Sodom ve Gomora Şehirleri

Lut ve Ailesinin Kaçışı
Lut ve Ailesi
Lut ve Ailesi

En’am Suresi, 109. Ayet:

Onlar kendilerine bir delil gelirse inanacaklarına dair çok sıkı yemin ettiler. De ki; deliller Allah katındandır. Fakat delil gelse de inanmayacaklarını anlamaz mısın?”

Tarih boyunca insanlar yüce Allah’ın gönderdiği peygamberlere inanmak adına mucizeler istemişlerdir. Allah, gönderdiği peygamberler ile onlara istedikleri mucizeleri verir, yinede bunları gören insanların büyük bir çoğunluğu yaratıcıyı inkar etmeye devam eder.

“Sodom ve Gomora Şehirleri” yazısını okumaya devam et

Namaz Olmasaydı

namaz

İmam-ı Beyheki şöyle buyurmuştur: “Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.” Namazın dinimizdeki yeri tarif edilemeyecek kadar büyüktür. İbadetler içinde en faziletlisi namazdır. Hadis-i şeriflerde sıklıkla namazın öneminden bahsedilir. Kur’an-ı Kerim içerisinde birçok âyette namaz vurgulanır.

Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.
Ankebut Suresi (29), 45

Ayette de belirtildiği gibi namaz gerçekten şuurla ve hakikatına erilerek kılınırsa insanı her türlü çirkinlikten, uygunsuz davranıştan, edep dışı hareketlerden alıkoyar. İnsana huzur verir, hem bedenen hem ruhen temizlik sağlar.

Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse onları serbest bırakın.”
Tevbe Suresi (9), 5

Bu ayet ise müşrikleri kapsamaktadır. İman edip namaz kılmayı ve zekat vermeyi kabul edenler için, daha önce yapmış oldukları şeyler, küfür ve haksızlıklar bağışlanır. Çünkü İslam insanın geçmişini örter, kişi hayata yeni başlamış ve dünyaya yeni gelmiş gibi muamele görür.

Peki dinimizin direği namaz olmasaydı bizi nasıl bir dünya beklerdi?

Öncelikle insan namaz ile günde 5 defa düzenli olarak Allah’ı, kendini ve sorumluluklarını hatırlar. Başıboş yaratılmadığını, yaptıklarından dolayı hesaba çekileceğini bilir. Namaz olmasaydı Rabbimiz bu kadar sık aklımıza gelmeyebilirdi.

Yaratıcımıza şükür etme isteğimiz, namazın yokluğunda çeşitli hurafelerle baş edilemez bir hal alır insanlar saçma uygulamaların peşine düşebilirdi.

Bize kul olduğumuzu hatırlatan namaz olmasaydı insanların kibiri artabilir, kul olduğunu unutur ve kendini yüksekte görebilirdi.

Namaz olmasaydı namaz kılarak kavuştuğumuz huzur, ruhen yaşadığımız rahatlık ve günahlardan arınma duygumuz elimizden gidebilirdi.

Namaz Allah’a ulaşmanın en özlü ve en mükemmel yoludur, namazın yokluğu bunalımların içinde kaybolmaya sebebiyet verebilirdi.

Kabe'de Namaz

Namaz insana planlı hareket etmeyi öğretir. Namaz kılan bir insan, gününü beş vakte böler. İşlerini ona göre organize eder. Namazın yokluğunda bu tertibi yakalamak zor olabilirdi.

Bildiğimiz üzere namaz için abdestli olmak, bedenin, namaz kılınacak yerin ve elbisenin temiz olması şarttır. Bu da insanlara temiz olmayı öğretir. Namaz olmasaydı bu denli temizlik pek mümkün olmayabilirdi.

Tüm bunları düşündüğümüzde hayatımızda namaz olduğu için şükür etmeliyiz.

Kabe Nasıl Tavaf Edilir?

Kabe'nin Kapısı
Kabe'nin Kapısı
Kabe’nin Kapısı

Umre‘nin ziyaret etmek manasına geldiğini biliyoruz. Biz de 2014’de Temettü Haccına niyet ettiğimiz için öncelikle ihramlı olarak umre yaptık. 29 Eylül Pazartesi öğle namazından önce yaptığımız umrenin ilk şavtının görüntülerine aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.

Gelelim tavaf ve şartlarına: Tavafın 3 şartı bulunuyor.

1) Niyet etmek

2) Tavafı Kabe’nin etrafında saat yönünün tersine dönerek yapmak

3) Tavafa başladıktan sonra 7 şavtı tamamlamak.

“Kabe Nasıl Tavaf Edilir?” yazısını okumaya devam et

Allah Yolunda Nasıl İnfak Edilir?

