Esma-ül Hüsna “Es-Selam”

 

ES-SELAM: Kullarını selamete güvene çıkaran, cennetteki mümin kullarına selam veren O’dur. Es-selam esmasının ebced değeri 131’dir. İnsanlar selamlaşma sırasında Allah’ın bu ismiyle selamlaşırlar. Es-selam ismi şerifinin zikir vakitleri sabah gün doğduğu vakit ve ikindinin son vaktidir. Bu ismi şerif zikir saati olan vakitlerde ve her vakitte ‘Es-Selam – Ya-Selam’ diyerek okunur.

 Es-selam İsminin Faziletleri

Es-selam ismi şerifini devamlı okuyan kimse her türlü felaketten korunur, Allah’ın himayesine girer ve koruma altına alınmış olur.

Her namazın arkasından “Ya Selam” isminin zikrine devam eden kimse adalet ve selamete ulaşır, emniyet ve güvende hisseder, Allah böyle kimseleri her türlü zulümden ve kötülükten korur.

“Ya Selam” ismi şerifi, eceli henüz gelmemiş bir hastaya her gün 131 defa okunursa hastalık kısa bir süre içerisinde iyileşir ve hasta sağlığına kavuşur.

Cuma ezanı okunduğu sırada “Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Selamün kavlen min Rabbi’n-Rahim ” okuyup ardından 17161 kere “Ya Selam” ismini zikredenin dileği hayırlı bir vakitte gerçekleşir.

Her türlü sıkıntı ve dertten selamete çıkmak için ve korkulardan korunmak için her gün 131 defa “es-Selam” diyerek zikretmek gerekir.

Bekar bir kimse günde 131 defa ‘Ya Selam’ ismini zikre devam ettiği takdirde ona hayırlı bir vakitte evlilik nasip olur. Evli olan bir kimse okursa eğer bir ömür mutlu bir evlilik sürer.

 Selam İsmi Geçen Kur’an Ayetleri

“Siz bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.”
Nisa- 86

“Allah ve melekleri, Peygamber’e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.”
Ahzab-56

“Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin.”
Nur-61

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip ( izin alıp) ev sahiplerine selam vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır.”
Nur, 24/27

“O öyle Allah’tır ki, O’ndan başka tapılacak yoktur. Öyle melik ki, mukaddestir, selamete erdirendir, güven verendir, görüp gözetendir, onurludur, dilediğini ister istemez zorla yaptırandır, her hususta büyüklüğünü gösterendir, Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir.”
Haşr-23

“Ayetlerimizi iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: ” Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tevbe eder, kendini düzeltirse ( bilmiş olun ki) o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
En’am, 6/54

“Allah selam yurduna (cennete) çağırıyor ve dilediğine de bir doğru yola hidayet buyuruyor.”
Yunus-25

“Sabretmenizden dolayı size selam olsun. Dar-ı dünyanın ( dünya yurdunun) akıbeti ( sonucu) ne güzel.”
Ra’d-24

“Orada onların duaları, “Sen bütün noksan sıfatlardan uzaksın Allahım!” karşılıklı iyi dilekleri de “selam” şeklinde olacaktır. Ve duaları, “Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun” diyerek son bulur.”
Yunus- 10

“İman edip salih ameller işleyenler ise, Rablerinin izniyle içinde sürekli kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetlere konulurlar. Oradaki dirlik temennileri ‘selam!’ dır.”
İbrahim – 23

Gece Vaktinden İstifade Etmek

Gece Namazı

cami-dua

Kalp ehli için gecenin sükunetinden daha feyizli bir zaman olamaz. Geceleri belli miktarda uyanık geçirerek onun feyz ve bereketinden is­tifade etmek gereklidir. Bu hususta ayetlerde şöyle buyrulur:

O muttaki kimseler, geceleri namaz kılmak ve istiğfar etmek için yanlarını yataklarından kaldırırlar… Rablerine, azabından korkarak ve rahmetini umarak dua ederler (muratlarını isterler, yalvarırlar). Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da hayır yollarına infak ederler.” (Secde 32/16)

Gecenin bir kısmında O’na secde et! Gecenin uzun bir bölü­münde de 0nu teşbih et!” (İnsan 76/25-26)

