Kabul Olan Dualar

kuran dua

Mü’min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını kabul edeceğini bildirmektedir:

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ
فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

“Kullarım, sana benden sorarlarsa (onlara söyle): Ben (onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm. O hâlde onlar da bana karşılık versin
(benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.” (Bakara, 2/186)

أمََّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ
الْأَرْضِ أَإِلٰهٌ مَعَ الَّهلِ قَلِي مَا تَذَكَّرُونَ

“Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yerine) yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz?” (Neml, 27/62)

 

Birinci ayette dua edenin duasının kabul edileceği, ikinci ayette ise darda ve sıkıntıda kalanın sıkıntısının giderileceği bildirilerek Allah’ın dualara icabet eden olduğuna işaret edilmektedir.

اِنَّ رَبِّي لَسَمِيعُ الدُّعَاءِ

“Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.” (İbrâhim, 14/39)

هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُ قَالَ رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ
الدُّعَاءِ

“Orada (mihrapta) Zekeriyyâ, Rabbine; ‘Rabbim, bana katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin’ diye dua etmişti.” (Âl-i İmrân, 3/38)

فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُجِيبٌ

“O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, (duaları) kabul edendir” (Hûd, 11/61) anlamındaki ayetlerde ise Allah’ın “karîb (kullarına yakın)”, “semî’u’d-dua (duaları işiten)” ve “mücîb (duaları kabul eden)” olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de;

إِنَّ الَّهلَ حَيِيٌّ كَرِيمٌ يَسْتَحْيِي إِذَا رَفَعَ الرَّجُلُ إِلَيْهِ يَدَيْهِ أَنْ يَرُدَّهُمَا صِفْرًا
خَائبِتََْنيِ

Allah, hayâ sahibidir, çok kerimdir. Bir insan iki elini kaldırıp kendisine dua ettiği zaman, o kalkan iki eli boş çevirmekten hayâ eder” (Tirmizî, De’avât,118; bk. İbn Hıbbân, Ed’ıye, No:876; Hâkim, De’avât, I, 497) anlamındaki hadisi ile Allah’ın duaları kabul edeceğini beyan etmiştir.

Medineli müslümanlardan Ebû Ümâme adlı sahabîyi mescitte kederli bir şekilde otururken gören Resûlullah (s.a.s.), ona; “Namaz vakti değil, niçin mescitte oturuyorsun?” diye sorar. Sahâbî; “Üzüntülerim ve borçlarım sebebiyle buradayım, ey Allah’ın Resûlü!’’ diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.); “Söylediğin zaman, Allah’ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir dua öğreteyim mi sana?’’ der. Sahâbî; ‘’Evet, öğret ey Allah’ın elçisi!” karşılığını verir. Peygamberimiz (s.a.s.) de ona şu duayı öğretir ve akşam-sabah okumasını tavsiye eder:

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحُزْنِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ
وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
قَالَ فَفَعَلْتُ ذٰلِكَ فَأَذْهَبَ الٰهّلُ هَمِّي وَقَضَى عَنِّي دَيْنِي

“Allah’ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım, acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım, borç altında ezilmekten ve insanların kahrından Sana sığınırım.”
Sahabî; “Hz. Peygamberin öğrettiği duayı okudum; Allah da üzüntümü ve borçlarımı giderdi’’ demiştir. (Ebû Davud, Salat, 367) Sırf sözle yapılan bir dua ile çalışmadan borçlar nasıl ödenecek? Sahabîye öğretilen duanın cümleleri arasında;
“Acizlikten ve tembellikten Allah’a sığınırım, diye dua et” sözünün bulunması bir mesajdır. Bu mesaj ile; “Ey Ebû Umâme! Üzüntülerin ve üzüntülerine sebep olan borçların, mescitte de olsa, oturmakla ortadan kalkmaz, acizliği ve tembelliği bırak, çalış, bu konuda Allah’tan yardım iste, harekete geç, borçlarını ödemenin yollarını ara, mescitte oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter” demek istenmiştir.
Dua bir ibadet ve bir zikir olduğu için dua eden mutlaka ilâhî emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmış olur. Dünya ile ilgili isteklerini yüce Allah, kulun yararına göre hemen verebileceği gibi bir müddet sonra da verebilir veya duasının karşılığı ahirete bırakılmış olabilir. Dolayısıyla, dünya hayatına yönelik talepleri karşılanmayan kişi, duam
kabul edilmedi, dememelidir. Peygamberimiz (s.a.s.); dua edene yüce Allah’ın isteğini ya dünyada hemen vereceğini veya ahirette vereceğini ya da istediği iyilik kadar kötülüğün giderileceğini bize haber vermiştir:

مَا مِنْ رَجُلٍ يَدْعُو الٰهّلَ بِدُعَاءٍ إِلَّا اسْتُجِيبَ لَهُ فَإِمَّا أَنْ يُعَجَّلَ لَهُ فِي
الدُّنْيَا وَإِمَّا أَنْ يُدَّخَرَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَإِمَّا أَنْ يُكَفَّرَ عَنْهُ مِنْ ذُنُوبِهِ بِقَدْرِ
مَا دَعَا مَا لَمْ يَدْعُ بِإِثْمٍ أَوْ قَطِيعَةِ رَحْمٍ أَوْ يَسْتَعْجِلْ قَالُوا يَا رَسُولَ الِّٰهل
وَكَيْفَ يَسْتَعْجِلُ؟ قَالَ يَقُولُ دَعَوْتُ رَبِّي فَمَا اسْتَجَابَ لِي

“Allah’a dua eden herhangi bir insan yoktur ki duası kabul edilmiş olmasın. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13; bk. Müslim, Dua, 92) Aynı hadisin Hâkim’in Müstedrek adlı eserindeki rivayetinde; üçüncü şık;

“Ya da duası nispetinde ondan bir kötülüğü savar” şeklindedir. (Hâkim, De’avât, I, 493)

 

 

Kaynak: diyanet.com

Dua Kavramı ve Anlamı

dua etmek

A.SÖZLÜK VE TERİM ANLAMI

Dua etmek

Sözlükte; “çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemek ve yardım talep etmek” anlamlarına gelen dua, din ıstılahında; Allah’ın yüceliği karşısında insanın aczini ve zafiyetini itiraf etmesi, sevgi ve saygı ile O’nun lütuf, nimet ve yardımını, dünya ve ahirette nimetler ve iyilikler ihsan etmesini; üzerindeki sıkıntı, dert ve belayı gidermesini; günah, hata ve kusurlarını bağışlamasını dilemesi; yalvarıp yakarması ve O’na halini arz edip niyazda bulunması demektir. (bk. Rağıb ve İbn Manzûr, d.’a.v. maddesi) Dua kavramı; “saygı” ve “Allah’ı anma” (ta’zim ve zikir) ile “çağrı” ve “istekte bulunma” (nida ve istiane) anlamlarını birlikte içerir.

