İslam ve Cömertlik

Cömert insan para ve malını esirgemeden veren, eli açık, semih kimsedir. Cömert olmak, o haslete sahip kişiyi muhtaç olanlara veya hayır işlerine eldeki imkanlarını, isteyerek harcamaya özendirir. Ancak cömertliğin ne israf, ne de cimrilikle ilgisi vardır. Bunlar kötü huylardır ve müsrif de, cimri de toplumun sevmediği, yerdiği tiplerdir. Ama cömert adamı Allahü Teala da, Peygamber de takdir eder, içinde yaşadığı toplum da değerlendirmesini bilir.

İslam tarihinde ilk büyük cömertlik timsali Hz. Muhammed’tir. Sahabenin tanınmışlarından Cabir (R.A.)’in şöyle dediğini rivayet ederler: “Allah’ın Elçisinden bir şey isteyip de O’nun yok dediği asla vaki değildir. Varsa verir, yoksa vadederdi”. Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’dan gelen bir rivayet de şöyledir: “Resul-i Ekrem, kesenin ağzını bağlama, sonra senin rızkın da bağlanır. Malını kilere kapatma, senin de rızkın kapanır” derlerdi. Efendimizin birkaç hadis tercümesi: “İki haslet vardır ki Allah onları sever: Güzel ahlak ve sahavet. İki haslet daha vardır ki onları da sevmez: kötü ahlâk ve cimrilik. Allah, bir kula hayır murad edince, onu, insanların ihtiyaçlarını gidermekte kullanır.

“Bol yemek yedirmek, çok selam vermek ve güzel konuşmak şüphesiz mağfireti celbeden vesilelerdir.” “Şüphesiz sehavetli insan, Allah’a, insanlara, cennete yakın, ateşe uzaktır. Muhakkak cimri insan Allah’tan, insanlardan cennetten uzak, ateşe yakındır. Sehavetli, cömert bir cahil Allah katında cimri bir âlimden daha sevgilidir. Hastalıkların en çirkini cimriliktir.” Hz. Peygamber’in yukarıda tercümeleri yazılan hadislerine dikkat edilince şu sonuçlar çıkarılabilir.

1- Cenab-ı Hakk, güzel ahlâk ile birlikte cömertliği seviyor. Yani cömertlik bütün güzel ahlâk değerine yakın bir Allah vergisidir, bir mutluluk sebebidir, bir Allah’a yaklaşma çabasıdır.

2- Buna karşılık Allah, kötü ahlâk ile cömertliğin tam karşıtı olan cimriliği de hiç sevmemektedir. Öyle ise Müslümanın ödevi: kötü ahlâk ve cimrilikten sakınmak ve güzel ahlâk ile cömertliğe -tabii elindeki imkânlar ölçüsünde- yönelmektir.

3- İnsanların ihtiyaçlarını gidermekte kullanılan Allah kulu, Hakk’ın kendisi için iyilik murad buyurduğu seçkin bir kuludur.

4- Cömertlik sadece para vermek, mal vermekten ibaret değildir. Misafirlerine veya muhtaçlarına bol yemek yedirmek, elbise giydirmek, yola gideceklerin bazı harcamalarını karşılamak, hastaların tedavi masraflarına yardımcı olmak, okulda öğretimini sürdüren bir gence el uzatmak da cömertlik türünde güzel davranışlar sınıfına girer. Sadece aranacak olan, bunun bir çalım veya yarar için olmaması, Allah rızasının başta gelmesi, amacın el açıklığını ve gönül tokluğunu aksettirebilmesidir.

5-. Cömert (sehi) insanı mutluluğa götüren çok neden vardır: İlk önce o, bu sayede, Allah’a yaklaşmış olur; insanlar da onu sever ve en önemli bir husus da cennete yaklaşıp cehennemden uzaklaşmış olur. Cimri de bunun aksine bir duruma düşer. Burada dikkat çekici bir nokta da şudur: Cömertlik o kadar değerli ve övülmeye layık bir haslettir ki cömert bir cahil, cimri bir bilginden Allah katında daha sevgilidir. Oysa alimlik mertebesi Kur’ân ve Hadiste övülmüş ve İslamiyette şehitlik gibi en yüksek ve üstün bir derecenin timsali olmuştur… Bir de son olarak cömertliğin karşıtı olan cimrilik, pintilik ise bir hastalık olarak gösterilmiştir. Böylece cömertlik takdir ve teşvik edilirken, ona karşı cimrilik de yerilmiştir.

