Hz. Muhammed’in Ahlakı

tarafından yazıldı

Peygamberimiz (s.a.v.), en güzel ahlaka sahip idi. Yüce Allah, Peygamberimiz (s.a.v.) ile ilgili olarak,

 ِ ٍ يم ََ\ ُ خُل ٍق َ عظ نَّ َك لَع ِ َوا

“Gerçekten sen yüce bir ahlak üzeresin” buyurmuş60 Peygamberimiz (s.a.v.)’in kendisi de,

ق َ مَ َكارِم َُتمِّم ِ لا ِ ثْ ُت نَّ َ بُع ِ ا

“Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” demiştir.

Peygamberimiz (s.a.v.) ahlaka çok önem vermiş;

 ِى ِ ْن ُ خُلق َ ْحس ِ َى فا ْ َت َ خْلق ا ْح َسن َّ َ ا َّللُهم َ

“Allah’ım! Yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlakı mı da güzel yap.”

 َّ َها اِلا ِ َ ْح َسن ِ ِى لا ْد لاََP ا ْح َس ِن ْ الاَ ْخ َلا ِق َ و َ ِ ل َ ْح َس ِن ْ الاَ ْع َ ِى لاِ ن ِ َّ ْ اهد ا َّللُهم َ ْ َت ان َّ َ ََها اِلا ّئ ِ ِ َى سي َق لاَي َ ْ الاَ ْخ َلا ِق ّئ ِ وَسي َ ِ ل َ ْ الاَ ْع َ ّئ ِ ِ َى سي ن ِ وق ْ َت َ ان َ

“Allah’ım! Beni amellerin en iyisine ve ahlakın en iyisine ilet. Amel ve ahlakın en iyisine ancak sen hidâyet edebilirsin. Amellerin kötüsünden ve ahlakın kötüsünden beni koru. Amel ve ahlakın kötüsünden ancak sen koruyabilirsin.”

 وُسوءِ ْ الاَ ْخ َلا ِق اق َ َّف ِ ِ والن اق َ ّ َق ِ ِ الش َن ِ م ِ َك ّ َى ا ُع ُوذب ِ ن ِ َّ ا ا َّللُهم َ

“Allah’ım! Ayrılıktan, iki yüzlülükten ve ahlakın kötüsünden sana sığınırım.”64 diye dua etmiştir. İnsanları ahlaklı olmaya çağırmış ve;

ا َ ُكم ا ْح َسن َ ِ َامَة ي ِ َ الْق ْم ًسا يَو ِ ْ َ ¦ْل ِ ُكم َ ب ا ْقر َ و َّ َ َ ِ ْ ا ِّ ُكم ا َحب ْنَ ِ م َّن ِ ا

“Sizin bana en sevimli olanınız ve kıyamet gününde bana en yakın olanınız ahlakı en güzel olanınızdır” buyurmuştur.

İmanı “ahlak” kavramına dahil etmiş ve ا ْف َضُل َ ِ ِْ َيpن ِ الا ا ُّى َ “Hangi iman daha fazîletlidir” sorusuna, ح َسdن َ قdلُخ ُ ال َق” َgüzel ahlaktır” cevabını vermiş,”

 ُ ُ خُلًقا ُُهم ً َ ا ا ْح َسن ِ َ6 اِ َيpن ن ِ ا ْكَمُل ْ المُ ْؤم َ

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlakı en güzel olanlarıdır.”

