Kuran ve Ramazan Ayı

Ramazan ayını önemli ve değerli kılan hususların başında son ilahi mesaj Kur’ân’ın bu ayda indirilmeye başlamış olması gelir. İslâm’ın beş temel esasından biri olan oruç ibadeti, bu ayda tutulur. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi Ramazan ayı içerisindedir. Bu ayda yapılan ibadetlere diğer aylara göre daha çok sevap verilir. Bu ay af ve mağfiret, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, bolluk ve bereket ayıdır.

Kur’ân, Ramazan Ayında İndirilmeye Başlanmıştır

Kur’ân’ın Ramazan ayında indirildiği, Bakara Suresinin 185. ayetinde şöyle ifade edilmektedir:

“O Ramazan ayı ki, Kur’ân o ayda indirilmiştir.” (Bakara, 2/185)

Kur’ân- Kerim’in indirilmesi miladi 610 yılında Ramazan ayının Kadir Gecesi’nde sabaha karşı, Hira’da ibadetle meşgul olduğu sırada, vahiy meleği Cebrail’in Peygamberimize Alak suresinin ilk beş ayetini getirmesiyle başlamıştır.  Duhân suresinin ikinci ve üçüncü ayetlerinde Kur’ân’ın mübarek bir gecede indirildiği bildirilmektedir:

“Hâ Mîm. Apaçık olan kitaba yemin olsun ki, biz onu (Kur’ân’ı) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz, insanları uyarıcıyız.” (Duhân, 44/1–3)

İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre, ayette sözü edilen “mübarek gece” Kadir Gecesi’dir. Kur’ân’ın Kadir Gecesi’nde indirildiği ise Kadir suresinde açıkça bildirilmiştir.

“Şüphesiz, biz onu (Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik.”

Kur’ân’ın Hz. Peygambere verilmesi “inzal” ve “tenzil” kelimeleri ile ifade edilmektedir.  Kur’ân’ın Ramazan ayında mübarek bir gece olan Kadir Gecesi’nde “inzal” edildiğinin bildirilmesi genel olarak iki şekilde izah edilmiştir:

Kur’ân Kadir Gecesi’nde, bir defada Levh-i Mahfuzdan, dünya semasına (Beytü’l-İzze’ye) indirilmiş, buradan da 23 senede Peygamberimize verilmiştir. Kur’ân-ın Levh-i Mahfuz’da bulunduğu Bürûc suresinin 21–22. ayetlerinde açıkça bildirilmektedir:

“Hayır, o (kitap), şanı yüce bir Kur’ân’dır. O, Levh-i Mahfuz’dadır.”

Kur’ân’ın Beytü’l-İzze’ye toptan indirildiğini ve buradan Peygamberimize peyderpey verildiğini sahabeden Abdullah ibn Abbas söylemiştir:

“Kur’ân, Kadir Gecesi’nde yakın semaya toptan bir seferde indirildi, bundan sonra yirmi senede (peyderpey Hz. Peygamber’e) indirildi.”

“Kur’ân Ramazan ayında indirildi”, “mübarek bir gecede indirildi” ve “Kadir Gecesi’nde indirildi” demek, Kur’ân bu ayda indirilmeye başladı demektir. Kur’ân’ın tamamı zikredilmiş bir kısmı kastedilmiştir. Belagat ilminde buna “mecaz-i mürsel” denir. Bakara suresinin başında olduğu gibi birçok ayette, Kur’ân’ın bir parçasına da “Kitap” ve “Kur’ân” denilmektedir. Kur’ân’ın toptan değil ayet ayet, sure sure indirildiği Kur’ân’da açıkça bildirilmektedir:

“İnkâr edenler, “Kur’ân, ona bir defada toptan indirilmeli değil miydi?” dediler. Biz, Kur’ân’la senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle parça parça indirdik ve onu (sana) ağır ağır okuduk.” (Furkan, 25/32)

“Biz Kur’ân’ı, insanlara dura dura okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.” (İsrâ, 17/106)

Ayetler, hem Kur’ân’ın parça parça indirildiğini hem de parça parça indirilmesinin gerekçesini beyan etmektedir. Kadir Gecesi’nin Ramazan ayı içerisinde olduğu ayetle sabittir. Ancak Ramazan ayının kaçıncı gecesi Kadir Gecesi’dir, kesin olarak belli değildir, bu konuda ittifak da yoktur. Ancak ağırlıklı görüş, Kadir Gecesi’nin Ramazan ayının 27. gecesi olduğu yönündedir.

