Esma-ül Hüsna Er-Rafi

ER-RAFİ: Dilediğini yücelten, yukarı kaldıran, zilletten izzete çıkaran, makam ve mertebelerini yükselten, dereceleri artıran anlamına gelir.Zikir sayısı 351, zikir günü pazardır. Sabah erken bir vakitte ve ikindi namazı sonrasında ‘Er-Rafi’ ya da‘Ya Rafi’ diyerek zikredilir.

Er-Rafi Esmasının Faziletleri

Her gün 1251 kere “Ya Rafi, Ya Basit celle celalühu” zikrine devam eden kimsenin ilmi ve malı artar.

İnsanlar arasında ve işinde yükselmek isteyen kimse bu zikri ‘Ya Rafi’ diyerek 351 defa okumaya devam etmelidir.

Pazartesi veya Cuma geceleri akşam namazından sonra 440 kere Ya Rafi ismini okuyan halk arasında heybetli ve güçlü olur.

Zalimlerden kurtulmak için 70 defa bu ismi şerif okunur.

Gece yarısı 351 defa Ya Rafi ismi şerifini okuyan kimse, gönül rahatlığına ulaşır.

Er-Rafi Esmasının Geçtiği Ayetler

“O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.” (Vakıa,3)

“Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.” (Naziat,28)

“Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat,13)

“O, dereceleri hakkıyla yükseltendir, Arş’ın sahibidir. Buluşma günü hakkında (insanları) uyarmak için, iradesiyle ilgili vahyi kullarından dilediğine, kendi indirir.” (Mümin,15)

“Ey iman edenler! Size, “Meclislerde yer açın” denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Size, “Kalkın”, denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Mücadele,11)

“Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra arşa kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, ayetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.” (Rad,2)

“Bir de dediler ki: “Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!” Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Hemen helak edilirlerdi.)” (Enam,8)

Kuran Mucizeleri 5 Mekke’nin Fethi

mekke-01-800x450Peygamber Efendimiz, Medine’deyken gördüğü bir rüyasında, müminlerin güven içinde Mescid-i Haram’a girdiklerini ve Kabe’yi tavaf ettiklerini görmüş ve müminleri bu haberle müjdelemişti. Efendimiz müminlere bu müjdeyi verdiğinde, mevcut durumun tam aksini göstermesi bazı insanların Peygamber Efendimizin söylediklerine şüphe ile bakmalarına neden olmuştur. Çünkü müşrikler müminleri kesinlikle Mekke’ye sokmamakta kararlıydılar ve Medine’ye hicret eden müminler o zamandan beri Mekke’ye gidemiyorlardı.

Bunun üzerine  Allah, Peygamberimiz (s.a.v)’e katından bir destek olarak Fetih Suresi’nin 27. ayetini vahyetmiş ve rüyasının doğru olduğunu bildirmiştir.

“Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha verdi.” (Fetih,27)

Ayette Mekke’nin fethinden önce gerçekleşecek bir başka fetihten daha söz edilmiştir. Müslümanlar, önce Yahudilerin elinde bulunan Hayber Kalesi’ni fethetmişler, daha sonra da Mekke’ye girmişlerdir. Böylece Allah, Peygamber Efendimizin önceden haber verdiği müjdenin gerçek olduğunu göstermiştir.  İsra Suresi’nin 76. ayetinde ise, inkarcıların da Mekke’de kalamayacakları şöyle bildirilmiştir: “Seni o yerden (Mekke’den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.”

Mekkenin fethinden iki sene sonra Allah’ın Kuran’da bildirdiği gibi inkarcılar Mekke’den çıkmışlardır. Göründüğü gibi Peygamberimiz (s.a.v) Allah’a güvenerek, insanların diyeceklerini hiç önemsemeden iman etmiş ve bunu insanlara açıklamıştır. Söylediklerinin yakın bir gelecekte gerçekleşmesi de Kuran-ı Kerim’in önemli bir mucizesidir.

