Kelime-i Şehadet Faydaları

La ilahe illallah

 

 

” Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh.’’

 

 

Kelime-i Şehadet, İslamın beş şartından birincisidir. Diğer şartlar namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmektir. Müslüman olmanın ilk şartı iman etmektir. İman etmek için, kelime-i şehadeti söylemek, bunun manasını bilmek ve inanmak lazımdır. Müslüman olmak isteyen bir kimse, önce kelime-i şehadeti ve manasını söyler. Sonra guslü, namazı ve lazım oldukça farzları, haramları öğrenir. Bir kişinin imana gelmesi için kelime-i şehadeti tamam söylemesi ve imanın altı şartını işitince inanması lazımdır.

Efendimiz buyurdu ki:

İhlas ile Kelime-i Şehadeti getiren Cennet’e girer.

Kelime-i Şehadet getirmenin dört şartı vardır: Dil ile söylerken, kalp hazır olmak. Manasını bilmek. Hulus-i kalb ile ihlasla, yani Allahü tealanın rızasını düşünüp, O’na inanarak söylemek. Tazim ile söylemek.

Şehadet kelimesinin manası:

“Görmüş gibi bilir, inanır ve şehadet ederim ki, Allahü tealadan başka hiçbir ilah yoktur. Yine görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) Allahü tealanın hem kulu, hem peygamberidir.” Bu manaya göre Allahü tealadan başka sonsuz varlığı lazım olan, ibadet ve itaat olunmaya hakkı olan hiçbir ilah ve hiçbir kimse yoktur. İlahi vahy ile göndermiş olduğu Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) de Allahü tealanın hem kulu ve hem de peygamberidir. O’nun gönderilmesi ile O’ndan önceki Peygamberlerin dinleri tamam olmuş, hükümleri kalkmıştır. Ebedi saadete kavuşmak için ancak O’na uymak lazımdır. O’nun her sözü, Allahü teala tarafından kendisine bildirilmiştir. Hepsi doğrudur. Yanlışlık ihtimali yoktur.”

Kelime-i Şehadet getirmenin faydalarından 30 tanesi şunlardır:

Dünyada olan 5 fayda
1- Adı güzel çağrılır
2- İslamın emir ve yasakları kendisine farz olur.
3- Cezadan ve aşağılanmaktan kurtulur.
4- Allahü azim-üş-şan, ondan razı olur.
5- Cümle müminler ona muhabbet eder.
Ölürken olan 5 fayda
1- Azrail aleyhisselam ona güzel suretle gelir.
2- Yağdan kıl çeker gibi ruhunu alır.
3- Cennet kokuları gelir.
4- Müjdeci melekler gelir
5- Merhaba yâ mümin! Sen cennetliksin denir.
Kabirde olan 5 fayda
1- Kabri geniş olur.
2- Münker ve Nekir güzel suretle gelir.
3- Bir melek ona bilmediğini talim eder( öğretir )
4- Allahü azim-üş-şan bilmediğini hatırına getirir.
5- Cennetteki makamı görünür.
Arasat’ta olan 5 fayda
1- Sual ve hesabı kolay olur.
2- Kitabı sağından verilir.
3- Mizanda sevabı ağır gelir.
4- Arş’ın altında gölgelenir.
5- Sıratı yıldırım gibi geçer.
Cehennemde olan 5 fayda
1- Cehenneme girerse, Cehennem ehli gibi gözleri gök olmaz.
2- Şeytanı ile çatışmaz.
3- Ellerine ateşten kelepçe, boynuna zincir vurulmaz.
4- Hamim suyundan içirilmez.
5- Ebedi cehennemde kalmaz.
Cennette olan 5 fayda
1- Cümle melekler ona selam verir.
2- Sıdıklar ile refik olur.
3- Ebedi cennette kalır.
4- Allahü teala ondan razı olur.
5- Allahü tealanın cemalini görür.

