Orucun Faziletleri

Orucun dünyevi ve uhrevi pek çok fazileti vardır. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” müjdesi bu gerçeği bizlere göstermektedir.

Oruç, kulların, Rabbine karşı samimiyetlerinin bir göstergesidir. Orucun mükafatı ise Rabbimizin sonsuz lütfu ve bereketidir. Bir hadiste Efendimiz “Adem oğlunun her ameli katlanır. Bir iyilik yedi yüz misline kadar katlanabilir. Yalnız oruç müstesna. Çünkü onun mükafatını Allah verecektir. Oruçlu iken iki ferah vardır. Birincisi iftar zamanının sevinci, diğeri Rabbine ulaştığı zamanki sevinçtir” buyurarak halis niyet ile tutulan orucun önemine dikkat çekmiştir.

Oruç, dayanışmayı ve yardımlaşmayı öğreten bir ibadettir. Oruç, zenginin, fakir olanı bir nebze de olsa anlaması ve Efendimizin (s.a.v.) “komşusu aç iken kendisi tok olmak (mümine) yakışmaz” buyruğuyla inşa ettiği yardımlaşma medeniyetini idrak etmesidir.

Oruç sabırdır. Oruçlu kimse, önündeki yiyecek ve içecekten uzak dururken, yeri gelir kendisine yapılan olumsuz davranışlara edep ile karşılık verir. Çünkü oruçlu insan, sadece midesiyle değil her azasıyla oruç tutar. “Oruçlu kendisi ile dalaşmak isteyene iki defa ben oruçluyum desin. Cenab-ı Hakk’a yemin ederim ki oruçlunun açlık kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha temizdir.”

Oruç, kalkandır. Dünyevi arzulara ve nefsimize karşı güçlü bir bağışıklık sistemidir. Bu anlamda oruç, bütün vücudun, Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına uymasının adıdır. Aksi takdirde oruç tutmanın, açlıktan başka insana hiçbir etkisi olmaz. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), “Nice oruçlular vardır ki, onların orucu sadece açlıktır.”  buyurarak bu hakikate dikkat çekmektedir.

Orucun diğer ibadetlerden en büyük farkı ise gösteriş için yapma ihtimalinin çok az olmasıdır. Bu yüzden mümini riyaya sürükleme gibi bir tehlikesi yoktur. Ayrıca orucun kazası da yoktur. Mazereti olmayan yetişkin tüm Müslümanlara oruç farzdır. Resulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Kim mazeretsiz olarak Ramazan’da bir gün oruç yerse, ebediyen oruç tutsa da onu kaza etmiş olmaz.”

Ayrıca farz olan Ramazan orucunu kasten bozmak büyük günahlardan sayılır. Ramazan ayı içerisinde, oruçlu olması gerekirken kasten yiyip içen kimse arka arkaya olmak şartıyla altmış gün oruç tutmak zorundadır. Nitekim Resul-i Ekrem şöyle buyuruyor: “Kim Ramazan ayında orucunu bozarsa; onun üzerine, zıhar yapan kimsenin üzerine lazım gelen şey (Kefaret) gerekir.”

Orucun sünnetleri:

1) Sahuru geciktirmemek ve uykuyu bölerek sahur yemeğini yemek.

2) İftarı akşam namazından önce ve hurma ya da suyla açmak.

3) Ramazan ayı içerisinde iftardan önce sadaka vermek.

4) Ramazan ayının son on günü itikafta olmak.

5) Öğlenden sonra misvak kullanmamak.

 

Dünya ve Ahiret Dengesi

Osman Bin Mazun(İslam dininin ortaya çıkmasından sonra ilk Müslüman olan 13. kişidir.), Medine’de mistik bir dini hayata yöneldiği zamanlar kendisi gibi düşünen bir grup insanla bir araya gelerek bekar olanlar evlenmeyecekler, evlenmiş olanlar dünyaya dalmayacaklar, bütün gece namaz kılacaklar, bütün gün oruç tutacak diye karar aldılar. Aldıkları bu karardan sonra geceleri hep ibadetle, gündüzleri de hep oruçla geçiriyorlardı. Bu sebepten dolayı evlerini de ihmal ettiklerinden aileleri de zor vaziyette kalıyorlardı.

Bir gün Osman’ın hanımı Havle, Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in hanımlarına Osman’ın bu halini anlattı. Durumu öğrenen Efendimiz hemen Osman’ın bu anlayışına müdahale etti:

“Osman” dedi, “sizin içinizde Allah’ın emirlerini en çok yerine getiren kimdir?”

