Namaz Vakitlerinin Anlamları

 

 Allah’ın her emir ve yasağının sayısız hikmeti olduğu gibi namazların belli vakitlerde kılınmasının da elbette birçok hikmeti vardır. Kur’an-ı Kerim’de namaz vakitleriyle ilgili pek çok ayet yer almaktadır.

(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür. (Hud Suresi 114)

Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı’ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. (İsra Suresi 78-79)

Güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın.” (Taha Suresi 130)

Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah’ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. (Rum Suresi 17-18)

 

Sabah Namazı

Yeni bir başlangıç

Sabah namazı vakti; bizim anne karnına düştüğümüz anı, kainatın yaratıldığı 6 günden ilk günü ve yıl içindeki bahar mevsimini gösterir. Sabah vakti aydınlıkla birlikte yeni bir güne başlar adeta yeniden doğarız. İnsan sabahleyin çeşitli faaliyetlere başlamak için gerekli vücut zindeliğine kavuşmuş halde uyanır. Bizlere yine O’nun bize verdiği rızkları kazanabilmemiz için bu canlılık ve zindeliği de veren  şüphesiz Allahu Teala`dır. Bu nedenle O’nun verdiği nimetlere ve sıhhate şükür için, sabah namazını kılmakla mükellef tutulmuşuzdur.

Rivayet edildiğine göre sabah namazının fazileti ile ilgili Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Dikkat et, ey Ademoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin. (Müslim, Mesâcid 261-262)

 

Öğle Namazı

Gençlik ve Cehennem

Öğle vakti günün en sıcak zamanı olduğu için yazın en sıcak dönemine, insanda ise gençlik çağına işaret eder. Yine, öğlenin sıcağı bizlere mahşer gününü hatırlatır. Öğle vakti işlerimizin en yoğun olduğu andır. İnsan, o vakitte günlük işlerin yoğunluğundan dolayı adeta boğulacak duruma gelir. Tam da bu anda hem  bu sıkıntılardan biraz olsun uzaklaşmak, hem de günün o saatine kadar Rabbimizin bize verdiği nimetlere şükürde bulunmak amacıyla namaza koşar ve bizi sıkıntıya sokan dünya işlerinden sıyrılarak bir nefes alma fırsatı buluruz.

Ebu Hureyre(r.a)’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz şöyle buyurdu:

 

Sıcak (öğle vakti) şiddetlendiği zaman, onu namazla serinletin. Muhakkak ki, sıcaklığın şiddeti, cehennemin nefes almasından ileri gelir. Öyle ki, cehennem ateşi Rabbine ‘Ya Rabbi! Bir kısmım bir kısmımı yedi.’ diyerek şikayette bulundu. Bunun üzerine Allah, nefesin biri kışta, biri de yazda olmak üzere (yılda) iki nefes almasına izin verdi. İşte sizin gördüğünüz en şiddetli sıcak ve en şiddetli soğuk bundan (bu iki nefesten meydana gelmekte)dır. (Buharî, Mevakît, 9; Müslim, Mesacid, 185, 186, 187)

 

İkindi Namazı

İhtiyarlık ve sonbahar

İkindi vakti, güneşin batmaya meylettiği zamandır. Aynı zamanda insanoğlunun ve kainatın son dönemine de işaret eder. İkindi vakti geldiğinde az sonra güneşin batacağını ve birkaç saat sonra yeryüzündeki her şeyin karanlıkta kaybolacağını düşünürüz. Tam ümitsizliğe düşeceğimiz böyle bir zamanda kulaklarımızda ezan sesi yankılanır ve tek sığınılacak kapının Rabb’imiz olduğunu fark ederiz.

Ebu Züheyr Umare İbni Ruveybe (r.a) Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söyledi:

Güneş doğmadan ve batmadan önce namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir.”  (Müslim, Mesâcid 213-214)

Peygamber efendimiz bu sözüyle sabah ve ikindi namazlarını kastetmiştir.

