiyi kesmemek dinimizde çok büyük bir öneme sahiptir. Ziyaretler yalnız Allah rızası için olmalıdır. Önce anne ve baba daha sonra ise diğerleri ziyaret edilmelidir.

Allahü Teâlâ buyuruyor ki:

“Ben Rahmanım, rahmi yarattım, ona kendi ismimden isim verdim. Akrabasını gözeteni gözetirim. İlgisini kesenle de ilgiyi keserim.”

Günah işlemeye sebep olacak akrabayı ziyaret gerekmez. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir.Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemeli, uzak şehirde ise mektupla, telefonla gönlünü almalıdır. Akrabayı ziyaret etmeden onlara çeşitli yardım yapmak, gönüllerini almak, sıla-i rahm yerine geçer. Çünkü sıla-i rahm, yalnız akrabayı ziyaret değildir. Her ne şekilde olursa olsun onları memnun etmektir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Sıla-i rahm demek, ahbap ve akrabasından gördüğü iyiliğe karşı ona iyilik etmek değil, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.”
بِسْمِ اللهِ الْرَحْمَنِ الْرَحيِمِ
وَ ءَاتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَ الْمِسْكِينَ وَ ابْنَ السَّبِيلِ وَ لاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا

Bismillahirrahmanirrahim

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla

“Akrabalarına, düşküne ve yolcuya hakkını ver, elindekileri de tamamen saçıp savurma.”

İsra suresi, ayet 26

Görüldüğü gibi yakınlarımızla iyi münasebetler geliştirmemiz ve onların sıkıntılarını paylaşmamız, Allah’a imandan sonraki en önemli vazifelerimizden birisidir. Çünkü aile ve yakınlar arasındaki birlik, toplumsal beraberliği meydana getirmektedir. Bu kutsal yapının içindeki güçlü iletişim ve dayanışma, sağlıklı nesillerin yetişmesine ve sağlıklı fikirlerin gelişmesine büyük katkı sağlamaktadır.

Bir müslüman, müslüman kardeşini ziyaret edince, 70 bin melek “Ey Rabbimiz, senin rızan için ziyaret eden bu kulundan razı ol” diye dua ederler.

Yüce Allah buyurur ki:

“Benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirini seven, benim için veren, benim için birbirine yardım eden, sevgime mazhar olur.”

Dua ve Sevgi ile..

Yeni Yıla Girerken Okunacak Dua

Koca bir yılı devirdik. Kayıplarımız da oldu, kazançlarımız da oldu elbette.. Yaşam telaşımızı sürdürürken yaptığımız her işte yalnızca bir şey bizler için önemli olmalı, o da yüce Allah’ın rızası… Geçip giden 365 günde bilmeden veya bilerek işlediğimiz tüm günahlar için Allah’a yakararak, yürekten pişmanlığımızı dile getirip tövbe ederek, o günaha tekrar dönmemeli. Allah’a el açıp hayırlı bir ömür dilemeli. Ömrümüzden eksilen bir yıl, bizi ölüme yaklaştırıyor. Bunu unutmamalı… Yaşayacağımız yeni yılın öncekinden daha hayırlı geçmesi için önce yaşantımızın maddi ve manevi muhasebesi yapılarak yanlışların farkına varılmalı. Yüce Rabbimizin razı olduğu şekilde yaşayıp onun razı olduğu amelleri yaparak, hayırlı işler ve hayırlı kazançlar getiren işlerde gayret ederek, ibadet ve dualara devam ederken hayırlı bir şekilde yılın geçmesi için yeni yıla girerken, yeni yılın başında aşağıdaki dua okunur.

Bismillahirrahmanirrahim.

“Allâhümme ente’l-ebediyyü’l-kadimu’l-hayyü’l-kayyümü’l-kerimü’l-hannânü’l-mennânü.Ve hâzihi sennetün cedidetün.Es’elüke fihe’l-ısmete mine’s-şeytan’r-racimi ve evliyâihi: Ve’l-avne âlâ hâzihi’n-nefsi’l-emmâreti bi’s-sût.Ve”l-istiğale bi mâ yukarribuni ileyke yâ ze’-celali ve’l-ikram.”

”Allah’ım! Sen Ebedi ve Kadim’sin. Başlangıcı ve sonu olmayan Hayy ve Kayyum’sun. Hayat sahibi ve her şeyi kıvamında tutansın. Kerim ve Hannan’sın. Sonsuz ikramların ve şefkatin sahibisin. Bu gün yeni seneye giriyoruz. Bu yeni senede, lanetlenmiş şeytanın ve yardımcılarından beni korumanı senden istiyorum. Ve yine senden devamlı kötülüğe teşvik eden nefsimden beni korumanı istiyorum. Ve yine senden beni sana yaklaştıracak işlerle meşgul olmam konusunda bana yardımcı olmanı istiyorum. Ey celal ve ikram sahibi Allah’ım!..”

Dinimizde Rüya Görmek

Rüya, uyku sırasında zihinde beliren görüntülerin bütünü, görülen hayaller dizisi, hayal, düş, ümit anlamına gelir.
Rüyada çeşitli hikmetler vardır. Kimi için bir müjde, kimi için bir ikazdır. Kur’an-ı kerimde rüya ve tabiri ile ilgili pek çok bilgi vardır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Güzel rüya müjdedir.”

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (Sav) rüyalar hakkında şöyle buyurmuştur:

“Rüyâ üç kısımdır: Birincisi sâlih rüya olup Allah’tan bir müjdedir; ikincisi şeytanın verdiği korku, (vesvese) ve hüzündür; üçüncüsü de kişinin kendi kendine konuştuğu şeylerdir. Kim rüyasında hoşlanmadığı bir şey görürse, onu başkalarına anlatmasın; hemen kalkıp namaz kılsın…”

Rüya tabiri, ilim işidir. Herkes tabir edemez. Çünkü tüyadaki sembollerle günlük hayattaki olaylar arasındaki benzerliğe bakılarak yapılır. Bu ilgiyi kuramayanlar o yorumu yapamazlar. Hele günümüzde bu ilmi bilen yok gibidir. Rüyalarımızı, anlatacaksak, bilhassa güzel olanları salih kimselere anlatmalıdır. Çünkü salih kimse, rüya tabir ilmini bilmese de, hayra yorar, ondan zarar gelmez. Kötü, karışık rüyaları kimseye anlatmamalıdır.

Rüya iyi ise, hayırdır inşaallah demeli, kötü ise, Allah teâlâ bu rüyanın şerrinden seni muhafaza etsin denmelidir.

Görmediği rüyayı gördüm demek de çok kötüdür. Çünkü hadis-i şerifte:

“En büyük yalan, görmediği halde, rüyamda şöyle gördüm demektir.” buyurulmuştur.

Peygamber Efendimiz Hz Muhammed (Sav):

“Sizden biri sevdiği bir rüya görürse bilsin ki o Allah’tandır. Bunun için Allah’a hamd etsin ve rüyayı anlatsın. Bunun dışında hoşuna gitmeyen bir şey görürse o da şeytandandır; şerrinden Allah’a sığınsın ve kimseye anlatmasın. O rüya ona zarar vermez.” buyurmuştur.

Hayırlı rüyalara…