Kur’ân bütün insanların kılavuzu, yol göstericisidir. (Bakara, 2/185) İnsanları en doğru olana iletir. (İsrâ, 17/9) Okunması ibadettir, her harfine bir hasene/güzel amel sevabı verilir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.),

“Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa ona on hasene (sevabı) verilir. Haseneye (güzel amele) on katı ile mükâfat verilir. Size elif lam mim bir harftir demiyorum. Elif bir harf, lam bir harf, mim bir harftir.” (Tirmizî, “Fedâilü’l-Kur’ân”, 16) buyurmuştur.

Her Müslümanın bu emirlere uyarak Kur’ân’ı öğrenmesi ve sürekli okuması gerekir. Bu emri yerine getirenler ilahi övgüye mazhar olurlar. Çünkü Yüce Allah Kur’ânı okuyanları övmektedir:

“Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler. Allah kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar.) Şüphesiz o Allah, çok bağışlayandır, Şükrün karşılığını çokça verendir.” (Fâtr, 35/29–30)

Peygamberimiz,  “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir” (Tirmizî, “Fedâilü’l-Kur’ân”, 15) anlamındaki hadisi ile Kur’ân’n okunmasını ve hükümlerinin öğrenilmesini teşvik etmektedir.

Yine sevgili Peygamberimiz Kur’ân’ öğrenen, okuyan, emir ve yasaklarına riayet eden kimselerin en hayırlı ve en faziletli kimseler olduğunu, okunan Kur’ân’ın kıyamet gününde sahibine şefaatçi olacağını bildirerek müminleri Kur’ân öğrenmeye ve okumaya teşvik etmiştir:

“Kur’ân’ı öğrenin ve okuyun.” (Tirmizî, “Fedâilül-Kur’ân”, 2)

Kur’ân’ı okumaktan maksat, onu anlamak, anlamaktan maksat hükümlerini uygulamaktr. Allah’n kelamını okumak, onun ışığından yararlanmak her Müslümanın en büyük arzusu olmalıdır. Kur’ân’ı okumanın amacı hayatımızı ondaki ilahî emir ve yasaklara uydurmaktır. Bunun için de Kur’ân’ı anlamak ve üzerinde gereği gibi düşünmek gerekir. Kur’ân’ı anlamaksızın onun sadece metnini okumak sevap olmakla birlikte asıl amaç onu anlamak ve uygulamaktır. Kur’ân, asla dünyalık amaçlarla okunmamalı, bir kazanç aracı yapılmamalıdır. Kur’ân’ın inmeye devam ettiği süreçte sahâbîler inen sure ve ayetleri titizlikle takip eder, onları öğrenir ve hükümlerini uygulamaya koyarlardı. Anlayamadıkları, tereddüt ettikleri yerleri Rasûlullah’a sorarlardı.

Peygamberimiz, “Ahir zamanda Kur’ân-ı okuyan, ancak okudukları gırtlaklarını aşmayan bir topluluk gelecektir.” (Ahmed, II, 621 ) buyurmuştur. Kur’ân’ı orijinal metninden anlamak Arapça’y ve Kur’ân’a has bazı ilimleri bilmeyenler için mümkün değildir. Ancak, bu gibi kimseler Kur’ân meallerinden ve tefsir kitaplarından yararlanabilirler.

Kur’ân’ın Ramazan ayında indirilmeye başlanması itibariyle Müslümanlar bu ayda Kur’ân okumaya daha fazla önem verirler, evlerde ve camilerde mukabele ve hatimler okurlar.

“Mukabele”, Kur’ân’ı birinin yüzünden veya ezbere okuması diğerlerinin de onu Kur’ân’dan veya ezbere takip etmesi veya dinlemesidir. Mukabele geleneği, Peygamberimiz ile vahiy meleği Cebrail’in uygulamasına dayanır. Cebrail, her yıl Ramazan ayında inen Kur’ân ayetlerini Peygamberimize okuyarak arz eder, böylece yazılan ve ezberlenen Kur’ân bölümleri kontrol edilirdi. Cebrail, Kur’ân’ı Peygamberimize vefat ettiği yılın Ramazan ayında iki defa arz etmişti.

Üç Aylar Orucu

Yarın Regaib Kandili kutlanacak ve üç aylar başlayacak. Üç ayların ilk ayı da ‘iyilik ayı’ olarak nitelenen Recep ayıdır. Hz. Muhammed üç aylarda bol bol nafile orucu tutardı. Ancak 3 aylarda kaç gün oruç tutulur sorusunun kesin bir yanıtı yok.  Hz. Peygamber  bu ayda bol bol nafile oruç tutardı. İbn Abbas der ki; “Efendimiz, Recep ayında o kadar çok oruç tutardı ki hiç iftar etmeyecek sanırdık. Bazen de Recep ayında oruca o kadar ara verirdi ki hiç tutmayacak sanırdık.”

