Hz.İbrahimden Dualar

Hz. İbrahim Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın kabul ettiği büyük bir peygamberdir. Hz. İbrahim’in Kur’an‘da geçen bazı duaları bulunmaktadır. İşte o dualar;

**

رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

“Rabbi! Hebli hukmevve elhıkni bissalihin.”

“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.” (Şuara,83)

**

رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء

“Rabbic’alni mükimes-salati ve min zürriyyeti Rabbena ve tekabbel du’ae.”

“Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.” (İbrahim,40)

**

رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ

“Rabbi! Hebli mines-salihin.”

“Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.” (Saffat,100)

**

Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail ile birlikte Kabeyi inşa edince şöyle dua etmişlerdir;

رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

“Rabbena tekabbel minna inneke entessemi’ul-‘alim. Rabbena vec’alna müslimeyni leke ve min zürriyyetina ümmetem müslimetelleke ve erina mena- sikena ve tüb ‘aleyna inneke entet-tevvabürrahim.”

“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.” (Bakara,128)

**

رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“Rabbene’ğfirli veli-valideyye ve lilmü’- minine yevme yegumül-hısab.”

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.” (İbrahim,41)

 

Yaratılış İle İlgili Ayetler

 

 

“Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.” (Bakara,30)

“Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi.” (Ali İmran,59)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.” (Nisa,1)

“Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir (gebe kalır) ve (bir müddet) onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.” (Araf,189)

“Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.” (Müminun,12)

“O ki, yarattığı her şeyi güzel yaptı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı.” (Secde,7)

“Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır.” (Fatır,11)

“(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: “Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?  Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.” (Saffat,11)

Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.” (Sad,71)

“O, sizi (önce) topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra “alaka”dan yaratan, sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.” (Mümin,67)

Cin”i de yalın bir ateşten yarattı.” (Rahman,15)

 

 

Maun Suresi

Maun suresi 107. sıradadır ve 30. cüzde yer alır. 7 ayetten oluşan sure Mekke’de inmiştir. Sure adını son kelimesi olan “maun” kelimesinden almıştır. Maun, zekat vermek, bir şeyi geçici olarak vermek şeklinde yardım anlamına gelir.Yüce Allah bu surede asıl dini yalan sayıp inkar edenleri tarif ederek bunların kimler olduklarını ortaya koymuştur. Bunlar kimsesiz ve yardıma muhtaç durumda bulunan yetimi küçümseyerek onu itip kakan, yoksullara kendisi yardım etmediği gibi başkalarını da buna teşvik etmeyen kimselerdir. Resulullah (s.a.v)buyurdu ki: “Her kim Maun Suresini okursa –zekatı vermek şartıyla Allah Teala onun günahlarını affeder.”

Screenshot_1

Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim.
1- Era’eytellezi yükezzibü biddin
2- Fezalikellezi, yedu’ulyetim
3- Vela yehüddü ala ta’amilmiskin
4- Feveylün lilmüsallin
5- Ellezine hüman salatihim sahun
6- Ellezine hüm yüraune
7- Ve yemne’unelmaun

Anlamı

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1.Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!

2,3. İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.

4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,

5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.

6. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.

7. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.

Faziletleri

Evinde çok eşya kıran kimseler, bu sureyi üç kere okuyarak işe başlarsa, evinde hiçbir eşyası kırılmaz.

Maun suresini sürekli okuyan kimse saygınlığı olan bir kişi olur,herkes tarafından sözü dinlenir.

Küçük çocuk üzerine 41 kere okunursa, Allah’u Teala’nın izniyle her türlü afetlerden korunur.

Esma-ül Hüsna “El-Kabıd”

EL-KABID: Lütuf ve hikmetleriyle kullarına vermiş olduğu maddi manevi rızkları sıkan, tutan, daraltan, zorlaştıran anlamlarına gelir. Zikir adedi 903‘tür. Zikir günü perşembe, zikir vakitleri ise sabah gün doğduğu vakit ve ikindinin son vaktidir.

Kabıd isminin etkisini birçok yerde görebilirsiniz: Sıkışan trafikte, öğrenilmeye çalışılan bir meselenin anlaşılamamasında, mahsullerin bir felaket ile helak olmasında, toprağın kuraklaşıp ekinlerin bitmemesinde, işlerin kesat gitmesinde, hayatın insanlara zorlaşmasında ve diğer bütün sıkıntı ve zorluk hallerinde tecelli eder.

El-Kabıd Esmasının Faziletleri

Her gün 903 kere ve özellikle de Perşembe günü zikir saatinde zikrine devam edenin dostu ve ahbabı çok olur.

