Dinimizde Sabır

Sabır, olacak bir şeyi beklerken mevcut koşullara dayanabilme, kendini tutma, beklerken olumsuz düşünmeme anlamlarına gelir. Kısaca kendini tutma, tahammül, katlanma, dayanma gücü ya da dayanç olarak da ifade edilir.

Sabır üç çeşittir. En önemlisi günah işlememeye sabırdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

Sabır üç çeşittir:
•Belaya, musibete sabır,
•Din bilgilerini öğrenirken ve ibadetlerini yaparken sabır,
•Günah işlememek için sabır.

Belaya sabredene 300, ibadet yapmaya sabredene 600, günah işlememeye sabredene ise, 900 derece ihsan edilir.
Sabretmek, kurtuluşa, başarıya sebep olan güzel bir davranıştır. Sabır, Peygamber sünnetidir. Bir farzı yapmak veya bir günahtan kaçınmak sabırsız mümkün olmaz. Çünkü, “İman nedir?” diye sorulduğunda Peygamber efendimiz, “Sabırdır” buyurdu.

Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette Allahü Teala sabretmenin faziletini biz kullarına anlatmıştır. Yetmişten fazla yerde sabır ve sabredenlere verilecek sevaplar bildirilmiştir.

”Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.”

Bakara Suresi, 153. Ayet

Sabırlı olmayan muvaffak olamaz. Bir kimse başına gelen felaketlere sabretmezse devamlı huzursuz olur, doğru dürüst ibadet edemez. Kim Allah’tan korkarak sabrederse sıkıntılardan kurtulur. Sabreden muradına erer. Her hayra ski:\n“Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyenabırla ulaşılır.

“Hak Teala, sabırlı ve ihlaslı olanı, sorguya çekmeden cennete koyar.

Bazı sıkıntılar vardır ki, insanın irade gücünü aşar. Mesela yakınlarının veya kendi başına gelen felaketler ya da doğal afetler gibi. Bunlar insanın doğal yapısına uymayan olaylardır ve maddi yıkımlar yanında manevi yıkımlara da yol açabilir. Ya da bir savaş ortamı içinde karşı karşıya kalınabilecek yokluklar, işkenceler ve ölüm korkusu insanın irade gücünü yok edebilir. İşte bu gibi durumlarda insanın iradesini kaybetmesini önleyen, çektiği acılara rağmen Allah`a isyan etmeden mücadelesine devam edebilmesini ve ayakta kalabilmesini sağlayan güç, sabırdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Kimde şu üç şey varsa, dünya ve ahiretin hayrına kavuşmuş demektir: Kazaya rıza, belaya sabır, rahatlıkta dua.”

Biri, “Ey Allah’ın Resulü, malım gitti, param gitti, vücudum hasta oldu” dedi.
Hz.Peygamber (sav) O’na buyurdu ki:

“Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayanda hayır yoktur. Çünkü Allahü Teâlâ’nın sevdiği kul, belaya maruz kalır.”

Mazlumların, sabredenlerin yardımcısı Allah’tır. Allahü Teala, kimsenin hakkını kimsede koymaz. Sabredenlere sayısız mükafat verir. sevgiliden -Allahü Teala ’dan-gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lazımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikram, ihsan ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hatta, kendi nefsinin böyle isteklerinden daha tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tam olmaz. Hatta, seviyorum demesi, yalancılık olur.

Allahü Teala, Hadis-i Kudside buyuruyor ki:

“Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve gönderdiğim belalara sabretmeyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum olarak bulunmasın.”

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allah’ın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdir.

Her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allah’tan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

Ayetel Kürsi Faziletleri

 

Ayet-el Kürsi, Bakara Suresi’nin 255. Ayet-i Kerimesidir. Tevhid ilmiyle alakalı en büyük Ayet-i Kerimedir. Ayet-el Kürsi indiğinde, dünyadaki bütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarındaki taçları yuvarlanmıştır. Şeytanlar birbirleriyle çarpışarak kaçıp, iblisin yanına toplanmışlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir.