ْ ُ خُلًقا َ ُ ـكم ا ْح َسن َ ْ َارُِكم خِ ي ْن ِ م َّن ِ ا “Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır” ve

 ح َس ٍن ْن ُ خُل ٍق َ ِ ِ م َامَة ي ِ َ الْق ْم ِ ِن يَو َْقُل ِ  مِ َيزانِ ْ المُ ْؤم اث َ ْئ َ َ اي م

“Kıyamet gününde müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır hiç bir şey yoktur” buyurmuştur. Yüce Allah, insanları,

والتَّ ْقو َ ّ ِ ِر الْب ُ َ وا عَ\ اون َ َ َوَتع

“İyilik (birr) ve takvada yardımlaşmaya” (Maide 5/1) çağırmış Peygamberimiz (s.a.v.) de,

 الخُل ِق ح ْس ُن ْ ُ ُّ ُ الِْy َ

“Bir (iyilik, salih ameller), güzel ahlaktır” demiş ve

 ح َس ٍن النَّ َ اس بِ ُخُل ٍق َ َوَخالِ ِق

“İnsanlara güzel ahlak ile muamele edin.” buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.), ahlâkî açıdan insanların en güzeli idi. Hz. Aişe validemize Peygamberimizin ahlâkının nasıl olduğunun sorulması üzerine,

 ْ ا ُن ا َ ك َ ان الُْقر ِ ّ ِ ِى َّن ُ خُلَق نَب ِ َفا

“Onun ahlakı Kur’an ahlakı idi” cevabını vermiştir. Bunun anlamı, Onun inancı, ameli, söz, fiil ve davranışları Kur’an’a uygundu demektir. Buna göre, iman edip salih ameller işlemek, İslam’ın emir ve yasaklarına riâyet etmek, insanlarla iyi ilişkiler içerisinde olmak ve kötülüklerden sakınmak güzel ahlak sahibi olmak demektir.

Peygamberimizin insanlarla olan ilişkileri, Müslümanlara tavsiye ettiği ve kendisinin de uyguladığı ahlâkî davranışları hadis ve siyer kitapları ile bize kadar ulaşmıştır.

Hz. Ali’nin oğlu Hasan (r.a.), “Hind b. Ebî Hâle’den Peygamberi gözümün önünde canlandırmasını istedim çünkü o, Peygamberi çok güzel anlatırdı. Bununla amacım, onun gibi olmaya çalışmaktı” demiştir. Bunun üzerine Hind, Peygamberimizi şöyle tanıtmıştır:

– O daima düşünceli idi, lüzumsuz konuşmaz, az, öz ve anlamlı konuşurdu. Sözlerini tane tane söylerdi. Gereğinden fazla ve eksik konuşmazdı.

– Güzel huyluydu, kaba ve hafif meşrep değildi. Az bile olsa iyiliği küçümsemezdi. Gülmesi tebessüm şeklinde idi.

Hz. Hüseyin’in isteği üzerine babası Hz. Ali (r.a.) Pey-gamberimizi şöyle anlatmıştır:

“– Peygamberin yanında lüzumsuz şeyler konuşulmaz- dı. Onu ziyarete gelenler onun yanından hiç boş dönmez- ler, bir takım meseleler öğrenirlerdi. İnsanları kötülükler- den sakındırır, kimseye suratını asmazdı. Arkadaşlarıyla yakından ilgilenirdi. Kötülüklerden hoşlanmazdı. İşleri ter- tipli olurdu. Haktan taviz vermezdi. Onun kendisine özgü bir makamı yoktu, otururken ve ayakta iken daima Allah’ı zikrederdi. Bir meclise gelince boş bulduğu yere otururdu.

İnsanlara hoşgörülü davranırdı. Onun meclisinde yüksek sesle ve haram şeyler konuşulmazdı. Meclisinde büyüğe saygı ve küçüğe sevgi gösterilirdi. O, daima güler yüzlü, iyi huylu ve yumuşak davranışlı idi. Kötü huylu, kaba, şarlatan, yüz kızartıcı, herkesi ayıplayan ve alaya alan bir insan değildi. Ondan bir şey isteyen mahrum kalmazdı. Hiç kimseyi kötülemez, ayıplamaz ve kimsenin kötü tarafını öğrenmek istemezdi. Konuştuğu zaman arkadaşları susar, o sustuğu zaman arkadaşları konuşurdu. Onun yanında münakaşa yapılmazdı. Sözünü bitirmedikçe kimsenin sözünü kesmezdi.”

