Kainatın Sevgilisi: Hz. Muhammed (SAV)

Sevgi dediğimiz hisler  duyguların en güçlüsüdür. Allah aşkı, Resulüllah sevgisi, insanımızın dini hayatını zenginleştiren ve ayakta tutan başlıca unsurdur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) dünya üzerinde ve tarihinde yaşamış, en çok sevilen kişi sıfatına sahiptir. O, insanların en yücesi ve de en sevgilisidir. Efendimiz, Allahu Teala’nın kainatı onun yüzü suyu hürmetine yarattım dediği, iftihar kaynağıdır.

Öyle ki, Allah-u Teala Hz. Peygamber’e Habibim hitabını uygun görmüştür.

O, her bakımdan üstün özelliklere sahiptir. Evet “Muhammed bir beşerdir, ama her insan gibi bir beşer değildir.

“O, taşların arasında bir yakut gibidir.”

Hz. Peygamber’e iman etmek farzdır. Hz. Peygamber (s.a.v)’e iman etmek İslâm’ın erkanından birisi, imanın da şartlarından bir şarttır. Bundan dolayı her müslümanın O’nun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna şehâdet etmesi, O’nun Rabbinden getirdiği her şeyi tasdik etmesi ve O’ndan gelen bütün sözleri ve fiilleri kabul ederek, O’nu hayatında kendisine örnek alması gerekir.

Hiç şüphesiz ki; Allah sevgisinden sonra sevgiye en lâyık olan Hz. Muhammed (s.a.v)’dir.

Zira Yüce Allah bir ayet-i kerimede Hz.Peygamber (s.a.v)’e hitaben şöyle buyurmaktadır:

“(Ey habibim!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

Ümmetinin çokça sevdiği kainatın sevgilisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de ümmetinin sevgisini karşılıksız bırakmamıştır. Ashabını ve müminleri çok sevmiştir. Ümmeti için gözyaşı döktüğü de olmuştur.

“Şanım hakkı için, size kendinizden öyle (izzetli) bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir. Size düşkündür, mü’minlere karşı çok şefkatli merhametlidir.” (Tevbe 128)

O, ümmetinin hidayeti için kendini feda edecek kadar haris (hırslı) bir peygamberdir. Arapçada ‘hırs’ kelimesi şiddetli tutkuyu ve bir şeyi elde etmek için duyulan aşırı isteği ifade etmektedir. İslâm’a karşı hareket edenler için bile bu kadar üzülen bir elçinin, kendi ümmetine muhabbeti yüce Rabbimiz (cc) tarafından övülmüştür.

Peygamberimiz (s.a.s), Allah Teala tarafından Esmaü’l-Hüsna’dan olan “raûf” ve “rahim” isimleriyle nitelen¬dirilmiştir. Rauf “çok şefkatli”, Rahîm “çok merhametli” demektir. Yüce Allah’ın kendi sıfatlarından ikisiyle Resûlü’nü anması, Efendimizin Allah katında ne kadar değerli olduğunun işaretidir. İman edenlerin bu dünyada sıkıntıya düşmeleri O’na ağır gelmiş, işkenceler altında eziyet çekmelerine karşı çaresiz kalması O’nu üzmüştür. Ancak Efendimiz ümmetini rahatlatacak çareleri Allah’ın izniyle her zaman bulabilmiştir.

“Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”

Ahzâb Suresi, 56. Ayet

Peygamberimize salat-ü selam birçok şekilde getirilebilir.

•Allahümme salli alâ Muhammed
•Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed
•Sallallahü aleyhi ve sellem
•Essalâtü vesselâmü aleyke ya Rasulallah

 

Hümeze Suresi, Manası ve Faziletleri

Hümeze Suresi, Mekke döneminde inmiştir. Sure, 9 ayettir. Hümeze, kelime manası ile insanları arkadan çekiştiren, ayıplayan kimse demektir. Bu sure, Allah-u Teala’nın, dedikodu yaparak insanların aleyhine konuşanların, insanları kötüleyen, alay eden ve kalp kıranların büyük bir azap göreceklerini açıkça belirttiği mukaddes bir suredir. Hümeze suresi, dünya malına dalıp ahiret hayatını unutanları da büyük bir azap beklediğini hatırlatan bir suredir.