İnfak
İnfak
İnfak

Allah yolunda infak etmek birçoğumuzun coşkuyla istediği bir durum. Peki infak etmek ne demek? Allah (c.c) yolunda nasıl infak edilir?

Allah (c.c) yolunda yapılan zekat, sadaka, kurban, hediye, vakıf kurmak v.s gibi işlemlerin hepsine genel manada infak denir. Kısacası Allah (c.c) yolunda harcamaktır. Kur’an-ı Kerim’de infakla ilgili birçok ayet bulunmaktadır. Hepimizin bildiği Fatiha’dan sonra başlayan Bakara Suresi, ilk olarak infak’a deyinerek başlar.

الٓمٓ ۚ ﴿١﴾ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿٢﴾اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

Elif Lâm Mîm. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda infak ederler.

Burada bir nevi müminin tanımı yapılmış, gaybe inanmak ve namaz’dan sonra 3. en önemli müminlik göstergesi olarak infak etmenin yani Allah (c.c) yolunda harcamanın geldiği görülmüştür.

Bakara 195’de, “Allah yolunda infak edin ve ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsan edin, şüphesiz Allah ihsan edenleri sever” denir.

Bakara 215’de, “Sana, ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan her ne infak ederseniz, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcuların hakkıdır. Ve her ne hayır işlerseniz, şüphesiz ki Allah, onu bilir.” denir.

Bakara 219’da, “Ve sana ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçlarınızdan artanı.” denir.

Bakara 254’te, “Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size verdiğim rızıklardan infak edin. Kafirler işte zalimlerin kendileridir.” denir.

Bakara 262’de, “Mallarını Allah yolunda infak edip de, sonra infak ettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin mükafaatı, Rabbları katındadır. Onlara korku yoktur. Ve mahzun da olacak değillerdir.” denir.

Bakara 264, 265’de, “Ey iman edenler; Allah’a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakma ve eziyet etmekle heder etmeyin, O gösteriş yapanın hali; üzerinde toprak bulunan kayanınki gibidir. Şiddetli bir yağmur isabet ettiğnde onu katı bir taş halinde bırakır. Onlar kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah kafirler güruhunu hidayete erdirmez.Allah’ın rızasını kazanmak ve kalblerindekini sağlamlaştırmak için mallarını infak edenlerin hali, bir tepedeki güzel bir bahçenin haline benzer. Kuvvetli bir sağanak düşünce; yemişlerini iki kat verir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisenti bulunur ve Allah işlediklerinizi görür.” denir.

Bakara 267’de, “Ey iman edenler; kazandıklarınızın iyilerden ve size yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Kendiniz göz yummadan alıcısı olmadığınız bayağı şeyleri vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki; Allah, Gani’dir, Hamid’dir.” denir.

Bakara 273, 274’te, “Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna vermiş olup da yeryüzünde dolaşmayan ve tanımayanların; hayalarından dolayı onları zengin zannettikleri yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler. Hayırdan ne infak ederseniz şüphesiz Allah onu bilir. Onlar ki; mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık infak ederler. İşte onların mükaafatı Rabbları katındadır. Onlar için korku da yoktur, üzülecek de değillerdir.” denir.

Ali İmran 92’de, “Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, asla bir’e erişemezsiniz. Ve her ne infak ederseniz; şüphesiz Allah, onu bilir.” denir.

Yazımızı bir tavaf videosuyla bitirelim. Allah hepinizin Cuma’sını mübarek eylesin inşallah 🙂

**: Yukarıdaki resimde yer alan arka plan 21 Nisan’da Medine’deki Vadi Avali Hurma Bahçesi’nde çekilmiştir. Aşağıdaki video ise yine ekibimiz tarafından selfie modunda 24/25 Nisan’da Mescid’in Haram’ın üst tarafındaki çelik konstrüksiyon tavaf platformunda çekilşmiştir.

Namazdan Sonra Yapılacak Dualar ve Müezzinin Görevi

Namaz Tesbihatı

Namazdan sonra yapılacak dualar ve müezzinlik konusunda 5 vakit namaz kılan birçok mümin kardeşimizin eksik bilgiye sahip olduğunuz müşahade ettim. Cemaatle yapılan namazlar sonrasında birçok arkadaşımızın gerekli duaları tam anlamıyla yapmadığını gördüm. Dolayısıyla  namaz sonrası yapılacak duaları ve cemaatle yapılan namazlarda müezzinin görevlerini “özetle” anlatmak istiyorum.

Müezzinin görevi kametle başlar.

Kamet, namazların farzlarını kılmaya başlarken okunan ezan sözlerinden ibarettir. Ezan vaktin başlangıcında okunur; kamet ise farza durulacağı zaman getirilir.