 

Akşam Namazı

Ölüm ve kıyamet

Akşam vakti sonbaharın sonunda varlıkların ölmesini, insanın vefatını ve kıyameti hatırlatır. Artık gün batmış, güneşten geriye yalnızca bir kızıllık kalmıştır. Bu vakit yirmi dört saatlik bir günün ölümüyle birlikte bizim ölümümüzden de haber verir. Güneşin batmasıyla birlikte doğan her şeyin bir gün batacak olduğu gerçeğini hatırlarız. Bu düşünceler içinde kalbimize teselli vermek ve ruhumuzu huzura kavuşturmak için akşam namazına koşarız.

Ebu Atıyye dedi ki; ben ve Mesruk, Aişe (r.a)’nın yanına gittik.

Mesruk ona:

-“Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabından iki kişi var. İkisi de hayırdan geri kalmıyorlar. Ancak bunlardan biri akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele ediyor, diğeri ise hem akşam namazını hem de iftarı geciktiriyor. dedi.

Bunun üzerine Aişe (r.a):

Akşam namazını kılmakta ve oruç açmakta acele eden kimdir? diye sordu.

Mesruk da:

– (İbni Mes’ud’u kastederek) Abdullah’tır. cevabını verdi.

Bunun üzerine Aişe (r.a):

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de öyle yapardı.” dedi.(Müslim, Sıyâm 49-50)

 

Yatsı Namazı

Büyük karanlık

Yatsı vakti güneşe ait hiçbir izin kalmadığı zamandır. Artık arkada bırakılan bir günün varlığı hakkında bize fikir verecek hiçbir şey yoktur. Akşam vakti izini bir kızıllık halinde şafağa bırakmıştı, o kızıllık da gidince her şey gitmiş ve bitmiş olmaktadır. Yatsı vakti bizlere her şeyin bitip tükendiğini ve kabirde her türlü ışıktan mahrum kalacağımızı hatırlatır. Bu vakitten sonra artık uyku alemine geçeriz. Hem yarı ölüm olarak adlandırılan hem de huzur ve dinlenme zamanı sayılan bu aleme geçmeden önce güne şükürle başladığımız gibi yine bir şükürle son vermek, gün içerisinde yaptıklarımızdan dolayı Allah’ın affına sığınmak için yatsı namazını kılarız.

Ebu Hüreyre (r.a) ‘den rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v)şöyle buyurdu:

Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur.  İnsanlar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi. (Buhârî, Mevâkît 20)

Dinimizde Sabır

Sabır, olacak bir şeyi beklerken mevcut koşullara dayanabilme, kendini tutma, beklerken olumsuz düşünmeme anlamlarına gelir. Kısaca kendini tutma, tahammül, katlanma, dayanma gücü ya da dayanç olarak da ifade edilir.

Sabır üç çeşittir. En önemlisi günah işlememeye sabırdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

Sabır üç çeşittir:
•Belaya, musibete sabır,
•Din bilgilerini öğrenirken ve ibadetlerini yaparken sabır,
•Günah işlememek için sabır.

Belaya sabredene 300, ibadet yapmaya sabredene 600, günah işlememeye sabredene ise, 900 derece ihsan edilir.
Sabretmek, kurtuluşa, başarıya sebep olan güzel bir davranıştır. Sabır, Peygamber sünnetidir. Bir farzı yapmak veya bir günahtan kaçınmak sabırsız mümkün olmaz. Çünkü, “İman nedir?” diye sorulduğunda Peygamber efendimiz, “Sabırdır” buyurdu.

Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette Allahü Teala sabretmenin faziletini biz kullarına anlatmıştır. Yetmişten fazla yerde sabır ve sabredenlere verilecek sevaplar bildirilmiştir.

”Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.”

Bakara Suresi, 153. Ayet

Sabırlı olmayan muvaffak olamaz. Bir kimse başına gelen felaketlere sabretmezse devamlı huzursuz olur, doğru dürüst ibadet edemez. Kim Allah’tan korkarak sabrederse sıkıntılardan kurtulur. Sabreden muradına erer. Her hayra ski:\n“Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyenabırla ulaşılır.

