Peygamber efendimiz, “Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü Teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.” buyurdu.
*İyi işlere Besmele ile başlamalıdır!
"Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar." Ankebût Sûresi (29), 45
*İyi işlere Besmele ile başlamalıdır!
Namaz İslam dininin direği ve yüce Allah’ın en yüce zikri sayılır. Hiçbir bina direği olmadan sağlam kalamaz ve Allah insanın ebedi saadetinin kavşağı olan İslam dinini namaz direği olarak bina etmiştir. İmam Rıza as şöyle buyuruyor: ‘Namaz, kendi yaratanını unutmamak ve yolundan sapmaması için her gece ve gündüzde Allah’ın sürekli yad edilmesini gerekli kılmıştır. Namaz her türlü itaatsizlikten ve fesat ve sapkınlıktan korunması için yüce Allah’ın sürekli yad edilmesi ve onun mazharına dikkat edilmesi aracıdır’. Beş vakit namaz kılınması ergenlik yaşına ulaşanlar için vaciptir ve namazın kılınmaması büyük günah sayılmaktadır ve insanın amellerinin heba olmasına neden olur.
Allah Resulü şöyle buyurmakta: ‘Benim şefaatim namazını hafife alanları kapsamamakta ve Allah’a and olsun ki böyle birisi Kevser havuzu kenarında asla bana yönelmez’. Rivayetler ve hadislerde belirtildiği gibi, namaz için bol bereketler zikredilmiştir ki bunlar, Allah’a yönelmek, fesat ve sapkınlıktan uzak kalınması, kötü ahlakın önlenmesi, kibir ve bencillikten uzak kalmak, gafletin terk edilmesi , pak ve nurlu bir yaşama yönelmektir. Namazın insan saadetine olan sonsuz önemini dikkate alarak bazı kimseler bu farizayı yerine getirmiyor ve kendi şakavetine neden olmaktadır. Ancak neden bazı Müslümanlar bu pak ve saf çeşmeden mahrumdurlar. Dini terbiye uzmanları bu sorunun kökünün insanların çocukluğunda yattığı inancında. Namaz öyle bir farizadır ki her gün 5 vakitte ve insana özel anlarında vacip olmaktadır.
Hastalık ve kabiliyetsiz olmak ve hatta savaş, namaz kılmamak için bir neden sayılmaz. Bu ilahi fariza kızlar için 9 yaşında ve erkekler için 15 yaşında vacip sayılsa da ancak bunun için özel terbiye şartlarını gerekli kılmaktadır. Eğer bu özel terbiye şartları ebeveynlerce ihmal edilirse şahsiyet sebatına sahip olmayan genç yaşındaki bir kimse için büyük zorluklar ortaya çıkarır. İslam dinindeki tavsiyelerde bir kimsenin dini terbiyesi onun dünyaya gelmesinden önceki döneme geri dönmekte. Bu konuda bir takım rivayetler ve hadisler vardır ki ebeveynlere ceninin oluşmasından önce ve hamilelik döneminde Allah’tan gafil olunmaması ve helal ve haramı dikkate almaları tavsiye olunmakta. Kuran okuyun ve vacip olan şeyleri yerine getirin ve haram malı kullanmayın ve yemek yemekte dikkat edin. Bir çocuğun Allah’a yönelmesine hazırlanması o kadar hayatidir ki İslam peygamberinin hadislerinde bir bebeğin kulağına ezan ve şehadet kelimesinin okunması tavsiye olunmuştur.
Çocuklar küçük yaşında ebeveynlerini örnek almaktadır. Daha yeni oturmayı ve durmayı öğrenen bir çocuk babası ve annesini taklit ederek secde etmekte. Bu taklitçilik ileri yaşlarda da devam etmekte ve çocuk şevkle namaz hareketlerini taklit etmekte. Eğer baba ve anneler namazlarını dikkatsizlikle okurlarsa veya bazen okuyup bazen de okumaz iseler bu olay çocuğun zihninde iyi iz bırakmaz. Buna karşılık düşünün ki ezanın okunmasından önce kendilerini namaz kılmaya hazırlayan anne ve baba abdest alırlar ve uygun elbise giyerler ve paklıklarını sağlıyorlar ve parfüm sürerler ve ezan sesini duyduklarında şevkle namaz ikame ederler. Böylesi bir evde yaşayan çocuk namazı zevkli bir sevindirici bir amel olarak addeder.