Bu ismi şerifi 4 gün boyunca ara vermeden 903 defa ‘Ya Kabıd’ diye çekmeye devam eden bir kulu Allahu Teala düşmanın şerrinden korur ve onu huzura ve feraha kavuşturur.

Günlük bu ismi şerifi 903 defa ‘Ya Kabıd’ diyerek zikrine devam edenlerin bütün sıkıntıları üzerinden kalkar, kalbi temizlenip arınır. İnsanların karşısında heybetli olur.

Günlük bu esmasının zikrine ‘Ya Kabıd’ ya da ‘El-Kabıd’ olarak zikrine devam eden bir kimsenin arkadaş, dost ve seveni çok olur.

El-Kabıd Esmasının Geçtiği Ayetler

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”  (Bakara,155)

“Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.” (Bakara,156)

“Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara,245)

“De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” (Ali İmran,26)

“De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe,39)

“Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Zümer,42)

Hucurat Suresi 11.Ayet

Sure, adını dördüncü ayette geçen “Hucurat”kelimesinden almıştır.Hucurat “odalar” anlamına gelir. Buradaki odalardan kasıt Hz. Peygamber’in aile efradıyla birlikte ikamet ettiği odalardır. Surede başlıca, müminlerin, gerek Hz. Peygambere karşı, gerek kendi aralarında uymaları gereken bazı görgü ve ahlak kuralları konu edilmektedir.

Screenshot_1

Ya eyyuha-lleżine amenu la yesḣar kavmun min kavmin ‘asa en yekunü ḣayran minhum vela nisaun min nisa-in ‘asa en yekunne ḣayran minhun(ne)(s) vela telmizu enfusekum vela tenabezu bil-elkab(i)(s) bi/se-l-ismu-lfusuku ba’de-l-iman(i)(c) vemen lem yetub feula-ike humu-zzalimun

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Tefsir

Bir kimse, toplum içinde yükselen değerlere göre –bu değerleri ölçü olarak alanlar bakımından– ikinci sınıf, “değersiz ve önemsiz” görülebilir, ama evrensel değerler ve konumuzla ilgili olarak da dini ve manevi değerler söz konusu olduğunda aynı şahıs önemli ve değerli olabilir; hele Allah nezdinde kimin nasıl değerlendirildiğini yanılgısız bilmek mümkün değildir. İnsanları küçümseyenler, alay edenler, aşağılayıcı, küçümseyici lakaplar takanlar işin bir de bu yönünü düşünmelidirler.Ayette dikkat çekilen, toplumların birbirleriyle alay etmesi, kendi medeniyetlerini üstün görmesi, diğer insanları küçümsemesi Kur’an ahlakının yaşanmamasının birer sonucudur.

Birbirinizi karalamayın” şeklinde tercüme ettiğimiz cümlenin karşılığı, “Kendinizi karalamayın” şeklindedir. Müminlerin kardeş olduğu ilan edildikten sonra birinin diğerini karalaması, kişinin kendini karalaması gibi kabul edilmiştir. Mealdeki “karalama”nın Arapça karşılığı “lemz”dir. Bu kelimenin anlamı ise “el ve dil ile, kaş göz işaretiyle bir kimseyi karalamak, küçük düşürmek, şeref ve haysiyetine leke sürmek”tir. Allah’a iman edenler böyle bir haksızlığı, öz kardeşleri gibi olan dindaşları bir yana düşmanlarına bile yapamazlar. Öte yandan ayette, kadınların da birbirleriyle alay etmesi yasaklanmıştır. Özellikle kadınların birbirlerine karşı alaycı sözler sarf etmeleri, iğneleyici konuşmalar yapmaları cahiliye toplumlarında daha sık rastlanan davranışlardandır. Hatta bu davranışlar öyle “alışılmış” olaylardır ki, iki kadın arasında geçen bu tarz bir diyalog çok makul karşılanabilir. Oysa Kuran’da insanların birbirlerine sıkıntı verici, taciz edici davranışlar göstermeleri çirkin bir ahlak olarak tanımlanmıştır.Ashaptan bazılarının, günahkar iken tövbe etmiş, Hristiyan veya Yahudi iken Müslüman olmuş kimseleri eski aidiyetleriyle nitelemeleri ve anmaları, bu cümlenin nüzul sebebi olarak zikredilmiştir. Tövbe sabıkayı sildiği için bir kimseyi eski haliyle anmanın hem din hem de ahlak yönünden tutarsızlığı, anlamsızlığı açıktır.