“ Sensin ya Resulullah”, dedi Osman. Efendimiz, bunun üzerine;

“Öyle ise, ben geceleri namaz kılıyorum ama uyuyorum da. Gündüzleri oruç da tutuyorum; ama yiyorum da. Aile hayatımı yaşıyorum, ama onları ihmal etmiyorum da. Yani hem dünyama çalışıyorum; hem de ahiretime. Sizin her şeyi terk edip de kendinizi yalnızca ahirete yöneltmeniz benim tebliğ ettiğim dinde yoktur.” buyurdu ve ikazını şöyle bağladı:

“Osman, senin üzerinde ailenin hakkı vardır. Nefsinin de, çocuklarının da. Her hak sahibine haklarını vermeye mecbursun!”

Ashab arasında duyulan bu ikaz, herkesin kendini toplamasını sağlamıştı. Her aile reisinin üzerinde, ailesinin, nefsinin ve çocuklarının hakkı vardır. Her hak sahibine haklarını vermeye mecburdur.

11 Ayın Sultanı”Ramazan”

Ramazan ayı sayısız faziletlerle dolu bir aydır. Ramazanın diriltici özelliği, bütün insanlığı hidayete ve mutluluğa ulaştırmak için yeryüzüne gönderilen Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmeye başlamasından, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin bu ay içerisinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İslam’ın şartlarından biri olan oruç ibadeti de bu aya has bir ibadettir.

Mekke döneminde daha çok iman ve ibadet konularıyla ilgili ayetler inerken, hicretten sonra ise ibadet, sosyal ve iktisadi hayatla ilgili ayetler inmeye başlamıştır. Ramazan ayında oruç tutmayı emreden ayetler de bu zamanda inmeye başlamıştır. Şöyle buyruluyordu:

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.” (Bakara, 183)

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. “(Bakara, 185)

Medine’de oruç tutulmaya başlandığı zamanlar Peygamberimiz (s.a.v.), sahabenin geceleri de namazı kılmalarını istiyordu. Abdurrahman b. Avf’ın anlattığına göre; Resulullah şöyle buyurdu;

 “Şüphesiz izzet ve celal sahibi Allah, ramazan orucunu farz kıldı; ben de o ayda gece namazını (teheccüdü/teravihi) sünnet kıldım. Kim ihlasla o ayın orucunu tutar ve gecesinde ibadeti eda ederse günahlardan kurtulur, tıpkı annesinin onu doğurduğu gün gibi olur.”

Medine’de İmsak ve İftar

Oruç, gündüz yapılan bir ibadettir. Buna göre fecr-i sadık ile imsak vakti başlar ve güneş batıncaya kadar bu ibadet devam eder. Allah Kur’an’da bunu şöyle açıklar: “…Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.” (Bakara,187)

Ramazan aylarında Medine’de imsak için iki ezan okunurdu. Birisi imsaktan önceydi ki bu ezanın amacı teheccüd namazı kılanlar, imsak vaktinin yaklaştığını anlasınlar ve sahur yemeklerini yesinler diyeydi. Bu ilk ezanı Bilal-i Habeşi okurdu. İmsaktan sonra da, oruç ve sabah namazı vaktinin başladığını ilan etmek için ikinci defa ezan okunurdu. İkinci ezanı okumak ise Abdullah b. Ümmi Mektum’a aitti.

Peygamberimiz (s.a.v.) iftarda acele edilmesini ister ve iftarın hurma veya su ile yapılmasını tavsiye ederdi. Enes b. Malik şöyle anlatır: “Efendimiz akşam namazını kılmadan önce birkaç taze hurma ile eğer yoksa kuru hurma ile iftar ederdi. O da yoksa su ile orucunu bozardı.”  Peygamberimiz (s.a.v.) “Her oruçlunun iftarını açtığında reddedilmeyen bir duası vardır” diyerek herkesin iftarını açarken dua etmesini isterdi. Kendisi de ellerini açarak; “Allah’ım, senin için oruç tuttum. Senin verdiğin rızık ile iftarımı ettim!” diye dua ederdi.  Ayrıca “Her kim bir oruçluya iftar yemeği yedirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir.”  diyerek iftar sofrasına başka insanların da çağrılmasına ve akraba ve tanıdıklarla beraber iftar edilmesine teşvik ederdi.