“Hak Teala, sabırlı ve ihlaslı olanı, sorguya çekmeden cennete koyar.

Bazı sıkıntılar vardır ki, insanın irade gücünü aşar. Mesela yakınlarının veya kendi başına gelen felaketler ya da doğal afetler gibi. Bunlar insanın doğal yapısına uymayan olaylardır ve maddi yıkımlar yanında manevi yıkımlara da yol açabilir. Ya da bir savaş ortamı içinde karşı karşıya kalınabilecek yokluklar, işkenceler ve ölüm korkusu insanın irade gücünü yok edebilir. İşte bu gibi durumlarda insanın iradesini kaybetmesini önleyen, çektiği acılara rağmen Allah`a isyan etmeden mücadelesine devam edebilmesini ve ayakta kalabilmesini sağlayan güç, sabırdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

“Kimde şu üç şey varsa, dünya ve ahiretin hayrına kavuşmuş demektir: Kazaya rıza, belaya sabır, rahatlıkta dua.”

Biri, “Ey Allah’ın Resulü, malım gitti, param gitti, vücudum hasta oldu” dedi.
Hz.Peygamber (sav) O’na buyurdu ki:

“Malı gitmeyen, parası bitmeyen ve hasta olmayanda hayır yoktur. Çünkü Allahü Teâlâ’nın sevdiği kul, belaya maruz kalır.”

Mazlumların, sabredenlerin yardımcısı Allah’tır. Allahü Teala, kimsenin hakkını kimsede koymaz. Sabredenlere sayısız mükafat verir. sevgiliden -Allahü Teala ’dan-gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lazımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikram, ihsan ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hatta, kendi nefsinin böyle isteklerinden daha tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tam olmaz. Hatta, seviyorum demesi, yalancılık olur.

Allahü Teala, Hadis-i Kudside buyuruyor ki:

“Kaza ve kaderime razı olmayan, beğenmeyen ve gönderdiğim belalara sabretmeyen, benden başka Rab arasın. Yeryüzünde kulum olarak bulunmasın.”

Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır, bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Allah’ın dinini tebliğ ederken hepsi çeşitli sıkıntılara uğramış, kendilerine eziyet edilmiş, yurtlarından çıkarılmış. Hükümdarlar tarafından zindana atılmış ama onlar daima sabretmişlerdir.

Her müslümana düşen görev, kurtuluşun sabırda olduğunu düşünerek, Allah’tan sabır dilemek ve sabırlı olmaktır.

Bayram Namazı Nasıl Kılınır?

cemaatle-namaz

Bayram namazı şöyle kılınır:

İmam, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar. Cemaat de aynı şekilde tekbir getirip ellerini bağlar. İmam ve cemaat içlerinden “Sübhâneke” duasını okur. Sonra imam ve cemaat, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır, eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp yana bırakılır. Sonra aynı şekilde “Allâhü ekber” diyerek bir tekbir daha alınır ve eller yine yana bırakılır. Üçüncü kere “Allâhü ekber” diyerek tekbir alınır ve bu sefer eller bağlanır. Tekbirler arasında üç defa “sübhanellâhil-azîm” diyecek kadar beklenir. Bundan sonra cemaat susup bekler.

İmam, gizlice eûzü-besmele çeker, Fatiha ve bir sureyi sesli olarak okur, sonra rukû ve secdeler yapılır ve ikinci rekâta kalkılır. İkinci rekatta imam, gizlice besmele çeker ve “Fatiha” ve “bir sure”yi sesli olarak okur. Ardından imam ve cemaat, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır, eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp yana bırakılır. Peşinden aynı şekilde “Allâhü ekber” diyerek bir tekbir daha getirilip eller yine yana bırakılır. Sonra “Allâhü ekber” diyerek üçüncü bir tekbir daha alınır ve eller yine yana salınır. İlk rekâtta olduğu gibi ikinci rekâtta da tekbirler arasında “sübhânellahil-azîm” diyecek kadar beklenir. Üçüncü tekbirin akabinde “Allâhü ekber” diyerek rukûa varılır. Tıpkı birinci rekâtta olduğu gibi rukû ve secdeler tamamlanır.