Dua; sınırlı, sonlu ve aciz olan insanın bütün benliğiyle sınırsız, sonsuz ve kudret sahibi olan yüce Allah’a yönelip O’ndan istek ve dilekte bulunması, O’nunla arasında bir köprü ve diyalog kurmasıdır. Dua eden insan; bütün zayıflığı, acizliği ve ihtiyaçları içinde, Yüce Allah’ın sonsuz kudretinin ve yüceliğinin, isteklerini ancak O’nun lütfu ve yardımıyla elde edebileceğinin bilincindedir. Bu bilinçle yapılan dua; insanın Yaratan’ına olan inancının, güveninin ve O’na teslim oluşunun bir göstergesidir. İşte bundan dolayı Peygamberimiz (s.a.s.);

Allah’a duadan daha değerli bir şey yoktur” buyurmuştur.

(İbn Hıbban, Ed’ıye, No: 870; Ahmed, II, 362; Tirmizi, De’avat, 1; İbn Mace, Dua,

B.KUR’AN’DAKİ ANLAMI

Çok anlamlı kavramlardan biri olan “dua”; Kur’an’da yedi farklı anlamda kullanılmıştır. (bk. Ebu’l-Ferec, s. 292-295)

  1. Çağrı (nida)

Sizi çağırdığı gün, O’na hamd ederek davetine uyarsınız ve (kabirlerinizde) pek az bir müddet kaldığınızı zannedersiniz.” (İsra, 17/52; bk. Enbiya, 21/45; Fatır, 35/14; Kamer, 54/10)

 

  1. İstiane / Birinden yardım isteme

Kulumuza indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sûre meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah’tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın.”

(Bakara, 2/23; bk. Yunus, 10/38; Mu’min, 40/26)

 

  1. Söz (kavl)

Azabımız onlara (helak ettiğimiz toplumlara) geldiğinde sözleri, ancak ‘biz gerçekten zalimlermişiz’ demekten ibarettir.” (A’raf, 7/5; bk. Yunus, 10/10; Enbiya, 21/15)

 

  1. İstifham / Bir şeyi sormak, anlamak istemek

Ey inananlar! (Elci), sizi yaşatacak şeylere çağırdığı zaman Allah’ın ve Elçisinin çağrısına koşun ve bilin ki, Allah, kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz, O’nun huzuruna toplanacaksınız.” (Enfal, 8/24; bk. Bakara, 2/68; Yunus, 10/25; Kehf, 18/58; Mu’minun, 23/73; Nuh, 71/5, 8)

 

  1. İstekte bulunmak, yalvarmak (sual)

Kullarım, sana benden sorarlarsa (de ki): Ben (onlara)yakınım, dua edip yalvaran, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm…” (Bakara, 2/186; bk. A’raf, 7/134; Zuhruf, 43/49; Mu’min, 40/49, 60)

 

  1. İbadet

Kur’an’da birçok ayette “dua” kelimesi ve türevleri bu anlamda kullanılmıştır. Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz:

De ki: ‘Biz hiç Allah’ı bırakıp da bize fayda da, zarar da vermeyecek şeylere ibadet eder miyiz?…” (En’am, 6/71)

Onlar (Rahman’ın kulları), Allah’ın yanında başka tanrı tutup ona ibadet etmezler…” (Furkan, 25/68; bk. Mu’minun, 23/117; Cin, 72/18, 20)

 

  1. İman

De ki: ‘İbadetiniz / imanınız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?’…” (Furkan, 25/77)

Bu ayetteki “dua” kelimesi ibadet anlamına gelebileceği gibi iman anlamına da gelir. (Buhari, İman, 2) İbadet kavramı, iman kavramını da içine alır. Bir insanın ibadet edebilmesi için her şeyden önce iman etmesi gerekir.

C.DUA ANLAMINA GELEN KUR’AN KAVRAMLARI

  1. İbadet

“Dua” kavramı, ibadet anlamına geldiği gibi “ibadet” kavramı da dua anlamına gelir. Mesela şu ayette gecen “ibadet” kelimesi, “dua” anlamındadır:

Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana dua (ibadet) etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir.” (Mu’min, 40/60) Sahabeden Nu’man ibn Beşir, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in minberde,

Dua ibadettir” dediğini, sonra sözüne delil olarak bu ayeti okuduğunu söylemiştir. (Tirmizi, De’avat, 2; bk. İbn Mace, Dua, 1; Ebu Davut, Salat, 358)

 

  1. Salat

Sözlükte dua anlamına gelen “salat” kelimesi Kur’an’da; namaz anlamında kullanıldığı gibi sözlük anlamında da kullanılmıştır: Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz:

Ve onlara dua et; çünkü senin duan, onlara huzur ve sükûn verir.” (Tevbe, 9/103)

Görmedin mi, göklerde ve yerde olan kimseler ile kanatlarını çırparak uçan kuşlar Allah’ı tespih ederler? Her biri kendi duasını ve tespihini bilmiştir…” (Nur, 24/41)

 

  1. Nida

Sözlükte çağrı anlamına gelen “nida” kavramı, Kur’an’da dua anlamında da kullanılmıştır. Şu örneği zikredebiliriz:

“(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, ‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı (nada).” (Enbiya, 21/83)

 

  1. Kavl

Lugatte soz anlamına gelen “kavl” kelimesi, Kur’an’da dua anlamında da kullanılmıştır. Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz:

O, Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hukumdarlık) ver. Çünkü Sen, çok lütufkarsın, dedi /diye dua etti.” (Sad, 38/35; Al-i İmran, 3/38)

 

  1. Tazarru

Yalvarmak anlamına gelen “tazarru” kelimesi dua ile eş anlamlıdır. Şu ayeti örnek olarak verebiliriz:

Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar / dua etsinler diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.” (En’am, 6/42)

 

  1. Sual

Sözlükte istemek ve sormak anlamına gelen “sual” kelimesi, bir kısım hadislerde dua anlamında kullanılmıştır. Şu örnekleri verebiliriz:

 

Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.” (Muslim, Dua, 72; Tirmizi, De’avat, 9)

Allah’tan cennet istediğiniz zaman Firdevs cennetini isteyin.” (Tirmizi, Sıfatu’l-Cenne, 4)

Allah’tan bir şey istemek, O’na dua etmektir.