Ramazan Ayında yapılacak diğer ibadetler

Ramazan ayı bilindiği üzere Kur’an Ayı’dır.  Her bir Kur’an harfine normal zamanlarda on sevap yazılırken Ramazanda binlerce sevap verilir. Her Ramazan ayında Cebrail (as) Kur’an’ı baştan sonra okur Efendimiz (s.a.v) dinlerdi. Sonra da Peygamber Efendimiz mescitte sahabelere okur Hz. Cebrail de yanında bulunurdu. Bu hadiseye “arda” denilirdi.

Ramazan ayında verilen sadaka en faziletli sadaka hükmünde olduğu için bol bol sadaka vermeliyiz. Hz. Enes’ den (ra) rivayetle: “En faziletli sadaka, Ramazan ayında verilendir.”

İbn-i Abbas Resulullah’tan (s.a.v) Ramazan’da her gün okunabilecek duaları nakletmiştir.

  1. Gün: Allah’ım! Bu günde tuttuğum orucu gerçek oruç tutanların orucu gibi ve ibadetimi gerçek ibadet edenlerin ibadeti gibi kıl; bu günde beni gafillerin uykusundan uyandır; suçumu bu günde bağışla; ey alemlerin ilahı! Affet beni, ey suçları affeden. Rabbim!
  2. Gün: Allah’ım! Bu günde beni kendi hoşnutluğuna yakınlaştırıp, gazap ve azabından uzaklaştır. Bu günde ayetlerini okumaya beni muvaffak kıl; rahmetin hakkına ey merhametlilerin en merhametlisi.
  3. Gün: Allah’ım! Bu günde bana zeka ve uyanıklık hali ver; beni cahillik ve batıl işlerden uzaklaştır. Bu günde indirdiğin her hayırdan bana da bir nasip ayır; cömertliğin hakkına ey cömertlerin en cömerdi!
  4. Gün: Allah’ım! Bu günde emrini uygulamak için beni güçlendir; bu günde zikrinin güzel tadını bana tattır; kereminle beni bu günde şükrünü eda etmek için hazırla; bu günde hıfzın ve örtünle beni (günah ve beladan) koru; ey basiretlilerin en basiretli!
  5. Gün: Allah’ım! Bu günde beni mağfiret dileyenlerden, sana itaat eden salih kullarından ve mukarreb velilerinden kıl; lütuf ve şefkatin hakkında ey merhametlilerin en merhametlisi!
  6. Gün: Allah’ım! Sana karşı işlediğim günahtan ötürü bu günde beni yalnız bırakma; azap kırbacınla beni cezalandırma; bu günde gazabına vesile olacak şeylerden beni uzaklaştır; lütfun ve nimetlerin hakkına, ey şevkli insanların en büyük arzusu!
  7. Gün: Allah’ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaştır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeği bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanları hidayet eden!
  8. Gün: Allah’ım! Bu günde öksüzlere merhamet etmeyi, fakirlerin karnını doyurmayı, karşıma çıkan herkese selam vermeyi ve değerli insanlarla oturup kalkmayı bana nasip eyle; iyilik ve ihsanınla, ey arzu edenlerin sığınağı
  9. Gün: Allah’ım! Bu günde geniş rahmetinden beni nasipsiz bırakma; açık delil ve burhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey şevkli insanların arzusu!
  10. Gün: Allah’ım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!
  11. Gün: Allah’ım! Bu günde iyilik ve ihsanı bana sevdir; fısk ve günahtan beni nefret ettir; gazabını ve cehennem ateşini bana haram kıl; yardımınla ey imdat isteyenlerin imdadı!
  12. Gün: Allah’ım! Bu günde örtü ve iffetle beni ziynetlendir; bugün kanaat ve elde olana yetinme libasını bana giydir; beni bu günde adalet ve insafa sevk et ve korktuğum her şeyden beni emniyete al; koruma ve ismetinle; ey korkanları koruyan Rabbim!
  13. Gün: Allah’ım! Bu günde beni (maddi ve manevi bütün) kir ve pisliklerden temizle; bu günde olması takdir edilen olaylara karşı beni sabırlı kıl. Bu günde takvalı olmaya ve iyi insanlarla arkadaşlık yapmaya beni muvaffak eyle; yardımınla, ey zavallı ve miskin insanların göz nuru!
  14. Gün: Allah’ım! Bu günde ayak sürçmelerimden dolayı beni cezalandırma; hata ve yanlışlarımı bağışla. Bu günde beni bela ve afetlerin hedefi etme; izzetinle, ey Müslümanların izzeti!
