Kategori: Tesbihat
Peygamber Efendimizin Faziletleri
Mevahib-i Ledünniyye ve Mirat-i Kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:
“Peygamber Efendimizin Faziletleri” yazısını okumaya devam et
Miraç Gecesi
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesi‘dir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullah’ın şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur’an-ı Kerim’de ayetlerle anlatılmış ve varlığı inkar edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu ilahi yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksaya kadarki safha Kur’an’da şöyle anlatılır:
“Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.”
(İsra Suresi, 1)
Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksadan başlayarak semanın bütün tabakalarından geçip ta İlahi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Suresi’nde şöyle anlatılır:
“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehada gördü. Ki, onun yanında Me’va Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin ayetlerinden en büyüklerini gördü.”
(Necm Suresi, 7-18)
Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam’ın rehberliğinde Peygamber Efendimiz‘in Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksa’ya, oradan semaya, yüce alemlere, ilahi huzura yükselmesidir.
Peygamberimiz Mescid-i Haram’dan (Mekke’den), Mescid-i Aksa’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs’e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa’nın makamına uğradı, orada iki rekat namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksa’ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamberimiz burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa’nın doğduğu yer olan Betlaham’a uğradı, orada da iki rekat namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraç’a yükseldi.
Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya, Hz. İsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkan ile vücub ortası (kainatın bittiği yer) Sidretü’l-münteha’ya geldiler. Peygamberimiz orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra her gün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü’l-Ma’mur’u ziyaret etti.
Hz. Cebrail’in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekandan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Peygamberimiz neden Miraç’a çıktı?
Cenab-ı Hakkın kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz’i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz’i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.
Ama Peygamberimiz bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kainatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.
Peygamber elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi’racin batıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.
Yani Peygamber bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi…
Miraç ile Gelen Hediyeler
Birincisi: Beş vakit farz namazı getirmiştir. İhsan şuuruyla kılınan namazlar, ümmetin Miraç asansörleri olacaktır.
İkincisi: “Amenerrasûlü” diye bilinen ayetleri getirmiştir. (Bakara, 2/285–286)
Üçüncüsü: Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimselerin günahlarının affedileceği ve Cennet’e girecekleri müjdesini getirmiştir.
Dördüncüsü: İyi amele niyetlenen kişiye (onu yapamasa bile) bir sevap; eğer yaparsa on sevap yazılacağı; fakat kötü amele niyetlenen kişiye (onu yapmadığı müddetçe) hiçbir günahın yazılmayacağı; ancak işlediği zaman da sadece bir günah yazılacağı müjdesini getirdi.
Bir diğer hediye de, Miraç Gecesi Allah ile karşılıklı selamlaşma ve sohbetlerinden bazı sözleri getirmiştir ki et–Tahiyyatü diye meşhur olan bu sözler, bütün namazlarda teşehhütte otururken okunmakla Mi’racda Allah ile Habibi arasındaki o kutsi sohbeti hatırlatmakta ve benzeri bir mükalemeye namaz kılanı mazhar etmektedir.
Kaynak:konyakuranakademisi.com/arsiv_/mirac-gecesi.html
Regaip Kandili
Regaip kelimesi arapçadır ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. Reğa-be kelimesinin anlamı, herhangi bir şeyi arzulamak, istemek, ona doğru meyletmek ve onu elde etmek için uğraşmak demektir. Reğib kelimesi ise reğabe’den türemiştir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, talep edilen anlamlarını taşır. Reğibe’nin çoğulu ise “Reğaip” dir.
Receb ayının ilk cuma gecesine Regaip Kandili olarak bilinir. Bu geceye Regaip ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha faziletli olur. Allah, bu gecede müminlere ragibetler yani ihsanlar, ikramlar yapar. Bu geceye hürmet edenleri, geceyi ibadetle dolu dolu geçirenleri affeder. Bu gece yapılan dualar kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere sayısız sevaplar bahşedilir. Regaip Kandili’ni ibadetle geçirmeli, namaz kılmalı, Kur’an-ı Kerim okuyup, tesbih çekip, tövbe istiğfar etmelidir. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ibadetlerle ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak oldukça faziletlidir.
Peygamberimizin Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam sevapları var.
Din adamları kitaplarında şöyle yazmışlar: “Bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tövbe etmek gibi güzel ve hayırlı şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şaban ise bakım ayıdır. Ramazan ayı ise biçim ayıdır, yani mahsulün alındığı aydır.” demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin başlangıcı olmuş oluyor. Bu yüzden “Receb ayı tövbe ayıdır.” demişler.
Şaban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükafatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir.
Receb-i Şerif Duaları
10 Gün Subhanallahil Hayyi’l-Kayyûm
10 Gün Subhanallahil Ehadi’s-Samed
10 Gün Subhanallahil Gafuru’r-Rahîm
Bu duaları günde en az yüzer defa okunmanın fazileti oldukça fazladır.
