Kulluk Borcu Namaz

namaz

Niçin namaz kılmalıyız? Çünkü,

Namaz, alemlerin Rabbi olan Allah’a ibadet ve kulluğun ta­yin ve tespit olunmuş en mükemmel şeklidir.

Namaz, Allah Teala’nın gördüğümüz, görmediğimiz, bildi­ğimiz, bilmediğimiz, bitmez tükenmez nimetler ve ihsanlarına karşı şükranlarımızı sunmaktır.

Namaz, işlediğimiz günahlardan arınmak, işleyeceklerimiz­den de korunmak için kalbimiz, dilimiz ve bütün varlığımızla yaptığımız en hayati kulluk görevidir.

Dini bir görev olan namaz, imanın işareti kalbin ışığı, ru­hun kuvveti, bedenin koruyucusu ve Peygamberimizin ifade­siyle “Mü’minin mi’racıdır.”

namaz

Manevi bir yükselme ve mi’rac sırrına erme vesilesi olan namaz, insanı ruhen ve ahlaken yükselten onu Allah’a yaklaş­tıran bir ibadettir.

Namaz, kelime-i şehadetten sonra İslam’ın en büyük esa­sidir.

Namaz, ibadetlerin anasıdır.

Namaz, Müslümanın amelinin aynası ve müminin kalbinde dinine verdiği değerin ölçüsüdür.

Namaz, nefsin rahatlamasının, ruhi bir mutluluğun ve göz aydınlığının ifadesidir.

Namaz, günahları giderir ve hataları yok eder.

Namaz, hem dünyada hem ahirette yardım görmenin, mu­zaffer olmanın, temkin ve felahın sebebidir.

Namaz, kabir azabından kurtulma vesilesidir.

Nafile Oruçlar

nafile oruç

Aşağıdaki günlerde oruç tutmak nafiledir:

1- Misafir ve hacda olmayan için, arefe günü oruç tut­mak sünnettir.

2- Muharrem ayının dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmak sünnettir.

3- Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak.

4- Her ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri oruç tut­mak.

5- Şevval ayında altı gün oruç tutmak.

Buna mukabil, nezir veya kaza olmazsa veya dini bir sebep yoksa yalnız cuma ve cumartesi veya pazar günü oruç tutmak mekruhtur.

Nafile orucun mazeretsiz bozulması mekruhtur. Misafir­lik bir mazerettir. Ev sahibi kırılacağı takdirde nafile oruç bozulabilir. Sonra kaza etmesi de gerekmez.

Evli olan kadının kocasından izinsiz nafile oruç tutması mekruhtur.

Daha önce oruç tutmayan kimsenin şabanın on beşinci gününden itibaren oruç tutması da mekruhtur.

Farz-ı ayın ve nezir orucunu bozmak haramdır.

Bayram ve şek günleri oruç tutmak haramdır.

İftar Vermenin Fazileti

İftar vermek çok sevaptır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de iftar verme sevabına kavuşulur. Peygamber Efendimiz, “Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları af olur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevap verilir.” buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben “Bir hurmayla iftar verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilir.” buyurdu. (Beyheki)

Yine bir hadis-i şerifte, “Ramazanda bir misafire oruç açtırana Sırat köprüsünü geçmek kolaylaşır.” buyruldu. (V. Necat)

Yemek yedirmek çok sevaptır. Hele oruçluya yedirmek daha çok sevaptır. Oruç tutanın sevabı kadar sevap alır, oruçlunun sevabından ise eksilme olmaz.

Peygamber Efendimiz, “Ramazan ayında bir oruçluyu su ile iftar ettiren, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.” buyurunca da, Eshab-ı kiram, “Su az ve kıymetli iken mi?” diye sual etti. Onlara cevaben “İsterse nehir kenarında versin, aynıdır.” buyurdu. (V. Necat)

Yemek yedirmeyi nimet bilmelidir! Hadis-i şeriflerde buyruldu ki:
“Amellerin en faziletlisi, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.” (İsfehani)

“Allahü Teala, yemek yediren cömertle meleklerine övünür.” (İmam-ı Gazali)

“Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine dua eder.” (Taberani )

“Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir.”(Tirmizi)

“Arkadaşına, sevdiği yemeği verenin günahları af olur.” (Bezzar)

Oruç Sağlığa Zararlı Mıdır?

oruc-tutmak

Oruç tutmak sağlığa zararlı değildir. Çünkü Allahü Teala zararlı olan bir şeyi asla kullarına emretmez.