 

  1. İstiane

“İstiane” yardım istemek anlamında olup bir kısım ayet ve hadislerde dua anlamında kullanılmıştır. Şu örnekleri verebiliriz: Yüce Allah, Fatiha suresinde bize;

Ancak Senden yardım isteriz” (Fatiha, 1/5) şeklinde dua etmemizi öğretmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de, yaptığı konuşmalarına;

“Her türlü övgü Allah’a mahsustur, O’ndan yardım ister ve O’nun bağışlamasını dileriz” (Tirmizi, Vitir, 116) dua cümlesi ile başlamıştır.

 

  1. İstiğase

“İstiğase”, yardım istemek demektir. Kur’an’da dua etmek anlamında kullanılmıştır. Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz:

Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz, O da: ‘Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim’ diye duanızı kabul buyurmuştu.” (Enfal, 8/9)

 

  1. İstiğfar

“İstiğfar”; Allah’tan af ve mağfiret dilemek demektir. Af ve mağfiret dilemek, Allah’ın affetmesi için O’na dua etmek, yalvarmak demektir. Nuh Peygamberin, kavmine hitabını içeren şu ayeti örnek olarak verebiliriz:

Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır, dedim.” (Nuh, 71/10)

Vallahi ben günde yüz defa Allah’tan mağfiret diliyorum.” (Muslim, Zikir, 41)

 

  1. İstiaze

“İstiaze”, bela, kaza, afet ve kötülüklerden Allah’a sığınma, O’ndan kendisini korumasını isteme anlamındadır. Şu ayet ve hadisi örnek olarak verebiliriz:

Nuh; ‘Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş olmaktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen, ben hüsrana uğrayanlardan olurum’ diye niyazda bulundu.” (Hud, 11/47)

Allah’ım! Alaca hastalığından, delilikten, cüzzam hastalığından ve her türlü kötü hastalıktan sana sığınırım.” (Ebu Davud,Salat, 367)

 

  1. Tövbe

“Tövbe”, insanın günahına pişmanlık duyması ve Allah’tan af dilemesi demektir. Tövbe eden insan, Allah’a dua edip yalvarmış olur.

O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, duaları kabul edendir.” (Hud, 11/61)

Ayette “tövbe edin” emrinden sonra Allah’ın duaları kabul eden olduğunun bildirilmesi, tövbe etmenin de dua anlamına geldiğini ifade eder.

 

Zikir” (Allah’ı anma), “tesbih” (Subhanellah / Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim), “hamd” (Elhamdulillah/ Allah’a hamd olsun), “tehlil” (la ilahe illallah / Allah’tan başka ilah yoktur), “tekbir” (Allahu ekber / Allah en büyüktür) “sena” (Allah’ı övme) ve “şükür” (Allah’ın verdiği nimetlere teşekkür etme), “icabet”, “isticab” ve “tenciye” (duayı kabul etme), “keşf” (sıkıntıları giderme, kaldırma) kavramları “dua” kavramının mana alanını oluşturur.

 

 

Kaynak: www.diyanet.gov.tr

Arafat Duası

mekke-dua

Ey Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan, rahmeti her şeyi kuşatan Yüce Allah!

Ey göklerin yerin ve ikisi arasındaki her şeyin sahibi olan Allah!

Ey bizleri evine davet edip, bahtiyar misafirleri arasına kabul buyuran Yüce Rabbimiz!

Ey bu mübarek ayda, günahların en çok affedildiği bu mübarek Arefe gününde; duaların geri çevrilmediği bu mübarek Arafat meydanında bizlere vakfeyi lütfeden Yüce Mevla’mız,

Sana sonsuz hamdü senalar ediyoruz,

Yâ İlâhe’l-Âlemin!

Âlemlere rahmet, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdiğin, güzel ahlakıyla bütün insanlığa önder ve rehber kıldığın, başımızın tacı, gönlümüzün siracı, Fahr-i Kainat Efendimiz Muhammed Mustafa başta olmak üzere bütün Peygamberan-ı İzama ba husus Adem, İbrahim ve İsmail’e sayısız salatü selam ediyoruz,

Ya Rabbe’l-Âlemin,

Sen bizleri var ettin, varlığından haberdar ettin, aşkını ve sevgini gönlümüze nakşettin ve bu mukaddes yerde huzuruna kabul ettin! Sana sonsuz şükürler olsun Allah’ım!

Bizler büyük bir aşk, heyecan ve vecd ile hac görevimizi yaparak Senin rızana nail olmaya, ihramımızı kefen bilerek, dünyanın dört bir yanından gelen Müslüman kardeşlerimizle birlikte kulluğumuzu sana arz etmeye ve mahşer burada tecrübe etmeye geldik!

Sayısız günahlarımıza rağmen, sonsuz affına sığınarak ve “Bana dua edin, duanıza icabet edeyim” emrine uyarak, yanık gönüllerimiz, yaşlı gözlerimiz, mahcup yüzlerimizle Arafat’ta boynumuzu büktük, ellerimizi Sana açtık,

Şimdi hep birlikte söylediğimiz;

“Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk ve hükümranlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur ”

Nidalarıyla sana yalvarıyoruz, halimizi arz ediyoruz. Yüce dergahına iltica ediyor, Senden af ve mağfiret diliyoruz:

Dua

Dua ve niyazlarımızı kabul eyle! Sa’yimizi meşkur eyle! Vakfemizi mübarek eyle! Günahlarımızı affeyle!

