Hz. Muhammed’in Adaleti

Peygamberimizin hayatında insan davranışları açısından en önemli ilkelerden biriside adalettir. Peygamberimiz (s.a.v.) her işinde adil bir insan idi. Bu Ona Allah’ın bir emri idi.

“Adalet”; ifrat ve tefrit arasında orta yolu takip etmek, dinen haram kılınan şeylerden kaçınıp hak yol üzere dosdoğru olmak, büyük günahlardan sakınmak, küçük günahlarda ısrar etmemek, insana dünya ve ahirette zarar veren söz, fiil ve davranışları terk etmek, kötü olanı ve kötülük yapanı cezalandırmak, iyi olanı ve iyilik yapanı ödüllendirmek, tevhit üzere olmak ve zulmü terk etmektir.

“Adalet” genel olarak üç kısma ayrılır:

  1. Kişi ile Allah arasında olan adalet. Bu; insanın Allah’ın haklarına riâyet etmesi, iman edip ibadet etmesi, haram ve yasaklardan kaçınıp emirlerini yerine getirmesidir.
  2. Kişi ile nefsi arasında olan adalet. Bu; insanın; nefsini, onu helâk edecek şeylerden men etmesi, arzularına uymaması, nefsinin haklarına riâyet etmesidir.
  3. Kişi ile diğer insanlar arasında olan adalet. Bu; kişinin, insanların haklarına saygı göstermesi, hainlik etmemesi, her hususta insaflı olması, zulmü ve kötülüğü terk etmesidir.

Bunun için;

1) Sözde adil olunmalıdır. Sözde adalet doğru sözlü olmak, hakkı ve doğruyu konuşmaktır. Yüce Allah,

َى … ْ ب ا قر ُ ْ َ ك َ ان َ ذ لُ َ وا ولَو ِ ف ْاعد َ ْ ُم ا قْلت َذ ُ ِ َ … وا

“…Yakınlarınız dahi olsa konuştuğunuz zaman adil olun…” (En’âm 6/152)

ِ ًيدا سد َ ً ْلا وُقولُ َ وا قو ُ َّ وا اتُق َ وا اOَ َن ِ َ ين I ام َا الَّذ يَ` َ ا اُّP

“Ey mü’minler, Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin” (Ahzâb 33/70)

Peygamberimiz (s.a.v.)

, َ ْس ُك ْت ي ِ ا ا ْول َُقْل َ خًْfَ فالْي ِ ِر َ ْمِ ْ الاIخ َو والْي اOَ ُن بِ ِ ِ َ ْن َ ك َ ان يُ ْؤم م

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır konuşsun ya da sussun”

 صَدَقdة ََة َ ّب ِ الطي َِلَمُة َّ الْك َ

“Güzel söz sadakadır” buyurmuştur .

2) Şahitlik adil olunmalıdır. Bu, dosdoğru şahitlik yapmaktır. Yüce Allah

, ْ ِ ُكم ُْفس ان ْ َ ع Iَ\ ولَو َ O ِ ِ َ اء ِ ْص ِط ُ Mَهَد` َّامِ َ6 بِالْق ُ َ وا قو ُ ُ وا كن َن ِ َ ين I ام َا الَّذ يَ` َ ا اُّP ًfا … ِ فق ًّ َ ا ا ْو َ ي ِ ْن يَ ُك ْن َ غن ِ ِ َ6 ا َ ب و ْالاَ ْقر ْ ِن َ َدي ِ َال ِالْو او َ

“Ey mü’minler! Adaleti titizlikle ayakta tutun. Kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun…” buyurmuştur. (Nisâ 4/135)

3) Yargıda adil olunmalıdır. Bu, haklıya hakkını, haksıza cezasını vermek, emanetleri ehline tevdi etmektir. Yüce Allah,

 ا ْن َ ْ بَ ْ6 َالنَّ ِ اس ُم ا ح َك ْمت َذ َ ِ ا وا َه َ ِ ا ْهل َ ` َانَ ِ ات اِI ت َؤُّد ْ وا الاَم ا ْن ُ َ ْ ُ ُرُكم ْم اO يَأ َّن َ ِ ا … ِ ل َ ْد ْ ُكُموا بِالْع َت

“Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adaletli hüküm verin…” buyurmuştur. (Nisâ 4/58)

4) Aile hayatında adaletli olunmalıdır. Bu; eşlerin birbirlerine, ana-babaların çocuklarına, çocukların da ana-babalarına karşı saygılı olmaları ve haklarına riâyet etmeleridir.

5) Ölçü ve tartıda adil olunmalıdır. Bu; ticaret kurallarına riayet etmek, insanlara haksızlık yapmamak, onları kandırmamak, eksik ve yanlış tartmamaktır. Peygamberimiz (s.a.v.)