Kuranı Kerim Okumak ve Anlamak

Yüce Allah’ın kelamı olan Kuran’ı okumak oldukça faziletli bir ibadettir. Kuran’da vurgu yapılan: “Allah’ın kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz rızıktan gizli ve açık harcayanlar, asla zarara uğramayacak bir ticaret umarlar.” ayet ile Kuran okumanın önemine dikkat çekilmiştir.

“Ehl-i Kitap içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır” (Al-i İmran)

“Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah’ın rızasını kazanmak için Kur ân okuyan kimsedir.” (Taberanî’)

“Allah evlerinden birinde, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır.” (Ebu Davud)

Peygamberimiz, Kuran okuyan mümini hem kokusu hem de tadı güzel olan bir meyveye benzeterek, onun meleklerle beraber olacağını da buyurmuştur. (Buhari)
Kuran’ın manasını anlamak isteyen bir kimse, din alimlerinin kitaplarını okumalı. Bu kitapların hepsi, Kuranı Kerim’den ve hadisi şeriflerden alınmıştır.

Bir ayetin manasını anlamak demek, Allahü tealanın, bu ayette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu ayetin herhangi bir tercümesini okuyan, tam olarak bu manayı öğrenemez. Tercüme edenin anlamış olduğunu öğrenir. Hiçbir Kur’an tercümesinden din öğrenilemez. Bu konuya yönelik Hazret-i Ebu Bekir “Kur’anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler. buyurdu.

Kuranı Kerim‘i anlamak için Resulullahın açıklamalarını bilmek gerekir. Sünneti de anlamak için Eshabı kiramın ve alimlerin açıklamalarını okumak, bilmek gerekir.

kuran okumak

Gece Kuran Okuma

Kuran okumak, tarih boyunca Müslümanlar tarafından önemle yerine getirilmiş ve daha çok da geceleri okunmuştur. Gece okuma konusunda Cenabı Hak, “Geceleyin onunla teheccüd kılmak için kalk” (İsra) buyurmaktadır. Bu ayet: “Gecenin derinliklerinde, kalbin bütün meşgale ve eğlencelerden uzak kaldığı anlarda kişinin okuduğu Kuran, nefse ağır ve vücuda yorucu gelse bile, daha etkili olur ve kalbe yerleşir.” (Fevatih) şeklinde açıklanmıştır.

“Gecenin yarısında kalk (namaz kıl), yahut bundan biraz eksilt. Veya bunu artır ve ağır ağır Kuran oku.” (Müzzemmil) ayeti: “Allah gece namazını emredince, peşinde Kuran okumayı zikretti. Efendimize, okuyacağı Kuran’ı yavaş yavaş okumasını emretti ki, kalbi tam bir huzura kavuşsun, ayetlerin anlamlarını düşünsün, istiğfar ayetlerini okuduğunda istiğfarda bulunsun böylece kalbi Allah’ın marifetiyle nurlansın.” (Lübâbü’t-Te’vil)

İslam ve Cömertlik

Cömert insan para ve malını esirgemeden veren, eli açık, semih kimsedir. Cömert olmak, o haslete sahip kişiyi muhtaç olanlara veya hayır işlerine eldeki imkanlarını, isteyerek harcamaya özendirir. Ancak cömertliğin ne israf, ne de cimrilikle ilgisi vardır. Bunlar kötü huylardır ve müsrif de, cimri de toplumun sevmediği, yerdiği tiplerdir. Ama cömert adamı Allahü Teala da, Peygamber de takdir eder, içinde yaşadığı toplum da değerlendirmesini bilir.

İslam tarihinde ilk büyük cömertlik timsali Hz. Muhammed’tir. Sahabenin tanınmışlarından Cabir (R.A.)’in şöyle dediğini rivayet ederler: “Allah’ın Elçisinden bir şey isteyip de O’nun yok dediği asla vaki değildir. Varsa verir, yoksa vadederdi”. Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’dan gelen bir rivayet de şöyledir: “Resul-i Ekrem, kesenin ağzını bağlama, sonra senin rızkın da bağlanır. Malını kilere kapatma, senin de rızkın kapanır” derlerdi. Efendimizin birkaç hadis tercümesi: “İki haslet vardır ki Allah onları sever: Güzel ahlak ve sahavet. İki haslet daha vardır ki onları da sevmez: kötü ahlâk ve cimrilik. Allah, bir kula hayır murad edince, onu, insanların ihtiyaçlarını gidermekte kullanır.