Bu mübarek yerde sana açılan ellerimizi, aşkınla yanan gönüllerimizi boş çevirme! Bizi Sana, Senin kulluğuna, sevgine, cennetine layık eyle. Bizleri affolunanlar zümresine ilhak eyle ya Rabbi!

Ya İlahi!

Atamız Âdem (a.s.)’in tövbesini kabul ettiğin, Peygamberimiz Efendimize Veda Haccında binlerce Mümine “Veda Hutbesi”ni irad etmeyi müyesser kıldığın, bugüne kadar sayısız kulunu misafir ettiğin bu mübarek mekânda Yüce Kitabı’nda bizlere öğrettiğin dualarla sana yalvarıyoruz, kabul buyur Allah’ım:

“Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz, mutlaka hüsrana uğrayacağız.”

Bizi hüsrana uğratma Allah’ım!

“Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize katından rahmet ver. Şüphesiz sen çok lütufkârsın.”

“Rabbimiz! Günahlarımızı ve aşırılıklarımızı bağışla ve bizi ayakları yere sağlam basanlardan eyle. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

“Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.”

Resul-i Ekrem’in miraç hediyesi olarak getirdiği ayetlerle sana yakarıyoruz kabul et Allah’ım!

“Rabbimiz! Eğer unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!

Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yükler yükleme.

Rabbimiz! Bize taşıyamayacağımız şeyleri de yükleme!

Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

Yâ Rabbe’l-Âlemin!

Bizleri İslâm’ın ve Kur’an’ın yolundan ayırma!

Kur’an’ı; kalplerimizin gıdası, ruhlarımızın şifası, kabirlerimizin ziyası, maddî ve manevî dertlerimizin devası eyle Allah’ım!

Allah’ım!

Sen bizleri en güzel surette yarattın, sayısız nimetlerle donattın, bizler bunun kadrini kıymetini bilemedik! Nefsimize ve şeytana uyduk! Hadsiz günah işledik! Defalarca tövbe ettik ve her defasında tövbemizi bozduk! Şimdi ise Senin;

“Ey kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin!…”

Müjdene güvenerek kapına geldik, hidayetine sığındık, lütfuna geldik, kulluk edemedik affına geldik, mahcup etme bizi, boş çevirme kapından! Lütf-u ihsanını eksik etme üzerimizden!

Allahım! Şüphesiz Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri affeyle!

Allah’ım Sen bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Batılı da batıl olarak göster ve ondan kaçınmayı nasip eyle!

Bundan böyle yolumuzu ve yönümüzü şaşırtma! Kalplerimizi doğruluktan, haktan ve hakikatten ayırma!

Hata, kusur ve aşırılıklarımızdan dolayı Sen bizleri yakma Allah’ım!

Bizleri nimetlerine şükreden, takdirine rıza gösteren, bela ve musibetlere sabreden, korktuklarından emin, umduklarına nâil olan bahtiyar kullarından eyle
Allah’ım!

Yâ Rabbi!

Sevgili Peygamberimizin ümmeti için yaptığı;

“Allah’ım! Haccedenleri bağışla! Onların bağışlanmasını istediği kişileri de bağışla!”

Duası bereketine; sen bizleri, anamızı-babamızı, eşimiz ve evlatlarımızı affeyle! Hocalarımızı, üzerimizde emeği ve hakkı olan herkesi bağışla Allah’ım!

Dostlarımıza, arkadaşlarımıza, bizden hayır dua umanlara, buralara bizimle selâm gönderenlere mağfiret eyle Allah’ım!

İman ile bu dünyadan ahirete göçen bütün kullarını bağışla!

Hepsinden hoşnut ve razı ol, hepsini sevgine ve muhabbetine mazhar eyle Allah’ım!

Rabbimiz!

Gönlümüzü Kur’an’ın nuru ile tenvir eyle.

Sen bizleri Peygamber Efendimize lâyık ümmet eyle, yolunda ve sünnetinde daim ve kaim eyle. O’nun ahlâkıyla ahlakımızı tezyin eyle, sevgisine lâyık eyle, şefaatine mazhar eyle Allah’ım!

Mahşer gününde Efendimizin “Hamd Sancağı” altında toplanmayı, Cennet-i Ala’da O’na komşu olmayı cümlemize nasip eyle Allah’ım!

Efendimiz asırlar önce biz müminleri “kardeşlerim” diyerek şereflendirmişti. Onun kardeşliğine layık olabilmeyi, bu sorumluluğu hakkıyla taşıyabilmeyi bizlere nasip eyle Allah’ım!

Yâ İlahi!

Sevgili Peygamberimizin;

Makbul bir haccın bir tek mükâfatı vardır, o da cennettir!”

Müjdesi gereğince haccımızı mebrûr eyle! Sa’yimizi meşkûr eyle! Günahlarımızı mağfûr eyle! Amellerimizi makbûl eyle!

Allah’ım!

Resûl-i Zişan Efendimiz;

“Hac Arafat’tır!”

“Duanın en hayırlısı, Arefe günü yapılan duadır” buyuruyor!

Bizler de bugün Arafat’ı idrak ediyoruz! Arafat’taki feyiz ve bereket hürmetine, Arafat’taki açık ayetler, derin manalar hürmetine; bizleri Arafat’ta irfana erenler
ve bağışlananlar zümresine dâhil eyle Allah’ım!

İhram ile hürmete, mikat ile vakti kuşanmaya, tavaf ile sevgiye, sa’y ile ab-u hayata eriştir.

Arafat’ta marifete, Meş’aril-Haram’da şuura, Mina’da muhabbete ermeyi, kurbanlarımız ile Sana yakınlaşmayı, Cemeratta bütün nefsanî isteklerden kurtulmayı bizlere lütfeyle Allah’ım!

Taşlayacağımız şeytanla birlikte; içimizdeki bencilliği, öfkeyi, kibri, gururu, nefreti, ihtirası, hasedi, fitne ve fesadı gönül dünyamızdan atmayı, buna mukabil tevazuyu, diğergamlığı, sevgiyi, hayırda yarışmayı ve cömertliği bizlere lütfeyle Allah’ım,
Ziyaret tavafı ile de Mescid-i Haram’da rızana ve rahmetine erişmeyi, bizlere nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Rabbimiz!