Cenab-ı Hakk’ın geceye verdiği kıymet ve onun içine yerleştirdiği sırlar, sayısızdır. Bu hususta Rabbimizin: “Geceye ve gecenin içinde olan şeylere andolsun ki...” (Duha 93/2); “Sükuna erdiği zaman geceye andolsun ki…” (Duha 93/2) ve “Kararmaya yüz tuttuğun­da geceye; ağarmaya başladığında sabaha andolsun!” (Tekvir 81/17-18) şeklinde kasem buyurmasındaki sır, idrakimize ve gönlümüze nice hakikatleri seyrettirmek için açılan ilahi bir penceredir.

Olgunluğa erişmiş müminler için geceler, derunundaki sükunet ve feyz dolayısıyla müstesna bir ganimettir. Bu ganimetin kıymetini layıkıyla bilenler -bilhassa gece yarısından sonra- bütün mahlukatın istirahate çekilerek alemi derin bir sükunetin kapladığı hengamda, dua, ibadet ve Hakk’a yanık ilticaların kabulü için Rablerine teveccüh etmenin feyizli zeminini bulurlar. Gece ve seherleri uyanık geçirmek hususunda Cenab-ı Hak. kendisinden sakındıkları için ilahi nimetlere mazhar olacaklarını beyan ile medhettiği o bahtiyar kullan hakkında şöyle buyurur:

Onlar geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.(Zariyat 51/17 18)

Diğer bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

(Ey peygamber-i ekber!) O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor ve secde edenler arasında dolaşmanı da… (Şuara 26/218-219)

Gece namazı ve teşbihleri, yar ile buluşup sohbet etme ma­hiyetini taşır. Herkes uyurken uyanık olmak, Mevla-yı Müteal’in rahmet iklimine girerek, mağfiret, muhabbet ve marifet meclisine dahil olan müstesna kullarından olmak demektir.

Eğer bir mümin, geceyi gayeli kullanabilir ve zikrin ruhaniyetinden nasip alabilirse gecesi gündüzünden manen daha aydınlık ve hayırlı olur. Lakin gayesiz ve uykuya mahkum olarak geçirilen bir gece ise taşa, de­nize ve çöle yağan yağmur gibi semeresiz ve telafisi zor bir kayıptır.

Seherde başlayan tevhidin ruhaniyeti günlerimizi ve gönüllerimizi ihata ederse son nefesimiz yani dünyadaki her şeye büyük veda demek olan ölüm de, kelime-i tevhidin ruhaniyeti ile inşallah bir “şeb-i arus’ a dönüşür.

Bütün bir geceyi uykuyla geçirmeyip arada bir kalkmanın insan vü­cudu ve sıhhati için ehemmiyeti de tıbbi bir gerçektir. Hakikaten uzun bir uykudan uyananlar baş ağrısından muzdarip olurlar. Bu, uyurken ne­fes alıp vermenin yavaşlaması ve beynin kafi miktarda oksijenle beslenememesinin bir neticesidir. Uykuyu bölenler, fiili hareketlerle nefes alıp vermeyi normalleştirdiklerinden, az bir uykuya rağmen yatakların­dan daha zinde kalkarlar. Diğer taraftan bilhassa ihtiyarlarda ölümler daha ziyade sabaha karşı vaki olur. Bundan dolayı doktorlar, seher vaktine “ölüm saati” adını verirler. Bunun sebebi uykunun en derin ol­duğu saatte kalbin çalışmasının yavaşlamasıdır. Bu saatte uyananlar -üs­telik bir de soğuk suyla abdest alırlarsa- bütün vücut fonksiyonlarını normalleştirmiş olurlar. Dinin emirleri bu gibi dünyevi faydalar için ol­mayıp Allah’a kulluğu gerçekleştirmek maksadıyla vaz olunmuşlarsa da onların her birinde böyle dünyevi faydalar da mevcuttur. Namaz, oruç vs. ibadetler içinde böyle sayısız dünyevi hikmetler ve menfaatler vardır. Fakat tabiatı ile bunlar o ibadetlerin varlık sebebi değil, birer yan tesiri mesabesindedirler.