HÜMEZE SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU


وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ ﴿1﴾ اَلَّذ۪ي جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۙ ﴿2﴾ يَحْسَبُ اَنَّ مَالَهُٓ اَخْلَدَهُۚ ﴿3﴾ كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِۘ ﴿4﴾ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُۜ ﴿5﴾ نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ ﴿6﴾ اَلَّت۪ي تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْـِٔدَةِۜ ﴿7﴾ اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ ﴿8﴾ ف۪ي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ ﴿9﴾

HÜMEZE SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

1- Veylül li külli hümezetil lümezeh
2- Ellezıcemea malev ve addedeh
3- Yahsebü enne malehu ahledeh
4- Kella le yümbezenne fil hutameh
5- Ve ma edrake mel hutameh
6- Narullahil mukadeh
7- Elleti tettaliu alel ef’ideh
8- İnneha aleyhim mü’sadeh
9- Fi amedim mümeddedeh

HÜMEZE SURESİ MANASI

Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle.

1- Veyl o insanları çekiştirip kaş göz işaretleriyle alay edenlerin bütününe
2- Ve bir mal toplayıp hep onu sayana!
3- Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır.
4- Hayır, andolsun ki, o Hutame’ye (cehenneme) atılacaktır!
5- Bildin mi Hutame nedir?
6- Allah’ın, tutuşturulmuş ateşidir
7- Ki, gönüllerin ta üstüne çıkar!
8- O (ateş), onların üstüne kapatılacaktır mutlaka,
9- Uzatılmış sütunlar içinde olarak.

FAZİLETLERİ

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) buyurdu ki:

“Her kim Hümeze suresini okursa, Allah’u Teala, Muhammed ve Ashabı ile alay edenlerin sayısınca kendisine on hasene verir.”

•Hümeze suresinin nazar değmiş bir kimseye 7 kez okunması nazarı ortadan kaldırır.

•Hümeze suresini iftiraya uğrayan kişi 21 defa okursa iftiradan kurtulur.

Allah’a Teslimiyet’in Örneği: Hz. İsmail (a.s)

Hz. İbrahim (as)’in Hacer’den olan büyük oğludur. Hacer, Mısır’ın zorba hükümdarının Sare’ye hediye ettiği köle bir cariye idi. Sare’de, belki ondan bir çocuk verir ümidiyle onu, kocası Hz. İbrâhîm (a.s)’a vermişti. Hacer Hatun İsmail’İ dünyaya getirdiğinde Hz. İbrahim (a.s) o sırada 87 yaşında idi.

Buna, Yüce Allah’ın şu ayeti de işaret etmektedir:

“İhtiyar olduğum halde bana İsmail’i ve İshâk’ı bahşeden Allah’a hamd olsun! Şüphesiz ki Rabbim, Yapılan duayı işitendir.”

İsmail (as), Kur’an-ı Kerim’de adı zikredilen peygamberlerdendir. İsminin manası “Allah’a itaat eden”dir. İbranice karşılığı İsmuyel’dir. Araplar İsmail demişlerdir.

Kendisine “Allah’ın kurbanı” anlamına “Zebihatullah” da denir.

HZ. İSMAİL’İN ALLAH’A TESLİMİYETİ

Hz. İsmail (a.s) genç bir delikanlı olduğu zamanda, Hz İbrahim (a.s) uyurken rüya gördü ve rüyasında bir ses:

“Ey İbrahim, Allah oğlun İsmail’i kurban etmeni istiyor.” dedi.