 

Ayet-el Kürsi, hepimizin aslında ezberinde olması gereken bir duadır. Çokça tesirli bir duadır. Kazadan, beladan ve her türlü felaketten korunmamızı sağlar. Aynı zamanda Allah’ımızın büyüklüğünü yüceliğini anlatan çok kıymetli bir duadır.  Yüce Allah’ın, kainatı O’nun yüzü suyu hürmetine yarattım dediği Hz. Muhammmed (sav) Peygamber Efendimiz Ayet-el Kürsi’de bulunan “Ya Hayyu, Ya Kayyumu, Hayy ve Kayyum olan Allah’ım senin rahmetinle yardım istiyorum” buyurarak üzüntü ve kederli anında ettiği bir duadır.

Ayet-el Kürsi’nin faydaları, faziletleri saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Bu faziletleri anlatan doksan beş kadar hadis bulunmaktadır.

“Bu ayet herhangi bir evde okunduğunda, şeytanlar o evi otuz gün süreyle terk ederler ve hiçbir büyücü (sihirbaz) erkek ve hiçbir (büyücü kadın) kırk gece süreyle o eve giremez.” 

Ayet-el Kürsi’nin, yola çıkılmadan önce okunması gereken ve kişinin yolculuğu boyunca manevi koruma altında muhafazasını sağlayacak bir ayet-i kerime olduğu belirtilmiştir:

“Eserlerde (rivayetlerde) varid olmuştur ki, bir kimse yola çıkmazdan önce Ayet-el Kürsi’yi okursa, evine dönünceye kadar başına hiç, bir bela gelmez.”

Ayet-el Kürsi’de bulunan Esma-i İlahiye hiçbir Ayet-i Kerimede yoktur. Çünkü bu Ayet-i Kerime’de, bazısı açık, bazısı gizli olmak üzere on yedi yerde Allahu Teala’nın ismi geçmektedir.

Yatmadan okuyana Allahu Teala  tarafından bir koruma verilir, sabaha kadar hiçbir şeytan yaklaşamaz.

AYET-EL KÜRSİ OKUNUŞU

Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil’ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi’iznih, ya’lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yü-hîtûne bi’şey’in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel’ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.

AYET-EL KÜRSİ DUASI MEALİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle. Allah’tan başka hiç bir ilah yoktur. O, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerdeki ve yerdeki herşey O’nundur. O’nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, ona bir ağırlık da vermez. O, çok yüce, çok büyüktür.

Ayet-el Kürsi hemen hemen her derde devadır ve her derde deva olan bu sırlı dua bizlere çok fayda sağlayacaktır. Özellikle abdest alıp okumak daha iyi olacaktır. Allah içtenlikle açılan elleri boş bırakmaz ve bizim için her zaman en hayırlısını verir.

 

Vakıa Suresi, Faziletleri

Vakıa Suresi oldukça faziletli, sırlı bir suredir. Mekke döneminde inmiştir. 96 ayettir. Sure, adını birinci ayette geçen “el-vâkı’a” kelimesinden almıştır. Vakıa, “olay, savaş, çarpışma ve bela ” demektir. Ayette ise, kıyamet olayı, hadisesi anlamındadır. Kıyamet olayında çeşitli şiddetler meydana geleceği için, burada “Vakıa” diye anılmıştır. Sureye “Vakıa” yani kıyamet hadisesi ile giriş yapılmaktadır. Sonraki ayetlerde ise kıyamet kısaca anlatılmıştır.

Vakıa Suresi, zenginlik suresidir.

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Her kim her gece Vakıa Suresi’ni okursa, ona asla fakirlik isabet etmez.”

