Kuran Mucizeleri 2 Denizlerin Karışmaması

Denizlerin “Yüzey gerilimi” adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, sularının karışmadığı gerçeği okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir.

Screenshot_1

Denizaltı araştırmaları ile ünlü Fransız bilim adamı Kaptan Jacques Cousteau denizlerdeki su engelleri ile ilgili yaptığı araştırmaların sonucunu şöyle anlatmaktadır:

“Bazı araştırmacıların farklı deniz kütlelerini birbirinden ayıran engellerin bulunduğuna dair ileri sürdükleri görüşleri inceliyorduk. Çalışmalar sonucunda gördük ki, Akdeniz’in kendine has tuzluluğu ve yoğunluğu var. Aynı zamanda kendine has canlıları barındırıyor. Sonra Atlas Okyanusundaki su kütlesini inceledik ve Akdeniz’den tamamen farklı olduğunu gördük. Halbuki Cebeli Tarık Boğazında birleşen bu iki denizin tuzluluk, yoğunluk ve sahip olduğu hayatiyet açısından eşit veya eşite yakın olması gerekiyordu. Oysaki bu iki deniz, birbirine yakın kısımlarda bile ayrı yapılara sahiptiler. Bunun üzerine yapmış olduğumuz araştırmalarda bizi şaşkına çeviren bir durumla karşılaştık. Çünkü bu iki denizin karışmasına birleşme noktasında bulunan harika bir su perdesi engel oluyordu. Aynı türden bir su engeli 1962 yılında Alman bilim adamları tarafından Aden Körfezi ile Kızıldeniz’in birleştiği Mendep Boğazı’nda da bulunmuştu. Daha sonraki incelemelerimizde farklı yapıdaki bütün denizlerin birleşme noktalarında aynı engelin bulunduğuna tanıklık ettik.”

Kaptan Cousteau’yu şaşırtan bu durum Kur’an‘da on dört asır önceden şu ayetlerle belirtilmiştir;

“O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.” (Furkan,53)

“Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir berzah/engel vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler.” (Rahman,19-20)

Elbette ki insanların, fizikten, yüzey geriliminden, okyanus biliminden haberdar olmadıkları bir devirde bu hadisenin Kur’an da ifade edilmesi Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu ve Allah’ın kudretinin sonsuzluğunu bizlere en açık şekilde gösterir.

Kur’an Ahlakı

Kuran ahlakını yaşamaya karar veren bir kimsenin kendini Allah’a teslim etmesi ve Kuran’ı kendisine rehber edinmesi gerekir. Bu şekilde kişinin davranışlarında, düşüncelerinde, kararlarında ve konuşmalarında son derece önemli değişiklikler meydana gelir. Bunlardan bazıları;

-Kalbine yerleşecek olan Allah korkusu sayesinde hesap gününde hesabını veremeyeceği hiçbir şeyi yapmamaya azami gayret gösterecektir.Çünkü kişi, Allah’ın her an kendisini gördüğüne ve dünya hayatındaki tüm işlerinden hesaba çekileceğine dair kesin bir inanca sahip olacaktır.

–İnsanların hataları karşısında hoşgörülü ve affedici olacaktır. Küçük gibi görünen bir iyiliğin bile, ahirette karşılığının verileceğini bildiği için çevresindeki insanlara karşı her zaman yardımsever, fedakar, alçak gönüllü, saygılı ve adil olmak için çaba gösterecektir.

– Olaylar planladığı gibi gelişmediğinde bunun kendisi için hayırlı bir durum olduğunu bilir, Allah’a tevekkül etmenin ve kadere teslimiyetin rahatlığını yaşar.

– Kuran ahlakını kendisine rehber edinen kişinin geçmişteki değer yargıları da tamamen değişecektir. Örneğin artık, her durumda güçlünün değil haklının yanında olacak, adaletten ayrılmayacaktır.

– Çevresindeki insanları statülerine, güzelliklerine, kültürlerine göre değil Allah korkularına göre değerlendirecektir.

– Allah’tan başka kimseden medet ummayacak, korkuya, ümitsizliğe ve karamsarlığa kapılmayacaktır.