Bu rüya üzerine Hz. İbrahim (a.s) korku içinde uyandı. Rüyanın Allah’ın emri mi yoksa şeytandan mi olduğuna emin olamıyordu. Aynı rüyayı üç gece de görünce İsmail’in kurban edilmesinin Allah’ın emri olduğuna emin oldu. Fakat çekinceleri vardı. Ya itiraz ederlerse? diye düşünüyordu. Bundan Hz. İsmail’e bahsetmek istiyordu. Yine bir sabah, Hz. İbrahim oğluna ip ve bıçak almasını, birlikte oduna gideceklerini söyledi. Baba oğul yanlarına ip bıçak ve balta alarak yola koyuldular. Mina mevkiine gelince, Hz. İbrahim gördüğü rüyayı yavaş yavaş oğluna anlatmaya başladı. Allah tarafından imtihana tabi tutulduklarını anlatmaya çalışıyordu. Hz. İsmail’de babasının anlattıklarından sonra, en ufak bir korku ve telaş, olmamıştı.
Hz. Ismail tevekkül etti ve şöyle dedi:

“Babacığım, hiç endişelenme. Her ne ile emrolundu isen onu yap. Allah’ın izni ile beni sabreden biri olarak göreceksin.”

Hz. İbrahim oğluyla hem gurur duyuyordu hem de çok duygulanmıştı. Hz. İbrahim, bıçağı görüp ürkmemesi için biricik oğlu İsmail’in gözlerini bağladı. Tam bismillah deyip keseceği anda bıçak kesmedi. Hz. İsmail (a.s) babasının onu yüzükoyun yere yatırmasını istedi. Çünkü babasının ona kıyamadığını, babalık hisleriyle davrandığını düşünüyordu. Hz ibrahim, yeniden bıçağı indirecekken durdu. O esnada bir ses duyuldu.

“Ey İbrahim, Allah’a ne kadar bağlı bir kul olduğunu ispatladın. Dur artık İsmail’i kesmene lüzum yok.”

Hz. İbrahim başını kaldırıp, sesin geldiği yere yani yukarı bakınca, elinde kurbanlık bir koç ile Hz Cebrail aleyhisselâmı gördü.

“Ey İbrahim bu koç kırk senedir cennette beslenmektedir. Şimdi oglun İsmail’in yerine onu kurban etmen için yeryüzüne gönderildi.”

Hz. İbrahim sevinç içinde oğlunun gözlerini çözdükten sonra, koçu alıp kurban etti ve Allahü teâlâya şükretti. Bu olay Hz. İbrahim’in Allah’a itaatini, Hz. İsmail’in de hem Allah’ın emrine hem de babasına teslimiyetini gösteren çok güzel bir örnektir. O günden kıyamete kadar kurban ibadeti ile bu büyük itaat ve teslimiyet eylemi yâd edilecektir.

HZ. İSMAİLİN PEYGAMBERLİĞİ

Hz. İbrahim (as)’in Mekke’ye yaptığı bir sefer sırasında Allah tarafından Kâbe’yi yapması emredildi. Oğlu İsmail (as) ile birlikte Kâbe’yi yaptılar. Allah Hz. İsmail’e peygamberlik verdi. Hz. İsmail (a.s) Yemen’den gelen Cürhümi kabîlesine Peygamber oldu. Hz. İsmail (a.s.) onları elli yıİ İslam’a davet etti. Bazıları iman etti, bazıları ise küfr ve inat etti. Fakat iman edenler pek azdı. Hz. İsmail aleyhisselam sabır göstererek üzerine düşen tüm görevleri yapmaya devam etti.

“İsmâîl’i, İdrîs’i ve Zülkifl’i de (hatırla). Hepsi de sabredenlerdendi.”

Hz. İsmâîl (a.s), 137 yaşındayken Mekke’de vefat etti ve Kabe’nin yanında bulunan Hicr’deki annesi Hacer’in kabrinin yanına gömüldü.

HZ. İSMAİL’İN MUCİZELERİ

• Kısır koyunların O’nun duasının bereketiyle süt vermesi,
• Koyunlarının yünlerinin ipek gibi olması,
• Dikenli araziyi yeşillik haline getirmesi,
• Dua etmesi ile yanındaki kumların un haline gelmesi,
• Zemzemin onun vesîlesiyle çıkması ve kıyamete kadar devam edecek olması.