İnşirah Suresi

İnşirah suresi Mekke’de inmiş olup 8 ayetten oluşur. Kelime anlamı olarak ferahlamak, genişlemek, sevinmek, açılmak anlamlarına gelir. Kuran-ı Kerim’in 94.suresidir. Hz. Muhammed(s.a.v)’in çok bunalımda olduğu bir dönemde indirildiğinden dolayı İnşirah (ferahlama) ismini almıştır. İnşirah Suresi bir önceki sıradaki Duha suresi gibi motivasyon suresidir. “Kim İnşirah suresini okursa, sanki ben elemli iken bana gelip, beni ferahlandırmış gibi olur.” (Hadis-i Şerif)

insirah_suresi_arapca

Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahîm.
1- Elem neşrah leke sadrek
2- Ve vada’na ‘anke vizreke
3- Elleziy enkada zahreke
4- Ve refa’na leke zikreke
5- Feinne me’al’usri yüsren
6- İnne me’al’usri yüsren
7- Feiza ferağte fensab
8- Ve ila rabbike ferğab

Anlamı

Bismillahirrahmanirrahim
1.(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
2,3.Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
4.Senin şanını yükseltmedik mi?
5.Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
6.Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
7.Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
8.Ancak Rabbine yönel ve yalvar.

Faziletleri

İnşirah Suresi, sıkıntı çeken, bunalan, gönlü daralan kişinin üzerine okunursa, Allahu Teala’nın izni ile şifa bulur.

Göğüs darlığı olan kişiye İnşirah Suresi okunur yahut böyle rahatsızlığı olan kişi bu surenin okunmasına bizzat devam ederse, Cenab-ı Hak o kimseyi bu rahatsızlıktan kurtarır.

Kederden ferahlığa çıkmak, kalbin daima huzur ve rahatlık içinde olması için 5 vakit namazın ardından okunmaya devam edilir.

Günlük 7 kez okumaya devam eden kimsenin kalp sıkıntısından kurtulacağı ve rızkının artacağı rivayet edilir.

 

İyi Niyet ve İhlas

Samimiyet ve ihlas, Müslümanlığın özünü oluşturmaktadır. Samimi olmayan ibadet ve amellerin Allah katında hiçbir değeri olmaz.Peygamberimizin “Dil bir şeye niyet ederken kalp bu düşünceye katılmazsa, niyet makbul olmaz.” hadisinde buyurduğu gibi Allah bizim şeklimize değil kalbimize bakar. Müminleri münafıklardan ayıran en büyük özelliklerden biri niyettir. Münafığın niyeti sadece dünya ve dünyevi şeylerdir. Müminin niyeti ise Allah’ın rızasıdır ve  Allahu Teala’ya manen yaklaşmaktır.  Bu sebeple Peygamber Efendimiz “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.” buyurmuştur.

Sözler ve davranışlar çoğu zaman niyete bağlı olduğu için, iyi niyet bazen başlı başına bir ibadet olur. Örneğin bir insan yoldaki bir taşı, insanlara zarar vermesin düşüncesiyle ve sevap kazanmak ümidiyle kaldırıp atarsa bu bir ibadet sayılır. Bu durum bize Hz. Muhammed(s.a.v)’in başka bir hadisi olan “Ameller niyetlere göredir.” hadisini hatırlatıyor.

Ameller ve niyetler arasındaki başka bir durum ise şudur; Yapılan bir ibadet ve ya herkesin takdirini kazanan bir hizmet görünüş bakımından kusursuz olabilir; ancak o ibadet ve hizmetin samimi bir niyetle ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak maksadıyla yapılması şarttır. Bu konu hakkında bir başka hadiste şöyle buyrulmuştur; “Bir kimse halkın gözü önünde namazını güzelce kılar da, yalnız başına namaz kılarken namazı güzel kılmazsa o kimse bu davranışı ile rabbini hor görmüştür.” Göründüğü üzere insanların takdir ve teveccühünü kazanmak veya hem Allah rızasını hem de insanların takdirini kazanmak düşüncesiyle yapılan ibadet ve hizmetlerin Allah katında hiçbir kıymeti yoktur. Yapılan işleri Allah katında değerli kılan bizim ihlas ve samimiyetimiz, yani o işleri sadece Allah rızası için yapmış olmamızdır.

 

Tevekkül ile İlgili Ayetler

Sözlükte “Allah’a güvenmek” anlamındaki vekl kökünden türeyen tevekkül “birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” anlamlarına gelir. Kuran’ı Kerim’de de bu konuya değinilmiştir.

 

“Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.” (Talak,3)

“Mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah’a tevekkül et.” (Şuara,217)

“Allah’a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter.” (Ahzab,3)

“Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Teğabün,13)

De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.” (Tevbe,51)

“İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın.Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” (Hud,56)