Habib-i Edibin’in;

“Öyle günahlar var ki, onları ancak Arafat’ta vakfeye durmak affettirebilir!”

Müjdesi gereğince lütfu kereminle dua ve niyazlarımızı kabul eyle Allah’ım!

Daha buradan ayrılmadan; affedilmedik hiç bir günahımızı, setredilmedik hiç bir ayıbımızı, giderilmedik hiç bir sıkıntımızı, karşılanmadık hiç bir ihtiyacımızı,ödenmeyecek hiç bir borcumuzu, şifâ bulmayacak hiç bir hastalığımızı, deva bulmayacak hiç bir derdimizi bırakma Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Bizlere hayırlı işler, helâl ve bereketli kazançlar nasip eyle!

Yuvalarımıza, aile ocağımıza mutluluk, huzur ve saadetler ihsan eyle!

Bizlere; Allaha ve Peygambere itaat eden, ana ve babasına hürmet eden, insanlığa hizmet eden hayırlı evlatlar ve nesiller bahşeyle Allah’ım!

Evlatlarımızın kalplerini iman nuru ile tenvir eyle Allah’ım!

Yavrularımıza, hayırlı kısmetler, başarı, huzur, bereket ve sağlık içinde bir ömür lütfeyle! Onları her türlü kötülüklerden ve zararlı alışkanlıklardan muhafaza eyle Allah’ım!

Yâ Erhame’r-Rahimin!

Ey kimsesizlerin kimsesi, gariplerin sığınağı Yüce Allah’ım!

Yetimleri, öksüzleri, garipleri, kimsesizleri mahzun ve boynu bükük bırakma!Onlara yardım elini uzatacak müşfik ve hayır sahibi kullarını eksik etme!

Bizleri de merhamet ve cömertlikte yarışan kullarından eyle Allah’ım!

Ya Rabbe’l-Âlemin!

Bizleri, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, bütün günahlardan, hayatın ve ölümün fitnesinden ve kabir azabından koru.

Bizleri ödeyemeyeceğimiz borçtan, taşıyamayacağımız kederden, tahammül edemeyeceğimiz acıdan muhafaza eyle Allah’ım!

Ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınıyoruz, bizleri koru Allah’ım!

Zalimlerin baskı ve zulmünden, hâinlerin hile ve hıyanetinden, kıskançların hasedinden bizleri muhafaza eyle Allah’ım!

Nefislerimizin bitmez tükenmez kötü arzu ve isteklerinden, heva ve heveslerimizin peşinde koşmaktan, şeytanın vesvese ve şerrinden; bizleri bildiğimiz bilmediğimiz bütün yarattıklarının şerrinden emin ve muhafaza eyle Allah’ım!

mekkeYâ Rabbi!

Bizlere sağlam ve sarsılmaz bir iman ve güzel ahlak ihsan eyle. İbadetlerimizi hakkıyla yapabilmeyi nasip ve müyesser eyle.

Senden hayırlı işler yapmayı, kötülüklerden uzak kalmayı istiyoruz, nasip eyle Allah’ım!

Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi, sevgine ulaştıran amelleri yapmayı niyaz ediyoruz lütfeyle Allah’ım!

Bizleri sevdiğin kullar zümresine dahil eyle Allah’ım.

Senden cenneti, cennete götüren amelleri yapabilmeyi istiyoruz, lütfeyle Allah’ım! Cehennemden, cehenneme sürükleyen davranışlardan,cehennem azabıyla inim inim inlemekten Sana sığınıyoruz, muhafaza eyle Allah’ım!

Bizleri, dünya ve ahirette rezil-rüsvay olmaktan, düşmanlarımızı güldürecek işler yapmaktan, şeytanları sevindirecek hata ve günahlar işlemekten koru Allah’ım!

Bizi bizden, nefsimizin şerrinden koru Allah’ım!

Kalbimizi nifaktan, amelimizi riyadan, dilimizi yalandan, gözümüzü, malımızı mülkümüzü haramdan muhafaza eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Bizlerlayık-ı veçhiyle senden istemeyi bilmiyor, dua etmekte aciz kalıyoruz. Buna rağmen sen bize nice lütuf ve ihsanlarda bulunuyorsun.

Allah’ım! Sen gönlümüzden geçirip de istemeyi bilemediğimiz şeylerden hakkımızda hayırlı olanları bizlere ihsan eyle!

Ka’beyi görmeyi nasip ettiğin gözlerimize cennette cemalini de görmeyilütfeyle Allah’ım!

Kimi yüzlerin kara, kimi yüzlerin ak olacağı o günde,Ka’bene döndüğümüz şu mahcup yüzlerimizi karartma Allah’ım!

Aşkınla yanan gönüllerimizi nar-ı cehennemden azad eyle Allah’ım!

Ya Rabbi!

Kalbimizde sevgini daim eyle!

Şu mübarek beldede seni canı gönülden sevdiğimizi, sana kayıtsız şartsız itaatimizi ve kulluğumuzu arz ediyoruz. Bizi aşkına ve muhabbetine gark eyle Allah’ım!

Bizlere faydalı ilim, helal ve bereketli kazanç, hayırlı, sağlıklı bir ömür ihsan eyle Allah’ım.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nınSenden istediği bütün hayırları biz de istiyoruz, lütfeyle! Efendimizin sığındığı bütün şerlerden bizde sana sığınıyoruz, muhafaza eyle Allah’ım!

Ya Rabbi!

Bizlere bu mübarektopraklara gelmeyi lütfettiğin gibi çoluk çocuğumuza ve isteyip dileyen bütün müminlere de gelme imkânı nasip eyle! Bu manevi ziyafetten onları da hissedar eyle Allah’ım!

Dünyada Zemzem suyundan kana kana içme imkânı verdiğin gibi, âhirette de Kevser Havzı’ndan içmeyi, beratımızı sağ elimize alarak Sıratı kolayca geçmeyi, sevdiklerimizle birlikte cennetine girmeyi bizlere nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Allah’ım içtiğimiz zemzemi; cümle hastalıklarımıza şifa, maddî ve manevî dertlerimize deva, ruhlarımıza gıda, akıllarımıza ziya eyle.

