İbadet Nedir? Niçin İbadet Etmeliyiz? İbadetin Faydaları Nelerdir?

oruc-tutmak

ibadet

İslam dininde ibadet, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı  bütün haramlardan uzaklaşmak, Allah’a karşı gösterilecek saygı, tazim ve hürmet demektir. Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nail olasınız.” (Bakara Suresi, 21)

“İbadet Nedir? Niçin İbadet Etmeliyiz? İbadetin Faydaları Nelerdir?” yazısını okumaya devam et

Kabe Hakemliği, Hz. Muhammed’e verilen isim, Muhammed’ül-Emin, Neden Muhammed’ül-Emin denilmiştir?

hacerul-esved-tasi
hacerül-esved-tasi-kabe
Hacerü’l-Esved

Dinimizin son peygamberi olan Hz. Muhammed bütün hayatı boyunca her türlü kötülükten, erdemsiz davranıştan, kötü alışkanlıklardan uzak durmuştur. Tüm yaşamı ile insanlığa en güzel örnektir. Hz. Peygamber, çocukluk, gençlik ve yetişkinlik yıllarında her zaman erdemli davranışlarda bulunmuş, toplumun takdirini kazanmıştır.

Herkesin örnek aldığı Hz.Muhammed’in erdemli davranışlarından biri de Kabe hakemliğidir. Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yeryüzünün ilk mabedi olan Kâbe inşa edilmiştir. Yıllar içinde hasar gördükçe ya tamir edilmiş veya yeniden yapılmıştır. Hz. Muhammed’in otuz beş yaşlarında olduğu bir dönemde sel felaketi yaşanır. Bundan dolayı büyük hasar gören Kabe, Mekkeliler tarafından eski temeller üzerine yeniden inşa edilir.

Sıra yeniden yapılan Kabe’ye Hacerü’l-Esved taşının konulmasına gelir. Oradakiler arasında anlaşmazlık yaşanır. Bunun üzerine Kureyş’in ileri gelenlerinden Ebu Ümeyye bin Mugire,” Kabe’ ye ilk girecek kişiyi hakem tayin edelim.” deyince herkes bu fikri kabul eder. Kapıdan ilk giren kişi Hz. Muhammed olur. Herkes çok sevinir ve bu güvenilir kimsenin hükmüne razı gelirler İnsanlar ona dürüst ve güvenilir anlamına gelen “Muhammed’ül- Emin” (güvenilir Muhammed) ismini vermişti. Mekke’de “el-Emin” denildiğinde Hz. Muhammed akla gelirdi.

hacerul-esved-kabe-hakemligi
Kabe Hakemliği

Durum kendisine anlatılınca Hz. Muhammed (sav), bir örtü getirterek Hacerü’l-Esved’i onun üzerine koydu, oradaki kabile reislerinin ile birlikte örtüyü kaldırdı, konulacağı hizaya gelince de taşı kendi elleriyle alıp yerine yerleştirdi. Böylece Kureyşliler arasında çıkmak üzere olan bir çatışmanın da önüne geçilmiş oldu. Yaşanılan bu olay Hz. Muhammed’e ne kadar güvenildiğini göstermektedir.

Namaz Olmasaydı

namaz

İmam-ı Beyheki şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.” Namazın dinimizdeki yeri tarif edilemeyecek kadar büyüktür. İbadetler içinde en faziletlisi namazdır. Hadis-i şeriflerde sıklıkla namazın öneminden bahsedilir. Kur’an-ı Kerim içerisinde birçok âyette namaz vurgulanır.

Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.
Ankebut Suresi (29), 45

Ayette de belirtildiği gibi namaz gerçekten şuurla ve hakikatına erilerek kılınırsa insanı her türlü çirkinlikten, uygunsuz davranıştan, edep dışı hareketlerden alıkoyar. İnsana huzur verir, hem bedenen hem ruhen temizlik sağlar.

Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse onları serbest bırakın.”
Tevbe Suresi (9), 5

Bu ayet ise müşrikleri kapsamaktadır. İman edip namaz kılmayı ve zekat vermeyi kabul edenler için, daha önce yapmış oldukları şeyler, küfür ve haksızlıklar bağışlanır. Çünkü İslam insanın geçmişini örter, kişi hayata yeni başlamış ve dünyaya yeni gelmiş gibi muamele görür.

Peki dinimizin direği namaz olmasaydı bizi nasıl bir dünya beklerdi?

Öncelikle insan namaz ile günde 5 defa düzenli olarak Allah’ı, kendini ve sorumluluklarını hatırlar. Başıboş yaratılmadığını, yaptıklarından dolayı hesaba çekileceğini bilir. Namaz olmasaydı Rabbimiz bu kadar sık aklımıza gelmeyebilirdi.

Yaratıcımıza şükür etme isteğimiz, namazın yokluğunda çeşitli hurafelerle baş edilemez bir hal alır insanlar saçma uygulamaların peşine düşebilirdi.

Bize kul olduğumuzu hatırlatan namaz olmasaydı insanların kibiri artabilir, kul olduğunu unutur ve kendini yüksekte görebilirdi.

Namaz olmasaydı namaz kılarak kavuştuğumuz huzur, ruhen yaşadığımız rahatlık ve günahlardan arınma duygumuz elimizden gidebilirdi.

Namaz Allah’a ulaşmanın en özlü ve en mükemmel yoludur, namazın yokluğu bunalımların içinde kaybolmaya sebebiyet verebilirdi.

Kabe'de Namaz

Namaz insana planlı hareket etmeyi öğretir. Namaz kılan bir insan, gününü beş vakte böler. İşlerini ona göre organize eder. Namazın yokluğunda bu tertibi yakalamak zor olabilirdi.

Bildiğimiz üzere namaz için abdestli olmak, bedenin, namaz kılınacak yerin ve elbisenin temiz olması şarttır. Bu da insanlara temiz olmayı öğretir. Namaz olmasaydı bu denli temizlik pek mümkün olmayabilirdi.

Tüm bunları düşündüğümüzde hayatımızda namaz olduğu için şükür etmeliyiz.

Oruç Hangi Durumlarda Bozulur?

Orucu Bozan Haller

Orucu Bozan Haller

Oruç, İslam dininin 5 farzından birisidir. Her yıl Ramazan ayında bir ay süre ile niyet edilerek bir şey yiyip içmekten ve orucu bozan başka şeylerden uzak durmak suretiyle tutulur. Orucun bozulması iki durumla telafi edilir: Kaza veya kefaret ile. Ramazan’da geçerli bir mazeret ile orucunu bozan kimsenin daha sonra o günün orucunu kaza ederken, bir mazeret olmadan orucu bozması kefaret gerektirir. “Oruç Hangi Durumlarda Bozulur?” yazısını okumaya devam et