Ramazan Bayramı

ramazan bayramı

ramazan bayramı

Ramazan-ı Şerif’in son günü ile bayramın ilk günü arasındaki geceye Ramazan Bayramı gecesi denir.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:

“Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nın gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.” (İbni Mace, Taberani)

“Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tövbe reddolmaz.

Ramazan Bayramı’nın ve Kurban Bayramı’nın birinci geceleri Berat Gecesi ve Arefe gecesi.” (İsfehani)

“Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib Gecesi, Berat Gecesi, Cuma Gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.” (İbni Asakir)

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir.

Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hz. Ebu Bekir, kızı Aişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hz. Ebu Bekir, Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Peygamber Efendimiz, Hz. Ebu Bekir’e “Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir.” buyurdu. (Buhari)

Dargın olanların, bayramı beklemeyip hemen barışması gerekir. Allahü Teala ve Peygamber Efendimizi seven kimse, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan yani mümin, herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Kimseye darılmamalı, dargınlık olduysa, 3 günden fazla sürmemeli, bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyruldu ki: “Din kardeşiyle 3 günden çok küs durmak caiz değildir. Üç gün sonra, onunla karşılaşırsa, ona selam verip hatırını sormalıdır. O kimse selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.” (Ebu Davud)

 

İftar Vermenin Fazileti

İftar vermek çok sevaptır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de iftar verme sevabına kavuşulur. Peygamber Efendimiz, “Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları af olur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir.” buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben “Bir hurmayla iftar verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilir.” buyurdu. (Beyheki)

Yine bir hadis-i şerifte, “Ramazanda bir misafire oruç açtırana Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır.” buyruldu. (V. Necat)

Yemek yedirmek çok sevaptır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevaptır. Oruç tutanın sevabı kadar sevap alır, oruçlunun sevabından ise eksilme olmaz.

Peygamber Efendimiz, “Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.” buyurunca da, Eshab-ı kiram, “Su az ve kıymetli iken mi?” diye sual etti. Onlara cevaben “İsterse nehir kenarında versin, aynıdır.” buyurdu. (V. Necat)

Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
“Amellerin en faziletlisi, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.” (İsfehani)

“Allahü Teala, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.” (İmam-ı Gazali)

“Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine dua eder.” (Taberani )

“Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.”(Tirmizi)

“Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları af olur.” (Bezzar)

Oruç Sağlığa Zararlı Mıdır?

oruc-tutmak

Oruç tutmak sağlığa zararlı değildir. Çünkü Allahü Teala zararlı olan bir şeyi asla kullarına emretmez.

Bu konuda da tıp uzmanları diyor ki:

Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesirlerini kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir. Oruç tutan bünye, adeta bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücudun zindeliği artar, direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı mukavemeti artar.

Karaciğer, oruçlu iken, 3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalp rahatlar.

Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan bilhassa damar sertliği olanların sık sık oruç tutmaları iyidir. Oruç iken vücudun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak vücudun sıhhati için önemlidir. Zekat, malın kiridir. Zekat veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudun zekatını ödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur. Peygamber Efendimiz “Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatıysa oruçtur. Oruç tutun, sıhhat bulun!” buyurmuştur. (İbni Mace, Taberanî)

Yine hadis-i şerifte buyruldu ki:
Oruç iç organları inceltir. Eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hatırına, hayaline gelmeyen Allahü tealanın nimetleri ancak oruç tutana nasip olur.” (Taberani)

“Allah rızası için bir gün oruç tutan kimseyi Allahü Teala, bu bir günlük oruç sebebiyle Cehennem ateşinden 70 yıl uzak tutar.” (Buhari)

Orucun sevabı diğer ibadetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, “Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun mükafatını ben veririm.” buyruldu. (Buhari)

Her iyiliğin sevabını Allahü Teala verdiği halde, orucun sevabı için, “Ben veririm” buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü Tealanın mülkü olduğu halde, Kabe’ye Beytullah yani (Allah’ın evi) denmesi ona şeref vermek içindir. “Oruç bana mahsustur” demekle de ona özel bir şeref vermiştir.