İkinci secdeden sonra oturulur. “Tahiyyât”, “Salli” “Bârik”, “Rabbenâ Âtinâ” ve “Rabbenağfirlî” duaları okunur. Sağa ve sola selama verilerek namazdan çıkılır.
Buna göre bayram namazlarının her iki rekâtında, diğer namazlara göre fazladan üçer tekbir getirilmiş olur ki bunlara “zevâid tekbirleri” denir. Bu tekbirleri getirmek
vaciptir.

Şafiî Mezhebine göre her iki rekâtta da Fatiha suresinden önce olmak üzere, birinci rekâtta yedi, ikinci rekâtta beş tekbir alınır. Selam verildikten sonra imam-hatip minbere çıkar ve oturmadan bir hutbe okur.  Bu hutbe iki kısımdan oluşur.

Cuma namazında hutbe okumak cumanın geçerli olmasının şart iken bayram namazında sünnettir. Yine hutbe cuma namazında namazdan önce, bayram namazında ise namazdan sonra okunur. İmam-hatip, bayram hutbelerinde genel olarak bayramın
birleştirici özelliğinden bahseder. İslam kardeşliği, yardımlaşma gibi konulara değinir. Ayrıca, Ramazan Bayramı hutbesinde, zekat ve sadaka ibadetleri; Kurban Bayramı hutbesinde ise Kurban ibadeti ve teşrik tekbirleri hakkında bilgiler verir.

Gücü yeten kimse namaza yürüyerek gider ve giderken yolda tekbir getirir; güler yüzlü ve sevinçli bir tavır sergiler. Peygamberimiz (s.a.s.) böyle yapmıştır. (Tirmizî, “Salât”, 384)

Namazın Sünnetleri Nelerdir?

Sünnetin hükmü: Namazda sünneti terk etmek, namazı bozmaz, sehiv secdesi yapmayı da gerektirmez, ancak mekruh olur.

Namazın Başlıca Sünnetleri Şunlardır:

1. Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve ikamet erkekler için sünnettir. (kadınlara mekruhtur.)

2. Namazın iftitah tekbirinde, vitir namazının kunut tekbirinde ve bayram namazlarının zevaid tekbirlerinde elleri kulakların hizasına kaldırmak. (Kadınlar, parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırırlar.)

3. Eller kaldırıldığı sırada parmakları ne bitişik ne de fazla açık tutmak, yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak, ellerin ve parmakların içi kıbleye karşı gelmek,

4. İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamı geçmemek üzere- imamın iftitah tekbirine yakın olmak,

5. Kıyamda elleri bağlamak. (Erkekler; sağ elin avucu sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğin; kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.)

(Kadınlar: Sağ el, sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkekler gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğin! kavramazlar)

6. Kıyamda iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak,

7. Sübhaneke okumak.

8. “Euzubillahi mineşşeytanirracîm”demek.

9. Her rekatta fatihadan önce “Bismillahirrahmanirahim” demek.

10. Fatihanın sonunda imamın ve ona uyanların “Amin” demesi.

11. “Sübhaneke, Eüzü-Besmele ve Amin”i içinden okumak,

12. Sabah ve öğle namazlarında fatihadan sonra uzunca, ikindi ve yatsı namazlarında kısa, akşam namazında daha kısa süre okumak. Bu, misafir olmayanlar içindir. Yolcu olan veya vakti dar olan kimse dilediği ayet ve süreyi okur.

13. Rükûa varırken “Allahü Ekber” demek.

14. Rükûda dizlerim ellerin parmakları açık olarak tutmak. (Kadınlar parmaklarını açmaz ve dizlerim tutmazlar, sadece ellerini dizleri üzerine koyarlar.)