– İsraftan kaçınmak, nefsinin bencil tutkularından korunmak, temizliğe ve estetiğe önem vermek bu kişinin dikkat edeceği  konulardan olacaktır.

– Sadece bolluk içinde yaşadığı anlarda değil darlık, zorluk ve sıkıntı zamanlarında da şükretmesini bilecektir.

Bu saydıklarımızı yaşam tarzı haline getiren kişi için Allah’ın rızasını gözeterek yaptığı ve sıradan gibi gözüken her iş, yediği her yemek, seyrettiği her güzel manzara, sarf ettiği her güzel söz bir mutluluk kaynağı olacaktır.
Yüce Rabbimiz yalnızca Kendisi’ne adanarak ihlasla yapılan sürekli ve salih davranışlardan razı olacağını Kuran-ı Kerim’de şu ayetle bizlere bildirmiştir: “Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de.” (Meryem,76)

Kuran Mucizeleri 1 Organların Gelişim Sırası

2128618333_bc6c9cea8e_o-e1532594855218-640x400

“Halbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!” (Müminun,78)

“Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl,78)

“De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah kimmiş?” Bak, biz ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar?” (Enam,46)

“Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.” (İnsan,2)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü üzere Allah’ın insana bahşettiği duyulardan  Kur’an’da hep belli bir sıra ile bahsedilmektedir. Bu sıra her seferinde duyma, görme, hissetme ve anlama şeklindedir.

Kanadalı  Embriyolog Profesör Keith L. Moore yayınlanan bir makalesinde embriyonun gelişim sürecinde iç kulakların ilk halinin belirmesinden sonra gözün oluşmaya başladığını ifade etmektedir. Hissetme ve anlama merkezi olan beynin ise, kulak ve gözün ardından gelişimine başladığını söylemektedir.

Anne karnındaki fetusun hamileliğin yirmi ikinci günü gibi  bir dönemde kulakları gelişir ve hamileliğin dördüncü ayında kulak tam olarak fonksiyonel hale gelir. Fetus bundan sonra annenin karnındaki sesleri duyabilir. Dolayısıyla yeni doğan bir bebek için işitme duyusu, diğer yaşamsal fonksiyonlardan önce oluşur.

Tüm bunlara bakarak ayetlerin dizilişinde bile mükemmel bir düzen olduğunu farkedebiliriz.

Cuma Suresi

Medine’de inmiştir, 11 ayettir.Kur’an-ı Kerim’in 62.suresidir. Adını cuma namazını farz kılan 9. ayetten almıştır. Cuma suresinde Hz. Muhammed’in gönderilmesinin hikmetlerine değinilmekte, kendilerine Tevrat verilenlerin bu emanetin sorumluluğunu taşıyamadıkları belirtilip Yahudilerin bazı iddiaları eleştirilmekte, cuma namazının Müslümanlar açısından taşıdığı önemin üzerinde durulmaktadır. Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Cuma Suresini okuyan kişiye, Müslüman şehirlerden bir şehirde Cuma Namazına gelen ve gelmeyenlerin sayısınca on sevap verilir.”

cuma1_8

Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

  1. Yusebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’ardıl elmelikilkuddusil-‘aziyzilhakiymi
  2. Huvelleziy be’ase fiyl’ummiyyiyne resulen minhum yetlu ‘aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu’allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin
  3. Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel’aziyzulhakiymu
  4. Zalike fadlullahi yu’tiyhi men yeşa’u vallahu zulfadlil’azıymi
  5. Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi’se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne
  6. Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze’amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne
  7. Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu ‘aliymun bizzalimiyne
  8. Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila ‘alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta’melune
  9. Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillahi ve zerulbey’a zalikum hayrun lekum in kuntum ta’lemune
  10. Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl’ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le’allekum tuflihune
  11. Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma ‘ındallahi hayrun minellehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne

Anlamı

Bismillahirrahmanirrahim

  1. Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder.
  2. O, ümmilere*, içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Halbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. (ümmi:okuma,yazma bilmeyen kimse)
  3. (Allah, o peygamberi) onlardan henüz kendilerine katılmayan başkalarına da göndermiştir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
  4. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
  5. Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini inkar eden topluluğun hali ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
  6. De ki: “Ey Yahudi akidesini benimseyenler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunu iddia ediyorsanız, (bunda da) samimi iseniz haydi ölümü isteyin!”
  7. Ama onlar, daha evvel yaptıklarından dolayı asla ölümü istemezler. Allah, zalimleri hakkıyla bilir.
  8. De ki: “Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen alemi de bilen Allah’a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”
  9. Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
  10. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.
  11. (Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar.De ki: “Allah’ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