  15. Gün: Allah’ım! Bu günde bana huşu ehlinin itaatini nasip eyle; mütevazı insanlar gibi dönüş yapıp tövbe etmemle göğsümü genişlet; emanınla, ey korkanların emanı ve güveni!
  16. Gün: Allah’ım! Bu günde iyi insanlarla arkadaş olmaya beni muvaffak kıl ve kötü insanların arkadaşlığından beni uzaklaştır. Rahmetinle bana ebediyet ve sükunet yurdu olan cennette yer ver; ilahlığın hakkına, ey alemlerin ilahı!
  17. Gün: Allah’ım! Bu günün seherlerinin bereketlerinden yararlanmak için beni uyandır; nurların ışığıyla kalbimi aydınlat ve bütün uzuvlarımı bu günün eserlerinden, bereketlerinden yararlandır; nurun ile ey ariflerin gönüllerini aydınlatan!
  18. Gün: Allah’ım! Bu günün bereketlerinden nasibimi bol et; hayırlarına ulaşma yolumu kolaylaştır; iyi amellerinin kabulünden beni mahrum bırakma; ey apaçık hakka hidayet eden Rabbim!
  19. Gün: Allah’ım! Bu günde cennet kapılarını aç; cehennem kapılarını kapat; bu günde Kur’an okumaya beni muvaffak kıl; ey müminlerin kalplerine sükunet ve huzur indiren Yüce Allah!
  20. Gün: Allah’ım! Bu günde beni hoşnutluğuna götürecek bir kılavuz kıl bana; bu gün Şeytan’ı bana ulaştıracak hiçbir yol bırakma; benim yerleşeceğim ve rahat edeceğim yeri cennet kıl; ey arayanların hacetlerini yerine getiren Rabbim!
  21. Gün: Allah’ım! Fazl-ü rahmetinin kapılarını bugün yüzüme aç; bu günde bereketlerini üzerime indir ve beni hoşnutluğuna vesile olacak şeylere muvaffak kıl; beni cennetlerinin ortasına yerleştir; ey perişanların duasını kabul eden Allah!
  22. Gün: Allah’ım! Bu günde beni günah ve kusurlardan beni yıkayıp temizle; kalbimin imtihanında bana kalplerin takvasını ver; ey günahkarların sürçmelerini bağışlayan Rabbim!
  23. Gün: Allah’ım! Bu günde seni razı edecek şeyleri senden diliyor ve seni rahatsız edecek şeylerden sana sığınıyorum. Allah’ım! Bu günde sana itaat edip karşı gelmemek için senden tevfik ve yardım diliyorum; el açıp dilenenlere cömert davranan Rabbim!
  24. Gün: Allah’ım! Beni bu günde velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu -Muhammed Mustafa’nın (s.a.v)- sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygamberlerin kalplerini koruyan Yüce Allah!
  25. Gün: Allah’ım! Bu günde çabamı mükafatlandır; günahımı bağışla; amelimi kabul buyur ve gözümü günahlara kapa; ey duyanların en iyi duyanı!
  26. Gün: Allah’ım! Bu günde bana kadir gecesinin sevabını lütfeyle; işlerimi zorluktan kolaylığa dönüştür; mazeretlerimi kabul buyur; günah ve vizr-ü vebalı üzerimden kaldır; ey salih kullarına şefkatli olan!
  27. Gün: Allah’ım! Bu günde sünnet amellerden nasibimi çoğalt; -dünya ve ahirette- sorumlu olduğum şeyleri hazırlayarak bana lütuf ve bağışta bulun; bugünde vesileler arasından sana vesilemi yakınlaştır bana; ey ısrarla yalvaranların ısrarı kendisini başkalarıyla ilgilenmekten alıkoymayan Rabbim!
  28. Gün: Allah’ım! Bu günde rahmetinle beni kapla; bu günde bana iyi amelleri yapmak için tevfik ve kötü amellerden korunma gücü lütfeyle ve beni şüphe ve suç unsuru addedilebilecek şeylerin karanlığından temizle; ey mümin kullarına merhametli olan Rabbim!
  29. Gün: Allah’ım! Bu günde tuttuğum orucu kendin ve resulün beğendiği şekilde mükafatlandırıp kabul buyur ve onun füruunu iman ve ihlas olan usulüyle pekiştir; efendimiz Muhammed ve onun tertemiz Ehlibeyti hakkında Ey Rabbim! Ve bütün övgüler alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

 

Esma-ül Hüsna “El-Bari”

EL-BARİ: Her şeyi bir asıldan var eden, varlıkları benzeri olmaksızın, en güzel ve uyumlu bir surette yaratan. Yokluktan varlığa çıkaran, yarattıklarını birbirinden çeşitli şekillerde ayırt eden, her yarattığı farklı ve benzersiz olan demektir.  El-Bari esmasının ebcet değeri 213’dür. Zikir saatleri sabah güneş doğarken ve ikindi namazı sonrasıdır.