Hadis ve siyer kitaplarında Peygamberimizin güzel ahlakı, söz, fiil ve davranışları ile ilgili pek çok rivâyet vardır. Bu rivayetlere göre onun yüce ahlakının bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

– O; emin, güvenilir, mütevazı, edepli, , yumuşak huylu, affedici, çok merhametli, çok şefkatli kanaatkâr, muttaki, müstakîm, muhsin, salih ve sadık bir insandı.

– Asla büyüklenmez,85 kimseye kaba davranmaz86 ve kimseyi hakir görmezdi.

– Kötülüğe iyilikle muamele ederdi. Davete icabet eder, yapılan iyiliğe teşekkür ederdi.

– Zengin-fakir herkese eşit davranır, insanlar arasında ayırım yapmazdı.

– Özür dileyenin özrünü kabul ederdi, hoşgörülü idi.

– Çocukları çok sever, hastaları ziyaret eder, misafirlerine son derece ikramda bulunurdu.

– Nefret ettirmez, müjdeler, zorlaştırmaz, kolaylaştırırdı.

– Adaleti her yerde tatbik eder, zulmü hoş görmezdi.

 ِ َامَة ي ِ َ الْق ْم dت يَو َ ظُُل َ الظْلم َّن ُّ ِ فا َ َ َّتُق ُّ وا الظْلم ِ ا

“Zulümden sakın, çünkü zulüm, kıyamet gününde sahibini karanlıklarda bırakır” derdi.9

– Asla yalan söylemezdi. Doğru sözlüydü. Akrabalarıyla ilgilenir, emanetlere riayet eder, yoksulları doyurur, acizlerin işini görür, musibet ve felakete uğrayanlara yardım ederdi.

– Hiç “hayır” demezdi.101 Kendisinden bir şey talep edilince yapmak isterse “evet” der, yapmak istemezse sükut ederdi. – İnsanların en cömerdi ve cesuru idi.

– Ev işlerine yardım ederdi. Daima Allah’ı zikrederdi. İpekli elbise giymez, altın yüzük takınmaz,106 altın ve gümüş kaptan yemek yemezdi.107 Giyiminde temizliğe ve sadeliğe önem verirdi.” Güzel koku sürünmeyi severdi.

– Hiç bir yemeği ayıplamazdı.110 Yemeğe besmele ile başlar ve sağ eliyle yerdi. Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. İyice doymadan sofradan kalkardı. Suyu üç yudumda içerdi.

– Nefsi için kin tutmaz, öc almaz ve kimseye sövmezdi. Darılmaz ve dargın durmazdı.

– Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, zenginlik ve fakirliğin fitnesinden, fakirlik ve zilletten, faydasız ilimden, saygılı olmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olmayan duadan Allah’a sığınırdı.

– Allah’tan daima hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterdi.

– İnsanları renklerine, şekillerine ve servetlerine göre değil inanç, söz, fiil ve davranışlarına göre değerlendirirdi.

– İnsan haklarına, müminlerin birlikteliğine, birbirlerine sevgi, şefkat ve merhamet ile davranmalarına, kardeşliğe, kusurların bağışlanmasına, komşu haklarına, sevgi ve dostluğa, akrabalarla ilişkinin sürdürülmesine ve onlara iyilik yapılmasına, mal, can ve namus güvenliğine çok önem verirdi.

– Yetimlere bakılmasını, yoksulların doyurulmasını çocukların iyi yetiştirilmesini, misafirlere ikram edilmesini, kötülüğün iyilikle savılmasını ve insanlara güzel davranılmasını, selamlaşmayı, Müslümana yardım etmeyi, küçüklere sevgi, büyüklere saygı göstermeyi, güler yüzlü olmayı, doğruluğu, cömertliği, samîmiyeti iffetli ve hoşgörülü olmayı, adaleti, iyiliği, güzelliği ve temizliği yardım severliği ve insanlara faydalı olmayı teşvik ederdi.

