İlk Vahiy: Alak Suresi

Mekke’de indirildi. 19 Ayettir. Alak, ikinci ayette geçen ve asılıp tutunan -kan pıhtısı- anlamına gelen “Alak” kelimesinden almıştır. İnananlar için son ayetinde tilavet secdesi yapılması gerekmektedir. Sureye ismini veren ayetler şöyledir:

“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alak’tan yarattı.”

Alak Suresi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e ilk vahiy olunan sure olduğundan ilk inen sure kabul edilir. Alak suresinin genel konusu; okumanın önemi, insanın neden yaratıldığı, nankörlük eden insanın taşkınlığı ve bunun acı sonuçlarıdır. Bu sureye “İkra Suresi” de denir.

Alak Suresi Arapçası
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
(‘) اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ (‘) خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ (‘) اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ (‘) الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ (‘) عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ (‘) كَلَّا إِنَّ الْإِنسَانَ لَيَطْغَى (‘) أَن رَّآهُ اسْتَغْنَى (‘) إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى (‘) أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى (‘) عَبْدًا إِذَا صَلَّى (‘) أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَى (‘)أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى (‘) أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى (‘) أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى (‘) كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ (‘) نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ (‘) فَلْيَدْعُ نَادِيَه (‘) سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ (‘) كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ

Alak Suresinin Okunuşu

Bismillahirrahmânirrahim.

1- Ikra’ bismi rabbikelleziy halak
2- Halekal’insane min ‘alak
3- Ikre’ ve rabbükel’ekrem
4- Elleziy ‘alleme bilkalem
5- Allemel’insane ma lem ya’lem
6- Kella innel’insane leyatğa
7- Erra a hustağna
8- İnne ila rabbikerrü’câ
9- Eraeytelleziy yenha
10- Abden iza salla
11- Eraeyte in kane ‘alelhüda
12- Ev emara bittakva
13- Eraeyte in kezzebe ve tevella
14- Elem ya’lem biennallahe yera
15- Kella lein lem yentehi lenesfe’an binnasıyeh
16- Nasıyetin kezibetin hatıeh
17- Felyed’u nadiyehu.
18- Sened’uzzebaniyete.
19- Kella la tütı’hü vescüd vakterib

Alak Suresi’nin Türkçe Meali

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1,2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı. (1)

(1) “Alak”, yahut “alaka”, erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim cidarına asılıp gömülmüş şekli demektir. Ceninin ana rahminde geçirdiği evreler ile ilgili olarak Hac sûresinin 5. ve Mü’minûn sûresinin 14. âyetine bakınız.

3. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.

4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. (2)

(2) Bu ilk beş ayet, Hz. Peygamber Hira mağarasında iken Cebrail’in ilk getirdiği âyetlerdir. Bu ayetlerin inmesinden sonra vahiy bir süre kesilmişti ki bu süreye “fetret dönemi” denir. Daha sonra Müddessir suresinin inmesiyle fetret dönemi sona ermiştir.

6,7. Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
8. Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
9,10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? (3)

(3) Ebu Cehil, “Andolsun, eğer Muhammed’in namaz kıldığını görürsem onun boynunu ezeceğim” demiş ve bir gün bu dediğini yapmaya kalkışmıştı. Fakat Hz. Peygamberin yanına geldiğinde düşündüğünü gerçekleştiremeden titreyerek korkuyla kaçmıştı. Ayetler, bu olaya ve Hz. Peygamber’in ilahi koruma altında olduğuna işaret etmektedir.

11,12. Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidayet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?
13. Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?

14. O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?

15,16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkar perçeminden yakalarız.

17. Haydi, taraftarlarını çağırsın.

18. Biz de zebanileri çağıracağız.

19. Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.

Alak Suresi’nin Faziletleri

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:

“Her kim (sevabını umarak) Alak Suresini okursa, mufassal (Hucurat suresinden Büruc suresine kadar olan) surelerin hepsini okumuş gibi ona ecir verilir.”

“Hangi mümin Alak Suresini bol bol zikrederse, Allahü Teala o mümine büyük derecede ecir ve sabır nasip eder.”

“Her kim alak suresini günlük olarak ihlaslı şekilde zikrederse, hafızası kuvvetlenir.”

