Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz, Resulullah, Hz. Muhammed (SAV)’nin doğum günüdür. Bu yıl 2 Ocak 2015 Cuma’yı 3 Ocak 2015 Cumartesi’ne bağlayan gecede idrak edilir. Mevlid kandilinde nasıl ibadet etmek gerekir, nasıl dua etmek gerekir diye sorabilirsiniz, ancak öncelikle kandili daha yakından tanıyalım.
Mevlid (Doğum Zamanı) Kandili, Rebiülevvel ayının 12. gecesidir. Aslında Peygamber Efendimiz döneminde Mevlid kandili kutlanmamıştır. Hatta Emeviler, Abbasiler dönemlerinde bile Mevlid Kandiline özel kutlama ve ibadet yapılmamıştır.
Umre‘nin ziyaret etmek manasına geldiğini biliyoruz. Biz de 2014’de Temettü Haccına niyet ettiğimiz için öncelikle ihramlı olarak umre yaptık. 29 Eylül Pazartesi öğle namazından önce yaptığımız umrenin ilk şavtının görüntülerine aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.
Gelelim tavaf ve şartlarına: Tavafın 3 şartı bulunuyor.
1) Niyet etmek
2) Tavafı Kabe’nin etrafında saat yönünün tersine dönerek yapmak
Temettu Haccı, ilgili hac mevsiminde, once umre yaptıktan sonra ihramdan çıkıp, sonra tekrar hac yapmak için ihrama girilerek yapılan hac’dır. Temettu Haccında sırasıyla aşağıdaki adımlar uygulanır.
1) Niyet edilir. Mikat sınırında veya önceden niyet edilmesi gereklidir.
2) İhrama girilir.
3) Mekke’ye vardıktan sonra Kabe saat yönününün tersine 7 defa turlanır, yani 7 defa şavt yapılır. Böylece bir tavaf yapılmış olur.
Hac islamın 5 farzından biri. Diğer farzlardan farklı olarak içinde yolculuk da barındırıyor. Durumu yerinde olan her müslümanın hayatında en az 1 defa Hac yapması gerekiyor. Peki durumu müsati olmasına rağmen neden birçok kişi, hem de namazında niyazında olmasına rağmen hac yapmıyor? Şeytan türlü vesilelerle Hac yapmak isteyenleri nasıl kandırıyor.
Bahane 1: Henüz çok gencim. Yaşlanıp dünya hayatından elimi eteğimi çeker öğle giderim. Çünkü hac dönüşünde hacılık misyonuna ters bir hareket yapmak istemem.
Cevap 1: Enbiya 21/35’de, Allah (c.c) diyor ki: “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şet ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.”(Enbiya, 21/35).
Enes b. Mâlik’den rivayet edildiğine göre: “Bir kere Peygamber (a.s.) bir takım çizgiler çizerek şöyle buyurdu: İşte bu çizgi insanın umduğu emelidir. Şu çizgide ecelidir. İnsan uzaktaki emelini beklerken kendisine en yakın olan ecel ansızın geliverir”.
Ecelin ansızın geleceğini biliyoruz ve hepimizin bir gün öleceği gün gibi aşikar. Dolayısıyla ne kadar yıl yaşayacağımızı nereden biliyoruz ki? Bize bu şekilde bir söz verildi mi?
Bahane 2: Çocuğumu evlendireyim, onların mürüvvetini göreyim ondan sonra giderim inşallah.
Cevap 2: Ne alakası var çocuk evlendirmek ile hac yapmanın. Rızkı veren Allah (c.c) tabiiki evlenen yardım edecektir. Acziyetimizin ve fakrımızın dışında yapabileceğimiz bir şey olmadığı halde neden hac parasını evlilik için saklamak ister anne ve babalar.
İmam Gazali ve Tırmizi’nin rivayet ettiği 2 hadis durumu çok iyi açıklıyor.
Kim (kendisine hac farz olduğu halde) hac etmeden ölürse, o kimse ister Yahudi olarak, isterse Hıristiyan olarak ölsün.” (Gazali, İhya, 1/264) “Kim, azığa ve kendisini Allah’ın evine ulaştıracak bir bineğe sahip olduğu halde haccetmezse, ha yahudi ha hıristiyan olarak ölmüş, farketmez.” (Tirmizi, Hac, 3).
Bahane 3:Hele şu borcum bitsin, elim biraz bollaşşsın giderim.