VAKIA SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

Vakıa suresi 1-16 ayetleri arapça yazılışı

VAKIA SURESİ TÜRKÇE OKUNUŞU
Bismillahirrahmanirrahim

  1. İza veka’atilvaki’atu.
  2. Leyse livak’atiha kazibetun.
  3. Hafıdatun rafi’tun.
  4. İza ruccetil’ardu reccen.
  5. Ve bussetilcibalu bessen.
  6. Ve fekanet hebaen munbessen.
  7. Ve kuntum ezvacen selaseten.
  8. Feashabulmeymeneti ma ashaulmeymeneti.
  9. Ve ashabulmeş’emeti ma ashabulmeş’emeti.
  10. Vessabikunessabikune.
  11. Ulaikelmukarrabune.
  12. Fiy cennatin na’ıymi.
  13. Sulletun minel’evveliyne.
  14. Ve kaliylun minel’ahıriyne.
  15. ‘ala sururin medunetun.
  16. Muttekiiyne ‘aleyha mutekabiliyne.
  17. Yetufu ‘aleyhim veldanun muhalledune.
  18. Biekvabin ve ebariyka ve ke’sin min ma’ıynin.
  19. La yusadda’une ‘anha ve la yunzifune.
  20. Ve fakihetin mimma yetehayyerune.
  21. Ve lahmi tayrin mimma yeştehune.
  22. Ve hurun ‘ıynun.
  23. Keemsalillu’luilmeknuni.
  24. Cezaen bima kanu ya’melune.
  25. La yesme’une fiyha lağven ve la te’siymen.
  26. İlla kıylen selamen selamen.
  27. Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyni.
  28. Fiy sidrin mahdudin.
  29. Ve talhın mendudin.
  30. Ve zıllin memdudin.
  31. Ve main meskubin.
  32. Ve fakihetin kesiyretin.
  33. La maktu’atin ve la memnu’atin.
  34. Ve furuşin merfu’atin.
  35. İnna enşe’nahunne inşaen.
  36. Fece’alnahunne ebkaren.
  37. ‘Uruben etraben.
  38. Liashabilyemiyni.
  39. Sulletun minel’evveliyne.
  40. Ve sulletun minelahiriyne.
  41. Ve ashabuşşimali ma ishabuşşimali.
  42. Fiy semumin ve hamiymin.
  43. Ve zıllin min yahmumin.
  44. La baridin ve la keriymin.
  45. İnnehum kanu kable zalike mutrefiyne.
  46. Ve kanu yusırrune ‘alelhınsil’azıymi.
  47. Ve kanu yekulune eiza mitna ve kunna turaben ve ‘ızamen einne lemeb’usune.
  48. Eve abaunel’evvelune.
  49. Kul innel’evveliyne vel’ahıriyne.
  50. Lemecmu’une ila miykati yevmin ma’lumin.
  51. Summe innekum eyyuheddallunelmukezzibune.
  52. Leakilune min şecerin min zakkumin.
  53. Femaliune minhelbutune.
  54. Feşaribune ‘aleyhi minelhamiymi.
  55. Feşaribune şurbelhiymi.
  56. Haza nuzuluhum yevmeddiyni.
  57. Nahnu halaknakum felevla tusaddikune.
  58. Efereeytum ma tumnune.
  59. Eentum tahlukunehu em nahnulhalikune.
  60. Nahnu kadderna beynekumulmevte ve ma nahnu bimesbukıyne.
  61. ‘Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fiy ma la ta’lemune.
  62. Ve lekad ‘alimtumunneş’etel’ula felevla tezekkerune.
  63. Efereeytum ma tahrusune.
  64. Eeentum tezre’unehu em nahnuzzari’une.
  65. Lev neşa’u lece’alnahu hutamen fezaltum tefekkehune.
  66. İnna lemuğremune.
  67. Bel nahnu mahrumune.
  68. Efereeytumulmaelleziy teşrebune.
  69. Eentum enzeltumuhu minelmizni em nahnulmunzilune.
  70. Lev neşa’u ce’alnahu ucacen felevla teşkurune.
  71. Efereeytumunnarelletiy turune.
  72. Eentum enşe’tum şecereteha em nahnul munşiune.
  73. Nahnu ce’alnaha tezkireten ve meta’an lilmukviyne.
  74. Fesibbıh bismi rabbikel’azıymi.
  75. Fela uksimu bimevakı’ınnnucumi.
  76. Ve innehu lekasemun lev ta’lemune ‘azıymun.
  77. İnnehu lekur’anun keriymun.
  78. Fiy kitamin meknunin.
  79. Lya yemessuhu illelmutahherune.
  80. Tenziylun min rabbil’alemiyne.
  81. Efebihazelhadiysi entum mudhinune.
  82. Ve tec’alune rizkakum ennekum tukezzibune.
  83. Felevla iza beleğatilhulkume.
  84. Ve entum hıyneizin tenzurune.
  85. Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lakin la tubsırune.
  86. Felevla in kuntum ğayre mediyniyne.
  87. Terci’uneha in kuntum sadikıyne.
  88. Feemma in kane minelmukarrebiyne.
  89. Feravhun ve reyhanun ve cennetu na’ıymin.
  90. Ve emma in kane min ashabilyemiyni.
  91. Feselamun leke min ashabilyemiyni.
  92. Ve emma in kane minelmukezzibiyneddalliyne.
  93. Fenuzulun min hamiymin.
  94. Ve tasliyetu cahıymin.
  95. İnne haza lehuve hakkulyakıyni.
  96. Fesebbih bismi rabbikel’azıymi.