Yâ Rabbi!

Hac yolculuğu boyunca karşılaştığımız sıkıntıları, çektiğimiz zahmet ve meşakkatleri günahlarımızın affına, hatalarımızın bağışlanmasına vesilesi eyle!

Hatır yıkıp gönül incitmiş isek, bundan dolayı şu anda birbirimizle helalleşiyor, haklarımızı birbirimize helâl ediyoruz; şahit ol ve kabul eyle Allah’ım!!

Yâ İlahi!

Ülkemizi ve İslâmaleminiher türlü felâket ve tehlikelerdenemin ve muhafaza eyle Allah’ım!

Ülkemizi ve İslam beldelerini rahmet, bereket ve inayetinden mahrum eyleme Allah’ım!

Dinimiz, milletimiz için çalışanları hayırlı işlerde muvaffak eyle.

Güvenliğimiz için hayatını tehlikeye atanları daima başarılı ve muzaffer eyle Allah’ım!

Ya İlahi!

Senin yolunda, vatan ve millet uğruna şehit düşen ciğer parelerimize, aziz şehitlerimizin hepsine gani gani rahmet eyle! Kederli ailelerine bol ecir, sabır ve metanet ihsan eyle!

Gazilerimizden vefat edenlere rahmet, sağ olanlara sıhhat ve afiyetler ihsan eyle Allah’ım!

Van ve Erciş’te meydana gelen depremde ve diğer depremlerde;yangın, sel, kasırgagibi felaketlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet ve mağfiret eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Sen kardeşliği, barışı, adaleti ve doğruluğu bizlere emrettin! Bizler de bu ağır yükleri taşımak için sana söz verdik Allah’ım! Bizleri sözüne sadık kalanlardan eyle Allah’ım!

Biz aciz kullarını, senin rızan için, sabır, metanet ve fedakarlık göstermeye çağırdın!

Bize insan hayatına, emeğe, hakka, hukuka ve en güzel şekilde yarattığın fıtrata saygılı olmayı emrettin.

Bizler ise senin bu çağrını, buyruğunu ve Sana verdiğimiz sözü unuttukAllah’ım! Bizi ahdini hatırlayanlardan eyle Allah’ım!

Sen isyanlarımıza bakmayıp bizlere umut, inanç, güven, azim ve gayret aşılayan rehberler gönderdin Allah’ım!

Bize emanet ettiğin dünyayı adaletsizlik ve haksızlıklarımızla yaşanmaz hale getirdik. Dünyamızı bu imtihan yurdunu, barınacak evi, onurluca yaşayacak işi, ailesi, kimliği, güvenliği, saygınlığı ve umudu olmayan milyonların inlediği bir yere çevirdik! Bütün insanlığa imdat eyle Allah’ım!

Biz senin buyruklarını, mazlumların çığlıklarını kulak ardı ettik Allah’ım! Bizi zalimlerden eyleme Allah’ım!

Ya Rabbi Sen, mükerrem kıldığın kullarının dualarına icabet edeceğini, günahlarını itiraf edip bağışlanma dilediklerinde onları bağışlayacağını müjdeledin!

İşte suçlarımız. İşte itiraflarımız. İşte bağışlanma yakarışlarımız. Bizleri bağışla Allah’ım!

Ya Rabbe’l-Âlemin!

Biz insanlar, ayrımcılık ve dışlamayı, şiddeti, çatışmayı, savaşı sıradan işlerimiz haline getirdik.

Cinselliğe, kazanma ve tüketme şehvetine, nüfuz ve itibar hırsına ve sarhoşluğuna daldık Allah’ım!

Bencilliğe düştük, dünyaya saplandık, kendimizi unuttuk, insanlığımıza yabancılaştık, kendimize kötülük ettik, kendimizi yalnızlaştırdık ve kendimizi değersizleştirdik Allah’ım!

Suçlarımız çok büyük. Sen bizi sonsuz rahmetinle bağışla Allah’ım!

Ya Rabbi!

Sen bize güvendin, biz senin güvenine layık olamadık. Sana verdiğimiz sözlerimizi tutamadık Allah’ım!

Senin doğru yolundan ayrılan bizler, bugün insanlığın bütün umutlarını tüketmek üzereyiz Allah’ım.

İnsanoğluna bahşettiğin yeryüzünü biz kendi ellerimizle nasıl da güvensiz bir yer haline getirdik.

Silahların ölüm kusma gücüyle övünür olduk.

Kendi ürettiğimiz korkularla acı bir hüsranı kendimize yakın ettik Allah’ım.

Biz insanlar, insanın yaşama hakkını hiçe sayan silahlar ürettik. Menfaatlerimiz uğruna savaşlar çıkarttık. Özgürlük adına katliamlar yaptık. Bütün insanlığı bu yanlışlardan kurtar Allah’ım!

Bunları ihtiraslarımız uğruna kendi ellerimizle biz yaptık ve bize karşı biz kullandık Allah’ım!

Nimetlerinle bezediğin dünyamızı, bu “karar ve sükunet yurdu”nu doymak bilmez arzularımızın peşinde nasıl da hor kullandık Allah’ım!

Şehvetlerimizin peşinde dünyamızı kirlettik, ormanlarımızı, nehirlerimizi, denizlerimizi tükettik, senin emanetine biz insanlık olarak hıyanet ettik Allah’ım!

Ya İlahi,

Nazargahın olan kalplerimizin, kendi yaktığımız ateşlerde kararmış birer taş parçası haline gelmesine izin verme Allah’ım!

Senin kulların uzayı, ayı fethe çıktı, ama dünyayı açlık ve sefalete terk etti Allah’ım!

Lütuf ve rahmeti sonsuz olan Allah’ım! Bizleri bu utanç yükünden kurtar!

Yüce Rabbim!

Bizleri işitip akleden, düşünüp kavrayan, adaletle tedbir
alan kullarından eyle!

Bu isyanlarımız karşısında yardımını, lütfunu bizAdem oğullarından esirgeme Allah’ım!

Biliyoruz ki, ne özgürlük vadeden sistemlerimiz, ne refah vadeden ekonomilerimiz, ne barış ve işbirliği vadeden küresel örgütlerimiz, ne huzur vadeden ahlak nazariyelerimizin hiçbiri, ama hiçbiri bu hale geleceğimizi bize gösteremediler.