“Bol yemek yedirmek, çok selam vermek ve güzel konuşmak şüphesiz mağfireti celbeden vesilelerdir.” “Şüphesiz sehavetli insan, Allah’a, insanlara, cennete yakın, ateşe uzaktır. Muhakkak cimri insan Allah’tan, insanlardan cennetten uzak, ateşe yakındır. Sehavetli, cömert bir cahil Allah katında cimri bir âlimden daha sevgilidir. Hastalıkların en çirkini cimriliktir.” Hz. Peygamber’in yukarıda tercümeleri yazılan hadislerine dikkat edilince şu sonuçlar çıkarılabilir.

1- Cenab-ı Hakk, güzel ahlâk ile birlikte cömertliği seviyor. Yani cömertlik bütün güzel ahlâk değerine yakın bir Allah vergisidir, bir mutluluk sebebidir, bir Allah’a yaklaşma çabasıdır.

2- Buna karşılık Allah, kötü ahlâk ile cömertliğin tam karşıtı olan cimriliği de hiç sevmemektedir. Öyle ise Müslümanın ödevi: kötü ahlâk ve cimrilikten sakınmak ve güzel ahlâk ile cömertliğe -tabii elindeki imkânlar ölçüsünde- yönelmektir.

3- İnsanların ihtiyaçlarını gidermekte kullanılan Allah kulu, Hakk’ın kendisi için iyilik murad buyurduğu seçkin bir kuludur.

4- Cömertlik sadece para vermek, mal vermekten ibaret değildir. Misafirlerine veya muhtaçlarına bol yemek yedirmek, elbise giydirmek, yola gideceklerin bazı harcamalarını karşılamak, hastaların tedavi masraflarına yardımcı olmak, okulda öğretimini sürdüren bir gence el uzatmak da cömertlik türünde güzel davranışlar sınıfına girer. Sadece aranacak olan, bunun bir çalım veya yarar için olmaması, Allah rızasının başta gelmesi, amacın el açıklığını ve gönül tokluğunu aksettirebilmesidir.

5-. Cömert (sehi) insanı mutluluğa götüren çok neden vardır: İlk önce o, bu sayede, Allah’a yaklaşmış olur; insanlar da onu sever ve en önemli bir husus da cennete yaklaşıp cehennemden uzaklaşmış olur. Cimri de bunun aksine bir duruma düşer. Burada dikkat çekici bir nokta da şudur: Cömertlik o kadar değerli ve övülmeye layık bir haslettir ki cömert bir cahil, cimri bir bilginden Allah katında daha sevgilidir. Oysa alimlik mertebesi Kur’ân ve Hadiste övülmüş ve İslamiyette şehitlik gibi en yüksek ve üstün bir derecenin timsali olmuştur… Bir de son olarak cömertliğin karşıtı olan cimrilik, pintilik ise bir hastalık olarak gösterilmiştir. Böylece cömertlik takdir ve teşvik edilirken, ona karşı cimrilik de yerilmiştir.

Bu bahiste bir önemli hususu daha hatırlamalıdır ki o da şundan ibarettir: Malı, Allah, insanlara ihtiyaçlarını karşılasınlar diye vermektedir. Para-pul da öyle. Bu bakımdan bunları amaçlarına uygun olarak sarfetmek görevdir. Gerekli olan: parayı, malı harcanması yararlı olan yerde harcamak, koruması uygun düşen yerde de korumaktır. Doğru olan davranış: ne elin çok açık olarak israfa gidilmesidir, ne de avuçların sıkı tutulup pintiliğe düşülmesidir.

İsmi Azam Duası

mekke-dua
İsmi Azam Duası Nedir?