Bu bahiste bir önemli hususu daha hatırlamalıdır ki o da şundan ibarettir: Malı, Allah, insanlara ihtiyaçlarını karşılasınlar diye vermektedir. Para-pul da öyle. Bu bakımdan bunları amaçlarına uygun olarak sarfetmek görevdir. Gerekli olan: parayı, malı harcanması yararlı olan yerde harcamak, koruması uygun düşen yerde de korumaktır. Doğru olan davranış: ne elin çok açık olarak israfa gidilmesidir, ne de avuçların sıkı tutulup pintiliğe düşülmesidir.

İsmi Azam Duası

mekke-dua
İsmi Azam Duası Nedir?

Dua etmek

Bütün duaların en faziletlisi İsm-i A’zam duasıdır. İsm-i A’zam ile yapılan dua kabul edilir olduğu için Peygamberlerden başka bazı kimseler Süleyman’ın veziri gibi ondan istifade etmişlerdir. O’nunla yapılan dualara anında karşılığı verilmiştir. Öyle mübarek bir duadır ki, önünde engel duramaz. Çünkü o kınından çıkmış keskin bir kılıca benzer. Lüzumsuz yere onu kınından çıkarmamak, ancak icap ettiği zaman ondan faydalanmak gerekir. İsm-i Azam Duası ile dua edilmelidir. İsmi Azam duasında Allah’ın değişik isimleri şefaatçi kılınarak cehennem ateşinden Rahman’a sığınmak vardır. Bu duanın sabah ve ikindi namazlarından sonra okunması ayrı bir tevafuk özelliğine sahiptir.

İsmi Azam Duasının Arapçası:

“Bismillahirrahmanirrahim”

“Allahümme inni es’elüke ya alimel hafiyye, ve ya men-is-semau bikudretihi mebniyye, ve ya men-il-erdu biizzetihi mudhıyye, ve ya men-iş-şemsü vel-kameru binuri celalihi müşrika ve mudıyye ve ya mukbilen ala külli nefsin mü’minetin zekiyye ve ya müsekkine ra’b-el-haifine ve ehl-et-takıyye, ya men havaicul-halki indehü makdıyye, ya men neca Yusüfe min rıkk-il-ubudiyye, ya men leyse lehü bevvabün yunadi vela sahibun yağşa ve la vezirun yu’ti ve la gayruhu rabbün yud’a ve la yezdadu ala kesretil-havaici illa keremen ve cuden ve sallallahu ala Muhammedin ve alihi ve a’tini süali inneke ala külli şey’in kadir.”

İsmi Azam Duasının Türkçesi:

“Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak, Celil ve Cebbar olan O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. Ancak bütün kullarının hallerine vakıf olan ve kusurlarını örtbas edendir. Allah’tan başka ilah yoktur. Gece ile gündüzü halk eden O’dur. Allah’tan başka ilah yoktur. Tektir, şeriki yoktur, tektir ve birdir. Biz O’na hamdü sena ederiz. Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak O vardır, tektir, ortağı yoktur. Tek bir Allah’tır. Biz O’na ibadet ederiz. Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak O vardır, tektir ve ortağı yoktur. Tek bir ilahtır. Bizler O’na şükrederiz. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah tektir, ortağı yoktur, Muhammed O’nun Resulü’dür. Hay ve Kayyum O’dur. Allah’ın rahmeti mahlukatının en hayırlısı olan Muhammedin al ve ashabının ve hepsinin üzerine olsun. Şehadet ederim ki Sen hem Rabbimiz ve hem de Halikimizsin. Allah’ım, beni mağfiret eyle, ey Allah, ey Allah, ey Allah Rahmetinle beni yarlığa Zira, Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.

İsmi Azam Duasının Hikmeti

Abdullah bin Ömer Peygamberden (sav) şöyle rivayet etmiştir;

dua

“Sizden biriniz uykuda korkarsa şöyle desin, Allah’ın gazap ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan Allah’ın sözlerine sığınırım” O zaman, hiçbir şey ona zarar vermez. Abdullah bin Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı.