VAKIA SURESİ TÜRKÇE MEALİ

1 – Olacak vak’a olduğu zaman

2 – Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.

3 – O, alçaltıcıdır, yükselticidir.

4 – Yer şiddetle sarsıldığı

5 – Dağlar serpildikçe serpildiği

6 – Dağılıp toz duman haline geldiği

7 – Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman

8 – Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!

9 – Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!

10 – Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.

11 – İşte o yaklaştırılanlar,

12 – Nimet cennetlerindedirler.

13 – Çoğu önceki ümmetlerden,

14 – Birazı da sonrakilerden.

15 – (Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

16 – Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.

17 – Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.

18 – Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.

19 – Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

20 – Beğendikleri meyvalar,

21 – Canlarının çektiği kuş etleri,

22 – İri gözlü hûriler,

23 – Saklı inciler gibi,

24 – Yaptıklarına karşılık olarak verilir.

25 – Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

26 – Duydukları söz, yalnız “selam”, “selam” dır.

27 – Sağın adamları, nedir o sağın adamları!

28 – Dalbastı kirazlar,

29 – Meyva dizili muzlar,

30 – Uzamış gölgeler,

31 – Fışkıran sular.

32 – Pek çok meyva arasında,

33 – Tükenmeyen ve yasaklanmayan

34 – Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

35 – Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).

36 – Onları bâkireler yaptık.

37 – Hep yaşıt sevgililer,

38 – Sağın adamları içindir.

39 – Bir çoğu öncekilerdendir.

40 – Bir çoğu da sonrakilerdendir.

41 – Solun adamları, nedir o solcular!

42 – İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,

43 – Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.

44 – Ki ne serindir, ne de faydalı.

45 – Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.

46 – Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

47 – Ve diyorlardı ki: “Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?”

48 – “Önceki atalarımızda mı?”

49 – De ki: “Öncekiler ve sonrakiler”

50 – “Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır.”

51 – Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!

52 – Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

53 – Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.

54 – Üstüne de kaynar su içeceksiniz.

55 – Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.

56 – İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.

57 – Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?

58 – Attığınız meniyi gördünüz mü?

59 – Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

60 – Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.

61 – Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).

62 – Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

63 – Ektiğinizi gördünüz mü?

64 – Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

65 – Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.

66 – “Doğrusu borç altına girdik.”

67 – “Doğrusu, biz yoksul bırakıldık” (derdiniz).

68 – İçtiğiniz suya baktınız mı?

69 – Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

70 – Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!

71 – Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?

72 – Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

73 – Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

74 – Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

75 – Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.

76 – Bilirseniz bu büyük bir yemindir.

77 – O, elbette şerefli bir Kur’ân’dır.

78 – Korunmuş bir kitaptadır.

79 – Ona temizlenenlerden başkası el süremez.

80 – (O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

81 – Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

82 – Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?

83 – Can boğaza dayandığı zaman

84 – Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.

85 – Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

86 – Eğer cezalandırılmayacak iseniz,

87 – Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.

88 – Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,

89 – Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

90 – Eğer O, sağın adamlarından ise,

91 – “(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!”

92 – Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

93 – İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

94 – Ve cehenneme atılma vardır.

95 – Kesin gerçek budur işte.

96 -Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.