Bu konuda da tıp uzmanları diyor ki:

Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana daha kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, tesirlerini kanserli hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolünü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir. Oruç tutan bünye, adeta bakıma girer, iç organları saran yağlar erir, vücudun zindeliği artar, direnme gücü kazanır, mide, böbrek, şeker, kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı mukavemeti artar.

Karaciğer, oruçlu iken, 3-5 saat istirahat eder, gıda depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini güçlendirici globülinleri hazırlar. Midedeki kaslar ve salgı ifraz eden hücreler, oruç müddetince birkaç saat dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalp rahatlar.

Gıda artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen rahatsızlığa sebep olur. Akşama doğru vücutta gıda hemen hiç kalmaz. Yani bütün gıdalar yakılmış olur. Bu bakımdan bilhassa damar sertliği olanların sık sık oruç tutmaları iyidir. Oruç iken vücudun diğer organlarında da dinlenme olur. Az yemek ve oruç tutmak vücudun sıhhati için önemlidir. Zekat, malın kiridir. Zekat veren, malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudun zekatını ödemiş, hastalıklardan onu korumuş olur. Peygamber Efendimiz “Her şeyin bir zekatı vardır. Vücudun zekatıysa oruçtur. Oruç tutun, sıhhat bulun!” buyurmuştur. (İbni Mace, Taberanî)

Yine hadis-i şerifte buyruldu ki:
Oruç iç organları inceltir. Eti eritir ve Cehennem ateşinden uzaklaştırır. Gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hatırına, hayaline gelmeyen Allahü tealanın nimetleri ancak oruç tutana nasip olur.” (Taberani)

“Allah rızası için bir gün oruç tutan kimseyi Allahü Teala, bu bir günlük oruç sebebiyle Cehennem ateşinden 70 yıl uzak tutar.” (Buhari)

Orucun sevabı diğer ibadetlere göre daha fazladır. Hadis-i kudside, “Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar sevap verilir. Fakat oruç bana mahsustur, onun mükafatını ben veririm.” buyruldu. (Buhari)

Her iyiliğin sevabını Allahü Teala verdiği halde, orucun sevabı için, “Ben veririm” buyurmasının hikmeti vardır. Yeryüzünün tamamı Allahü Tealanın mülkü olduğu halde, Kabe’ye Beytullah yani (Allah’ın evi) denmesi ona şeref vermek içindir. “Oruç bana mahsustur” demekle de ona özel bir şeref vermiştir.

Oruç tutana verilecek sevabın muayyen bir ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevap verilecektir. Başkaları oruç yerken oruç tutmak daha sevaptır.

Hadis-i şerifte, “Oruçlunun yanında oruçsuzlar yiyince, melekler, oruçluya dua eder.” buyruldu. (Tirmizi)

Herhangi bir sebeple nafile oruç tutamayan, şükretmeli; misafirlere, fakirlere yemek yedirmelidir. Hadis-i şerifte, “Şükredip yemek yediren, sabredip oruç tutan gibidir.” buyruldu. (Tirmizi)

Şükredenlere çok mükafat verilecektir. Şükür, İslamiyet’e uymak demektir.

İmam-ı Rabbani hazretleri, “Ramazanda nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu aya saygısızlık edenin, bu ayda günah işleyenin bütün senesi günah işlemekle geçer.” buyurmaktadır.

O halde bilhassa Ramazan ayında günah işlemekten daha çok sakınmak gerekir. Mübarek yerlerde yapılan ibadetlere de daha çok sevap verilir. Hadis-i şerifte, “Mekke’de bir Ramazan orucu tutmak, başka yerde tutulan bin Ramazan orucundan efdaldir.” buyruldu. (Bezzar)