İçinde korku, dehşet ve huzursuzluk hissi duyulduğunda şu dua da okunabilir, “Euzü bi kelimatillahha’t-tammati min gadabihi ve şerri ibadihi ve min hemezatiş-şeytani ve en yehdurun” Anlamı, “Allah’ın bana kızmasından, kulların kötülüklerinden, şeytanın vesveselerinden ve bana kurduğu tuzaklardan Allah’ın tam kelimelerine sığınırım”

Akika kurbanı nedir?

kurban

Kurbanın eti nasıl değerlendirilmelidir?

Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim edilip, bir bölümünün kurban kesmeyen yoksullara dağıtılmasını, bir bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, bir bölümünün de eve ayrılmasını tavsiye etmiştir (Ebu Davud, “Dahaya”, 10). Ailenin ihtiyaç durumuna göre etin tamamı evde bırakılabileceği gibi, toplumda muhtaçların arttığı dönemde kurban etinin çoğunun hatta tamamının dağıtılması uygun olur.

Kurban etinin bir kısmı kesim ücreti olarak verilebilir mi?

Kurban etinden kesim işini yapan kişinin ücreti verilemez. Çünkü verildiği taktirde, kurban ibadetini yerine getirmek için gerekli maddi külfetin bir kısmı bizzat ibadetin kendisi üzerinden karşılanmış olur. Hz. Ali’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasulullah (a.s), develer kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve kasap ücretini biz kendimiz veririz” buyurdu. (Müslim, “Edahi”, 28; Ebu Davud, “Dahaya”, 9; Nesai, “Dahaya”, 37)

Kurban derisi nasıl değerlendirilmelidir?

Kurbanın derisi, bir fakire veya hayır kurumuna verilmelidir. Hz. Peygamber, veda haccında Hz. Ali’ye, kurban olarak kesilen develerinin başında durmasını ve bunların derileri ile sırtlarındaki çullarını sadaka olarak vermesini, kasap ücreti olarak bunlardan bir şey vermemesini emretmiştir (Ebu Davud; “Menasik”, 20). Buna göre kurban derilerinin para karşılığında satılması, kurbanın kesimi veya bakımı için ücret olarak verilmesi caiz değildir. Derinin satılması halinde bedelinin yoksullara verilmesi gerekir.

Dişi ya da erkek hayvandan hangisinin kurban edilmesi daha faziletlidir?

Deve, sığır gibi büyükbaş hayvanlarla, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanların belirli şartları taşımaları durumunda, erkek olsun dişi olsun kurban olarak kesilebilecekleri hususu Hz. Peygamber’in  (s.a.v.) hadis ve uygulamaları ile sabittir. Kurban edilecek hayvanın cinsiyeti, kurban ibadetinin fazileti açısından bir ölçü değildir. Ancak sığırın dişisinin kurban edilmesinin faziletli olduğu görüşünü ileri süren fakihler olmuştur. Bu görüşü o fakihlerin yaşadıkları toplum ve dönemin şartlarına göre değerlendirmek daha isabetli olur. Tarıma dayalı bir toplumda erkek sığırın gücünden daha fazla yararlanılma imkanının bulunması göz önünde bulundurularak böyle bir görüş ortaya atılmış olabilir. Ancak bu görüşler, dinin değişmez esasındanmış gibi kabul edilmemelidir. Bunlar, toplum menfaati göz önünde bulundurularak ortaya konulmuş görüşlerdir. Günümüzde de aynı esastan hareketle dişi sığırların kurban edilmesinin üretime zarar vermesi halinde, erkek sığırların tercih edilmesi uygun olur. Ayrıca kurbanlık hayvanın erkek veya dişi olması, kurbanın geçerlilik şartları arasında yer almamaktadır.

Kurbanlık olarak niyetlenilen bir hayvanın sütünden ve yününden yararlanmak caiz midir?

Kurban etmek üzere satın alınan veya kurban etmek niyeti ile belirlenin hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak mekruhtur. Çünkü bu durumda hayvan satın alınmasından veya kurban edilmek üzere niyet edilmesinden itibaren kurbanlık olarak belirlenmiş olmaktadır. Şayet böyle bir hayvandan yararlanılmışsa bedeli sadaka olarak verilmelidir.