Beş vakit namaz ile Cuma namazı için ezan ve kamet getirilmesi, ayrıca Cemaatle kılınacak kaza namazları için de, ezan ve kamet okunması sünnettir.

 Kamet (Sağdan sola doğru okuyunuz)
الله اكبر الله اكبر الله اكبر الله اكبر
Allahü Ekber Allahü Ekber Allahü Ekber Allahü Ekber
اشهد ان لا اله الا الله اشهد ان لا اله الا الله
Eşhüde en la ilâhe illallah Eşhüde en la ilâhe illallah
اشهد ان محمدا رسول الله اشهد ان محمدا رسول الله
Eşhedü enne Muhammeden  rasulullah Eşhedü enne Muhammeden  rasulullah
حي على الفلاح حي على الفلاح حي على الصلاة حي على الصلاة
Hayye alel-felâh Hayye alel-felâh
Hayya ale’salah
Hayya ale’salah
الله اكبر الله اكبر
قد قامت الصلاة
قد قامت الصلاة
Allahü Ekber Allahü Ekber Kad kametis selah Kad kametis selah
لا اله الا الله لا اله الا الله
La ilâhe illallah La ilâhe illallah

Kamet getirilir ve imamla birlikte farz namazı kılınır. Selam verdikten sonra “Allahümme entesselamü ve minkes-selamü tebarekte ya zel-celali vel-ikram”  (Allah’ım! Sen selâmsın. Selamet de sendendir. Ey celâl ve ikrâm sâhibi! Sen münezzehsin, sen yücesin”) denilir.

Allahumme-Entesselamu

Akabinde müezzin Peygamber efendimize (sas) salat ve selam getirilmesi için Alâ Rasulina salavat” (Peygamberimizin üzerine salavat getirin) der. Cemaatte “Allâhümme salli alâ Muhammed” diyerek Salavat getirir.

Sonrasında “Salatı Münciye” (Tüncina) duası okunur.

“Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî’il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi’s-seyyiât ve terfe’unâ bihâ ındeke a’lâ’d-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ’l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî’l-hayâti ve ba’del-memât birahmetike Yâ erhame’r-rahimîn. Hasbunellahu ve ni’mel vekîl, ni’mel mevlâ ve ni’me’n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke’l-masîr.”

Anlamı:

“Allahım! Efendimiz Muhammed’e (sav) ve onun ehli beytine salât at. Bu salâvat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salâvat hürmetine yerine getirsin, bizin bütün günahlardan bu salâvat hürmetine temizlersin, o salâvat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salâvat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşünülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırsın. Ey merhametlilerin merhametlisi bize bunları merhametinle nasip et. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır.

Salaten Tuncina

Bu dua imam tarafından okunduğu zamanlarda “korku mânâsına gelen cümlelerinde” ellerin içinin yere çevrilip aşağıya tutulabilir sonrasında ellerin içi yine yukarıya çevrilir. Bu durumun bazi hadislerden kaynaklandığı söylenir ki bu hadislerden biri şöyledir. “Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü vesselam, Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.” (Bu konuyla ilgili Hadisler için bkz: Müsned, Ahmed b. Hanbel 4/56; Mecmau’z- zevaid, 10/168; Cemu’l-fevaid, 2/618; el-Fethu’l-kebir, 2/357; ) Bu nedenle ellerini dua ederken aşağıya çevirenler bu hadislere göre amel etmiştir.

Sonrasında müezzin “Subhanallahi vel hamdu lillahi ve la ilahe illellahu vallahu ekber. Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.”(“Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tanzih eder, kemal sıfatlarla muttasıf olduğunu kabul ederim. Bütün hamd ve şükürler Allah’adır. Allah’tan başka hiç bir ilah yoktur. İhtiyaçları gideren ve zararları yok eden yalnız yüce ve güçlü olan Allah’tır.) der ve sonrasında 33’er defa sırasıyla 

– “Sübhânellah (Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim)”,

– “Elhamdülillâh (Her türlü övgü Allah’a mahsustur)”,

– “Allâhü ekber (Allah, en büyüktür)”

denir.

Akabinde müezzin, “Lâ ilâhe illâllâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr.” (Allah’tan başka ilâh yoktur, sadece O vardır. O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur, her türlü övgü O’na mahsustur, O her şeye gücü yetendir” ) duasını okur.

Vahdehula

Akabinde “Sübhane Rabbiyel aliyyil alel vehhab” (Ali, a’la ve vehhab olan Rabbimi tesbih ederim) denilerek eller semaya açılır ve cemaat içinden dua okumaya başlar.

İmam sonrasında “El Fatiha” der, cemaat ve imam içinde Fatiha suresini okur.

İmam akabinde tesbihatı bitirmek için “Aşr-ı şerifi” de okuyabilir.