Ahlak ile İlgili Temel Bilgiler

  • Ahlak nedir?
    Ahlak; insanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen alışkanlıklardır. İki kısma ayrılır:
    1. Güzel ahlak
    2. Kötü ahlak
  • Güzel ahlak neye denir?
    Allah’ın ve Resulü’nün emir ve tavsiye ettiği, diğer insanların da yapılmasından hoşlandığı güzel söz ve davranışlara güzel ahlak denir. Büyüklere saygı göstermek, güler yüzlü olmak, doğru konuşmak, canlılara merhamet etmek gibi.
  • Güzel ahlak, bireye neler kazandırır?
    1. Kişiyi Allah’a yaklaştırır.
    2. Kendi iç huzurunu sağlayıp toplumdaki saygınlığını artırır.
    3. Aile yapısını güçlendirir.
    4. Bu dünyada kazandırdıklarının yanı sıra ahiret kazancı da sağlar.
  • Güzel ahlak, topluma neler kazandırır?
    1. Toplumda huzuru ve barışı sağlar.
    2. Toplumu saygın kılar.
  • Kötü ahlak neye denir?
    Allah’ın yasak ettiği, Peygamber Efendimiz’in razı olmadığı, insanların zarar gördüğü kötü işlere, çirkin söz ve davranışlara kötü ahlak denir. Yalan söylemek ve hırsızlık yapmak gibi.
  • En güzel ahlak sahibi kimdir?
    En güzel ahlak örneğimiz Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’ dir.
  • Peygamber Efendimiz’in güzel ahlakından beş tanesini sayınız.
    1. Yalan söylemezdi.
    2. Çok cömertti.
    3. Merhametliydi.
    4. Alçakgönüllüydü.
    5. Bütün insanları, bilhassa çocukları çok severdi.
  • Ahlakî vazifelerimiz kaça ayrılır?
    1. Allah’a ibadet etmek.
    2. Allah’ın yarattıklarına şefkat ve merhamet göstermek.
  • Allah’a karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak.
    2. İbadet vazifelerimizi yerine getirmek.
    3. Emirlerine uygun hareket edip yasak ettiği şeylerden sakınmak.
    4. Allah sevgisini her şeyden üstün tutmak.
    5. O’nun adını saygı ile anmak.
    6. Verdiği nimetlere şükretmek.
  • Peygamberimiz’e karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. O’nun son peygamber olduğuna inanmak.
    2. O’nu çok sevmek; ismi anıldığında salavat-ı şerife okumak.
    3. Sünnetlerini uygulamak.
    4. Güzel ahlakını kendimize örnek almak.
  • Salavat-ı şerife nasıl okunur?
    Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed.
  • Kur’an’ı Kerime karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Kur’an-ı Kerim’in son kitap olduğuna inanmak.
    2. Usûlüne uygun olarak okumak.
    3. Manasını anlamaya çalışmak.
    4. Okurken ve dinlerken son derece saygılı olmak.
    5. İçindeki emirleri yapmak, yasaklardan sakınmak.
  • Annemize ve babamıza karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Onlara karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak.
    2. Allah’a isyana davet etmedikleri sürece emirlerini dinlemek.
    3. Yaşlandıklarında bakımlarını üstlenmek.
    4. Öldüklerinde onları rahmetle anmak.
  • Bedenimize karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Dengeli ve helalinden beslenmek.
    2. Sağlığımızı korumak.
    3. Temiz olmak.
  • Ruhumuza karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Ruhumuzu yanlış inançlardan temizlemek.
    2. Faydalı bilgilerle donatmak.
    3. Kötü düşünce ve huylardan arındırmak.
    4. Güzel huylarla süslemek.
  • Anne ve babaların çocuklara karşı vazifeleri nelerdir?
    1. Onlara güzel bir isim vermek.