15. Rükûda dizlerim ve dirseklerim dik tutup bükmemek. (Kadınlar rükûda dizlerim bükük bulundururlar.)

16. Rükûda arkasını dümdüz yapmak. (Kadınlar arkalarım biraz meyilli bulundururlar.)

17. Başını, sırtı ile bir seviyede bulundurup yukarıya kaldırmamak ve aşağıya eğmemek.

18. Rükûda üç kere “Sühhane Rahbiye’l-azîm” demek.

19. Rükûdan kalkarken “SemiAllahu ilmen hamideh’ demek.

20. Rükûdan doğrulunca “Rabbena leke’l-hamd” demek.

21. Secdeye varırken yere; önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra alın ve burnunu koymak

22. Secdeden kalkarken önce başını sonra ellerini daha sonra dizleri üzerine ellerini koyarak dizlerini yerden kaldırmak.

23. Secdelere varırken “Allahü Ekber” demek,

24. Secdelerden kalkarken “Allahü Ekber” demek.

25. Secdelerde yüzünü iki elleri arasına almak, eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olduğu halde kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak,

26. Secdelerde üçer kere “Sübhane Rabbiye ‘l-ala ” demek-

27. Erkeklerin, secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması- (Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar.)

28. îki secde arasında oturmak.

29. iki secde arasında, birinci oturuşta (Ka’de-i Gla) ve son oturuşta (Ka’de-i ahîre) elleri uylukları üzerine koymak.

30. Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmaklarım kıbleye karşı getirmek- (Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar.)

31. Ettehiyyatü’nün kelime-i şehadetinde sağ elinin şehadet parmağı ile işaret etmek.

işaret; Kelime-i şehadette “La ilahe” derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak, “illellah” derken de indirmek suretiyle olur

32. Ettehiyyatü’yü içinden okumak.

33. Üç ve dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında fatiha okumak. (ilk iki rekatlarda fatiha okumak ise vaciptir.)

34. Son oturuşta “Ettehiyyatü”den sonra “Allahümme sallı, Allahümme barik” ve bunlardan sonra da dua okumak.

35. Selam verirken başını evvela sağa. sonra sola çevirmek.

36. Selamda “Esselamu aleyküm ve Rahmetullah” demek.

37. İmam her iki tarata selam verirken kendisine uyan cemaatı ve hafeze meleklerini selamlamayı niyet etmek.

38. İmama uyan, selamında cemaati ve imamı niyet etmek.

39. Tek başına kılan; selamında melekleri niyet etmek.

40. İmam sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltmak.

41. İmama uyan kişinin selamı, imamın selamına yakın olmak.

42. İmama sonra dan uyan kimse, yetişemediklerim kılmak için imamın ikinci selamını beklemek.


Namazın Mekrûhları Nelerdir?