Ölmüş kimseler için kurban kesilir mi?

Son zamanlarda halkımız arasında yaygınlaşma eğilimi gösteren; ölü kurbanı veya kabir kurbanı diye bir kurban çeşidi  yoktur. Ancak, ölmüş birisi adına veya sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir. Ayrıca, kurban borcu olup, hayatta iken vasiyet eden kişinin bıraktığı miras yeterli ise mirasçıları tarafından vasiyetinin yerine getirilmesi gerekir. Fakat vasiyeti yoksa ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez. Ancak bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi, kurban da kesebilir.

İhmal sebebiyle kurban kesmeyen kimse ne yapmalıdır?

Şartlarını taşıdığı halde ihmal v.b sebeplerle kurban kesmeyen bir kimsenin,  bir kurban bedelini fakirlere vermesi, ayrıca tövbe ve istiğfar etmesi gerekir.

Vekalet yoluyla kurban kesilebilir mi?

Kurbanı, kişi kendisi kesebileceği gibi, vekalet yoluyla başkasına da kestirebilir. Zira kurban mal ile yapılan bir ibadettir; mal ile yapılan ibadetler  ise vekalet caizdir.

Vekalet yoluyla kurban kestiren kişi kendi bulunduğu yerde birisine vekalet verebileceği gibi, başka bir yerdeki kişi veya kuruma da vekalet verebilir. Vekalet, sözlü veya yazılı olarak ya da telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile verilebilir.

Akika kurbanı nedir?

Yeni doğan çocuk için şükür amacıyla kesilen kurbana, “akika” adı verilir. Akika kurbanı kesmek müstehaptır. Akika kurbanı olarak kesilecek hayvanda da, diğer kurbanlarda aranan şartlar aranır.

Akika kurbanı, çocuğun doğduğu günden buluğ çağına kadar kesilebilirse de doğumun yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir.

Akika kurbanının etinden ve derisinden yararlanabilecek kimseler konusunda her hangi bir sınırlama yoktur.Kurban sahibi dahil herkes bu kurbandan istifade edebilir.

Şükür kurbanı ne demektir?

Temettü ve kıran haccı yapan kişilerin, aynı mevsimde hac ve umreyi birlikte ifa ettikleri için, kestikleri kurbanlara şükür kurbanı da denilmektedir. Aynı şekilde kişi, arzu ettiği bir amaca ulaşması veya bir nimete nail olması sebebiyle şükür kurbanı kesebilir. Bu kurbanların etinden sahipleri istifade edebilir.

Adak kurbanı ne demektir?

Kurban adayan kişinin kurban kesmesi vaciptir. Eğer kişi bu adağı, bir şartın gerçekleşmesine bağlamışsa bu şart gerçekleşince kesmesi gerekir. Adak kurbanının etinden adak sahibi, usul ve füruu (neslinden geldiği ana, baba, dede ve nineleri…ile kendi neslinden gelen çocukları ve torunları.) yiyemeyeceği gibi, bunların dışında kalıp zengin olanlar da yiyemez. Eğer kendisi yemek ister veya bu sayılanlardan birisine yedirmek isterse, yenilen etin rayiç bedelini yoksullara verir.

 

Kimler Kurban Kesmelidir?

kurban
Kurban keserken besmele çekilmesinin hükmü nedir? 

İster kurban niyetiyle olsun ister başka bir amaçla olsun hayvan kesilirken besmele çekilmesi gerekir. Hayvanın kesimi esnasında besmele kasten terk edilirse o hayvanın eti yenilmez. Ancak kasıtsız ve unutularak besmele çekilmezse bu hayvanın eti yenilir.

Kurban kesilirken üç defa  “Bismillahi Allahü ekber” denilir ve şu ayetler okunur:

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ

Okunuşu: Kul inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillahi Rabbi’l-Âlemîn lâ şerîke leh. Ve bi zalike umirtü ve ene evvelü’l müslimîn. (En’am 6/ 162-163)

 

اِنّ۪ي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذ۪ي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَن۪يفًا وَمَآ اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۚ

(En’am 6/ 79)(Okunuşu: İnnî veccehtü vechiye lillezî fatare’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen ve mâ ene min’el-müşrikîn.)