, َّا ن ِ م ْ َس َ َ ا فَلي َ ْن َ غ َّشن م

“Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur.

6) İş ve davranışlarda adil olunmalıdır. Bu; her işi yerli yerinde ve en iyi bir şeklide yapmak, görevleri ehline tevdi etmektir. Peygamberimiz (s.a.v.)

, ِ الس َاعة ِ ِر َّ َظ َه َ ا فانْت ِ ا ْهل َ ِ َ َ غْf ِ ُ ا ْر ا وِّسَد ْ الاَم َذ ُ ِ ا

“İşleri ehli olmayana verildiği zaman kıyamet saatini gözleyin”,

 ِ ِه َ ْفس ن ِ ِ يهِ مَ ُ ا |ِ ُّب ل َخ ِ لا َّ ُى |ِ َّب حت َ ْ ا َحُد ُكم ُنَ ِ ُ ْؤم َي لا

“Sizden biriniz kendisi için isteyip arzu ettiği şeyi (mü’- min) kardeşi için de sevip arzu etmedikçe (gerçek manada) iman etmiş olamaz”167 buyurmuştur.

Adalet her işin başıdır. Bu sebeple olmalı ki Yüce Allah,

 و ْالاِ ْح َسانِ … َ ِ ل َ ْد ْ بِالْع ُُكم ُر ْم اO يَأ َّن َ ِ ا

“Gerçekten Allah, adaleti , ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder…” (Nahl 16/90)

 ا ْن َ ْ بَ ْ6 َالنَّ ِ اس ُم ا ح َك ْمت َذ َ ِ ا وا َه َ ِ ا ْهل َ ` َانَ ِ ات اَِ ت َؤُّد ْ وا الاَم ا ْن ُ َ ْ ُُكم ُر ْم اO يَأ َّن َ ِ ا … ِ ل َ ْد ْ ُكُموا بِالْع َتح

“Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle emreder…” buyurmuştur. (Nisâ 4/58)

Peygamberimiz (s.a.v.) hayatı boyunca her söz, fiil ve davranışında adil olmuştur. Onu kendisine örnek edinmek isteyen kimse de adil olmak zorundadır.

Hz. Muhammed’in İbadeti

Peygamberimiz (s.a.v.), muhlis bir âbid idi. Bu, ona Allah’ın bir emri idi. Kur’an’da şöyle denilmektedir:

َ ين ِ الد ِ ًصا لَُه اO¢ ْ ُ ل َُد َ ا ْعب ا ْن َ ْ ُتَ ِر ` ُى ام ّ ِ ن ِ ُقْل ا

“(Ey Peygamberim!) De ki: bana Dini Allah’a özgü kılarak O’na ibadet etmem emredildi.” (Zümer 39/11)

Ayakları şişinceye kadar namaz kıldığını gören Hz. Aişe (r.a.), Ona;

 فَق َال: َ َ َ َّخر َ َ ا تأ وم ِ َك َ ْب ْن َ ذن ِ َ م تَقَّدم َ لَ َك َ ِر ا? وَق ْد ُ غف َُع هَذ َ ا أََت ْصن َا رَُس َول ِ ي

“Ya Resulallah! Senin gelmiş ve geçmiş bütün günahların bağışlandığı halde56 (niçin) böyle yapıyorsunuz”, diye sorar. Rasulüllah (s.a.v.)

 ا ً ًْد َ ا Mُ كور ا ُك ُون َ عب َشَة َ! اَف َلاَ ِ َ َ ا عائ ي

Ya Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?” der.

 يxُة َ ِ ّ ُ ين النَّص ِ الد َ

“Din, ihlastır/samîmiyettir”58 buyuran Peygamberimiz (s.a.v.)’in kendisi ihlasla ibadet ettiği gibi insanları da Allah’a ibadet etmeye davet etmiştir. Bu Allah’ın bir emri idi:

 ُ َّ وا الط ُ اغ َوت… ب ِ َن اجت ْ و ُُد َ وا اOَ ِ ْ اعب ان َ ً ٍ رَُسولا َّة ام َ ِ ا  ُ ك ِلّ ُ َثْن َولََقْد

“Andolsun ki biz, “Allah’a ibadet edin ve Tağut’tan sakının” diye (emretmeleri için) her ümmete/topluma bir peygamber gönderdik….” (Nahl 16/36)

Çünkü insan Allah’a ibadet etmesi için yaratılmıştır.59 Sözlükte, “itaat ve kulluk etmek, boyun bükmek” anlamına gelen “ibadet” kavramı din ıstılahında; “mükellef insanın nefsinin arzusu hilafına Rabb’ını tazim için yaptığı kalbi ve bedeni fiildir. İbadetin bir özel bir de genel anlamı vardır. Özel manada ibadet; namaz, oruç, zekat, hac ve dua… gibi görevleri ifa etmektir. Genel manada ibadet ise; Allah (c.c.) ve peygambere itaat edip isyan ve haramları terk etmektir. Kur’an da ibadet; iman, ahlak, namaz, hac, zekat, cihat, evlenme, boşanma, helal-harama riâyet, ticaret, ahde vefa, yemin, kefaret, ukubat… gibi Kur’an’ın başından sonuna kadar bütün hükümlerini uygulamayı, emir ve yasaklarına riâyeti ve sınırlarını korumayı ifade eder.