1. Namazın içinde sağa sola bakmak
2. Elbise veya vücut ile oynamak. (Vücuda yapışan elbiseyi küçük bir hareketle silkelemekte bir beis yoktur)
3. Özürsüz, parmağını çıtlatmak
3. Secde yerindeki taşları temizlemek
4. Elini böğrüne koymak
5. Bir yerini bir veya iki kere kaşımak. (Namazda burun akıntısını silmek yere akıtmaktan evlâdır.)
6. Özürsüz bağdaş koymak
7. İnsan yüzüne karşı kılmak
8. Kor halindeki ateşe karşı namaza durmak
9. Bir kimsenin önünde, başı üzerinde, sağında, solunda arkasında veya elbisesinde bakan kimsenin kolayca görebileceği kadar belirgin resim varken namaz kılmak
10. Gerinmek, esnemek
11. Tehiyatta ayak parmaklarını dikip, ökçelerin üzerinde durmak
12. Kaynaklarını (kalçalarını) yere koyup dizlerini göğse çekerek veya elleri yere koyarak oturmak
13. Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile kılmak. (müstehap olan her zaman adet olanı giymektir. Gecelikler, giyilmesi adet olan elbiselerden olduğu için onunla namaz kılmakta kerahet yoktur.)
14. Başı açık kılmak. (Alçak gönüllülük maksadıyla olursa mekruh olmaz.)
15. Secdede veya secde dışında elinin veya ayağının parmaklarını kıbleden çevirmek
16. Cemaatle namaza duracağında önünde yer varken safa girmeyip, arkada durmak
17. Kabre karşı namaz kılmak
18. Necasete karşı perdesiz namaz kılmak
19. Kadınla, perdesiz bir hizada durup ayrı ayrı namaz kılmak
20. Tuvalete gitme ihtiyacı varken sıkışık olarak namz kılmak
21. Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden evvel kaldırmak
22. Secdede bir ayağını kaldırmak
23. İmamdan evvel rüku’a gitmek
24. İmamdan evvel secdeye gitmek
25. İmamdan evvel secdeden kalkmak
26. Secdeye giderken özürsüz olarak ellerini dizlerinden evvel yere koymak
27. Özürsüz, yere veya duvara dayanarak kalkmak
28. Namazda alnından toprak silkmek
29. Bir rekatte okuduğu zammı sure ile, bunu takip eden rekatte okuduğu zammı süre arasında sadece bir sure atlamak
30. Bir sonraki rekatta, bir önceki rekatta okuduğu zammı surenin evvelinden sure veya ayet okumak
31. Farz namazlarda bir sureyi bir rekatta iki defa okumak, veya bir sureyi her iki rekatte okumak
32. Farzın ikinci rekatinde, birinci rekatte okuduğundan üç ayet fazla okumak
33. İmama uyanın imamla birlikte Kur’an okuması
34. Özürsüz, alnındaki sarığın üzerine secde etmek
35. Kıyamda iken özürsüz olarak duvara dayanmak
36. Kıyamda sağa veya sola eğik vaziyette durmak
37. Özürsüz, tek ayak üstünde durmak
38. Namaz içinde ayet ve tesbihleri parmakla saymak
39. Cemaatle namaz kılınırken yalnız namaz kılmak
40. İmamın mihraptan başka yere durması
41. İmamın bir zirâ (50cm) alçak yerde durup, cemaatin imamdan yüksekte durması
42. İmamın bir zirâ (50cm) yüksek yerde durması; (Eğer imamın yanında bir kişi bulunursa mekruh olmaz.)
43. “Besmele” ve “âmin”i açıktan okumak
44. Kırâatı rükua inerken tamamlamak
45. Tekbirleri yerlerinde almamak, her zikir ve kırâati (okumayı) yerinde yapmamak
46. Rüku ve secde tesbihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek
47. Omuzu açık ve kolları sıvalı olarak namaz kılmak
48. Önünde bir canlının geçmesi ihtimali olan yerde önüne sütre (herhangi bir cisim) dikmeyi terk etmek
49. Bir şeyi koklamak
50. İşitilmeyecek derecede üflemek (işitilecek dercede üflenirse namaz bozulur)
51. Başa mendil ve benzeri bir şeyi sarıp tepesini açık bırakmak
52. Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak
53. İkinci defa toplanan cemaate imam olacak şahsın mihraba durması.

Namazın Sünnetleri Nelerdir?

Sünnetin hükmü: Namazda sünneti terk etmek, namazı bozmaz, sehiv secdesi yapmayı da gerektirmez, ancak mekruh olur.

Namazın Başlıca Sünnetleri Şunlardır:

1. Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve ikamet erkekler için sünnettir. (kadınlara mekruhtur.)

2. Namazın iftitah tekbirinde, vitir namazının kunut tekbirinde ve bayram namazlarının zevaid tekbirlerinde elleri kulakların hizasına kaldırmak. (Kadınlar, parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırırlar.)

3. Eller kaldırıldığı sırada parmakları ne bitişik ne de fazla açık tutmak, yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak, ellerin ve parmakların içi kıbleye karşı gelmek,

4. İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamı geçmemek üzere- imamın iftitah tekbirine yakın olmak,

5. Kıyamda elleri bağlamak. (Erkekler; sağ elin avucu sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğin; kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.)

(Kadınlar: Sağ el, sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkekler gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğin! kavramazlar)

6. Kıyamda iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak,

7. Sübhaneke okumak.

8. “Euzubillahi mineşşeytanirracîm”demek.