 

Kurban keserken abdest alınmalı mıdır?

Kurban kesen kişinin abdestli olması şart olmamakla birlikte, kurban bir ibadet olduğu için kesenin abdestli olması daha faziletlidir.

Kurbanlık hayvanlardan hangileri ortak olarak kesilebilir?

Koyun veya keçinin bir kişi tarafından; sığır, manda ve devenin ise, yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebileceği Hz. Peygamberin hadisleri ve uygulamaları ile sabittir (Ebû Dâvûd, “Dahâyâ”, 7-8). Ortak olarak kurban edilebilen hayvanlar tek veya çift hisse olarak kesilebilirler.

Akika, adak, udhiyye ve nafile kurbanlar için aynı büyükbaş hayvana ortak olunabilir mi?

Ortak kesilen kurbanlarda, hissedarlardan her birinin kurbanlarını aynı maksat için kesmiş olmaları gerekmez. Ortakların her birinin ibadet niyetiyle katılmış olması kaydıyla bir kısmı udhiyye, diğer bir kısmı ise adak, akîka, nafile kurbanı olarak niyet edebilirler.

Kimler kurban kesmelidir?

Kurban kesmek, akil, baliğ, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan bir Müslümanın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr. altın veya bunun değerinde para veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir. Dolayısıyla bu kişi Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakarlığın nişanesi olarak kurban kesmelidir.

Ayetlerde “Cehennem”

cehennem

“O inkarcı kafirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.” (3:12)

“O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkar etmenize karşılık azabı tadın (denecektir).” (3:106)

“Allah onlara: Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin! der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: “Rabbimiz ! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver”. Allah der ki: “Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsiniz”. (7:38)

“Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın” (7:39)

“Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar eden kafirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (4:56)

“Onların, ateşin üzerinde durduruldukları zaman: “Ne olurdu dünyaya döndürülseydik, Rabb’imizin ayetlerini yalanlamasaydık da müminlerden olsaydık” dediklerini bir görsen!” (6:27)

“Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: “Bu, bir gerçek değil midir?”. Onlar da: “Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir” derler. Rableri de onlara: “Öyleyse inkarınız sebebiyle azabı tadın!” der.” (6:30)

“Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de :”Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!” derler.” (7:47)

“A’raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı.” (7:48)

“Cehennemdekiler, cennettekilere: “Bize biraz su akıtın veya Allah’ın size verdiği rızıktan bize de verin.” diye seslenirler. Cennettekiler de: “Allah, bunların ikisini de kafirlere haram kıldı.” derler” (7:50)

“(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: “Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız” der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: “Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık”. Allah da:”Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah’ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız” der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.” (6:128)

 

“Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız.” (7:40)

“Onlara cehennemde ateşten bir yatak, üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız.” (7:41)

“Cennet ehli, cehennem ehline: “Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar da “evet” derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: “Allah’ın laneti zalimler üzerine olsun!” (7:44)

 

cehennem

“Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz.” (7:51)

“Mallarını, Allah yolundan engellemek için sarfeden o kâfirler, hiç şüphesiz yine onu sarfedecekler. Varsın sarfetsinler, sonra o yüreklerine inen bir acı olacak, sonra da mağlup olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp cehenneme gönderilecekler.” (8:36)

“Allah, murdarı temizden ayırdetmek için ve bir de murdar kısmını birbiri üzerine bindirip hepsini bir araya getirmek ve topunu birden cehenneme koymak için böyle yapar. İşte bunlar o hüsran içinde kalanların ta kendileridir.” (8:37)

“O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): “İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!” denilecek.” (9:35)

“Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir.” (14:16)

“Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir.” (14:17)

“Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım.” Onlara: “Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?” denilir.” (14:44)

“”Şüphesiz ki onların hepsine vaad edilen yer cehennemdir.” (15:43)

“Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri için birer grup ayrılmıştır.” (15:44)

“(O kâfirler), kendilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar şöyle diyerek teslim olurlar: “Biz, bir kötülükten dolayı yapmıyorduk.” (Onlara): “Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilendir.” (16:28)

“O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin” denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür! (16:29)

“Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer” (17:18)

“Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!” (18:29)

 

Kaynak: meal.ihya.org