Peygamberimiz, bu ayda sık sık oruç tutarak nafile oruca teşvik ederdi. Bazen de tutmayarak bu ayın Ramazan orucuna benzetilmesine engel olurdu. Denilir ki Hz. Nuh bu ayda gemiye bindi. Ve bu ayın tümünü oruçlu geçirdi. Hz. Aişe der ki; Peygamberimiz perşembe ve pazartesi günkü oruca önem verirdi. O şöyle buyururdu: “Bu iki günde ameller Yüce Rabbe iletilir. Ben de bu esnada oruçlu olmayı severim.”

Üç ayların başlangıcı olan Regaip Kandili ve önemiyle başlayalım.  Regaip Kandili üç ayların başlangıcı olmanın ötesinde tövbe kapılarının sonuna kadar aralandığı bir döneminde müjdecisidir. Regaip kelimesinin manalarından biri ‘pek çok ihsan’ demektir.

Kandil geceleri ‘tövbe kapıları’ açılır : Üç aylarda yer alan kandiller tövbe kapılarının açıldığı çok önemli gecelerdir. Bu dönemler çok istisnai dönemlerdir. Yolu düzeltmek, yanlışları örtmek için önümüze gelen bu fırsatı değerlendirmek gerekir. Kandil gecelerinin ibadeti eşsiz olduğu gibi ihsanı da öyledir. Bu üç aylarda ise Regaip Kandili ile başlayacağımız tövbe ve ihsan fırsat geceleri, Miraç Kandili, Beraat Kandili ve Kadir Gecesi ile sürecek.

Üç ayları karşılama orucu nasıl kaç gün tutulmalıdır? 

Perşembe ve cumayı beraber tutmak uygun olur. Sadece bir gün oruç tutma imkanımız varsa, sadece perşembeyi tutabiliriz. İmam Kurtubi’ye göre gece önce, gündüz sonra gelir. Bu durumda alışkanlık haline getirilmedikçe cuma günü de Kandil için oruç tutulabilir. Hz. Nuh’un Recep ayında gemiye bindiği ve bu günü oruçla geçirdiği rivayetleri vardır.

Recep ayı orucu ne zaman kaç gün tutulur?

İbn Abbas; Efendimizin bu ayda çok oruç tuttuğunu ifade ediyor. Hatta orucu hiç bırakmayacak zannederdik der. Bazen de Recep ayında oruca o kadar ara verirdi ki hiç tutmayacak zannederdik. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle haber verirdi: “Allah’ım Recep, Şaban’ı bize mübarek eyle, bizi Ramazan’a ulaştır.’  Bu gece (Regaip Gecesi’nin gündüzü) oruç tutana birçok sevap haberi verilmiştir.

Rabbimizin rahmeti her zaman vardır. Ama nasıl ki her gece güzel olmakla beraber Kadir Gecesi bin geceye denktir. Ve nasıl ki Kudüs’teki Mescidi Aksa diğer mekanlardan farklıysa Recep ayının ilk perşembesi ve belli zamanlar da öylece özeldir. Bu dört geceye özel rahmet yağar:

– Kurban Bayramı’nın gecesi
– Ramazan Bayramı’nın gecesi
– Şaban ayının 15. gecesi (Beraat Kandili gecesi)
– Recep ayının ilk perşembe gecesi (Regaip Kandili gecesi)

 

Allah tüm dualarımızı kabul etsin. Amin…

 

Mevlid Kandili İbadetleri

Mevlid Kandili ya da Veladet Kandili (Arapça: لیلة مواليد, Mevlid (مولد), Mevlid en-Nebi (مولد النبي), İslam dininin peygamberi olan Muhammed bin Abdullah’ın doğum gecesi ve aynı zamanda Hicrî Rebiülevvel ayının onikinci gecesidir.

Bu Hayırlı Gecede Yapılması Gerekenler:

1. Kur’ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur’ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.

2. Peygamber Efendimiz’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.

4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

5. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.

6. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.

7. Mü”minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.

8. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

9. Kendimizden başka insanları düşünmeli; yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.

10. Namazlar camide kılınmalı; kandil gecesinin akşam, yatsı ve Sabah namazları cemaatle kılınmalı.

11. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.

12. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.

13. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

 

Mevlid Kandilinde Okunacak Dualar:
Hatm-i Enbiya yapmak için, önce 1 Fatiha suresi 3 İhlas-ı şerif okunur. Sonra:

اَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ
Eûzu billahis-semi’ıl-alimi mineş-şeytanir-racim. Rabbi eûzu bike min hemezatiş-şeyatıyn. Ve eûzu bike rabbi en yahdurûnr.

Şu ayet-i celile okunur ve buna göre hareket edilir:

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
صَدَقَ اللهُ الْعَظِيمُ
Bismillahir-rahmanir-rahim. Ya eyyühellezine amenusbirû ve sabirû ve rabitû vettekullahe lealleküm tüflihûn. Sadekallahül-azıym.

Daha sonra şu sıraya göre hatme devam edilir:

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اِنَّ اللهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
صَدَقَ اللهُ الْعَظِيمُ
Bismillahir-rahmanir-rahim. İnnallahe ve melaiketehû yüsallûne alen-nebiy. Ya eyyühellezine amenû sallû aleyhi ve sellimû teslima. Sadekallahül-azıym.
100 kere: Salevat-ı şerife, 500 kere:
رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Rabbena zalemna enfüsena ve in lem tağfir lena ve terhamna lenekûnenne minel-hasirin.
100 kere: Salevat-ı şerife, 500 kere:
رَبِّ اَنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
Rabbi enni messeniyed-durru ve ente erhamür-rahimin.
100 kere: Salevat-ı şerife, 500 kere:
لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَالِمِينَ
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez-zalimin.
100 kere: Salevat-ı şerife, 500 kere:
لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ
La havle ve la kuvvete illa billahil-aliyyil-azıym.
100 kere: Salevat-ı şerife,okunur.

Yemin Bozmak

tesbih

Mü`akide yemininin hangi türünden olursa olsun bozulması, kefareti gerektirir. Kefaret yemin bozulduktan sonra ödenir. Yemin bozulduktan sonra ödenen kefaretin muteber olduğu konusunda ulema arasında hiç bir ihtilaf yoktur. Kefaret ister malla, ister oruçla ödensin mutlaka yemin bozulduktan sonra ödenmelidir. Bozulmadan önce ödenmesi caiz değildir.

Yemin kefareti; gücü yeterse bir köle azad etmek veya on fakiri sabah ve akşam doyurmak ya da on fakiri alışılmış biçimde giydirmektir. Kişi bu üçü arasında muhayyerdir. Ama bunlara gücü yetmezse, peşi peşine üç gün oruç tutar. Orucun arası hayız dahil hiç bir özür sebebiyle kesilmez, kesilmesi halinde yeniden başlanmalıdır. Yemin kefaretinin gereği ve bu şekilde ödeneceği Kur`ân-ı Kerîm`le sabittir ve ayet gayet nettir.

Maide, 5/89:

Lâ yuâhizukumullâhu bil lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhizukum bimâ akkadtumul eymân(eymâne), fe keffâratuhu it’âmu aşerati mesâkîne min evsatı mâ tut’ımûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabeh(rakabetin) fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâm(eyyâmin) zâlike keffâratu eymânikum izâ haleftum vahfezû eymânekum kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihi leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun kefareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki: Bir kul günah işledi ve ‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ dedi Hak Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’ buyurdu Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’ dedi Allahu Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’ buyurdu Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ dedi Allahu Teâlâ da, ‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim’ buyurdu.

Nafile Oruçlar

nafile oruç

Aşağıdaki günlerde oruç tutmak nafiledir:

1- Misafir ve hacda olmayan için, arefe günü oruç tut­mak sünnettir.

2- Muharrem ayının dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmak sünnettir.

3- Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak.

4- Her ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri oruç tut­mak.

5- Şevval ayında altı gün oruç tutmak.

Buna mukabil, nezir veya kaza olmazsa veya dini bir sebep yoksa yalnız cuma ve cumartesi veya pazar günü oruç tutmak mekruhtur.

Nafile orucun mazeretsiz bozulması mekruhtur. Misafir­lik bir mazerettir. Ev sahibi kırılacağı takdirde nafile oruç bozulabilir. Sonra kaza etmesi de gerekmez.

Evli olan kadının kocasından izinsiz nafile oruç tutması mekruhtur.

Daha önce oruç tutmayan kimsenin şabanın on beşinci gününden itibaren oruç tutması da mekruhtur.

Farz-ı ayın ve nezir orucunu bozmak haramdır.

Bayram ve şek günleri oruç tutmak haramdır.