Peygamberlik ve Vahiy

Peygamberlik ve vahiy birbirinden ayrılmayan iki kavramdır. Allah’tan vahiy almayan peygamber düşünülemez. Yüce Allah, emir, yasak, hüküm ve haberlerini peygamberine vahyetmek suretiyle yarattığı insanlara dilediğini bildirir.
Sözlükte “gizli konuşma, gönderme, emir, işaret, ilham” gibi anlamlara gelen vahiy, Allah Teâlâ’nın dilediği şeyleri peygamberlerine, mahiyeti bizce tam bilinemeyen bir yolla bildirmesi, Allah’la elçisi arasında bir çeşit gizli ve süratli haberleşme, Allah’ın elçisinin kalbine indirdiği şey demektir. Vahiy bir haldir, bir yaşayıştır. Nasıllığını ve niteliğini ancak onu yaşayan peygamber bilir. O, Allah’la peygamberi arasında bir sırdır. Ancak vahyin geliş şekilleri ve peygamberde meydana getirdiği etkiler ashap vasıtasıyla bilinmektedir. Vahiy ile, kalpte beliren bilgi demek olan ilham arasında fark vardır. Vahiy peygambere gelir, Allah tarafından korunur ve gözetim altında peygambere ulaşır. Peygamber vahyi alırken bilinci yerindedir. İlham ise korunmuş değildir, yanılma payı vardır ve bilinç dışı olarak Allah’ın sevgili kullarının kalbinde beliriverir.
Vahyin nasıl bir olay olduğunun ve mahiyetinin insanlarca bilinemeyişi ve algılanamayışı, vahiy olgusunu inkâr etmeyi gerektirmez. Çünkü bugün pozitif bilimlerin özellikle parapsikolojinin ilgilendiği metapsişik olaylar, varlığ
kabul edilen fakat net ve bilimsel olarak açıklanamayan olaylardır. Yüce Allah bir âyette vahiy ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle dilediğini vahyeder…” (eş-Şûrâ 42/51). Hz. Peygamber’e vahiy şu şekillerde gelmiştir:
1. Doğru rüyalar. Peygamberimiz’in gördüğü rüyalar, daha sonra gerçek hayatta aynen meydana gelirdi.

2. Peygamberimiz uyanıkken, Cebrâil tarafından vahyin onun kalbine bırakılmasıdır. Şu âyet bu çeşit bir vahiyden söz etmektedir: “Onu, uyaranlardan olasın diye, Cebrâil, apaçık Arapça’yla senin kalbine indirmiştir” (eşŞuarâ 26/193-195).

3. Cebrâil’in insan şekline girerek getirdiği vahiy, vahyin en kolay şeklidir. Cibrîl hadisi diye meşhur olmuş hadis bu yolla gelmiştir.

4. Cebrâil, görünmeden çıngırak sesine benzer bir ses halinde vahyin gelmesidir. Bu çeşit vahiy, Hz. Peygamber tarafından vahyin en ağır şekli olarak nitelenmiştir. Kendisinde tehdit ve korkutma olan ayetler bu çeşit vahiyle gelmiştir. Bu çeşit vahiy gelirken, Hz. Peygamber son derece heyecanlanır, titrer, çok soğuk günlerde dahi terlerdi (Buhârî, “Bed’ü’l-vahy”, 2).

5. Cebrâil’in Hz. Peygamber’e uyku halinde getirdiği vahiydir. Bu tür vahiyle alınan söz Kur’an değildir.

6. Cebrâil’in kendi aslî şekliyle getirdiği vahiydir. Bu şekliyle vahiy iki defa gerçekleşmiştir. Birincisi peygamberliğinin ilk günü Hira’da iken, ikincisi de mi‘racda meydana gelmiştir: “Andolsun ki, onu bir diğer defa da sidretü’l-müntehânın yanında gördü” (en-Necm 53/13-14).

7. Vahyi, Hz. Peygamber’in doğrudan Allah’tan alması veya perde arkasından Allah’la konuşması şeklinde gerçekleşen vahiydir. Mi‘racda gerçekleşmiştir.

Kur’an-ı Kerim ve İndirilişi

Kur’an-ı Kerim

kuranı-kerim

İnsanlar bir tek ümmetti. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberler gönderdi. Ve onlarla birlikte, insanların aralarında, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında hüküm vermeleri için hak ile kitap indirdi…

Bakara Suresi, 213

“Kur’an-ı Kerim ve İndirilişi” yazısını okumaya devam et