Fıkıh usulü kitaplarında Kur’an hükümlerinin “itikat, ibadet, ahlak, keffaret, muamelât ve ukubât” şeklinde kısımlara ayrılması anlatımı kolaylaştırmak içindir. Yoksa ahlakî ve amelî hükümler, ibadetlerden farklı şeyler demek değildir.

Uygulama itibariyle ibadetler dört kısma ayrılır:

a- İman, ihlas, niyet, tefekkür, marifet, sabır, havf ve reca… gibi kalbî/batînî ibadetler.

b- Namaz, oruç,zikir, tesbih, tehlil, tekbir, tahmid, dua, ana-babaya iyilik, sıla-i rahim… gibi vücut organlarıyla yapılan ibadetler.

c- Zekat, sadaka, infak… gibi mal / servet ile yapılan ibadetler.

d- Hac, malı ve canı ile cihat … gibi hem mal hem de beden ile yapılan ibadetler.

Allah’ın yapılmasını istediği şeyleri yapmak da, yasakladığı şeylerden kaçınmak da ibadettir. İbadetin kabul olması için dört şartın birlikte bulunması gerekir. Bunlar; iman, ihlas, niyet ve İslam’a uygunluktur. Hz. Muhammed (s.a.v.), her çeşidi ile ve şartlarına uygun olarak ömür boyu Allah’a ibadete devam etmiştir. Onu örnek almak isteyenlerin de aynı şekilde davranmaları gerekmektedir.

Kabe Hakemliği, Hz. Muhammed’e verilen isim, Muhammed’ül-Emin, Neden Muhammed’ül-Emin denilmiştir?

hacerul-esved-tasi
hacerül-esved-tasi-kabe
Hacerü’l-Esved

Dinimizin son peygamberi olan Hz. Muhammed bütün hayatı boyunca her türlü kötülükten, erdemsiz davranıştan, kötü alışkanlıklardan uzak durmuştur. Tüm yaşamı ile insanlığa en güzel örnektir. Hz. Peygamber, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik yıllarında her zaman erdemli davranışlarda bulunmuş, toplumun takdirini kazanmıştır.

Herkesin örnek aldığı Hz.Muhammed’in erdemli davranışlarından biri de Kabe hakemliğidir. Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yeryüzünün ilk mabedi olan Kâbe inşa edilmiştir. Yıllar içinde hasar gördükçe ya tamir edilmiş veya yeniden yapılmıştır. Hz. Muhammed’in otuz beş yaşlarında olduğu bir dönemde sel felaketi yaşanır. Bundan dolayı büyük hasar gören Kabe, Mekkeliler tarafından eski temeller üzerine yeniden inşa edilir.

Sıra yeniden yapılan Kabe’ye Hacerü’l-Esved taşının konulmasına gelir. Oradakiler arasında anlaşmazlık yaşanır. Bunun üzerine Kureyş’in ileri gelenlerinden Ebu Ümeyye bin Mugire,” Kabe’ ye ilk girecek kişiyi hakem tayin edelim.” deyince herkes bu fikri kabul eder. Kapıdan ilk giren kişi Hz. Muhammed olur. Herkes çok sevinir ve bu güvenilir kimsenin hükmüne razı gelirler İnsanlar ona dürüst ve güvenilir anlamına gelen “Muhammed’ül- Emin” (güvenilir Muhammed) ismini vermişti. Mekke’de “el-Emin” denildiğinde Hz. Muhammed akla gelirdi.

hacerul-esved-kabe-hakemligi
Kabe Hakemliği

Durum kendisine anlatılınca Hz. Muhammed (sav), bir örtü getirterek Hacerü’l-Esved’i onun üzerine koydu, oradaki kabile reislerinin ile birlikte örtüyü kaldırdı, konulacağı hizaya gelince de taşı kendi elleriyle alıp yerine yerleştirdi. Böylece Kureyşliler arasında çıkmak üzere olan bir çatışmanın da önüne geçilmiş oldu. Yaşanılan bu olay Hz. Muhammed’e ne kadar güvenildiğini göstermektedir.