9. Her rekatta fatihadan önce “Bismillahirrahmanirahim” demek.

10. Fatihanın sonunda imamın ve ona uyanların “Amin” demesi.

11. “Sübhaneke, Eüzü-Besmele ve Amin”i içinden okumak,

12. Sabah ve öğle namazlarında fatihadan sonra uzunca, ikindi ve yatsı namazlarında kısa, akşam namazında daha kısa süre okumak. Bu, misafir olmayanlar içindir. Yolcu olan veya vakti dar olan kimse dilediği ayet ve süreyi okur.

13. Rükûa varırken “Allahü Ekber” demek.

14. Rükûda dizlerim ellerin parmakları açık olarak tutmak. (Kadınlar parmaklarını açmaz ve dizlerim tutmazlar, sadece ellerini dizleri üzerine koyarlar.)

15. Rükûda dizlerim ve dirseklerim dik tutup bükmemek. (Kadınlar rükûda dizlerim bükük bulundururlar.)

16. Rükûda arkasını dümdüz yapmak. (Kadınlar arkalarım biraz meyilli bulundururlar.)

17. Başını, sırtı ile bir seviyede bulundurup yukarıya kaldırmamak ve aşağıya eğmemek.

18. Rükûda üç kere “Sühhane Rahbiye’l-azîm” demek.

19. Rükûdan kalkarken “SemiAllahu ilmen hamideh’ demek.

20. Rükûdan doğrulunca “Rabbena leke’l-hamd” demek.

21. Secdeye varırken yere; önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra alın ve burnunu koymak

22. Secdeden kalkarken önce başını sonra ellerini daha sonra dizleri üzerine ellerini koyarak dizlerini yerden kaldırmak.

23. Secdelere varırken “Allahü Ekber” demek,

24. Secdelerden kalkarken “Allahü Ekber” demek.

25. Secdelerde yüzünü iki elleri arasına almak, eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olduğu halde kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak,

26. Secdelerde üçer kere “Sübhane Rabbiye ‘l-ala ” demek-

27. Erkeklerin, secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması- (Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar.)

28. îki secde arasında oturmak.

29. iki secde arasında, birinci oturuşta (Ka’de-i Gla) ve son oturuşta (Ka’de-i ahîre) elleri uylukları üzerine koymak.

30. Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmaklarım kıbleye karşı getirmek- (Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar.)

31. Ettehiyyatü’nün kelime-i şehadetinde sağ elinin şehadet parmağı ile işaret etmek.

işaret; Kelime-i şehadette “La ilahe” derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak, “illellah” derken de indirmek suretiyle olur

32. Ettehiyyatü’yü içinden okumak.

33. Üç ve dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında fatiha okumak. (ilk iki rekatlarda fatiha okumak ise vaciptir.)

34. Son oturuşta “Ettehiyyatü”den sonra “Allahümme sallı, Allahümme barik” ve bunlardan sonra da dua okumak.

35. Selam verirken başını evvela sağa. sonra sola çevirmek.

36. Selamda “Esselamu aleyküm ve Rahmetullah” demek.

37. İmam her iki tarata selam verirken kendisine uyan cemaatı ve hafeze meleklerini selamlamayı niyet etmek.

38. İmama uyan, selamında cemaati ve imamı niyet etmek.

39. Tek başına kılan; selamında melekleri niyet etmek.

40. İmam sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltmak.

41. İmama uyan kişinin selamı, imamın selamına yakın olmak.

42. İmama sonra dan uyan kimse, yetişemediklerim kılmak için imamın ikinci selamını beklemek.


Namazın Mekrûhları Nelerdir?