Bizi sen uyardın, rahmetinle bize gönderdiğin elçilerin uyardı, bize sadece onlar doğruyu hatırlattı Allah’ım!

Alçak gönüllü olmayı, haddini bilmeyi, tevazuyu, hakkaniyeti, birlik olmayı, adaleti, israf etmemeyi bize Sen hatırlattın, bize Sen öğrettin Allah’ım!

Şehevi aşırılıklara değil aile kurmaya, iffete ve sadakate bizi sen çağırdın Allah’ım!

Biliyoruz ki bütün Peygamberlerin, On emrinde Musa, Dağdaki vaazında İsa, Arafat’taki hutbesinde Muhammed Mustafa bizi bunlara çağırdı Allah’ım.

Bu mübarek mekanda bizlere selim akıl, rahmet yüklü kalp, şefkat odağı gönül bağışla ki yeniden senin çağrına uyabilelim Allah’ım!

Ya Rabbe’l-Âlemin!

Dünyanın dört bir yanından gelen; dilleri, ırkları, renkleri ve adetleri farklı, ama iman, niyet, duygu ve düşünceleri aynı olan milyonlarca Müslümanı Arafat’ta buluşturduğun gibi, kalplerimizi de sevginle buluştur ve kaynaştır Allah’ım!

Bizleri ayrılıklardan uzaklaştır, maddî ve manevî güçlerimizi birleştir, aramızdaki dayanışmayı güçlendir, ahirette de cennetinde buluştur yâ Rabbi!

Yâ Rabbe’l-Âlemin!

Dünyanın her neresinde olursa olsun ezilen, üzülen, horlanan, işkence gören; açlık, kıtlık ve sefalet çeken mazlumlara, biçarelere imdat eyle, himmetini, yardımını üzerlerinden esirgeme!

Büyük bir açlık, kuraklık ve kıtlık felaketiyle karşı karşıya olan Afrika’daki kardeşlerimize yardım eyle. Onların bu felaketlerden bir an önce kurtulmalarını, rahmete, bolluk ve berekete kavuşmalarını nasip eyle Allah’ım!

Allah’ım, Afrika’daki açlığın gerçek sebebi olan insanlığın aç gözlülüğünden bizleri koru.

Allah’ım, Afrika’daki kuraklığın en büyük sebebi olan yüreklerdeki merhamet kuraklığından bizleri koru.

Allah’ım, Afrika’daki kıtlığın asıl nedeni olan şefkat yoksunluğundan hepimizi muhafaza eyle!

Rabbimiz!

Server-i Asfiya Efendimizin;

“Kim Allah için hacceder; hayâsızlıkve günahlardan sakınırsa anasından doğduğu günkü gibi masum/günahsız olarak memleketine döner”

Hadisi Şerifine uygun bir şekilde haccımızı yapabilmeyi ve günahlarımızdan tamamen arınarak yurdumuza, yuvamıza kavuşabilmeyi nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım,

Evimize döndükten sonra da; hata ve günahlarımızı tekrarlamadan, haramlara sapmadan, haksızlıklara arka çıkmadan, tefrikaya düşmeden, kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmeden, hatır gönül yıkmadan, şeytana, nefisimize, heva ve hevesimize uymadan, rızana ve dinine uygun bir şekilde yeni bir aşk, ihlas ve samimiyetle hayatımızı sürdürebilmeyi bizlere nasip ve müyesser eyle Allah’ım!

Arafat’ta arınan yüreklerimizi tertemiz tutabilmeyi bizlere ihsan eyle Allah’ım!

Bizlere hacı olmayı nasip ettiğin gibi ömür boyu hacı olarak kalmayı da nasip ve müyesser eyle.

Yâ Rabbe’l-Âlemin!

Aşkınla tutuşan gönüller hürmetine, zikrinle coşan diller hürmetine, gözlerden akan yaşlar hürmetine, huzurunda eğilen başlar hürmetine;

Ahir ve âkıbetimizi hayreyle Allah’ım! Dünya ve ahiretimizi ma’mur eyle Allah’ım! Bizleri sağlık ve afiyette dâim eyle! Ahlâkımızı güzel eyle! Kötülerle ve
kötülüklerle karşılaştırma Allah’ım!

Dert verip derman aratma! Dayanılmaz acılar verme! Bizleri darda ve zorda koyma! Senden başkasına muhtaç etme Allah’ım!

Son nefesimizde bizleri iman-ı kâmilden ayırma! Şeytanı imanımıza musallat eyleme! Bizlere ölüm acısı çektirme, kabir azabı yaşatma Allah’ım!

Mahşer günü yüzlerimizi kara çıkartma! Bizleri naîm Cennetinin vârislerinden eyle Allah’ım!

Ya İlahi!

Bu mübarek yerde okunan Kur’an-ı Kerimleri, hatm-i şerifleri ve kelime-i tevhitleri; yapılan tavafları, zikirleri, tesbihatı, dua ve niyazları, va’z-u nasihatleri ve getirilen salât-ü selamları Yüce katında en güzel şekliyle kabul eyle Allah’ım!

Bunlardan hâsıl olan ecir ve sevâbı;

Öncelikle Sevgili Peygamberimiz, Muhammed Mustafa’nın aziz, latif rûhuna hediye eyledik, vâsıl eyle Allah’ım!

Diğer bütün peygamberlerin, ehli beytin, ezvâc-ı tâhirâtın, ashâb-ı kiramın, tabiinin, alimlerin, salihlerin, şehitlerin, ahirete göç eden gaziler ile bütün ehl-i imanın ruhlarına hediye eyledik kendilerini haberdar eyle Allah’ım!

Şu anda mübarek Arafat meydanında bu duaya “amin” “amin” diyen bütün huccac-ı kiramın cümle geçmişlerinin ruhlarına da hediye ediyoruz, onları da hissedar eyle Allah’ım!

Yüce Allah’ım!

Bizlerden önce bu mübarek Arafat’ta vakfe yapmış olanları, şu anda vakfeye duranları, buradaki dualarımıza çok uzaklardan “amin” diyenleri iki cihanda aziz eyle!