Bu çocuk hiçbir amelin namaz kadar ebeveynleri sevindiremediğini anlamaya başlar. Öyle ise çocuğun namaza ilgi duymasını sağlamanın ilk adımı ebeveynlerin namaza ilgi duyduklarının gösterilmesidir ki bu yolla çocuk namazın önemi ve konumunu öğrenir. Çocuklarını İran’daki iyi çocuk yuvalarına bırakan ebeveynler bir süre sonra anladılar ki çocukları namaza özel ilgi duymaktadırlar. Bu ebeveynler olayı ciddi şekilde takip ettikten sonra adı geçen çocuk yuvaları müdürlerin her gün seccadeleri herhangi bir sınıfta serdiklerini ve güzel bir çarşafla namaz ikam ettiklerini gördüler. Adı geçen çocuk yuvası hanım müdürü merakla kendisine yaklaşan çocuğa güzel kokulu parfüm sürmeye başladı. O namaz hakkında küçük yaştaki çocuklarla konuşmadan kendi el hareketleriyle onları namazı kast ettiklerini anlatmaya çalışıyorlar.
Ehlibeyt rivayetlerinde namazın çocuklara adım adım öğretilmesine vurgu yapılmıştır. İmam Sadık as bu konuda şöyle buyuruyor: ‘bir çocuk 3 yaşına girdiğinde onu 7 kez Lailahaillallah, ardından onu rahat bırakın. 3 yıl 7 aylık ve 20 gününü doldurunca çocuğa öğretilecek ikinci cümle Muhammed Resulullah kelimesini öğretin ve bunu 7 kez tekrarlasın. 4 yaşına varınca 7 kez peygambere salavat getirsin ve ardından onu rahat bırakın’. Bu hadisin devamında çocuk 5 yaşına varınca kıbleye doğru secde etsin ve 6 yaşının sonunda ona namazı ikame etmesini öğretin ve rükû ve secde etmeyi ona öğretin. 7 yaşın sonunda çocuk elleri ve yüzünü yıkamayı öğrensin ve ona namaz kılmasını söyleyin. 9 yaşın sonunda namaz ve abdesti öğretin. İmam Sadık as’ın sözü edilen hadisindeki ‘ardından onu rahat bırakın’ sözü, bu merhalede çocuğa kendi haddinden fazlası işleri ona yaptırılmaması vurgusuna işaret edilmektedir.
Öyle ise bir çocuk 15 yaşına varınca namaz kılma yükümlülüğü altına girer ve namazı terk etmesi onun için büyük günah sayılır ve ilahi azabı gerektirir. Dini terbiye konularında güzel bakış açılarına sahip olan Hüccetulislam Penahiyan hiçbir zaman çocukların namaz kılmaları yönünde teşvik edilmeleri için onlara namazın rahat bir şey olduğunu söylemeyin zira bu durumda namaz onlar için önemsiz bir iş sayılır. Çocuklara namazın çok önemli bir fariza olduğunu öğretin. Çocuğun büyümesi ve akıllı olmasıyla çocuksu dille Allah’ın nimetlerini şükretmesini ve namazın felsefesini söyleyin. Çocuğun namaz konusunda teşvik edilmesi ilk başta onun namaz kılmak için teşvik sayılır ancak onun fikri yönden gelişmesi yetmez. Dini terbiye uzmanları çocuk 7 yaşından itibaren edep öğrenmesi gerekir.
Ebeveynler, öğretmenler karşısında edepli olmak zaruridir. Diğer yandan teşekkür etmek terimi, çocuğun 7 yaşından itibaren öğrenmesi gereken ibaredir. Çocukluğundan beri edepli ve terbiyeli olunmayı öğrenen kimse namazı Allah’a yönelik edepli olmak ve Allah’ın nimetlerini şükretme manasında olduğunu öğrenir. Allah resulü ve ehlibeytinin hadisleri uyarınca namazın çocuklara öğretilmesi onun ergenlik dönemine bırakılmamalıdır üstelik çocuğa adım adım Lailahaillallah ibaresi öğretilmesi gerekir ve bu iş çocuğun yaşına göre olmalıdır. Bu dönemde çocuktan haddinden fazla görev verilmemesi gerekir. Çocuk namazı şevk ve zevkle öğrenmesi gerekir ve ona namazı muhabbetle öğretilmesi lazım.