    2. Onları ruh ve beden yönünden sağlıklı yetiştirmek ve onlara haram yedirmemek.
    3. İyi bir eğitim verip örnek bir insan olarak yetiştirmek.
    4. Onlara sevgi ile yaklaşmak ve adaletli davranmak.
  • Eşlerin birbirlerine karşı vazifeleri nelerdir?
    1. Her konuda birbirlerine yardımcı olmalıdırlar.
    2. Kazançlarını israf etmemelidirler.
    3. Çocukların eğitim ve öğretimiyle birlikte ilgilenmelidirler.
    4. Saygıda ve sevgide kusur etmeyip birbirlerine karşı nazik ve yumuşak olmalıdırlar.
  • Hısım ve akrabalara karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Zaman zaman ziyaretlerine gidip hal ve hatırlarını sormak.
    2. Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek.
    3. Sıkıntılı anlarında yanlarında olmak.
  • Komşularımıza karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Selamlaşmak.
    2. İyi geçinmek.
    3. Haklarını gözetmek.
    4. İyi ve kötü günlerinde yanlarında olmak.
  • Bir Müslüman diğer bir Müslüman’ın öldüğünü duyduğu zaman ne söyler?
    “İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn= Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz!” ve “Allah rahmet etsin!” der.
  • Bir Müslüman diğer bir Müslüman’ın hapşırdığını duyduğu zaman ne demelidir?
    Hapşıran: Elhamdülillah (Allah’a hamd olsun)
    Duyan: Yerhamükellah (Allah sana rahmetiyle muamele etsin)
    Hapşıran: Yehdîna ve yehdîkümüllah (Allah bizi ve sizi doğruya iletsin).
  • Müslüman olmayanlara karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Onlarla insanî ilişkiler içerisinde yaşamak.
    2. Mal ve canlarına zarar vermemek.
    3. Onlara dinimizi ve kültürümüzü güzel bir şekilde tanıtmak.
    4. Hak ve özgürlüklerine saygılı olmak.
  • Vatanımıza karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Vatanımızı sevip iç ve dış düşmanlara karşı korumalıyız.
    2. Vatanımızın gelişmesi için çok çalışmalıyız.
    3. Yıkıcı ve bölücü davranışlara karşı uyanık olmalıyız.
    4. Kamu mallarını korumalıyız.
  • Şehit kime denir?
    Allah yolunda; din, vatan ve millet uğrunda savaşırken ölenlere denir.
  • Gazi kime denir?
    Allah yolunda; din, vatan ve millet uğrunda savaşıp sağ kalanlara denir.
  • Topluma karşı vazifelerimiz nelerdir?
    1. Başkalarının kutsal değerlerine saygılı olmak.
    2. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek.
    3. Kendisi için istediğini başkası için de istemek.
    4. Kamu mallarını korumak, toplu taşıma araçlarına zarar vermemek; cami, okul, park, bahçe ve benzeri ortak kullanım alanlarını kirletmemek vb.
  • Hayvanlara, bitkilere ve doğal çevreye karşı vazifelerimiz neferdir?
    1. Hayvanlara eziyet etmemek, onları korumak.
    2. Doğal güzellikleri korumak; onlara zarar veren, kötü görünüm sergileyen şeyleri ortadan kaldırmak.
    3. Çöpleri sokaklara, yerlere rastgele atmamak ve tükürmemek.
    4. Bu kurallara uymayanları uyarmak ve eğitmek.
  • İslam ahlakına uyan Müslümanlar’da hangi özellikler bulunur?
    1. İman esaslarına inandığı gibi yaşar.
    2. Anne ve babasına saygı gösterir.
    3. Müslümanlar’ı kardeş bilir.
    4. Eliyle ve diliyle kimseyi incitmez.
    5. İyi insanlarla arkadaşlık yapar.
    6. Sigara, alkol ve uyuşturucu gibi zararlı maddeleri kullanmaz.