Dua etmek

Bütün duaların en faziletlisi İsm-i A’zam duasıdır. İsm-i A’zam ile yapılan dua kabul edilir olduğu için Peygamberlerden başka bazı kimseler Süleyman’ın veziri gibi ondan istifade etmişlerdir. O’nunla yapılan dualara anında karşılığı verilmiştir. Öyle mübarek bir duadır ki, önünde engel duramaz. Çünkü o kınından çıkmış keskin bir kılıca benzer. Lüzumsuz yere onu kınından çıkarmamak, ancak icap ettiği zaman ondan faydalanmak gerekir. İsm-i Azam Duası ile dua edilmelidir. İsmi Azam duasında Allah’ın değişik isimleri şefaatçi kılınarak cehennem ateşinden Rahman’a sığınmak vardır. Bu duanın sabah ve ikindi namazlarından sonra okunması ayrı bir tevafuk özelliğine sahiptir.

İsmi Azam Duasının Arapçası:

“Bismillahirrahmanirrahim”

“Allahümme inni es’elüke ya alimel hafiyye, ve ya men-is-semau bikudretihi mebniyye, ve ya men-il-erdu biizzetihi mudhıyye, ve ya men-iş-şemsü vel-kameru binuri celalihi müşrika ve mudıyye ve ya mukbilen ala külli nefsin mü’minetin zekiyye ve ya müsekkine ra’b-el-haifine ve ehl-et-takıyye, ya men havaicul-halki indehü makdıyye, ya men neca Yusüfe min rıkk-il-ubudiyye, ya men leyse lehü bevvabün yunadi vela sahibun yağşa ve la vezirun yu’ti ve la gayruhu rabbün yud’a ve la yezdadu ala kesretil-havaici illa keremen ve cuden ve sallallahu ala Muhammedin ve alihi ve a’tini süali inneke ala külli şey’in kadir.”

İsmi Azam Duasının Türkçesi:

“Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak, Celil ve Cebbar olan O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. Ancak bütün kullarının hallerine vakıf olan ve kusurlarını örtbas edendir. Allah’tan başka ilah yoktur. Gece ile gündüzü halk eden O’dur. Allah’tan başka ilah yoktur. Tektir, şeriki yoktur, tektir ve birdir. Biz O’na hamdü sena ederiz. Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak O vardır, tektir, ortağı yoktur. Tek bir Allah’tır. Biz O’na ibadet ederiz. Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak O vardır, tektir ve ortağı yoktur. Tek bir ilahtır. Bizler O’na şükrederiz. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah tektir, ortağı yoktur, Muhammed O’nun Resulü’dür. Hay ve Kayyum O’dur. Allah’ın rahmeti mahlukatının en hayırlısı olan Muhammedin al ve ashabının ve hepsinin üzerine olsun. Şehadet ederim ki Sen hem Rabbimiz ve hem de Halikimizsin. Allah’ım, beni mağfiret eyle, ey Allah, ey Allah, ey Allah Rahmetinle beni yarlığa Zira, Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.

İsmi Azam Duasının Hikmeti

Abdullah bin Ömer Peygamberden (sav) şöyle rivayet etmiştir;

dua

“Sizden biriniz uykuda korkarsa şöyle desin, Allah’ın gazap ve azabından ve kullarının şerrinden, şeytanların vesvesesinden ve yanıma gelmelerinden eksikliği olmayan Allah’ın sözlerine sığınırım” O zaman, hiçbir şey ona zarar vermez. Abdullah bin Amr onları temyiz çağına gelen çocuklarına öğretir, temyiz çağına gelmeyen çocukları için yazıp onların boynuna asardı.

İçinde korku, dehşet ve huzursuzluk hissi duyulduğunda şu dua da okunabilir, “Euzü bi kelimatillahha’t-tammati min gadabihi ve şerri ibadihi ve min hemezatiş-şeytani ve en yehdurun” Anlamı, “Allah’ın bana kızmasından, kulların kötülüklerinden, şeytanın vesveselerinden ve bana kurduğu tuzaklardan Allah’ın tam kelimelerine sığınırım”