1. Namazın içinde sağa sola bakmak
2. Elbise veya vücut ile oynamak. (Vücuda yapışan elbiseyi küçük bir hareketle silkelemekte bir beis yoktur)
3. Özürsüz, parmağını çıtlatmak
3. Secde yerindeki taşları temizlemek
4. Elini böğrüne koymak
5. Bir yerini bir veya iki kere kaşımak. (Namazda burun akıntısını silmek yere akıtmaktan evlâdır.)
6. Özürsüz bağdaş koymak
7. İnsan yüzüne karşı kılmak
8. Kor halindeki ateşe karşı namaza durmak
9. Bir kimsenin önünde, başı üzerinde, sağında, solunda arkasında veya elbisesinde bakan kimsenin kolayca görebileceği kadar belirgin resim varken namaz kılmak
10. Gerinmek, esnemek
11. Tehiyatta ayak parmaklarını dikip, ökçelerin üzerinde durmak
12. Kaynaklarını (kalçalarını) yere koyup dizlerini göğse çekerek veya elleri yere koyarak oturmak
13. Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile kılmak. (müstehap olan her zaman adet olanı giymektir. Gecelikler, giyilmesi adet olan elbiselerden olduğu için onunla namaz kılmakta kerahet yoktur.)
14. Başı açık kılmak. (Alçak gönüllülük maksadıyla olursa mekruh olmaz.)
15. Secdede veya secde dışında elinin veya ayağının parmaklarını kıbleden çevirmek
16. Cemaatle namaza duracağında önünde yer varken safa girmeyip, arkada durmak
17. Kabre karşı namaz kılmak
18. Necasete karşı perdesiz namaz kılmak
19. Kadınla, perdesiz bir hizada durup ayrı ayrı namaz kılmak
20. Tuvalete gitme ihtiyacı varken sıkışık olarak namz kılmak
21. Secdeden kalkarken dizlerini ellerinden evvel kaldırmak
22. Secdede bir ayağını kaldırmak
23. İmamdan evvel rüku’a gitmek
24. İmamdan evvel secdeye gitmek
25. İmamdan evvel secdeden kalkmak
26. Secdeye giderken özürsüz olarak ellerini dizlerinden evvel yere koymak
27. Özürsüz, yere veya duvara dayanarak kalkmak
28. Namazda alnından toprak silkmek
29. Bir rekatte okuduğu zammı sure ile, bunu takip eden rekatte okuduğu zammı süre arasında sadece bir sure atlamak
30. Bir sonraki rekatta, bir önceki rekatta okuduğu zammı surenin evvelinden sure veya ayet okumak
31. Farz namazlarda bir sureyi bir rekatta iki defa okumak, veya bir sureyi her iki rekatte okumak
32. Farzın ikinci rekatinde, birinci rekatte okuduğundan üç ayet fazla okumak
33. İmama uyanın imamla birlikte Kur’an okuması
34. Özürsüz, alnındaki sarığın üzerine secde etmek
35. Kıyamda iken özürsüz olarak duvara dayanmak
36. Kıyamda sağa veya sola eğik vaziyette durmak
37. Özürsüz, tek ayak üstünde durmak
38. Namaz içinde ayet ve tesbihleri parmakla saymak
39. Cemaatle namaz kılınırken yalnız namaz kılmak
40. İmamın mihraptan başka yere durması
41. İmamın bir zirâ (50cm) alçak yerde durup, cemaatin imamdan yüksekte durması
42. İmamın bir zirâ (50cm) yüksek yerde durması; (Eğer imamın yanında bir kişi bulunursa mekruh olmaz.)
43. “Besmele” ve “âmin”i açıktan okumak
44. Kırâatı rükua inerken tamamlamak
45. Tekbirleri yerlerinde almamak, her zikir ve kırâati (okumayı) yerinde yapmamak
46. Rüku ve secde tesbihlerini başını kaldırdıktan sonra söylemek
47. Omuzu açık ve kolları sıvalı olarak namaz kılmak
48. Önünde bir canlının geçmesi ihtimali olan yerde önüne sütre (herhangi bir cisim) dikmeyi terk etmek
49. Bir şeyi koklamak
50. İşitilmeyecek derecede üflemek (işitilecek dercede üflenirse namaz bozulur)
51. Başa mendil ve benzeri bir şeyi sarıp tepesini açık bırakmak
52. Ağzını ve burnunu örterek namaz kılmak
53. İkinci defa toplanan cemaate imam olacak şahsın mihraba durması.