Kaynak: http://turkish.irib.ir/makaleler/dini-makaleler
Bu yıl Muharrem ayı 2 Ekim Pazar gününden 31 Ekim Pazartesi gününe kadar sürecek. Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü ise 11 Ekim Salı gününe denk geliyor.
Muharrem, ay takviminin birinci ayı, aşure ayı, matem ayı olarak da bilinir. Hicri yılbaşı bu ayla birlikte başlar.
Kelime anlamı, hürmetli olan demektir. Muharrem ayı “eşhuru-hurum” yani Allah katında haram olan aylardan biridir. Muharrem ayı, bereketin arttığı, Allah’ın izzet ve ikramının çoğaldığı ay olarak bilinir.
Muharrem ayındaki günlerde en mübarek olanı onuncu gündür. Bu gün, “Aşure Günü” olarak yaad edilir. Aşura Günü Allah, 10 peygambere 10 türlü hediye bahşetmiştir. Muharrem ayının ilk 10 günü oruç tutmanın büyük sevabı vardır. Bugün Hz. Adem Allah tarafından bağışlanmış, Nuh’un gemisi tufandan kurtulmuş, Musa ve kavmi Firavun’un zulmünden kurtulmuş, Eyüp peygamberin hastalığı sona ermiş, Yunus peygamber balığın karnından kurtulmuş, İbrahim peygamberse Nemrut’un ateşinden bugün kurtulmuştur.
Muharrem ayının mübarek bir ay olduğu ayeti kerimede “Allah katında yerlerin ve göklerin yaratıldığı günden beri ayların adedi on ikidir. Bunlardan dört tanesi haram aylardır.” buyrulmuştur. Allah tarafından belirlenen kameri aylar şunlardır:
*Muharrem
*Safer
*Rebiü-levvel
*Rebiül-ahir
*Cemaziyel-evvel
*Cemaziyel-Ahir
*Recebi şerif
*Şabanı Şerif
*Ramazanı şerif
*Şevval
*zilka’de
*Zilhicce
Bu aylar içerisinden dördü;Recep,zilkade,zilhicce ve Muharrem ayıdır. Bunlar Allah katında ziyade hürmet edilmesi gereken aylardır. Bu ayda yapılan iyilik ve ibadetin mükafatı ne kadar çok ise,kötülük ve isyanın cezası da bir o kadar ağır olacaktır. Efendimiz (s.a.v.): “Ramazan orucundan sonra oruçların en faziletlisi Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra kılınan en faziletli namaz da gece namazıdır.” buyurmuştur.
Nouman Ali Khan‘ı 2014 senesinde, Hac yaparken Arafat‘taki çadırda tevafuken yanımda oturan çok sevgili bir arkadaşım sayesinde tanıdım. O zamandan günümüze kadar da birçok sohbetini dinleme ve arkadaşlarımla paylaşma fırsatım oldu. Akıcı ve temiz İngilizcesi, modern hayattan örnekleri ve derin dini bilgisi sayesinde beni etkilemeyi başarmıştı.
Mektebi Suffa grubunun Türkçe altyazılı videoları ile geniş bir kitleye ulaşan Nouman Ali Khan, Senai Demirci‘nin organizasyonu ile 23 Ağustos’ta Türkiye’ye geliyor. Haliç Kültür Merkezi‘nde 19:00’da başlayacak program, 20:10’da akşam namazı, 20:30’da Kur’an tilaveti ve 20:45’de Nouman Ali Khan‘ın konuşması ile devam edecek. Namazniyaz.com olarak destek verdiğimiz etkinlikten en güncel foto ve videoları etkinlik sonrası sizlerle de paylaşacağız.
Önceden bir başka dine mensupken veya dini bir inancı yokken sonradan Müslüman olan bir kimsenin hayatındaki en önemli dönüm noktası, hiç şüphesiz İslâm’a girdiği andır. Bu öyle bir an ki geçmişin tüm günahlarını silmekte ve Müslüman olan kişinin hayatında tertemiz, bembeyaz bir sayfa açmaktadır. Şu halde bu tertemiz sayfanın kirlenmemesi ve iyi bir başlangıç yapılması, o kimsenin dünya ve ahiret mutluluğu açısından çok önemlidir.