Receb Ayında Yapılan İbadetler
Receb ayının ilk gecesini ibadetle geçiren sabaha bağışlanmış olarak çıkar. Recebin ilk gününün orucu üç senenin günahlarına, ikinci günü iki senenin günahlarına, üçüncü günü bir senenin günahlarına kefarettir. Sonraki her gün bir aylık bağışlamadır. Recebi ilk gününü oruçlu geçiren kimseden cehennem gökle yer arası kadar uzaklaşır.
Regaip Kandili Namazı
Recebin ilk cuması öğle ile ikindi arası 4 rekat namaz vardır. Her rekatta 1 Fatiha Suresi, 7 Ayetel-kürsi Suresi, 5 Felak Suresi, 5 Nas Suresi, 5 İhlas Suresi okunur. Selam verince “ La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azimil kebiril müteali.” zikri okunur. Sonunda “Estağfirullahe ve etübü ileyhi” diye 10 kez tövbe edilir.
Peygamber Efendimizin Okuduğu Dua
Efendimiz Hz. Muhammed, üç aylara geldiğinde diğer günlere nazaran ibadetlerini daha da artırıp ve sık sık şu duayı okuyordu: “Allahümme bârik lena fî recebe ve şa’bân ve belliğna ramazan.” Duanın anlamı şu şekildedir, “Allah’ım Recep ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.”
Kandiller geçidi olarak adlandırılan, Regaip, Miraç, Berat ve Kadir gecelerinin de içinde bulunduğu 3 aylar, kendimizi denetleme ve değerlendirmenin, taat, ibadet ve şükürlerimizi artırmanın, bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın bir vesilesidir. Regaip Kandili, müminlerin mağfiret mevsimi 3 aylara rağbet etmeleri ve onun taşıdığı manalardan, değerlerden istifade etmeleri gerektiğine dair mesaj yüklü bir gecedir.
Namaz Yalnızlığa Çaredir

Namaz kılmak insanın yalnızlık hissine kapılmasının önüne geçer. İnsanların birbirinden isteyerek veya istemeyerek uzaklaştıkları, günlük hayat koşuşturmasının giderek arttığı bugünkü medeniyetin olumsuz bir etkisi de yalnızlık hissidir. Namaz ferden veya cemaat ile kılındığı zaman her iki durumda da insanların yalnızlık hissini günde en az 5 defa giderebilmektedir.
Çünkü namaz, yalnız kılındığında insanı Allah’ın huzuruna götürmekle, insana yalnız olmadığını hatırlatmaktadır. Cemaatle kılındığı zaman da insanı yine hem Allah ile karşı karşıya getirmekte hem de diğer insanlarla bir araya getirerek yalnız olunmadığını vurgulamaktadır.
Psikiyatristlerin tavsiyesi derdimizi anlatacağımız kişiyi dikkatlice seçmemiz üzerinedir. Çünkü herkese dertlerimizden bahsetmemiz mümkün değildir. Sıkıntılarımızı paylaşacağımız kişinin mesleği, yaşı, cinsiyeti önemli değildir. Önemli olan bizi anlayan, dinleyen ve yardım eden biri olduğunu hissetmemizdir.
Bu durumda işiten, gören ve her işin sahibi olan Allah, hiç düşünmeden sığınabileceğimiz yegane limandır. Peygamber Efendimiz bir sıkıntıyla yüz yüze geldiğinde namaza sığınırdı. Bir iş, Allah Resulü’nü tedirgin ettiği zaman namaza yönelir ve müezzini Bilal Efendimize de ezanı kastederek “Bizi rahatlar ey Bilal!” derdi. Bu sözleriyle Efendimiz namazın insanı rahatlattığını, sıkıntılarını, kederini, yalnızlığını Allah’a açarak, O’na yalvararak giderebileceğini belirtmiştir.
Kolin adında, sonradan Müslüman olan bir İngiliz, gemi ile Mağrip’teki Tanca şehrine sefer yaptığında büyük bir fırtına kopar. Gemi batma tehlikesi ile karşı karşıya gelir. Yolcular eşyalarını denize atmaya, kaçışmaya başlarlar. Herkes korku, endişe ve çaresizlikten dolayı ne yapacağını şaşırır. Tam o sırada, Müslümanlar tek saf haline durarak tekbir, kelime-i şahadet ve tespih getirirler.
Kolin onlardan birine yaklaşarak ne yaptıklarını sorar. Müslüman adam cevap verir: “Allah’a namaz kılıp, dua ediyoruz.” Kolin tekrar sorar: “bu geminin batmaya yüz tutması sizi endişelendirmiyor mu?” Müslüman cevap olarak “Hayır” der. “Biz öyle bir Allah’a namaz kılıyoruz ki bütün iş yalnız O’nun kudreti iledir; isterse diriltir, isterse öldürür.” O korkutucu anda bile Müslümanların kendilerini Allah’ın yanında hissetmelerinden etkilenen Kolin, daha sonra İslam’ı tetkik eder. Bu hadise neticede onun hidayete ulaşmasına vesile olur.
Göğsü daralan, gönlü muzdarip olan, kendini yalnız hisseden kimselerin saadeti namazda gizlidir.