Cevap 3:Haccın şartlarından biri de “geçim ihtiyacından fazla olarak hacca götürüp getirecek ve geride kalanlara yetecek kadar, helal parası olmak.”tır.
İnanın o vakti beklerseniz ne kadar zengin olursanız olun hacca gitmeyi hep ertelersiniz. Şeytan zaten türlü türlü harcamalarla sizin Hac yapmamanız için elinden geleni ardına koymayacaktır.
Size yeni bir ev aldırır ve taksitleriyle uğraşırsınız.
Telefonunuz iyiyken size yeni bir “IPhone 6 aldırır”. Birden 2.000 TL üstü paranız gider.
Hac parasıyla aslında neler yapabileceğinizi size hatırlatır. Örneğin ortalama 2 haftalık bir hac 25.000 – 30.000 TL arasında değişiyor. Bu paketi de genel de çalışan ve 2 haftadan fazla vakti olmayanlar değerlendiriyor. Bu kişilere Şeytan “Bu parayla aslında Anadolu’da süper bir ev alabilirsin”, “Neden arabanı değiştirmiyorsun, düşünsene seninkini satıp üstüne jeep alabilirsin”, “Önce bir dünya turu yap, bak çok çok daz ucuza malolur”, “Çocuğun okul taksidi var, omun geleceği ne olacak” gibi bahaneler gösterir.
Unutmayın ki Hac yapacak kadar ve sonrasında geride bakmakla yükümlü olduklarınızla ilgilenecek kadar paranız varsa ivedilikle Hac yapmalısınız. Tabii burda geride kalanlara bakma konusunu da detaylandırmak lazım. Herkesin konfor seviyesi farklıdır. Burada ölçü Resulullah Hz. Muhammed (SAV)’dir.
Hacerülesved‘in ne olduğu ve biz Müslümanlar için önemini bir önceki yazımızda belirtmiştik. Bu makalede’de “Kabe Hakemliği” meselesini anlatacağız.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) henüz 35 yaşlarındaydı ve peygamberlik kendisine gelmemişti. Mekke’deki bir kadın, Kâbe Hareminde buhurdanlıkta Öd ağacı yaktığı sırada, buhurdanlıktan sıçrayan bir kıvılcımdan Kabe’nin kat kat olan örtüsü tutuşup tamamı ile yanmış, bu yüzden duvarlar da her taraftan gevşeyip çatlamıştı. Zaman, zaman sahilden gelen sel baskınları ile de Kabe’nin tabanı ve duvarları da iyice yıkılacak duruma gelmişti.
Dolayısıyla Kureyşliler Kâbe’nin duvarlarını onarıp sağlamlaştırmak ve üzerine de, tavan eklemek istiyorlar, fakat yıkmağa kalkıştılları takdirde azaba uğrayabileceklerinden korkuyorlar, aralarında düşünüp duruyorlardı.
Bu sırada inşaat malzemesi yüklü bir gemi Cidde sahillerinde parçaland ve bunu fırsat bilen Kureyşliler aralarında yardımlaşarak bu batan gemiden Kâbe inşası için gerekli malzemeleri satın aldılar. Böylece Kabe’nin inşaatı veya rekonstrüksiyonu başlamış bulundu.
Hacerülesved taşı yerine konulacağı zaman kabileler, birbirleriyle anlaşamadılar. Hatta bu iş o kadar ilerledi ki, kabileler arası kavgaya ramak kaldı. Kureyşiler, bu durumda dört veya beş gece beklediler. Sonrasında Kureyşin yaşlılarından Ebu Ümeyye b. Mugire bir teklifte bulundu; Teklifine göre, mescidin kapısından giren ilk kişi bu taşı koymak için hakem olacaktı. Bütün kavmin büyükleri bu teklifi kabul ettiler.
Tam bu sırada peygamberimiz içeri girdi, bütün Kureyşliler el çırparak El-Emin olan Sevgili Peygamberimizin hakemliğine razı olduklarını belirttiler.
Allah Rasulü’de cübbesini çıkardı, yere serdi, Hacerülesved‘i cübbenin üzerine koydu. Hz. Peygamberimiz de hakemlik yaparken bütün kabilelerden birer kişi alarak onu konulacak yere getirttikten sonra mübarek elleriyle taşı kaldırdı ve yerine koydu. Böylece çok ciddi bir ihtilaf önlendi.