Lut’un Duaları

Lût kavmi, alemde kendilerinden önce kimsenin yapmadığı ahlaksızlığa (homoseksüelliğe) düştüler. (A’râf, 7/80- 81) Lût peygamberin ikazına rağmen bu çirkin işlerinden vazgeçmediler, üstelik Peygamberi de yalanladılar. Kavminin bu tutumuna karşı Lût Allah’a şöyle dualar etmiştir:

Okunuşu: “Rabbi! Neccinî ve ehlî mimmâ ya’melûn.”

Anlamı: “Rabbim! Beni ve âilemi bunların yaptıklarından kurtar!” (Şu’arâ, 26/169)

Okunuşu: “Rabbi’nsurnî ‘alel-kavmil-müfsidîn.”

Anlamı: “Ey Rabbim! Bozguncu / ortalığı fesada veren bu kavme karşı bana yardım et.” (Ankebût, 29/30)

Lût, Allah’ın emir ve yasaklarını kavmine tebliğ etmiş, ahlaksızlığa saplanan kavmini bu bataklıktan kurtarmaya çalışmıştır. Ancak kavmi edepsizlikte ısrar edince, aynı toplumda yaşayan ailesini, müminleri ve kendisini bu kötülüklerden korumasını, kavminin azgınlıklarına ve zulümlerine karşı yardım etmesini yüce Allah’tan istemiştir. Biz, bu duadan kötü ahlaktan, haramlardan ve kötü davranışlı insanların kötülük, ahlaksızlık ve zararlarından korunmamız ve bu konuda Allah’tan yardım istememiz gerektiğini anlıyoruz.

Ramazan Bayramı

ramazan bayramı

ramazan bayramı

Ramazan-ı Şerif’in son günü ile bayramın ilk günü arasındaki geceye Ramazan Bayramı gecesi denir.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:

“Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nın gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.” (İbni Mace, Taberani)

“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tövbe reddolmaz.

Ramazan Bayramı’nın ve Kurban Bayramı’nın birinci geceleri Berat Gecesi ve Arefe gecesi.” (İsfehani)

“Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib Gecesi, Berat Gecesi, Cuma Gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.” (İbni Asakir)

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir.

Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı Aişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hz. Ebu Bekir, Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber Efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e “Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir.” buyurdu. (Buhari)

Dargın olanların, bayramı beklemeyip hemen barışması gerekir. Allahü Teala ve Peygamber Efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Kimseye darılmamalı, dargınlık olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki: “Din kardeşiyle 3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.” (Ebu Davud)

 

Hz. Muhammed’in Mucizeleri

hzmuhammed

Hz. Muhammed’in hak Peygamber olduğunu bildiren şahitler pek çoktur. Ümmetinin evliyasında hasıl olan kerametler, hep O’nun mucizeleridir. Çünkü, kerametler, O’na tabi olanlarda, O’nun izinde gidenlerde hasıl olmaktadır.
Hz .Muhammed’in mucizeleri, zaman bakımından üçe ayrılmıştır:
Birincisi, mübarek ruhu yaratıldığından başlayarak, Peygamberliğinin bildirildiği (bi’set) zamanına kadar olanlardır.
İkincisi, bi’setten vefatına kadar olan zaman içindekilerdir.
Üçüncüsü, vefatından kıyamete kadar olmuş ve olacak şeylerdir.

Mucizelerden bazıları:

– Hz . Muhammed’in mucizelerinin en büyüğü Kur’an-ı Kerim’dir.

kuran dua

– En büyük mucizelerinden birisi de Miraç mucizesidir.

– Meşhur mucizelerinin en büyüklerinden birisi de, Ay’ı ikiye ayırmasıdır. Bu mucize, başka hiçbir Peygambere nasip olmamıştır. Hz .Muhammed elli iki yaşında iken, Mekke’de Kureyş kafirlerinin elebaşıları yanına gelip, “Peygamber isen Ay’ı ikiye ayır.” dediler. Hz .Muhammed herkesin ve hele tanıdıklarının, akrabasının iman etmelerini çok istiyordu. Mübarek ellerini kaldırıp dua etti. Allah, kabul edip, Ay’ı ikiye böldü. Yarısı bir dağın, diğer yarısı başka dağın üzerinde göründü. Kafirler, Muhammed bize sihir yaptı dediler. İman etmediler.