Zerrece tereddüde yer vermeyen temiz bir imanla İslâm’a girdikten sonra İslâm’ı doğru bir şekilde öğrenme gayreti içine girmek gerekir. Çünkü İslâm’ın temel ve vazgeçilmez öğretilerini bilmeden İslâm’ı tam manasıyla yaşayabilmek pek mümkün olmaz. Gerçek bir mü’min, İslâm’ı iyi tanımalı, ona bilinçli bir şekilde sarılmalı ve onu hayata geçirmeye çalışmalıdır.

En iyi Müslüman Allah’a karşı en yüce saygı gösteren Müslümandır. Allah’a karşı en iyi saygı gösterebilmek İslâmi deyimiyle muttakilerden olabilmek için nasıl muttaki olunabileceğini bilmek gerekir. Bilgisiz bir şekilde İslâm’ı hayata geçirmek en azından istendiği şekilde hayata geçirmek pek mümkün olmaz bu durum, Işık olmadan, gece zifiri karanlıkta yol almaya benzer. Böyle bir kimse yoldaki işaretleri fark edemez ve muhtemelen farkında olmadan yoldan çıkabilir veya bir çukura yuvarlanabilir. İste bu sebeple hiç olmazsa asgari seviyede neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebilecek; kimin doğru kimin yanlış söylediğini sezebilecek seviyede de olsa bir İslâmî bilgi elde etmek gayreti içinde olmak gerekir.
Az çok İslâmî bir bilgiye sahip olan insan, İslâm’ın aydınlık yolunu apaçık görebilir. Küfrün, şirkin, ahlâksızlığın İslâm’a ters düsen unsurlarını fark edebilir. En azından kendisine rehberlik yapmaya kalkan insanlardan hangisinin rehberlik yapabileceğini hangisinin yapamayacağını ayırt edebilir.
Çağımızda pek çok Müslüman, malesef, İslâm’ın güzelliklerini hayatlarına yansıtamamışlardır. Çünkü onlar da İslâm’ı yeterince öğrenebilmiş değillerdir. Bu yüzden yalnızca bugünkü Müslüman toplulukları taklit ederek İslâm’ı doğru bir şekilde hayata geçirebilmek pek mümkün olamaz.
Kur’an-ı Kerim, okumaları, anlamaları, içindekilere göre hareket etmeleri ve prensipleri ni hayata geçirmeleri için insanlara gönderilmiştir.
Peygamber Efendimiz de İslâm’ın nasıl hayata geçirileceğini bizzat yasayarak ve anlatarak göstermiştir. Öyleyse bir Müslüman, Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamber Efendimizin İslâm’ı hayata geçiriş tarzını öğrenmeye gayret etmelidir ki, tam manasıyla Allah’a teslimiyet içinde olabilsin ve son peygamberin örnekliğinden yararlanabilsin.
İslâm’ı doğru kaynaklardan doğru bir şekilde öğrenmeye çalışmalıdır. Bunun için İslâm’ı bilen kimselerin kılavuzluğundan yararlanmak en kestirme yoldur. İslâm’ı öğrenirken belli bir sıra takip edilmeli ve kendisini öncelikle ilgilendiren konular dan başlamalı. Bir Müslümanı kişisel olarak ilgilendiren en öncelikli konular ise yerine getirmekle yükümlü olduğu farzlar ve sakınması gereken haramlardır. Farzların basında da Müslüman olduğu günden itibaren kılmaya başlaması gereken günlük ibadeti beş vakit namaz gelir. Yeni İslâm’a girmiş bir Müslüman, bu konuda ya pratik olarak diğer Müslümanların kılavuzluğundan yararlanmalı yada konuyla ilgili hazırlanmış eğitici ve öğretici görüntülü yayınlardan istifade etmelidir.
Böylece bir mümin ilkönce yapabildiği kadarıyla günlük ibadeti olan namazları kılmaya baslar, bilahare yavaş yavaş eksikliklerini gidermeye gerekenleri öğrenmeye ve namazı usulüne uygun olarak kılmaya gayret eder.