İslam alimleri, bu sureyi okumayı alışkanlık haline getirenlerin, dünyada huzura ve rahata varacağından ve dünya nimetlerinden faydalanacağından, sabah ve akşam okunduğu taktirde ise kişinin açlık yada diğer sıkıntıları çekmeyeceğinden bahsetmektedir.

Ettehiyyatü Duası’nın Hikayesi

Ettehiyyatü duası, miraç gecesi semaya yükseldikten sonra Cebrail A.S’ın bizzat şahit olduğu, Hz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa Sallahu Aleyhi Vesselem’in, Allah’u Teala ile aralarında perdeler kalkarak gerçekleşen dilek ve temenni sözlerinin dile getirilmiş halidir.

Allah’u Teala, kainatı onun yüzü suyu hürmetine yarattım dediği Allah Resulü, gök sema ehlinde, onu selam vererek karşılamıştır.

Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Allah’u Teala’nın huzuruna varınca Cenab-ı Hakk’a hürmetlerini arz etmek niyetiyle

– “Ettehıyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü” demiş,

Allah’u Teala O’nu karşılayıp selamlayarak

-“Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh” demiş,

Tekrar Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) konuşarak

– “Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin”

cümlesiyle Allah’ın selamına mukabelede bulunmuş ve Allah ile Peygamber Efendimiz’in bu güzel konuşmalarına şahit olan Cebrail ‘de bu manzaraya

“Eşhedü enlailahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” diyerek eşlik etmiştir ve böylece Ettehıyyatü duası ortaya çıkmıştır.

Hz. Peygamber Efendimiz şu şekilde buyurmuşlardır:

Bunu söylediğiniz zaman Allah’ın rahmeti ve bereketi gökte ve yerde bulunan her salih kula erişir.”

Ettehiyyatü duası kelime- i şehadet ile sona ermiştir.

Hz. Muhammed Efendimiz yeniden söz alıp şu sözlerle hitap etmiştir:

“Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Resulu olduğuna şehadet ederim.”

Yani burada anlaşılacağı üzere Ettehiyyatü duası Allah’ın, Peygamberimizin ve Cebrail’in ortak sözüdür. Bir başka ifadeyle Allah’ın en büyük peygamberin ve en büyük meleğin sözlerinden oluşmaktadır.

Tahiyyat yani ettehiyyatü duası iki şehadet cümlesi içinde barındırdığı için adına “teşehhüd” denilmiştir.

Tahiyyat ise Tahiyye kelimesinin çoğuludur. Tahiyye ise selam, beka, azamet, afet ve noksanlardan uzak olmak, mülk, her çeşit tazim, büyüklenmek demektir.

Ettehiyatü Duası Arapça

للهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.

Ettehiyyatü Duası Okunuşu ve Anlamı

Ettehiyyatu lillahi vessalevatu vettayibat
“Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır.”

Esselamu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakatuhu
“Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.”

Esselamu aleyna ve ala ibadillahis-Salihîn.
“Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun.”

Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasuluh.
“Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir.”

Ettehiyyatü Dua’sı Nerede Okunur?

Ettehiyatü duası bütün namazların ilk ve son oturuşlarında okunur.

İslamiyet Allah’ın selamını temsil eden dindir. Bu dini yaşayanlar salihlerdir.

Cenab-ı Hak, İslamiyet ve İslamiyet’i yaşayan salihler hürmetine dünyamıza barış ve esenlik lütfetsin. Üzerimize hidayetini arttırsın ve bizi de salihlerden eylesin.

Amin.

 

 

 

Tevbe

Allah Affedicidir, Günahları Bağışlayandır.

Bağışlayanların en büyüğü yüce Allah’ın affetmeyeceği hiçbir günah yoktur. Allah, bağışlamayı sevendir. Kulun günahları deniz köpüğü kadar da olsa, Rabbin merhameti sonsuzdur. Hiç kimseye günahının büyüklüğü nedeniyle tevbe kapısı kapanmaz. Tevbe edip bir daha aynı günaha geri dönmeyen, Allah-u Tealanın  sevdiği kul olur. Eğer işlenen günahlarda kul hakkı da varsa, sahibi ile helalleşmek gerekir. Borcu varsa, borçlarını ödemelidir.