Cümle geçmişlerinin ruhlarını şâd, makamlarını âli, mekânlarını cennet eyle! Kabirlerini Kur’an’ın nuruyla pür nûr eyle Allah’ım!

Bizlere de ecel şerbetini içeceğimiz son nefesimizde, Kelime-i şahadet ki buyurun:

Diyerek, ruhumuzu teslim edebilmeyi, iman ve selim bir kalp ile huzuruna gelebilmeyi cümlemize müyesser eyle Allah’ım!

Allah’ım!

Hac farizasını ifa etmek üzere yola çıkan, ancak Arafat’a ulaşamadan vefat eden kardeşlerimize de rahmetinle muamele eyle! Sen onların haclarını da yapılmış kabul eyle!

Bizlere de haccımızın kalan menasikini, kazasız belasız, elemsiz kedersiz tamamlayarak yurdumuza, yuvamıza salimen ve gânimen kavuşmayı nasip eyle Allah’ım!

Hacılarımızın hac ibadetlerini usulüne uygun ve kolay bir şekilde yapmalarını sağlamak amacıyla canla başla görev yapan her kademedeki görevliler ile maddî ve manevî emeği geçenlerden razı ol. Onları muvaffak eyle! İşlerini âsân eyle! İşlerinde kendilerine yardım
eyle Allah’ım!

Amin…

Esma-ül Hüsna “El Melik”

Bütün Kainatın Tek Sahibi ve mutlak hükümdarı

El Melik, tüm kainatın sahibi, tek ve mutlak hükümdarı anlamlarını taşır. Kuran’ı Kerim’de geçen Allah’ın 99 güzel isminden biridir. Bütün varlıkların gerçek sahibi ve onların tek hükümdarı olmak demektir. Allah’ın mülkü olan kainatta, Allah dilediği gibi tasarruf edebilir. Maddi ve manevi olmak üzere her açıdan güçlü olmak, emir sahibi olmak, insanlara söz dinletebilmek için insanların tarafından okunur. Bu isim Allah’tan her şeyi istemek için biz kullara bir fırsattır. Allah‘a yapılacak dualar, ondan istenecek her şey insanlara kul olduğunu hatırlatır, izzet ihsan eder.

İdarecilerin, devlet büyüklerinin gönlünü kazanmak için, güç ve iktidara sahip olmak için, kendini kabul ettirmek için bu zikre devam edilmelidir.Bu ismi sürekli olarak zikreden kişiler herkes tarafından aranılan, sözü dinlenen kişiler haline gelirler.Güneşin tepeden meylettiği anda yani zeval vaktinde bu ismi 100 kez okuyan, dünyadaki dertlerinden, kederlerinden kurtulur. Sabah namazının ardından 121 defa Ya Melik ismini zikreden fakirlikten, yokluktan kurtulur. Bu ismi her gün okumaya devam edenler ilim ve marifet sahibi olurlar.

Kuranı Kerim Okumak ve Anlamak

Yüce Allah’ın kelamı olan Kuran’ı okumak oldukça faziletli bir ibadettir. Kuran’da vurgu yapılan: “Allah’ın kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz rızıktan gizli ve açık harcayanlar, asla zarara uğramayacak bir ticaret umarlar.” ayet ile Kuran okumanın önemine dikkat çekilmiştir.

“Ehl-i Kitap içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır” (Al-i İmran)

“Üç zümre vardır ki, onları Kıyametin dehşeti korkutmaz, onlar için hesap zorluğu yoktur, diğerlerinin hesabı bitinceye kadar onlar misk tepecikleri üzerindedirler. Bunlardan birisi, Allah’ın rızasını kazanmak için Kur ân okuyan kimsedir.” (Taberanî’)

“Allah evlerinden birinde, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında müzakere etmek için toplanan kimselerin üzerine sekine iner, onları rahmet kuşatır, melekler etraflarını sarar ve Allah onları kendi katında bulunanlara överek anlatır.” (Ebu Davud)

Peygamberimiz, Kuran okuyan mümini hem kokusu hem de tadı güzel olan bir meyveye benzeterek, onun meleklerle beraber olacağını da buyurmuştur. (Buhari)
Kuran’ın manasını anlamak isteyen bir kimse, din alimlerinin kitaplarını okumalı. Bu kitapların hepsi, Kuranı Kerim’den ve hadisi şeriflerden alınmıştır.

Bir ayetin manasını anlamak demek, Allahü tealanın, bu ayette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu ayetin herhangi bir tercümesini okuyan, tam olarak bu manayı öğrenemez. Tercüme edenin anlamış olduğunu öğrenir. Hiçbir Kur’an tercümesinden din öğrenilemez. Bu konuya yönelik Hazret-i Ebu Bekir “Kur’anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler. buyurdu.

Kuranı Kerim‘i anlamak için Resulullahın açıklamalarını bilmek gerekir. Sünneti de anlamak için Eshabı kiramın ve alimlerin açıklamalarını okumak, bilmek gerekir.

kuran okumak

Gece Kuran Okuma

Kuran okumak, tarih boyunca Müslümanlar tarafından önemle yerine getirilmiş ve daha çok da geceleri okunmuştur. Gece okuma konusunda Cenabı Hak, “Geceleyin onunla teheccüd kılmak için kalk” (İsra) buyurmaktadır. Bu ayet: “Gecenin derinliklerinde, kalbin bütün meşgale ve eğlencelerden uzak kaldığı anlarda kişinin okuduğu Kuran, nefse ağır ve vücuda yorucu gelse bile, daha etkili olur ve kalbe yerleşir.” (Fevatih) şeklinde açıklanmıştır.

“Gecenin yarısında kalk (namaz kıl), yahut bundan biraz eksilt. Veya bunu artır ve ağır ağır Kuran oku.” (Müzzemmil) ayeti: “Allah gece namazını emredince, peşinde Kuran okumayı zikretti. Efendimize, okuyacağı Kuran’ı yavaş yavaş okumasını emretti ki, kalbi tam bir huzura kavuşsun, ayetlerin anlamlarını düşünsün, istiğfar ayetlerini okuduğunda istiğfarda bulunsun böylece kalbi Allah’ın marifetiyle nurlansın.” (Lübâbü’t-Te’vil)