Bu mucize ile ilgili ayet-i kerimenin meali şöyle:
Kıyamet yaklaştı, Ay yarıldı. Onlar bir mucize görünce hemen yüz çevirirler ve eskiden beri devam ede gelen bir sihir derler.
Kamer 1,2

Ay yarılması

– Hz .Muhammed, bazı gazalarında, susuz kalındığı zaman, mübarek elini bir kaptaki suya sokmuş, parmakları arasından su akarak, suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. Bazen seksen, bazen üçyüz, bazen binbeşyüz, Tebük Gazası’nda ise, yetmiş bin kimsenin hepsi ve hayvanları, bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. Mübarek elini sudan çıkarınca akması durmuştur.

– Hayber gazasında, önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında, “Ya Resulallah, beni yeme, ben zehirliyim.” sesi işitildi.

– Medine’de, Mescid-i Nebevi’de dikili bir hurma kütüğü vardı. Resulallah hutbe okurken, bu direğe dayanırdı. Buna Hannane denirdi. Minber yapılınca, Hannane’nin yanına gitmedi. Ondan ağlama seslerini, bütün cemaat işittiler. Minberden inip, Hannane’ye sarıldı. Sesi kesildi. “Eğer sarılmasaydım, benim ayrılığımdan kıyamete kadar ağlardı.” buyurdu.

– Mübarek eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi, Allah’ı tesbih ettikleri çok görülmüştür.

– Bir gün, bir köylüyü imana davet etti. Müslüman bir komşumun vefat etmiş kızını diriltirsen, iman ederim dedi. Mezarına gittiler. İsmini söyleyerek kızı çağırdı. Kabir içinden ses işitildi ve dışarı çıktı. “Dünyaya gelmek ister misin?” buyurdu. “Ya Resulallah! Dünyaya gelmek istemem. Burada babamın evindekinden daha rahatım. Müslümanın ahireti, dünyasından daha iyi.” dedi. Köylü bunu görünce, hemen imana geldi.

– Tirmizi ve Nesai’nin (Sünen) kitaplarında diyor ki, iki gözü a’ma bir kimse gelip, ya Resulallah, Allahü Teala’ya dua et, gözlerim açılsın dedi. “Kusursuz bir abdest al! Sonra Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed’i araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed Aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul et!” duasını okumasını buyurdu. Adam, abdest alıp dua etti. Hemen gözleri açıldı. Bu duayı Müslümanlar, her zaman okumuşlar ve maksatlarına kavuşmuşlardır.

– Medine’de, minberde hutbe okurken, bir kimse, ya Resulallah! Susuzluktan çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlalarımız helak oluyor. İmdadımıza yetiş dedi. Ellerini kaldırıp, dua eyledi. Gökte hiç bulut yokken, mübarek ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı. Hemen yağmur başladı. Birkaç gün devam etti. Yine minberde okurken, o kimse, ya Resulallah! Yağmurdan helak olacağız deyince, Resul Aleyhisselam, tebessüm etti ve “Ya Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!” buyurdu. Bulutlar açılıp, güneş göründü.

– Cabir bin Abdullah diyor ki, çok borcum vardı. Resulallah’a haber verdim. Bahçeme gelip, hurma yığınının etrafında üç kere dolaştı. “Alacaklılarını çağır, gelsinler!” buyurdu. Her birine hakları verildi. Yığından bir şey eksilmedi.

– Bir kadın, hediye olarak bal gönderdi. Balı kabul edip, boş kabı geri gönderdi. Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek, “Ya Resulallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?” dedi. “Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal, Allahü Teala’nın hediyene verdiği berekettir.” buyurdu. Kadın çocukları ile aylarca yediler. Hiç eksilmedi. Bir gün yanılarak balı başka bir kaba koydular. Oradan yiyerek bitirdiler. Bunu, Resulallah’a haber verdiler. “Gönderdiğim kapta kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi.” buyurdu.