– İnsanlara eziyet edilmesine, sövülmesine, lanetlenmesine, dövülmesine, zarar verilmesine, güçlük çıkarılmasına, işkenceye, kin tutmaya, dargın durmaya, öfkelenmeye, insanların aldatılmasına, haset edilmesine, arkadan çekiştirilmesine, gizli hallerinin araştırılmasına, komşuya eziyet edilmesine, iki yüzlülük yapılmasına, yalan söylenmesine, yalancı şahitlik yapılmasına emanete hıyanetlik edilmesine…. karşı çıkardı.

Peygamberimizin bu ve benzeri güzel davranışları hadisçilerin kurgulaması değil, gerçeğin ifadesidir. Bu davranışlar, Kur’an’ın emir ve yasaklarıyla da örtüşmektedir. Kur’an’ın; insanın söz, fiil ve davranışlarıyla ilgili emir ve yasaklarından her biri birer ahlâki kuraldır. Çünkü “ahlak” ancak bir söz, fiil, iş ve davranış sonucu ortaya çıkar. Peygamberimiz (s.a.v.) bu kuralları hayatında uygulamış ve müminlerin de uygulamasını istemiştir. Peygamberimizin Kur’an’da yer alan emir ve yasakları kendi hayatında uyguladığı göz önünde bulundurulduğunda Onun; şirk, küfür, nifak, isyan, riya, fısk, yalan, kibir, gurur, kendini beğenme, kıskanma, öfke, kin, hırs, cimrilik, israf, zulüm, şiddet, kusur araştırma, gıybet, dedikodu, gaflet, kaba davranma, kötü söz, içki, kumar, zina, hırsızlık, hainlik, kötü zan, emanete hainlik, kabalık, saygısızlık, kötülük, iftira, tembellik, alay etme, hilebazlık, sahtekârlık, sadakatsizlik gibi bütün kötü söz, fiil ve davranışlardan uzak olduğunu söyleyebiliriz.

Peygamberi örnek almak; onun gibi iman ve ahlak sahibi olmak, onun gibi güzel, söz, fiil ve davranışlarda bulunmak, onun gibi salih ameller işlemektir. Onu örnek almak, onun yaşadığı devrin gelenek ve göreneklerini devam ettirmek değildir. Din gereği yaptığı ve yapılmasını istediği şeyleri yapmaktır. Onun gibi yönetici, onun gibi öğretmen, onun gibi vaiz, onun gibi eğitimci, onun gibi baba, eş, tüccar, komşu, onun gibi muttaki, muhsin, salih, halim, merhametli, sadık, müstakim, âdil, hoşgörülü ve güzel ahlak sahibi bir mü’min olmaktır.

Bir insanın Peygamberin sahip olduğu Kur’an ahlakına sahip olabilmesi için;

  • Allah’a ve Peygamber (s.a.v.)’e karşı görevlerini yapması,
  • Nefsinin, ailesinin ve diğer insanların haklarına riâyet etmesi, onlara ihsan ve ikramda bulunması,
  • Diğer canlılara ve çevreye saygılı olması gerekir.

Peygamberimizin; fert, aile ve toplum hayatımızda bize model olabilecek altı niteliğini kısaca örnek olarak anlatmak istiyoruz. Bunlar Onun; adaleti, ihsanı, takvası, istikameti, hilmi ve merhametidir.

One comment

  1. bana göre bence herkes müslümanlığı içine sindirip olamıyacağına göre(çünkü kur an da diyorya ben isteseydim herkesi müslüman yapardım -yunus 99-toplumun ortak noktası gerekirse yasalarla da desteklenmiş AHLAK olmalıdır…….
    yazınız için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s