El-Bari Esmasının Faziletleri

“Ya Bari Celle Celalühü” diyerek 213 kere okunursa gam, keder, maddi ve manevi hastalıklardan kurtulunur.

Bir oturuşta ara vermeden 45796 kere  “Ya Bari celle celalühu” zikreden, akla gelebilecek olan her türlü sıkıntıdan kurtuluşa erer.

“Ya Bari” ism-i şerifini yedi gün boyunca 100’er defa okuyan kimse ruhen ve bedenen sağlık ve sıhhate kavuşur.

Her gün 213 kere “Ya Bari celle celalühu” zikrine devam eden kimse, bütün işlerinde başarılı olur, hasta ise şifa bulur.

El-Bari Esmasının Geçtiği Kuran Ayetleri

“O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Haşr,24)

“Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?” (İnfitar,6-8)

“Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.” (Sad,71)

“Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.” (Mu’minun,12)

“Sonra onu az bir su (meni) halinde sağlam bir karargaha (ana rahmine) yerleştirdik.”(Mu’minun,13)

“Sonra bu az suyu “alaka” haline getirdik. Alakayı da “mudga” yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir!”(Mu’minun,14)

 

Felak Suresi

Felak Suresi, Kur’an’ın 113. suresidir. Medine döneminde inmiştir. 5 ayettir. Nas Suresi ile birlikte bu iki sureye “Muavvizeteyn” denilir. İki sığındırıcı manasındadır.  Felak, sabah aydınlığı demektir. Felak ve Nas sureleri okunduğu vakit genelde ikisi birden okunur. Bu iki sure inmeden önce Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  birçok dualar okuyarak Allah’a sığınmıştır fakat Felak ve Nas Sureleri nazil olduktan sonra okuduğu sığınma dualarını bırakmış, yalnızca Felak ve Nas Surelerini okumuştur.

Peygamber efendimiz(sav)’e Yahudiler tarafından yapılan büyünün bozulmasına karşılık Felak ve Nas sureleri birlikte indirilmiştir. Büyüyü yapan İbn A’sam, Züreyk oğullarına ait Zervan adındaki kuyuya peygamberimizin saç tellerini atar. Bu büyü sebebi ile Peygamber Efendimiz rahatsızlanır ve bazı garip durumlar meydana gelir. Başından saçları dağılan, gitmediği halde bazı kadınlara gittiğini gören efendimiz bir şeylerin ters gittiğini anlar fakat olup bitene anlam veremez. Bir gün Peygamber Efendimiz ’in yanına uykusu esnasında iki melek gelerek durumu bildirir ve büyünün yapıldığı yeri haber verirler. Bunun üzerine oradan saç telleri çıkartılır. Bu olayın ardından Yüce Allah Felak ve Nas surelerini indirmiştir.

Resulullah (s.a.v), Ukbe bin Amir (r.a)’e şöyle buyurdu:  “Ey Ukbe! Şüphesiz sen Kuran’dan, Allah’a, Felak suresinden ne daha sevimli, ne de O’nun katında gayeye daha ulaştırıcı olan hiçbir sure asla okuyamazsın.”

141120181422378995487

Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim.

1- Kul e’uzü birabbil felak

2- Min şerri ma halak

3- Ve min şerri ğasikın iza vekab

4- Ve min şerri-nneffasati fil’ukad

5- Ve min şerri hasidin iza hased

Anlamı

Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle.

1- De ki: “Sığınırım sabah aydınlığının Rabbine,

2- Yarattığı şeylerin kötülüğünden,

3- karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden,

4- düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden

5- haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden.”

Faziletleri

Felak suresini çok okuyan kimseye, Allah kolay yollardan rızık nasip eder. İnsanların hasedinden, her türlü şer ve kötülüklerden muhafaza eder.

Bir kimse sabah akşam üçer defa İhlas Suresi, Felak ve Nas Surelerini okursa, Allah o kimseyi cin ve insan şerlerinden korur.

Beş vakit namazdan sonra Felak suresini 3 kere okuyan kişi, semavi belalardan ve dünyevi kazalardan korunur.

Sihir ve büyüyü tesirsiz hale getirmek ve şeytandan korunmak için Felak ve Nas sureleri 41’er defa okunmalıdır.

Son nefesini vermekte olan kimseye bu sure okunursa ruhu bedenden rahatça ayrılır.