– Resulallah’ın gaybdan haber verdiği çok görüldü. Bu mucizesi üç kısımdır:

Birinci kısmı, kendi zamanından evvel olan ve kendisine sorulan şeylerdir ki, bunlara verdiği cevaplar, çok kafirlerin, katı kalpli düşmanlarının imana gelmelerine sebep olmuştur.
İkinci kısmı, kendi zamanında olmuş ve olacak şeyleri haber vermesidir.
Üçüncü kısmı, kendisinden sonra kıyamete kadar dünyada ve ahirette olacak şeyleri bildirmesidir.

İkinci ve üçüncü kısımlardan birkaçı:

– İslam’a davetin başlangıcında, müşriklerin eziyetlerinden, sıkıntılarından dolayı, Eshab-ı kiramın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişlerdi. Resulallah, Mekke’de kalan Eshab-ı kiramla beraber, üç sene her türlü görüşme, alış-veriş yapma, Müslümanlardan başka bir kimse ile konuşmama gibi, bütün içtimai muamelelerden men olundular. Kureyş müşrikleri, bu karar ve ittifaklarını bildiren bir ahdname yazarak, Kabe-i Muazzama’ya asmışlardı. Her şeye kadir olan Allahü Teala Arza denilen bir çeşit kurdu o vesikaya musallat etti. Yazılı bulunan Allahü Teala’nın ismi ile ibaresinden başka, ne yazılı ise, hepsini o kurtcuk yedi, bitirdi. Allahü bu hali Cibril-i emin vasıtası ile Peygamber Efendimize bildirdi. Peygamber Efendimiz de bu hali amcası Ebu Talibe anlattı. Ertesi gün, Ebu Talib müşriklerin ileri gelenlerine gelerek, Muhammedin Rabbi Ona şöyle haber vermiş. Eğer söylediği doğru ise, bu hali kaldırıp, eskiden olduğu gibi dolaşmalarına, başkaları ile görüşmelerine mani olmayınız. Eğer söylediği doğru değilse, ben de Onu artık himaye etmeyeceğim, dedi. Kureyşin ileri gelenleri, bu teklifi kabul ettiler. Herkes toplanarak Kabe’ye geldiler. Ahdnameyi Kabe’den indirerek açtılar ve Resulallah’ın buyurduğu gibi, “Bismikellahümme” ibaresinden başka, bütün yazıların yenilmiş olduğunu gördüler.

– Vefat ederken, mübarek kızı Fatıma’ya, “Akrabam arasında bana evvela kavuşan sen olacaksın.” buyurdu. Altı ay sonra Hz. Fatıma vefat etti. Akrabasından ondan evvel kimse vefat etmedi.

Hazreti Fatıma
– Acem Padişahı Kisra’nın ve Rum Padişahı Kayser’in memleketlerinin Müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda dağıtılacağını müjdeledi.

– Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmi Hiram’ın o gazada bulunacağını haber verdi. Hazret-i Osman halife iken Müslümanlar, gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harp ettiler.

– Eshabından çok kimseye hayır dualar etmiş, hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir.
Hazret-i Ali buyuruyor ki:

Resulallah beni Yemen’e kadı olarak göndermek istedi. Ya Resulallah! Ben kadılık yapmasını bilmiyorum dedim. Mübarek elini göğsüme koyup, “Ya Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir. Hep doğru söylemek nasip eyle!” buyurdu. Bundan sonra bana gelen şikayetçilerden doğru olanı hemen anlar, hak üzere hükmederdim.

-Resulallah Efendimiz bir gün abdest alıp, mestlerinden birini giyip, ikincisine mübarek elini uzatırken, bir kuş geldi. Bu mesti kapıp havada silkti. İçinden bir yılan düştü. Sonra kuş mesti yere bıraktı. Bugünden sonra, ayakkabı giyerken, önce silkelemek sünnet oldu.

 

 

 

Kaynak: Mir’at-ı Kainat