Oruç tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevap verilecektir. Başkaları oruç yerken oruç tutmak daha sevaptır.

Hadis-i şerifte, “Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler, oruçluya dua eder.” buyruldu. (Tirmizi)

Herhangi bir sebeple nafile oruç tutamayan, şükretmeli; misafirlere, fakirlere yemek yedirmelidir. Hadis-i şerifte, “Şükredip yemek yediren, sabredip oruç tutan gibidir.” buyruldu. (Tirmizi)

Şükredenlere çok mükafat verilecektir. Şükür, İslamiyet’e uymak demektir.

İmam-ı Rabbani hazretleri, “Ramazanda nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu aya saygısızlık edenin, bu ayda günah işleyenin bütün senesi günah işlemekle geçer.” buyurmaktadır.

O halde bilhassa Ramazan ayında günah işlemekten daha çok sakınmak gerekir. Mübarek yerlerde yapılan ibadetlere de daha çok sevap verilir. Hadis-i şerifte, “Mekke’de bir Ramazan orucu tutmak, başka yerde tutulan bin Ramazan orucundan efdaldir.” buyruldu. (Bezzar)

Ramazanda İbadet ve İyilik

Ramazanda İbadet ve İyilik
Ramazanda İbadet ve İyilik
Ramazanda İbadet ve İyilik

Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

“Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları af olur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren amirler de af olur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.”

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü Tealanın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Oruçlu iken günahtan sakınmalıdır. Gözü ve dili günahlardan koruduğumuz gibi, kulağımızı da korumamız gerekir. Konuşulması haram olan şeyi, dinlemek de haramdır. El, ayak ve diğer uzuvları da haramdan korumalıdır! Oruç tutup azaları ile günah işleyen, ilaç yerine zehir içen hastaya benzer. Çünkü günah zehirdir. İbadetlerimizin sevabını yok eder.

Kötülük veya herhangi bir günah işledikten sonra pişman olmak ve iyilik ve ibadet etmeye devam etmek lazımdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Bir günah işlediğin zaman hemen arkasından bir iyilik yap, bir sevap işle ki o günahı mahvetsin!” [Beyheki]

“Nerede, ne halde bulunursan bulun, Allah’tan kork ve kötülüğün akabinde bir iyilik yap ki onu yok etsin!” 
[Tirmizi]
Kötü-iyi ayrımı yapmadan herkese iyilik etmelidir! Güçsüzlere, ihtiyarlara, muhtaçlara yardım etmek dinimizin emirlerindendir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Güçsüzlere, hastalara, yaşlılara ve küçüklere merhamet ediniz!” [Şir’a]

“Büyüklerimizi saymayan, küçüklerimize acımayan bizden değildir.” 
[Buhari]

“Yaşlılarımıza hürmet ve ikram, Allahü Tealaya saygıdandır.” 
[Buhari]

“Bir Müslüman kardeşine ikram eden, Allahü Tealaya ikram etmiş gibidir.” 
[Taberani]

“Bir genç, bir ihtiyara, yaşından dolayı hürmet ederse, onun yaşına varınca, Allahü Teala, ona gençleri hürmet ettirir.” 
[Şir’a]

Ramazanda İbadet ve İyilik
Ramazanda İbadet ve İyilik

İnsanlara iyilik etmek çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

“İnsanların hepsi Allah’ın ıyali [ev halkı] gibidir. Allahü Tealanın en çok sevdiği kimse, Onun ıyaline [insanlara] en faydalı olandır. Allahü Tealanın en buğzettiği kimse de Onun ıyaline iyilik etmeyendir.” [Bezzar]

“Şu iki şeyden daha iyisi yoktur: Allah’a iman ve Onun kullarına iyilik etmek. Şu iki şeyden de kötüsü yoktur: Şirk ve insanlara kötülük etmek.” 
[Deylemi]

“En iyi kimse, kendisinden hep iyilik beklenendir.” 
[Tirmizi]

“İyilik etmek ömrü uzatır.” 
[Taberani]

“Kime bir iyilik yapılırsa, o iyiliği ansın! İyiliği anmak şükür, iyiliği gizlemek nankörlüktür.”
[Ebu Davud]