 

Mucizeyle Gelen Hz. İshak

Hz. İshak, İbrahim (a.s)’in Hz. Sare’den dünyaya gelen ikinci oğludur.

Hz.Sare’nin çocuğu olmuyordu. Bunun üzerine Hz. İbrahim’in Hacer Hatun’dan İsmail adında bir oğlu dünyaya geldi. Hz. İsmail doğduğu vakit, Hz. Sare üzülmüştü.

Hz. İbrahim (a.s) 100 yaşlarında iken Yüce Allah’ın Cebrail aracılığıyla Hz. İshak’ın doğumunu ona müjdelemesi üzerine, yaşını almış, çocuğu olmayan hanımı Sare, Hz. İshâk (a.s)’ı dünyaya getirmiştir.

Yüce Allah bu konuyu şöyle anlatmaktadır:

“(Meleklerin müjdeli haberi getirdiği) o esnada hanımı ayakta idi ve (müjdeli haberi duyunca) güldü. Ona da, İshak’ı, İshak’ın ardından da Yakub’u müjdeledik.

Hz. Sare:

“Vay halime! Ben bir koca kadın ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu, gerçekten şaşılacak bir şey.” Dedi.

Melekler: ‘Allah’ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye layıktır, iyiliği boldur’ dediler.

Sare Hatun, bu müjdeye sevindiği için oğluna İshak ismi verildi. İshak İbranice “güler” manası taşımaktadır. İslami kaynaklara göre uzun boylu, kara gözlü, buğday tenli, yüzü güzel, konuşması düzgün, saçı sakalı ise bembeyazdı. Yüz ve şekil olarak, ve ahlaki yönüyle babası Hz. İbrahim’e çok benzerdi.

“Ey Muhammed; güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an! Biz onları ahiret yurdunu düşünen samimi kimseler kıldık. Doğrusu onlar bizim yanımızda seçkin, iyi kimselerdir.”

İshak (a.s) babasının ölümünden sonra Şam bölgesine peygamber olarak vazifelendirdi. Allahü Teâlâ onu seçkin ve hayırlı bir insan eyledi.

İbrahim aleyhisselamın dininin hükümlerini yaymaya devam etti. Kavmine nasihat edip, Allahü Teâlâ’nın emir ve yasaklarını bildirdi.

Altmış yaşındayken, İys ve Yakub adında iki oğlu oldu. İys amcası İsmail aleyhisselamın kızıyla evlendi. Babasının duası bereketiyle soyu bereketli olup, kısa zamanda çoğaldı. İshak aleyhisselamın diğer oğlu Yakub aleyhisselama da peygamberlik verildi. Oğul ve torunlarından peygamberler geldi. Bir adı da İsrail olan Yakub aleyhisselamın soyundan gelenlere sonradan “İsrailoğulları” denildi.

Kur’an-ı Kerim’in Bakara, Al-i İmran, Nisa ve İbrahim surelerinde İshak aleyhisselamla ilgili haberler verilmiştir.

Bakara Suresi, 140. Ayet:

“Yoksa siz, “İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler” mi diyorsunuz? De ki: “Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.’

Hz. İshak’ın pek çok mucizesi vardı. Hayvanlar, açık bir lisanla peygamberliğine şehadet ederlerdi.

İshak aleyhisselâmın bir diğer mucizesi de, dua etmesi üzerine dağın harekete geçmesidir. İshak (a.s.) Kudüs’e varıp halka, Allahü Teâlâ’nın emir ve yasaklarını tebliğ edince, insanlar oradaki bir dağı gösterip:

“Eğer şu dağı harekete geçirirsen iman ederiz” dediler.

İshak (a.s.) da elini açıp, Allahu Teâlâ’ya dua etti. Dağ sallanmaya başlayınca, Kudüs halkı hep birlikte iman ederek, küfrün zulmetinden kurtuldu.

Hz. İshak, merkebine binip, bir dağa çıkmak isteyince, merkebin ön ayakları kısalır, arka ayakları uzardı. Dağdan aşağı ineceği zaman ise ön ayakları uzar, arka ayakları kısalırdı.

Hz. İshak, ölmüş hayvanları Allahü Teâlâ’nın izniyle diriltirdi.

Hz. İshak’ın elini sırtına koyduğu bir koyun, hemen oracıkta kuzuladı. Koyun, ard arda dokuz veya doksan tane kuzu doğurdu.

Hz. İshak (a.s)’ın, Ömrünün son zamanlarında görme yetisi zayıflamıştı, görmekte zorluk çekiyor idi. 180 yaşında iken, Filistin’de vefat etti. Filistin’de Halîlürrahmân adlı yerde babası Hz. İbrahim (a.s)’ın gömülü olduğu mağaraya defnedildi.