Faziletleri

  • Dargın olan eşlerin aralarının düzelmesi için 3 veya 7 kere okunursa, eşlerin aralarındaki soğukluk ve kızgınlık Allah’ın izniyle gider, birbirlerine karşı muhabbetleri artar.
  • Bu sureyi okumaya devam edenler, şeytan vesveselerinden korunur.
  • Kısmeti kapalı olanlar Cuma Suresini günde 3, 5 veya 7 kere okursa, kısmetleri açılır. Allahü Teala bu sure hürmetine o kuluna evlenmek nasip eder.
  • Cuma suresinin 4. ayeti bir yere asılırsa, orası bereketlenir.

Kafirun Suresi

Kâfirûn Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 109. Suresidir. Mekke döneminde inmiştir. 6 âyettir. Kafirun sözcük anlamı olarak inkarcılar demektir. Sure, ismini ilk ayette geçen bu sözcükten almıştır.

Surenin bir diğer adı “Kul ya eyyühe’l kafirun” olarak bilinmektedir. Kafirun suresinde Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) inkarcılarla şirk ve sapkınlıkta birleşilmeyeceği kesin bir üslupla ifade edilmektedir ve inancın şirkten uzak tutulması hedeflemektedir.

Kafirun Suresi Arapça Yazılışı

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْـكَافِرُونَۙ ﴿١﴾ لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ﴿٢﴾ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ ﴿٣﴾ وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ﴿٤﴾ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ ﴿٥﴾لَـكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ ﴿

Kafirun Suresi Okunuşu

Bismillahirrahmânirrahîm.

1- Kul yâ eyyühel kâfirûn
2- Lâ a’büdü mâ ta’büdûn
3- Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd
4- Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm
5- Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd
6- Leküm dînüküm veliye dîn

Kafirun Suresi Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

1- De ki: Ey kafirler!
2- “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.”
3- “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”
4- “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.”
5- “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.”
6- “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.”

Kureyşliler Hz. Peygamber’den bir sene kendi ilâhlarına tapmasını, bir sene de kendilerinin onun ilâhına tapmalarını istemişler. Hz. Peygamber de “Allah’a bir şeyi ortak koşmaktan yine O’na sığınırım!” demiş. Bu defa Kureyşliler, “Bizim ilahlarımızdan bazılarını öp, el sür, biz de seni tasdik edip ilâhına ibadet edelim” demişler. Bunun üzerine Kafirun Suresi inmiştir.

Kafirun Suresi’nin Faziletleri

Kur’anı Kerim’in önemli ve kısa surelerinden olan Kafirun Suresinin fazileti ve sırlarının tamamını Yüce Rabbimiz bilir. Lakin bize Kafirun suresinin önemine dair Hadisi şereflerde bahsedilmektedir.

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Her kim Kafirun Suresini okursa, Kuran’ın Dörtte birini okumuş gibi olur.”

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), Hazreti Nevfel’e:

“Seni buraya getiren mühim iş nedir” buyurdu.

O da:

-“Bana, uyuyacağım sırada söyleyeceğim bir şey öğretmen için geldim” dedi.

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de:

-“Öyleyse yatağına girdiğinde Kafirun suresini oku, sonra onu bitirince uyu! Çünkü o, şirkten uzaklaşma bildirişidir!” buyurdu.

Hadîs-i şeriflerde buyruldu ki:

“Kim herhangi bir gecede Kafirun Suresi’ni okursa, çok güzel ve hayırlı bir iş yapmış olur.”

“Kim Kafirun suresini okursa, ona Kur’ân-ı Kerîm’in dörtte birini okumuş gibi sevap verilir. Ondan şeytanlar uzaklaşır, şirkten berî olur ve kıyametin şiddetinden emin olur.”

“Yatarken Kafirun suresini okumak, Allah’a şirk koşmaktan alıkoyar.”