Hadis-i şerifte buyruldu ki:
Bir kimse, işlediği günaha tevbe edince, Allahü teâlâ meleklerine buyurur ki: “Şu kimseye bakın, günah işledi, günahın cezasını veren ve affeden bir Rabbi olduğunu hatırlayıp tevbe etti. Şahit olun ki onu affettim.”

Şeytan çoğu zaman ‘Allah affeder’ telkiniyle insanları günaha yönlendirir. Ancak sonunda bağışlanma dileriz mantığıyla günah işlemek oldukça samimiyetsiz bir durumdur. Şeytanın Allah’ın adını kullanarak insanları kandırması bir ayette şu şekilde geçer: Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın. (Fatır Suresi, 5)

Allah, yalnızca samimiyetsiz insanların tevbelerinin kabul edilmeyeceğini bir ayetinde şöyle bildirir: “Kötülükleri yapıp- edip de onlardan birine ölüm çatınca: ‘Ben şimdi gerçekten tevbe ettim.’ diyenler, ile kafir olarak ölenler için tövbe yoktur. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa suresi, 18. ayet.).

Bir başka Kuran ayetinde ise nasılsa bağışlanırız mantığı ile rahatça günah işleyenlerin değil, cehalet nedeniyle hata yapıp hemen pişman olup tevbe edenlerin tevbelerinin kabul edileceği gerçeği şöyle açıklanmıştır: ‘Allah’ın (kabulünü) üzerine aldığı tövbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tövbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

Allah’ın insanların günahlarını affeden olması, tevbe için zaman tanıması ve hemen cezalandırmaması büyük bir lütuf olmakla birlikte Allah’ın rahmetinin ve merhametinin bir tecellisidir. Dolayısıyla, insanlar hataları veya günahları ne olursa olsun, hiçbir zaman Allah’ın razı olduğu gibi bir kul olabilmek için geç kalmış değildirler. İnsan yaşamı boyunca ne kadar hata yapmış olursa olsun, dinden ne kadar uzak yaşamış olursa olsun samimi olarak tevbe ettiği ve salih bir kul olduğu takdirde geçmişte yaptığı hataları düşünmesine gerek yoktur. Geçmişte yaşayan insanlar için ancak bir ibret vesilesi, aynı hatalara tekrar dönmemek, benzerlerini bir daha yapmamak için öğüt alması gereken hatıralardır. Allah uyarı gelip doğru yolu bulduktan sonra salih kullarını geçmişlerinden sorumlu tutmayacağını Kur’an’da haber vermiştir:
“…Allah geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa, Allah ondan öç alacaktır. Allah
üstün ve güçlü olandır.” (Maide suresi, 95. ayet.)

Peki Allah’a şirk koşanlar bağışlanır mı?

Şirk kelimesi, ortak koşmak (ortaklık) demektir ve tevhid kelimesinin zıddıdır. Kur’an-ı Kerim’de insanlar, tevhide, yani Allah’ı birlemeye davet edilmişler, O’na gerek zatında, gerek sıfat ve fiillerinde başkalarını şerik, yani ortak kılmaktan, yalnız Allah’a mahsus olan ibadette başkalarını O’na ortak etmekten şid­detle menedilmiştir.

Allah’ın şirk koşmayı bağışlamaması şirk haline devam etmesiyle ilgilidir. Yani şirk koşan insan şirk eylemini bırakıp tevbe etmedikçe bağışlamaz. Ama o kişi şirkten tevbe eder, döner, sadece Allah’a yönelirse Allah, onun günahını bağışlar.

“53- (Tarafımdan onlara) De ki: “Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” 54- “Size azap gelip çatmadan Rabbinize dönün, O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.”

Zümer: 53-59’ncu ayetlerde yüce Allah, Peygamberine, Allah’ın günahkar kullarına, Allah’ın rahmetinden umut kesmemelerini söylemesini emrediyor. Çünkü çok bağışlayan, çok acıyan Allah, dilerse bütün günahları bağışlar. Bundan dolayı kullar, Allah’ın azabı gelmezden önce Allah’a yönelmeli, O’na teslim olmalı, şirki bırakmalıdırlar.